Soru ve yorumlar için madammarin@gmail.com
aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Mart 2020 Salı

Corona Günlerinde Aşk Ve Seks




 Evlerimize kapandık malum, ben alıştığım eski hayatımı çok özlüyorum hepiniz gibi. Ne kadar güzelmiş meğer korkmadan sokağa çıkabilmek, istediğin yerde oturup bir kahve içmek, arkadaşlarınla buluşup vakit geçirmek ve elbette sevişebilmek. Bu hastalık ülkemizde ortaya çıktığından beri ben tek bir erkeğe elimi sürmedim. Korkuyorum, zaten panik atak nöbetleri geçirip duruyorum. Evde yalnızım Minel de Stavros da evlerine döndüler; herhalde benim onları günde beş kere dezenfekte etmemden bunaldılar. Bir görüştüğüm Nuri var, o benden de beter. Apartmanımızda çekik gözlülerden oluşan bir aile vardı, geçen gün onlara saldırdı sizin yüzünüzden böyle oldu, kıpırdayan her şeyi yediniz midesiz, eciş bücüşler! Diye meğerse aile Kore’liymiş. Bizimki geri adım atar mı aman onlar sanki köpek yemiyor, hepsi aynı bok bunların dedi. O günden beri o aileyle karşılaşmadım hiç, gerçi dışarı da çıkmıyoruz normaldir.
Corona’yı çok da sallamayan bir grup tanıdığım da var. Hemen her gün dışarıdalar, artık oturacak yerler de kalmadı, birbirlerine gidiyorlar, dışarıda buldukları parklarda vs buluşuyorlar. Ne maske, ne eldiven, ne kolonya… Bir de tokalaşıyorlar. Bunlardan biri de geçenlerde bahsettiğim kameramancı. Tutturdu sevişelim diye, bir de fotoğraf attı zaten açım, neredeyse telefonu ağzıma sokacaktım. İnsan yokluk günlerinde hakikaten ne bulsa yemek istiyor. Eskiden olsa evire çevire yerdim ama şimdi olmaz, adamı dezenfekte edeyim derken pipisini yakabilirim. Keşke bunlar kadar rahat olabilsem. Eskiden tanıdıklarımdan da sürekli mesaj ve telefon geliyor, çoğu şimdi evde ya vakitleri de var, geleyim, görüşelim derdindeler. Bir de bu Corona’dan mıdır, havadan mıdır nedir libidomuz tavan vaziyetteyiz ama birbirimize dokunamıyoruz. Lick Buddy’im Emre resmen boşandı, bir onunla çok görüşesim var, aslında onun da derdi gerçek bir ilişkiye geçmek, hatta evlenmek ve çocuk yapmak. Neyse ki Nuri, şu dönemde benden çocuk yapma olayından vazgeçti. Her gün felaket senaryolarıyla geliyor, 2021 daha kötü olacak bu daha fragman diye, galiba bu dünyaya çocuk yapmanın çocuğa haksızlık olduğunu anladı sonunda. Emre’yi bu hafta eve atmaya karar verdim ve Nuri’ye söylemek gibi bir hataya düştüm, Kameramancıyı eve atmam, o toplu taşımalara biniyor, adamın pipisi Corona kaynıyordur. Emre, gelecek dediğimi duyan Nuri, ‘’Neeeee, onu eve alamazsın adam hastaneleri geziyor ha bire, corono vardır onda.’’ Diye kıyameti koparttı. Olsa şimdiye kadar çıkardı herhalde dedim, çıkana kadar sana bulaştırmış olur salak mısın? Dedi.

Offffff seks yapmak benim de hakkım, bari yalatsaydım. Daha net kararımı vermedim belki dilinden, pipisine dezenfekte edip atarım eve, nerden bilecek ki Nuri; kötü durumdayım yavruslar. Ayrıca canım sıkılıyor, ayrıca Corona günlerinde bana aşkı kabaranlar ayrı, benden birden uzaklaşanlar ayrı sinirime dokunuyor. Kıçımdan ayrılmayan adam, Rukiye’ye nolur Marin beni arasın diye yalvaran adam, adı Murat birden kayboldu ortadan, neymiş evdeymiş, izinliymiş. Eeeee ilgilenmeni, aramanı, yazmanı ne engelliyor, virüs mü saçıyorum ben? Her şey bitsin peşimde dolanmaya başlar yine, aman neyse güzel adam ama güzel yalayamıyordu büyük kayıp değil.

Corona, bize sağlam koyarken birçok şeyi de öğretti; birbirimize dokunamıyoruz ama dokunaklı bir hal içindeyiz, kavga etmiyoruz, birlik oluyoruz, özlüyoruz, çoğu şeyin kıymetini anlıyoruz, sıradan bulduklarımızı bile yaparken artık büyük bir keyif alacağız, tabii yapabilirsek buna seks de dahil.
Kendinize dikkat edin yavruslar, öpmüyorum Corona var.

14 Kasım 2017 Salı

O Adam O Kadını Güzel Seviyor

 Liseden arkadşım Müge. Aslında arkadaş demek doğru değil, tanıdık diyelim. Lisede samimiydik ama bunda sağlam bir hasar olduğunu anlayınca ben muhabbeti kestim. Üniversiteyi kazandım, o kazanamadı. Yeni arkadaşlar buldum, bunu unuttum; iyi de oldu. Lisedeyken baya bir sevgilisi vardı bunun, benim yoktu; uyuz olurdum. Bir de bir huyu vardı; nerede mutlu bir çift görse, erkeğe asılmaya başlardı. Bazılarını da ayırıp kendi sevgili olmuş, hatta bu uğurda fındıklı parkında birkaç kızdan dayak yemişti.

Yıllar sonra İstiklalde o zamanki sevgilimle sinemaya girerken karşılaştık. Bunun da yanında sevgilisi vardı. Ona rağmen benimkine kur yaptı. Ben de sevgilim de kaşara bak diye arkasından gülmüştük. Dün yine karşılaştık, annesi hala Cihangirde oturuyormuş, ondan geliyormuş, zor tanıdım. Kilo almış, tipi kaymış. Oturduk sohbet etmeye başladık. Pek dertli, hiç arkadaşı kalmamış. Kocasından da boşanmış. Bütün arkadaşları yani bayan olanlar yüz çevirmiş buna, dert yanıyor. O arada benim bir arkadaşım geldi, yakışıklı bir adam hadi kim olduğunu söyleyeyim siz yabancı değilsiniz benim onbeş yıllık buddyim. Biraz oturdu, gitti. Bu tabii aramızdaki samimiyetten, bana bakışından falan aramızdaki durumu çaktı, artık sevgilim mi sandı hemen yazmaya başladı adama.

