Soru ve yorumlar için madammarin@gmail.com
İlişkier etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İlişkier etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Ekim 2016 Pazar

Evli Çiftin Kız Düşürme Oltası

 Evli çiftlerden en çok aramıza gel teklifi alan benimdir kesin. Daha yirmi yaşında başladı bu teklifler o zaman yani ilkinde amacın ne olduğunu anlamamıştım. İnternette bir kadınla tanıştım bana lezbiyen olduğunu beni çok beğendiğini falan yazdı. Resim öğretmeniydi evliydi ama kocası bu durumunu bilmiyordu çok acı çekiyordu bilmem ne. İlle de tanışalım buluşalım dedi ben de o zamnlar bir kadının dokunuşunu yalamasını çok merak ediyorum. Sonraları detaylı öğrendim tabii ama çok sonra. Bunun mesajları gün geçtikçe seni şöyle yalarım dlimi poponun arasında dolaştırırım gibi bir hal alınca hımm dedim tam da merak ettiğim şey. Taksimdeki The Marmara'nın girişteki kafesinde buluştuk ama hatun yalnız değildi yanında kocası da vardı. Bundan yaşça büyük, bir adam kadın da bana gönderdiği resimdeki esmer güzeli değil bir hastalık geçirmiş de bozulmuş hali gibi ama olsun o kadar gittim. Oturduk sohbet muhabbet nasıl tanıştıklarını kadının buna nasıl açıldığını falan anlattı adam. Ama hep adam konuşuyor ayrıca da kadının başka kadınlara olan ilgisinden pek bir memnun belli. Ben de düşündüm ki herhalde kadını yalnız göndermek istemedi kontrole geldi. Neyse sohbet bitti evlerimize dağıldık ben o zamanlar ailemle yaşıyorum daha kendi evime çıkmamışım. Bunların mesajları, aramaları arttı yalnız ben kadınla konuşurken amca da diğer hatta dinliyor ve konuya dahil oluyor. Regli olucam kasıklarım ağrıyor diyorum amca araya girip iki kadının sevişmesine engel mi tak tamponu gel sevişin diyor ben bir sinir olmaya başladım buna. İşin ilginci de ben oldum olası olgun adam sevmem. Bunların çağırmaları ısrarları arttı, kadın bana sürekli yazıyor ben kocanı istemem diyorum ses yok. Birgün o zamanki sevgilimle çok kötü kavga ettik bunlar yine aramalarda ısrarlarda tamam dedim geliyorum kalktım gittim evlerine.

 Kadın giyinmiş süslenmiş adam da öyle pek bir hazırlanmışlar hoşuma gitti. Birşeyler içtik geçtik yatak odasına. Kadın boynumdan öpmeye başladı beni yatağa attı ve soydu kendisi de soyundu adam da kenarda izliyor. Tamam dedim bu adam izlesin bu da yalasın işte ama öyle olmadı. Kadın göğüslerimi yaladı karnıma indi ben çok huylanırım göbek deliğimden bunun kafasını ittim o da bir komut sandı ve direk bacak arama daldı ama fazla kalmadı yani ben hım kadınla böylemiymiş diyemeden üzerimden kalkıp adama bir işaret verdi üzerime adam çıktı. Hem ağır, hem hiç tipim değil ve ben çok hoşlanmadığım biriyle hayatta öpüşmem bu gelmiş beni öpmeye çalışıyor başımı çevirdim, boynuma ve direk göğüslerime indi yapıştı göğüslerime en sinir olduğum ikinci şey. Bekliyorum bari kadında aşağıdaki işine devam etsin bir baktım kenarda oturmuş sigara yakmış bizi izliyor. Adam da vakum gbi yapışmış tek mememe bir eliyle de çükünü kaldırmaya çalışıyor bana sokacak yok ya!

Bir ittim bunu üzerimden yataktan aşağıya düştü. "Yeter ya çürüttün göğsümü amma yapıştın." diye bağırdım bu şaşırdı kadın ayağa fırladı.
"Hoşuna gider sandım."
"Gitmedi ayrıca ben buraya senin için gelmedim sen neden üzerime çıktın? Ben seninle sevişmek istemiyorum!"
"Ama hayatım biz hep böyle yapıyoruz çift olarak yani." Dedi kadın benim bir yandan da giyindiğimi görünce.
"Kusura bakma kocanla yatmak istemiyorum başkasına bakın siz."
Giyindim çıktım arkamdan hala ikna sözleri falan ama durmadım tabii. Sonra birkaç mesaj daha gönderdi kadın cevap vermedim. Meğer bu hatun bildiğin oltaymış kocaya kız düşürme oltası koca da koca olsaydı hadi neyse.