O gittikten sonra, yine başladı hiç arkadaşım yok diye hayıflanmaya. Dayanamadım aynayı tuutum, görmekten fena halde korktuğu yüzüne.

-Tabii kimse seninle görüşmez kadınların kocalarına asılıyorsundur.
Bu ani tokatla, sarsıldı. Beklemiyordu, belki anlaşılmıyor sanıyordu. Belki de kendi bile farkında değildi.
-Yok canım yapmam ben öyle bir şey.
-Hadi Müge, yabancı mıyım ben? Liseden beri yapıyorsun. Az önce Emre'ye de yaptın. İyidir o ayrı ama o benim, senin olmayayacak. Olsa da sana, bana baktığı gibi bakmayacak, sevmeyecek.
Bu ağlamaya başladı, eteraftaki masadakiler bize baktı. Hay çok mu sert konuştum ben diye düşünürken:
-Haklısın öyle yapıyorum çünkü ben hayatım boyunca sevilmedim. Babam bıraktı gitti, kocamla çok kötü bitti.
-Ya aradakiler? Onca kızdan çaldığın sevgililerinde mi sevmedi?
-Hayır, sevmediler. Sadece sevişip, attılar beni sıkıldıklarında. Oysa ben onlar beni öyle sever sanmıştım.
-Bu yüzden milletin kocasına salça oluyordun değil mi? O adam güzel seviyorsa beni de güzel sever diye.
-Evet.
-O adam o kadını güzel seviyor. Seni de öyle sevecek diye bir şey yok. Bir kere ah alıyorsun, yanlış karma kuruyorsun, nasıl mutlu olmayı beklersin ki?
-Olamadım zaten.
-Seni sevecek biri olur elbet. Sen denenmiş ve bu iyi seviyor diye emin olduğun adama değil, kimsenin bir şeyi olmayan adamlara dikkat kesil artık. Bak bu uğurda kaç kere dayak da yedin.
Başını sallıyor, gözlerini siliyor. Umarım ne demek istediğimi anlamıştır. Aynı şekilde devam ederse daha çok yalnız kalır, kalmış da zaten. Bu kadınla kimse arkadaşlık etmez, kocasını, sevgilsini bence artık kapamaz ama huzur bozar, bunu da kimse istemez. Ben hayatım boyunca, değil arkadaşımın, tanıdığım bir kadının bile eski sevgilisiyle olmadım. Bence etik de değil, doğru da. Ayrıca o hikayeden mutlu son çıkmaz asla.

26 Şubat 2017 Pazar

Her Fani Bir Gün Seviştikten Sonra Aranmamayı Tadacak

 Bir bayan okurumdan şu soru geldi: Seviştik, sonra beni aramadı, yüzüme bile bakmıyor karşılaştığımızda ne yapayım?

Ah benim güzel, naif, canım, bayan okurum sen şimdi bu karaktersiz herife aşık olacaksın çünkü bu bizim doğamızda var. Bir adam bize kötü davranırsa ona kafayı takar, bizi sevdiğine emin olana kadar peşini bırakmayız. Oysa ki bu adam seni günde on kere arasa, çiçeklere, mesajlara, emojilere boğsa onun yüzüne bakmayan sen olacaktın. Klasik kaçan kovalanır olayı işte. Bu durumda kendini iki sebepten kötü hissediyorsun: Birincisi kullanıldım ve işi bitince beni aramadı, sormadı, ben değersizim hissi. İkincisi de bir erkek beni nasıl sevmez, nasıl beğenmez, nasıl benimle olduğu halde etkilenmez de olmamış gibi, sanki yokmuşum gibi davranır ego savaşı. Haklısın çok kötü bir durum, özellikle de bir bayan için ama karşındaki karakteri oturamamış, aslında düşünmeye bile değmeyecek, hiç olmadı, hiç yaşanmadı farz etmen gereken bir adam. Sen şimdi seni görsün, peşine düşsün, yaptığından pişman olsun diye etrafında dolanıyor, olmadık mesajlar gönderiyor, bahaneyle arıyorsun, yapma! Bu senin durumunu daha da çaresiz gösteriyor. Aslında o adamdan etkilenmedin, sandığın kadar istemiyorsun, bir kere daha sevişseniz sana yine aşık olmayacak sadece yine sevişmiş olacaksınız ve o yoluna gidecek en umursamaz haliyle. Belki de ikinci bir seçenek olarak arada sırada seninle görüşmek isteyecek, bulmuş güzel kadını ve onunla ilgilenen birini bırakır mı, aptal mı? Ama sana hak ettiğin değeri ve duyguları veremeyecek çünkü baştan bunlar gelişmezse erkeklerde, sonradan gelişmesi çok zor, onlar bizim gibi değil. En kötüsü de kaçan taraf o, kovalayan sensin yani sen beş sıfır geriden başladın bu oyuna onu yakalaman bile imkansızken geçmen söz konusu değil.

Gelelim ne yapman gerektiğine: Sen de onu sallama, peşinde dolanma, arama, mesaj atma. Tesadüfen karşılaşıyorsanız, ya da aynı yerde çalışıyorsanız trip de atma, hiçbir şey olmamış ve onu umursamıyormuş gibi davran. Rahat ol ama sırnaşma, espri de yapma. Sen kimsin, benim için önemsizsin mesajı ver. İçin kan ağlarsa ağlasın, onun kollarında olmak için can atıyor olsan da sakın yapma. Seni görünce seni yeniden isteyebilir, erkektir ister. İstiyorsan yap ama duygusal olarak yıpranacağını anladıysan lütfen uzak dur bu adamdan. Unutma, şu an hissettiğin her duygu aslında gerçek değil ve geçici. Bu aptalın sana yüz vermemesini taktın kafana o yüzden bu haldesin, aslında o kadar da matah biri değil karşındaki. Sen daha iyilerine en azından sana daha çok saygı duyacak birine layıksın. Adamı haklı çıkartacak bahaneler de arama, bahanesi ne olursa olsun sana yaptığı doğru değil. Sen işi bitince unutacağı bir hayat kadını değilsin. İçini rahatlatacak birkaç cümlem daha olacak; Kendini asla değersiz, önemsiz ve onun için yetersiz hissetme. Unutma yalnız da değilsin. Hepimiz yaşadık bu seviştikten sonra aranmama, yüzüne bakılmama durumunu ve emin ol her fani bir gün mutlaka yaşayacak.

25 Şubat 2017 Cumartesi

Bunun Adı Aşk Değil


Kurtulamamak gibi bir sorunum var. İstemediğim arkadaşlardan, eski sevgililerden, hoşlanmadığım adamlardan, akrabalardan... Bir şekilde hayatıma yapışıp kalıyorlar. Ben de bakmayın atarlıyım, yeri gelince fena çirkefim ama yine de kimsenin kalbini kıramam çok gözüm dönecek de artık dönülmez bir noktaya geleceğim öyle. İşte bu yüzden etrafım bir sürü gereksiz ve beni yoran insanla dolu ki bunların büyük kısmından kurtuldum yine de dolu. Özellikle eskimeyi bir türlü beceremeyen eski sevgili sorunu yaşıyorum. Sanki ayrılmamışız gibi arıyor, yazıyor, seni çok özledim diye kapıya geliyor. İyi de arkadaş biz ayrıldık. Yani bunun bir anlamı omalı, oturdum o kadar konuşma yapım, mizansen hazırladım. Demek ki seninle olmak istemedim ki ayrıldım, hayır seks de iyi değildi arada takılalım desem, duygu zaten yok ee? ne yapacağım ben seni? Neymiş çok mutsuzmuş, beni unutamamış, tek mutluluğu ben mişim. Tabii bunun nedenlerinden biri de tek düze hayatı. Biri size tüm mutluluk kaynağı olma misyonu yüklüyorsa yandınız demekir. Tamam sizinle mutlu olmalı sevgilisiniz sonuçta ama kendine ait bir hayatı, amaçları, hyattan beklentisi olmalı. Yürüdüğü yolda beraber yol alacaksanız ilişki güzel olur yoksa o yolda tökezliyorsa ve siz koluna girmiş zorla yürütüyorsanız bıraktığınızda yerle bir olur. Bu yüzden de sizden tekrar dönüp onu kaldırmanızı bekler. Aslında bunun adı aşk da değildir özlemek de bunun adı ihtiyaçtır. Size ihtiyacı vardır, size fazla anlamlar yüklemiş, hayatındaki tüm olumsuzlukları çözmenizi bekmemiştir. Oysa siz onun sevgilisiydiniz o kadar. Kendi adıma benim bir hayatım var, işim var, amaçlarım var. Kimseye tüm varlığımı adamam, o olmazsa ben mafolurum demem. Çok gençken dediğim de oldu tabii ama artık ayakları üzerinde durabilen bir kadınım. Birlikte bir geleceğimiz olsa ne ala, ama unutulmaması gereken iki kişinin farklı bireyler olduğu ve gerektiğinde farklı yollara gidebileceği. Biri sizi o an mutlu etti diye hep edecek değil hayatınızdan çıktı diye de hayat sona erecek değil. Tüm güzellikleriyle, yeni ihtimal ve unutlarıyla devam ediyor. İnsan sadece kendine yardım edebilir ve asıl yardımı yine kendinden görür. Önce kendini sevmeli ki başkasını böyle hastalıklı bi ihtiyaçla değil gerçek ve sağlıklı bir aşkla sevsin.
Kısaca kendinizi sevin kimseye ihtiyacınız yok mutlu olmak için.

31 Temmuz 2016 Pazar

Gereksiz Kişiler Aşk-ı Memnun Etmez

 Sıcaktan, sıkıntıdan ve tutkulu aşk eksikliğinden yeniden Aşk-ı Memnu izlemeye başladım bende dvd seti var. Başlamamla ne kadar gereksiz karakter olduğunu fark etmem bir oldu. Tamam zaman doldurmak için yan karakterlere gerek var da verin aşkı doldurun arkadaş bu nedir ya. Bir kere Peyker denilen Bihter'in mütemadiyen hamile ablası ve onunla ilgili tüm sahneler çok gereksiz. Hadi gel Bihter'i uyar, Behlül bana da zamanında atladı ondan adam olmaz de anlarız da bize ne senin sürekli acı çeker gibi suratı olan kocandan, kayınvalidenden ve sorunlarından. Bir de bunun kayın pederi var Hilmi Önal. Tamam çatışma yaratmak için bir kötü karakter lazım da adam bunlarla ölesiye uğraşıyor Bihter intihar edince de cenazede en önde saf tutuyor.
Sonra mutfak eşrafı ve onların sorunlarından bize ne? Orada tek gerekli karakter Beşir o da Bihter ve Belül'ü halvet olurlarken gördüğü için gerisini at çöpe. Behlül'ün ilk sezondaki nişanlısı manken Elif. Neye hizmet etti? Behlül'le Nihal'i kıskandı, bunların arasında birşeyler var dedi milletin aklına yoktan bu fikri soktu zaten Behlül'ün pipi sineği olan Nihal, Behlül'e daha da yapıştı ve aşk sahneleri, kaçamak durumlarına sekte soktu Bihter sinir krizleri geçiriken Behlül'ü o götürmeye başladı gereksiz arkadaş gereksiz bunlar.
Benim bunları izleyip gerilmem de gereksiz acilen kendime yapacak iş ve saracak sevgili bulmalıyım halihazırda olandan pek memnun değilim zira. Gereksiz gelmeye başladı hayatımdaki çoğu şey gibi gereksiz aşk da gereksiz arkadaş da gereksiz iş gibi görünen vakit öldüren aktivitelerden de kurtulmak gerek yeni iyidir yeniye gidelim biz.

26 Temmuz 2016 Salı

Travesti Ve Hayat Kadını Birbirlerine Aşık Olursa ( Henüz adını koymadığım yeni hikayem)

 Bir hikayem var: Kötü yola yeni düşmüş genç kadın ve bu yolun gediklisi olmuş artık emekliliği yaklaşmış başka bir kadın beraber yaşamakta ve çalışmaktadır. Bunların yaşlı olanı Rana, genç olanının adı ise Umay. Daha çok barlarda işe çıkan kadınlar tarlabaşında oturmaktalar ve sokakta çalışmakta olan travesti erkeklere çok müşteri kaptırmaktadırlar. Özellikle Rana bu durumdan çok şikayetçi. Umay ise henüz nerede ve neden olduğunu anlayamamış, her olaydan kendince bir işaret çıkartıp birgün gerçek aşkı bulup uzaklara gitme hayalinde tam bir hayalperest. Rana'nın "kızım kim ne yapsın orospuyu? anca siker atarlar bırak hayal kurmayı da gençken para biriktir benim gibi aptal olma!" tavsiyelerini ciddiye almıyor çünkü umutsuz bir romantik Umay. Rana da gençken aşık olmuş birine ama adam parasını yiyip ortada bırakmış kadını Umay da onun gibi olsun istemiyor.