11 Ağustos 2016 Perşembe

İlk Mesajı Günahsız Olanınız Atsın


Cihan'dan günlerdir haber yok. Ben utançtan eğilmiş başımı Cihangir sokaklarına uzatamıyorum sanki birileri ne haltlar yediğimi biliyor da beni yargılayacak gibi geliyor herkes kendisine baksın gerçi onları da biliyoruz da neyse.
Kafama takıldı, nerede bu adam? Mesaj yazmak için telefonumu elime alıyorum. Neredesin? Yazıp yazıp siliyorum. Bu gibi durumlarda ilk mesajı ilişkide en günahsız olan atmalı bence benim ise günahım tavanı deler durumda. Baştan beri bu işe kalkışmam hataydı, bu ilişki gereksiz bir darbe indirdi hayatıma.
Şimdi nerede olduğunu merak ediyorum ama arayamıyorum yazamıyorum işin kötüsü o da yazmıyor. O zaman bana ne deyip köşeme çekilmek ve unutmaktan başka çarem yok ama karısına da çok üzüldüm bari ona haber ver diyesim var.
Gecenin ikisi dayanamayım yazıyorum. "Neredesin? karın çok merak etmiş" Hani benim umurumda değilsin de o merak etmiş onun için yazıyorum alt mesajıyla kuruğu dik tutma çabasındayım.
Görüldü işareti gözüme sonra da yüreğime batıyor ama cevap gelmiyor. Bekliyorum cevap yok, ertesi sabah cevap yok.
Görüp cevap vermemesi mesaj yazmamasından da kötü, mesajı görülüp de cevap alamayan kişi olmak daha da kötü. Keşke yazmasaydım diye debeleniyorum içimde.
Facebook sayfamda bir mesaj dikkatimi çekiyor " geldi teşekkürler." Ne geldi? Kim geldi? Gelerek neye iyi geldi? Bana iyi gelen birşey yok şu an çünkü. Cihan mesajımı okuyup karısının yanına dönmüş bana lütfedip bir yanıt verme gereği duymamış ama bir yerlere gelebildiğine göre iyi demektir ben de kandi çapımda bir evliliği kurtardım. Tamam önce talan ettim yağmaladım ama sonra kurtardım hem de en günahsız mesajımla yaptım helal bana.

12 Haziran 2016 Pazar

Ayşe Özyılmazel Gibi Yazamam Ki Ben Madam Marin'im


 Bir iş görüşmesi klişesi daha yaşadım geçtiğmiz cuma. Kalyon'un sağ tarafımı donduran esintisini geçip buluşacağım kişinin beni beklediği kafeye ulaştım. Tokalaşma, selamlaşma bittikten sonra sabah çayıma doyamadığımdan hemen çay ve yanında soğuk su söyledim, iş vericim beni süzerken her anlamda ne kadar verici olduğumu düşünüyordu bakışlarından anladım.

-Yazılarınızı keyifle okuyorum kadın erkek ilişkilerine çok farklı bir bakış açısıyla yaklaşıyorsunuz.
-Ben ne düşünüyorsam ne görüyorsam ve ne yaşıyorsam onu yazıyorum.
-En çok da bunu merak ediyorum yazdıklarınız gerçek mi?
-Çoğunluğu gerçek bazen hayalle gerçeği karıştırıyorum o ayrı bir konu.
-Çok hoşsunuz cidden biz sizden Ayşe Özyılmazel'in köşesi gibi bir köşe istiyoruz. İlişkilerden ve cinsellikten bahsedeceksiniz yine ama daha yumuşak, esprili ve daha nasıl desem yayınlanabilir olsun. Siz bir sonraki cümlede küfür edecek gibisiniz bazen.
-Ayşe Özyılmazel mi?
-Evet okur musunuz?