Umay, bir gece evden çıktığında yan apartmanın girişinde genç bir adam görür. Makyajlı gözleri, dar parlak gömleği dar pantolonu, geriye taranmış saçları ile sanki iki cinsiyet arasına sıkışmış, japon çizgi filmerinden fırlamış güzel bir erkektir bu. Kendini ona uzun uzun bakmaktan alı koyamaz. Rana'nın dürtmesiyle kendine glir çünkü onları alacak olan araç gelmiştir. Rana söylenir "bunlar yüzünden işler çok kesat erkekler nedense bu tuhafları tercih ediyor." Onu duyan şöför atılır daha dar da ondan abla" Rana bu duyduğuyla öfkelenir "sanki biz geniş miyiz lan? tamam eskisi gibi değiliz ama önümüzde sallanan bir sap yok bari değil mi kız?" Koluyla Umay'ı dürter ama Umay onu duymaz aklı gördüğü genç güzel adamda kalmıştır. Adamla daha sonra tekrar karşılaşır ve her gördüğünde ona uzun uzun bakmaktan alamaz kendini Umay. Apartman girişinde bekleyişini arabanın onu alıp götürüşünü izler. Bir gece iki müşteriyle içerlerken güzel adam ve yanında kendi gibi bir arkadaşı aynı bara gelirler. Yanlarında iki normal erkek vardır. Umay'ın tam karşısına oturur, yanındaki adam kolunu omzuna atar. Ona seslenen biri sayesinde adının"Ateş" olduğunu öğrenir Umay ve içinden "ondan bu kadar yandım demek" der. Şarkıcı "Gemiler"i söylemeye başlar o sırada "bir an için çıksam hayatımdan yanık tenli omuzunda kurtulsam maziden uzaklarda şu anda yanında..." Ateş, Umay'ı tam o sırda gerçekten görür. Gözleri uzun uzun kenetlenir. Umay'ın da Ateş'in de boynunda birer erkek kolu sarılıdır, kulaklarına sesler fısıldanmakta ama onlar sadece şarkıyı duymakta ve birbirlerine bakmaktadırlar. Ateş'i yanındaki adamın yanağından aldığı ısırık kendine getirir Umay'ı ise Rana'nın masanın altından ayağıyla dürtmesi. Umay, Rana'ya bakar Rana ne oluyor? der gibi göz kırpar. Umay, yine Ateş'e bakar ama Ateş yanındaki adamla öpüşmektedir. Umay bunu görmek istemez başını önüne eğer. Rana baktığı yere bakar Umay'ın "ay ben de sinir oluyorum bunlara buraya da gelmeye başladılar." Umay ve Ateş o gece hep kaçamak bakışlar atarlar birbirlerine.

Ertesi gece yine kapının önüne birini beklemektedir Ateş, Umay aşağıya inmiş Rana'nın gelmesini beklerken Ateş'i görür ve yine ona hayran hayran bakmaya başlar. Ateş, yanına gelir.
"Neden bana bakıyorsun sürekli?" Biraz çıkışır, biraz hesap sorar gibi. Umay, ona daha da yaklaşır hafifçe gülümser.
"Çünkü çok güzelsin..." Elini yavaşça Ateş'in yüzüne yaklaştırır. Ateş, bunu bir kadından duyduğu için ve bir kadına ilgi duyduğu için şaşkındır. Umay, Ateş'in yanağını okşar. Ateş'i almaya gelen arabanın kornasıyla Ateş geri çekilir, Umay elini indirir. Ateş, arabaya biner, giderken camdan Umay'a bakar, Umay da Ateş'in ardından... Rana yanına gelir."İbnelere mi bakıyorsun kız? Burnumuzun dibine kadar geldiler yüz verme sakın şunlara hadi yürü geç kaldık." Umay arkasına baka baka yürür ve gecenin karanlığına karışır içinde tuhaf bir kıpırtı bir heyecan vardır eli Ateşe değmiştir artık.

20 Mayıs 2016 Cuma

Sadakat Kim Ben Kim

 Hemcinslerime karşı acımasızım da nedense Cihan'ın karısına üzülüyorum. Bu yüzden hiç sorgulamıyorum sevişiyorlar mı? Haftada kaç kere oluyor iyi mi kötü mü? Cihan bana geliyor ve içimi kemiren her soruyu unutuyorum ama dün gece geç geldi evden kaçamadı ya da bahanesi tükendi belli.  Konuşamadık, konuşmadım Suskunluk çoğu şeyi konuşmaktır zaten. Anladı... Anladım.
-Marin  dedi kırgın bir sesle. Gitme konuşması geliyordu vedalaşacaktık.
-Ben ayrılmaya karar verdim.
Ona döndüm tam ben de olmuyor böyle seni beklemekten kalan vakitlerinde gizli saklı aşk yaşamaktan bıktım diyecektim ki konuştu.
-Yarın eşimle konuşup ayrılacağım.
-Ne eşinle mi? Boşanacak mısın?
-Evet.
-Neden?
-Kaçamak aşk yaşamak bana göre değil bu durum çok yıpratıyor beni, seni, onu...
-Bizi biliyor mu?
-Hayır ama hissediyor elbette. Kadınlar sevilmediklerini anlamaz mı sanıyorsun?
-Haklısın.
-Artık saklanmak zorunda kalmayacağız tüm vaktim senin olacak, beraber yaşarız.
-Öyle olur doğru.
-Ben gideyim ararım yarın.
Arkasından bakarken içimde tuhaf bir pişmanlık ve hüzün hissettim içimdeki cadı konuştu.
"İkinci kadındın şimdi yuva yıkan kadın oldun."
-Ne yapmamı bekliyordun?
"Senin için karısından boşanacak senin için! Sonra da o kadının yerini sen alacaksın yemek yapacaksın, ev kadını gibi olacak sadık kalmaya zorlanacaksın sadakat kim sen kim be!"
Haklıydı... sustum suskunluk çoğu şeyi kabullenmektir zaten.

18 Mayıs 2016 Çarşamba

Yeniden Sev Beni

 Nuri'nin yaptığı tatlıdan mıdır zamanı geldiğinden midir periodum başladı. Ben de hayali ya da gerçek hiç kimseden hamile kalmadığım için  çok rahatladım. Bu dönemde hafif ağrıdan ve kimseyle oynaşamadığımdan eve tıkılır bol bol film izlerim, yine öyle yaptım. Uzun zaman önce izlediğim ve hoşuma giden, atmosferi olsun, kaba saba tuhaf İsveç'cenin üzerimdeki etkisi olsun " Yeniden sev Beni" yi pek severim. Buldum internetten yeniden izledim.

Herkes tarafından bir anda unutulan bir adam ve yasak aşk hımm yeme de yanında yat. Dedim ki ya bende birileri tarafından unutulsam? Komşularım ve en iyi arkadaşlarım beni tanımasa, mailleri ve mesajları bitmeyen okurlarım beni unutsa, eski, şimdiki ve sevgilim olma ihtimali olan sevgili adaylarım için hiçkimse olsam... Düşünsenize dün seviştiğiniz adamın karşısına geçiyorsunuz ve adam sizi tanımıyor. Hani diyorsunuz şöyle tanıştık, böyle yapık biz mi nasıl yani? Diyor. Hepsi için değil ama bazıları için unutulmayı isterdim aslında. Zamanında çok haksızlık ettiğim, çok kırdığım, kırıldığım, karşılıklı parçalara ayrıldığım ilişkilerim oldu. Onları baştan yaşamak, onlara yaptıklarımı unuttukları için yeni bir şans yakalamak isterdim ve yenidn sev beni diyebilirdim. Biliyorum  aynı hataları belki daha beterlerini tekrar yapardım ama olsun en azından yeniden severlerdi beni.
Not: Film insanda sigara ve kahve içme isteği uyandırıyor ve Cihan beni unutsa onu parçalarım.

2 Mayıs 2016 Pazartesi

Birbirinin Sıvılarını Tüketmektir Aşk

 Yine eskiden olduğu gibi seviştik. Tanıdık beden, nereden ne kadar haz aldığımı bilen bir adam ve en önemlisi de gerçek hayal mahsuli değil. Birbirimizin sıvılarını tüketip içini kuruttuktan sonra yan yana uzandık. Bana şevkat dolu ama endişeli gözlerle baktı.

-Kime bakmaya inmiştin aşağıya beni mi gördün yoksa?
-Hayır bir tanıdığımı gördüm sandım.
-Kimdi özel biri mi?
-Değil. Dur bir dakika.

Yataktan kalkıp telefonumu aldım çektiğim fotoğrafı gösterdim.
-Bak şu köşedeki adam gördün mü?
-Çok uzak seçemedim adam mı var orada?
-Bilmem belki de yoktur.
-İyi misin sen?
-Şimdi iyiyim.
-Ben yokken neler yaptın hiç...

Sorusunu tamamlayamadı alacağı cevaptan korkuyordu. Hiç biriyle beraber oldun mu diye soracaktı evet dememden korkarak ama işin aslı şu hayali adam gerçekten hayalse kimseyle de olmadım ya da hatırlamıyorum.
-Seninim hala... Dedim ve sarıldım. Kollarında huzurlu bir uykuya daldım, sokağımın köşesindeki adamın gerçek olup olmadığı, sevişip sevişmediğim artık çok da önemli değildi Cihan gerçekti ve onu sadece ben değil başkaları da görüyordu, görüyordu değil mi?
"Nuri de görüyor merak etme biz deli değiliz belki biraz kayış atık o kadar sus da zıbar."
İçimdeki sesi dinledim iyi uykular...

Şizofren Aşk Cihangirli Cihan Ve İçimeki Kaltak

 "Kafayı yedin peşine birinin takılmasını o kadar istiyorsun ki baktın kimse peşinden koşmuyor hayalinde yarattın, delisin sen deli kaltak!" Dedi içimdeki ses. Bu sesi duymamdan da bellidir ki ben cidden deliyim ya da deliriyorum. Cevap versem bir türlü vermesem konuşup duracak.
"Ama çok gerçekti sen de gördün, oradaydın."
"Ben senin gördüklerini görmek zorundayım elim mahkum yoksa benim aklım başımda, git bak bakalım dışarıda bekliyor mu hala?"
"Korkuyorum..."
"Korkma delisin sen deliler hiçbir şeyden hele ki aşktan korkmazlar."
"Bunun aşkla ne ilgisi var?"
"Şizofren aşka övgü."
"Ne?"
"Bilmem aklıma geldi işte aklın öyle karışık ki benimkini de karıştırıyorsun. Git bak pencereden."

Gidip baktım, sokağın köşedinde bekliyordu. Cep telefonumu alıp, fotoğrafını çektim ardından da kontrol ettim baya fotoğraftaydı işte. Tamam uzaktaydı ama fotoğraftaydı.
"Gördün mü bak deli değilim ben adam gerçekten var. Kulüp kendini aklamak için yalan söyledi biz de salak gibi inandık."
"Git yüzleş o zaman benim içim hala rahat değil."
"Bu kılıkta sokağa çıkamam."
"Geçir üzerine bir şey de git hadi adam gerçek mi gerçekten sana girdi mi öğrenelim."
"Ne biçim bir iç sessin sen ya"
"Senin içinin sesinim otur sen düşün."

Dışarı çıkıyorum, hızlı adımlarla sokağın köşesine gidiyorum benim gizemli stalkerımdan iz yok. Sağa bakıyorum yok, sola bakıyorum yok. Yerde ondan bir iz belki bir izmarit arıyorum o da yok. Birden bir ürperti kaplıyor bedenimi yoksa arkamda mı demeden sesini duyuyorum.
-Ne yapıyorsun burada böyle?
Dönmemle Cihangirli Cihan'la göz göze geliyorum en paspal, en sıyırmış, en şizofren halimle.
-Şizofren aşka övgü... Öyle bir kitap vardı ama hiç okumadım.
-Efendim?
-Bir arkadaşımı gördüm sandım da yanılmışım.
-Benimle karşılaştın iyi oldu neden mesajlarıma cevap vermiyorsun?
-Kaçamak saatlere atılmış kaçamak mesajlar oldukları için.
-Seni çok özledim ne yaptın görüşmediğimiz süre içinde?
-Sanırım delirdim.
Etrafıma bakıyorum bir kez daha adam yine yok ama neyse ki Cihan burada...

20 Nisan 2016 Çarşamba

Erkeklerin Telefonlarına Neden Karıları Bakar?

 Nuri'ciğimle keyif kahveleri içildi uydurmasyon fallar bakıldı bana yine yeni aşklar heyecanlar göründü ne zaman gelecekler dedim yakında dedi eh napalım buna da şükür.

-Biliyorsun neyi beklersen gelmez neyin peşinden koşarsan senden kaçar.
-Biliyorum Nuri'ciğim beklemeyi istemeyi bırakınca da dibinden ayrılmaz ama ne fayda iş işten geçmiştir artık.
-Neden geçsin ki? Zamanında istediysen yine istersin.
-Aynısı olmuyor be Nuri'ciğim şimdi istiyorken keyifli zaman geçmiş unutmuşum o geri gelmiş ne fayda.
-Olsun eski günlerin hatrına yine atarsın yatağa.
-Moduma göre bakarım.
-Ne oldu senin Cihan'la durumun?

Cihan deyince kalbimin kenarından bir sıcak su akıntısı geçti nedense, ne alakaysa sanki böyle şeylere inanıyormuşum gibi, sanki umurumdaymış gibi neyse. Belli etmemeye çalıştım Nuri'nin gözünden bir şey kaçmaz ne cindir o.
-Görüşmüyoruz.
-Niye pek bir sevişkendiniz.
-İki buçuk aylık bir maceraydı bitti işte.
-Peşinden uçaklara bindin şehir şehir gezdin.
-Abartma Nuri, tek şehire gittim gördüm ebemi döndüm. Sözlenmişti, sözlüsü de oradaydı sonra da evlendi o tipsizle.
-Tipsiz mipsiz adamı kafeslemiş. Sen neye kızdın da dehledin adamı?
-Karısından korkuyordu, bana hafta sonları arama mesaj atma dedi kızdım.

Nuri, kahkahayı bastı.
-Ya ne olacaktı Marin'ciğim karının yanında sana çük fotoğraflarını mı atacaktı?
-Ondan korkuyorsa kaybetmek de istemiyor demektir. Bu da önemsiyor demektir. Bense sadece...
-Kaçamaksın...
-Öyle...
Sustuk söylenecek son söz aslında ya ne olacaktıydı. Ayrılsın da benimle yaşasın mı istiyordum ya da evlensin mi hayır ama başkasının kocası da olmasaydı, başka kadını değil beni kaybetmekten korksaydı, benim yanımda telefonuna mesaj gelince paniğe kapılsaydı... ne saçmalıyorum ben?
-Hem neden telefonlarına karıları bakar ki erkeklerin bu ne biçim bir eziklik?
Sesli düşündüm Nuri baktı.
-Tam zamanında ayrılmışsın adamdan aşık olmana ramak kalmış.
-Yok ya ne aşkı.
-İnkar kısmı da başlamış oh suyundan da koy su demişken ben çayın altına su koyayım.
Kalktı, parlak taytı ve hafif topuklu terlikleriyle benden daha kadınsıydı, kalçaları da erkek olmasının avantajıyla kaslı ve kalkık çok da seksiydi süzdüm ve gülümsedim. Mutfağa giderken durdu döndü.
-Erkekler de bizim gibi sahiplenilmek korunmak ister onlar hala annesine bağımlı küçük çocuklar ondan kadınlarına herşeylerini teslim eder bırakırlar telefon da neymiş. Ha bu arada kadınlarına dedim yattıklarına değil kadınlarına!
Mutfağa gitti mesajı aldım anladım zaten bitirdim neyi deşiyor ki bu Nuri ben yeterince deşilmedim sanki.

19 Nisan 2016 Salı

Hemen Vermeyin Takmayın Bağlanma Hormonu Salgılamayın

 Bir süredir saçma sapan bir ilişki içindeydim. İçindeydim diyorum çünkü çıktım anlatabilirim. Bir iş seyahatimde önceden konuşmuşluğum olan bir adamla sırf geceyi yalnız geçirmek istemediğim için yattım. Sabah oldu kahvaltı muhabbet erken herkes yoluna gitti buraya kadar no prolem ama adam yüzüme bakmamaya başlamaz mı benim! ben de hırslı arızalı depresif psikopat bir kadınım bu duruma taktım. Dedim ki neden benden kaçışın? Sevgilisi varmış da vicdanmış bu böyle deyine daha çok hırslandım allem ettim kalem ettim yine yattım. Bu durum iki buçuk ay sürdü baya zorlama ilişki yaşattım adama ama adamda ruh yok ruhunu biri büzüğünden çekmiş almış geriye sadece ayakta duran bir et yığını kalmış. Ölümüne korktuğu karı da bildiğiniz yaşlı karı parasını yiyip kedine baktırıyor belli.

Gelelim bunu neden anlattığım kısmına geçen gece Aşkım Kapışmak ın bir söyleşisini izledim orada bariz bu yaşadığımı anlattı. Hemen seks yaparsanız bedenler birleşir ruhlar birleşemez dedi gerçi benimkinde ruh yoktu ki birleşsin. Bir de biz hatunlar seksten sonra bağlanma hormonu salgılar sonra da takıntı yaparmışız o kişiyi aynı benim durum yoksa şeyime sallayacağım bir adam değildi. Kısaca ya hemen vermeyin ya da takmayın bağlanmayın sallamayın, bağlanma hormonu falan da salgılamayın bunları sevgili bayan okuyucularım bu yazım sırf size erkek okurlarımı da yanaklarından öperim...

15 Eylül 2015 Salı

Sevişirken Birinin Gözlerine Bakmayalı Ne Çok Olmuş Meğer

 Birinin teni tenine karıştığında, ruhu da ruhunla buluşur, bütün olursun ya bize de öyle oldu. Bazen sadece sekstir, tenler karışır gibi olur ama ruhlar yabancıdır, yabancılarsın. Onunla her şeyiyle alıştığım, tanıdığım, yıllardır aradığım ama hep varlığını tattığım bir ruh ve bedene karıştım. Hem de ne karışmak.

Dediği gibi yarım saat sonra geldi. Üzerimde içimdeki sesin direktiflerinin aksine sadece askılı mini siyah elbisem vardı. Onu dinlesem bana jartiyer giydirecekti ama Cihan'ı tanıyordum, o benden Madam Marin olduğum için korkup kaçmıştı, şimdi ona kim olduğumu hatırlatıp ürkütmek istemedim. daha doğal ve masum görünmeliydim.

Eve girdiğinde hiç konuşmadık, sadece birbirimize gülümsedik. Aynı sırrı bilip de uzun süre saklamış, artık ortaya çıktığı için rahatlamış iki insanın bakışı vardı bakış ve gülüşlerimizde. Bana sarıldı, kollarındayken güvenin ne olduğunu hatırladım yeniden. Hiç direnmeden, sormadan, sorgulamadan bıraktım kendimi kollarına. Öpüşü yumuşak, dudakları sıcaktı. Boynumda dolanırken içimde ateş dolaştı, Göğüslerime inince ateş daha aşağılara indi ve dili nihayet o ateşi bacaklarımın arasında yakaladı. Çok tanıdıktı ama çok da yeni. Her hareketinde binlerce kez tattığım hazzı ve deneyimi sanki yeni yaşıyormuşum gibi oluyordum. Onunla yenileniyordum adeta hayatımda ilk kez sevişiyordum. içimde hissettiğim onun ruhunun ete bürünüp benimle bütünleşmiş haliydi.
Sıcaktı, sertti, beni deliyor, deşiyor, içimde bana ait her şeyi uyarıp, beni ona bağlıyordu.

Yavaştan hızlıya, yumuşaktan serte, her şeyin ilk kez yaşandığı, sesimin içimin en derinlerinden dudaklarıma sürüklendiği oradan da kesik kesik çığlıklar halinde çıkıp, beni geçmişe bağlayan tüm pişmanlıkların, hataların, keşkelerin dışarı çıktığı bir geceydi. Sevişirken birinin gözlerine bakmayalı ne çok olmuş meğer. Sevişirken gözlerine baktım, kokusunu duydum, aklıma kazıdım. Ben alışmayı sevmem, yaralayıcıdır, her alışkanlık alışan kişiye zarardır. Bu adamın beni böyle sevmesine alışacaktım, şimdiden anladım.

23 Ocak 2015 Cuma

İçime Çekmiyorum Sadece İçime Alıyorum

 Sabah bir haber okudum; kadının biri 109 yaşına basmış sırrı da: Egzersiz yapmak, yulaf yemek ve erkeklerden uzak durmakmış. Genç yaşından beri çalıştığını söyleyen kadın, erkekler için çıkarttıkları sorunlarla uğraşmaya değmezler demiş. Haklı da ne diyeyim. Aşk kesinlikle ömrü kısaltıyor, törpülüyor, saçlarını yolduruyor, sinir krizleri geçirtiyor, ölesiye korkutuyor... Ama yaşamanı da sağlıyor. Aşkla nefes alıyor, hayatta olduğunu hissediyorsun. Yüzünde salak bir gülümsemeyle dolaştığın ilk zamanların keyfini hangi bir kase yulaf verebilir ki? Ben erkeksiz yapamam arkadaş. Varsın ömrümü kısaltsın ayrıca ben zaten hiçbir erkek için kendimi üzmüyorum ki. Sorun mu çıkarttı, sıradaki? diyor ve yolluyorum. Eskidendi o aşk acıları çekmeler, kaybetmeyeyim diye alttan almalar falan. Tahammülüm sıfır hatta eksilerde. Bana keyif versin, eğlendirsin, konuştuğumda beni anlasın yeter. Yani ben sigara içenler içinde dudak tiryakisi gibiyim. İçime çekmiyorum sadece içime alıyorum bu da çok zararlı değil.

22 Ocak 2015 Perşembe

Ben Seninle Sevişebilme İhtimalimi Sevdim

 Arkadaşımı görmeye gittiğimde o da oradaydı. Çıtır mı çıtır, tatlı mı tatlı bir genç adam. Hemen konuşmaya başladık. Ben en sıradan, en makyajsız, en paspal halimleydim ama demek ki beğenmiş ki o günden beri mesajları bitmedi. Mesele ne Madam afiyet olsun. Olmasın, olamaz çünkü arkadaşımın yeğini. Ailecek tanıyorum hepsini. Annesini, anneannesini, teyzelerini...

Özlemişim de böyle masumane flörtleri, yazışmaları, oynaşmaları, isteyip de alamama hallerini. Nasıl keyifli geliyor bu çocuğun ilgisi anlatamam. Bir de yasak ya daha da çekici oluyor gözümde kuşkusuz. Barda ya da başka bir yerde tanışmış olsam belki dikkatimi bile çekmeyecek. Ah bu yasaklar, küçüklüğümüzden beri bize dikte ettirilen kurallar nasılda etkiliyor yetişkin olmaya zorlanan çocuk ruhumuzu.

Arkadaşımın yeğeniyle yatamam, olmaz. Evet, istiyorum ama olmaz. Ortaya çıkar çünkü hiçbir şey gizli kalmaz, kalamaz. Murphy kanunları olursa Madam Marin kanunları olmaz mı? Olur. Neyi gizlersen önce o ortaya çıkar. Zaten aslında ben bu çocukla sevişebilme ihtimalimi sevdim. Çok da istersem sevişirim o da ayrı üç günlük dünyada yemişim kuralları.

12 Ocak 2015 Pazartesi

Erkekler Neden Kahküllü Saçlı Kadınları Sever?


 " Senin en çok nereni beğeniyorum biliyor musun?" dedi.
" Gözlerimi?"
" Hayır."
" Ellerimi?"
" Hayır."
" Göğüslerimi?"
" Hayır."
" Yüzümü?"
" Hayır."
" Kalçalarımı mı neremi? En popüler yerlerimi saydım zaten."
" Kahküllerini."
" Kahküllerimi mi? Ama bu bir uzuv bile değil saçımın ön kısmı sadece."
" Biliyorum ve sana çok yakışıyor.Seni ilk gördüğümde bu kadar ilgimi çekmenin sebebi bu. Gözlerine, yüzüne inanılmaz uyuyor."
Yakışıklı, varlıklı, iyi tahsil görmüş bir adam bu konuşmayı yaptığım kişi. Bir süredir görüşüyoruz. Onu nasıl etkilediğimi düşünmedim de değil açıkçası istediği kadınla olabilecek biri, meğerse kahküllerime vurulmuş uzatamayacağım demektir yazın yandık. Gerçi yaza kadar sürmez bu ilişki.
" Peki, neden kahküllerim sana bu kadar çekici geldi?"
" Küçük kızlara benzediğin için. Hem de çok yakışıyor."
Küçük kız merakı mı var bunun yoksa?
" Teşekkür ederim daha genç gösteriyor beni demek ki."
" Tam bir lolita yapıyor seni. Sana şeker vereyim mi?"
Şeker mi!
Amerika da okumuş, kaslı ve yakışıklı bu vahşi boğanın, küçük kız sevdasından pek hoşlanmasam da erkeklerin genelinde lolita ilgisi olduğunu da biliyorum. Kahkül de ondan çekici geliyor çoğuna demek ki.
Gece boyunca benimle çocukmuşum gibi konuşuyor." Sana şunu alayım mı, ister misin, küstün mü yoksa, hanimiş benim tatlım, bebeğim..."
Sevişirken de durum değişmiyor. " Hanimiş göbüşü, burdan öpsem gıdıklanır mıymış. Sevdin mi böyle yapmamı? Hadi üstüne otur da zıplatayım seni. Nasıl da ıslakmış bu tatlıcık."
Hoşuma gidiyor sıkıntı yok. Çocukça da olsa özlemişim bir erkeğin ilgisini, kalsın bu kahküller de bu adam da şimdilik.


Jinekoloğunuz Erkekse

 Jinekoloğunuz erkekse, içinize her şekilde girer ama zevk veremez aksine rahatsızlık hissedersiniz. Yumurtalarınızdan ve vajinanızdan sıradan bir konu gibi bahsedişini tüm dikkatinizle dinlersiniz. Adam ne kadar yakışıklı olursa olsun içinize yakışıksız girişinden ötürü bunu göremezsiniz. Ekranda " bak bu ay soldan yumurtluyorsun dediğinde ay ne güzelll" gibi saçma sapan bir cümle kurarsınız.
" Çocuk düşünüyorsan acele et." " Dediğine kesinlikle düşünmüyorum ve bir acelem yok" cevabını alınca yüzündeki çapkın gülüşü fark etmemiş gibi yaparsınız. Parmağı içinizdeyken sizinle ilgili rutin soruları cevaplarsınız. İşiniz, memleketiniz gibi. Dışarıda görüşebilmek için doktorlardan oluşan bir davete sizi götürmek isteyince, vajinanızı onlarca kez görmüş bir adam ne kadar yakışıklı ve ne kadar doktor olsa da kesinlikle gözünüze çekici gelmez bir bahane bulur reddedersiniz.

Senin için alt tarafı aşktı üstünü ödemek bana kaldı. @MadamMarin


Satürn'ün Akreplere Etkisi: Eski Sevgilinin Ne Mal Olduğunu Göstermesi

 Ben bir akrep kadınıyım ve Satürn üzerimden kalkınca dehşetle bir şeyi fark ettim. Ben şu sevdiğimin Satürn'ü akrepleri etkisine aldığından beri yani yaklaşık 4 yıldır aynı adama takılıp kalmışım adam bile denemeyecek bir adama...

Aklım takılmış, gönlüm takılmış, bir yanım onda kalmış... Rüyalarımda bile onunla hesaplaşmış durmuşum. Satürn geçmişle hesaplaştırırmış meğer, benim geçiremediğim geçmişim de buymuş. Çok mu sevmişim? Çok mu özelmiş? Aslında hayır. Her aşk başladığında özel biterken geneldir.

Satürn ne zaman ki akrepleri bıraktı yaylara geçti sanki üzerimden bir yük kalktı. Daha hafif ve mutluyum. Şu malum şahsın üzerindeki perde de kalktı. Tüm pisliklerini, bana yaptığı haksızlıkları, iki yüzlülüklerini, çıkarcılıklarını, pek de matah olmayan tipini ( daha önce nedense çok yakışıklı geliyordu gözüme) çok net bir biçimde görmeye başladım.
Ben bu pislik için mi üzüldüm? Buna mı takıldım? hay ben seni değil sana takılan aklımı seveyim dedim. Bir bedel ödetti Satürn bana kendince, en büyük hatamı gösterdi. Onu önce gözümde büyüttü, özel yaptı, vazgeçilmez kıldı, sonra gözümdeki perdeyi açtı ve ne derece karaktersiz ve değersiz olduğunu gösterdi.

Satürn'e kızmıyorum ne haddime o koskoca bir gezegen. Ben yine kendime kızıyorum iyi oldu sana hayatına aldığın adamlara dikkat et bundan sonra; ve git başkalarına aşık ol ki en son aşık olduğun o kişiliksiz olmasın. Satürn'e de her zaman dikkat et.

8 Ocak 2015 Perşembe

Memleketine Göre Erkek Performansları

 İtiraf ediyorum ülkenin dört bir yanından sevgilim oldu, hal böyleyken hadi memleketine göre erkek değerlendirmesi yapayım dedim.

Egeliler: Sıcaktır, samimidir, kavgadan gürültüden hoşlanmaz, yatakta da orta şekerlidirler. Fazla uç ve değişik şeyler sevmezler. Kendilerine fazla güvenir, övünmeyi severler. Modern görünseler de kıskanç ve sahiplenen erkeklerdir, ömürlük olabilirler.

Marmara ve daha batısı: Anı yaşama taraftarıdırlar. Bağlanma sorunu yaşarlar ama senden bağlanmanı beklerler. Sekste denemedik şey bırakmalar. Biraz uzak ve soğukturlar ama hep yalnızlıktan ve derin duygular yaşayamamaktan şikayet ederler. Ayrıca adamı sinir hastası da ederler.

Karadenizliler: Eğlenceli ve komiktirler. Yatakta bildiğin aklını başından alırlar. Çernobil'in etkisi midir nedir bazılarının hatta çoğunun penis boyları büyüktür. hatta bu ne böyle dedirtecek kadar büyüktür. Eğlenmek ve seks için mükemmel iken asla ciddi ilişki yaşamaya uygun değildirler. Aldatırlar, yalan söyler, yüzüne bakıp inanmanı beklerler. tabii sonunda terk edilirler.

Doğulular: Sevdi mi canını verecek adamlardır. Dürüsttürler, merttirler, kadınına sahip çıkmayı severler.çok eşlilik eğilimli olsalar da bağlandılar mı tam bağlanırlar ama kısıtlarlar, kıskanırlar, arızaya bağlarlar. Sekste karşı tarafı memnun etmeye kafayı fena halde taktıklarından orta halliden ileri gidemezler. kafalarında yetiştirilmenin verdiği tabuları vardır, kıramaz sonunda onları kırmak zorunda kalırsınız. Yaşanılasıdırlar....

Akdenizliler: Havası gibi sıcaktır, daha çok yaz aşkı gibi gelip geçici biraz sabun köpüğü tadındadırlar. O an için keyifli ama etkili değildirler. Yatakta turistlerle pratik yapa yapa kendilerini geliştirmişlerdir. Kendinizi hep tatil havasında hissettirirler, kış gelince unutulurlar. Keyiflidirler...

Orta Anadolu ve Ankaralılar: Ankaralılar ciddidir. Sevdi mi ciddi sever, memur zihniyetinde sabah 9 akşam 5 ilişki yaşar. Mesai bitince dinlenmeye çekilir ama ilişkisini ciddiye alır. Bu ciddi adamlar sekste sizi şaşırtır, uçuk zevkler ve isteklere zerk eder, sıkıcı olsalar da sekste mükemmeldirler terk edemez memur memur seversiniz. Ankara'nın bağlarını söyletirler adama bazen keyifle bazen sinirle ama tadılmalıdırlar.

Tokatlılar: Buna özel bölüm açmak gerek. Sevince güzel sever ama hevesi geçer. Tam anlamıyla başka bir adama dönüşür, benim sevdiğim adam bu muydu dedirtir. İlk zamanlar seks mükemmeldir ama sonra bozulur geriye kalan her şey gibi. Başkalarının sözüne inanır size güvenmezler, çabuk etki altında kalacak bir karakterleri vardır. İnsanı katil edebilirler.

Ötekiyiz Hepimiz

   Bu ülkede kadın olmanın zorluğu ortada; ayrılmak istiyorsun öldürülüyorsun, istediğini giyiyorsun diye şiddet görüyorsun. Erkek egemen bi...