Düşündüm... Okuduğum oldu tabii benzer ne yanımız olabilirdi?  Neşeliydi, gezdiği yerleri, beğendiklerini, okuduklarını, düşündüklerini yazıyordu, akıcıydı, benim kalemime bulaşmış öfkemi o arkasında saklıyordu. Aklıma neşenin ve gezmelerin ardına saklanan bir yalnızlık korkusu ve bir türlü tutunamayan ilişkiler geldi. Aşkı arayan, kendini sevecek bir adama her konuda açılacak ve bağlanacak küçük bir kız çocuğu, biraz da babasının sevgisine muhtaç hala onu arıyor aşık olacağı adamlarda, yanılıyor, bağlanıyor, üzülüyor. Çok tanıdık geldi bu tanım birden evet ben yumuşak yazmıyorum gezdim eğlendim yazıları da yazmıyorum tokat gibi vurmayı seviyorum düşündüklerimi çünkü hepimiz hayattan aynı tokatları yiyoruz. İlişkilerimde tutunamıyorum, ya tutunacak adam olmuyor karşımda ya da ben tutulmak istemiyorum. Mutluluğu deli gibi ararken ondan korkup hep saklanıyorum. Ben mutsuzluğumla yalnızlığımla, atarlı dengesiz halim ve çalkantılı ilişkilerimle iyiyim bunlar olmasa kendimi neyle üzerim? Bunları düşünürken yan masadaki takım elbiseli adamın üzerime odaklanmış delici bakışlarına takılıp düşüncelerimden sıyrılıyorum.

-Şarkı söylememi de isteyecek misiniz? Sesim cidden kötüdür.
-Hayır hayır sadece yazılarınız benzesin yeter.
( Ciddi ciddi cevap da veriyor garibim.)
-Benim tarzım belli okurlarım da benim bu dilimi seviyorlar başka birine benzersem beni okumayı bırakırlar.

Dedim ve gittim adamın aman ne olur tekrar görüşelimlerini ve yan masadaki bana yiyecek gibi bakan adamı geride bıraktım. Yürürken de düşündüm ben de bir Carrie Bradshaw bir Ayşe Özyılmazel benzeri olmaya zorlanacak, ilişki beceriksizi, hep ye iç gez eğlen ama mutlu olama ki biz de seni okuyalım türü bir yazar ve kadın olarak mı kalacaktım. Yalnız, biraz kasvetli ama huzurlu evime geri döndüm ben ben olarak kalayım ve yazayım iyi böyle.

2 Mayıs 2016 Pazartesi

Birbirinin Sıvılarını Tüketmektir Aşk

 Yine eskiden olduğu gibi seviştik. Tanıdık beden, nereden ne kadar haz aldığımı bilen bir adam ve en önemlisi de gerçek hayal mahsuli değil. Birbirimizin sıvılarını tüketip içini kuruttuktan sonra yan yana uzandık. Bana şevkat dolu ama endişeli gözlerle baktı.

-Kime bakmaya inmiştin aşağıya beni mi gördün yoksa?
-Hayır bir tanıdığımı gördüm sandım.
-Kimdi özel biri mi?
-Değil. Dur bir dakika.

Yataktan kalkıp telefonumu aldım çektiğim fotoğrafı gösterdim.
-Bak şu köşedeki adam gördün mü?
-Çok uzak seçemedim adam mı var orada?
-Bilmem belki de yoktur.
-İyi misin sen?
-Şimdi iyiyim.
-Ben yokken neler yaptın hiç...

Sorusunu tamamlayamadı alacağı cevaptan korkuyordu. Hiç biriyle beraber oldun mu diye soracaktı evet dememden korkarak ama işin aslı şu hayali adam gerçekten hayalse kimseyle de olmadım ya da hatırlamıyorum.
-Seninim hala... Dedim ve sarıldım. Kollarında huzurlu bir uykuya daldım, sokağımın köşesindeki adamın gerçek olup olmadığı, sevişip sevişmediğim artık çok da önemli değildi Cihan gerçekti ve onu sadece ben değil başkaları da görüyordu, görüyordu değil mi?
"Nuri de görüyor merak etme biz deli değiliz belki biraz kayış atık o kadar sus da zıbar."
İçimdeki sesi dinledim iyi uykular...

Şizofren Aşk Cihangirli Cihan Ve İçimeki Kaltak

 "Kafayı yedin peşine birinin takılmasını o kadar istiyorsun ki baktın kimse peşinden koşmuyor hayalinde yarattın, delisin sen deli kaltak!" Dedi içimdeki ses. Bu sesi duymamdan da bellidir ki ben cidden deliyim ya da deliriyorum. Cevap versem bir türlü vermesem konuşup duracak.
"Ama çok gerçekti sen de gördün, oradaydın."
"Ben senin gördüklerini görmek zorundayım elim mahkum yoksa benim aklım başımda, git bak bakalım dışarıda bekliyor mu hala?"
"Korkuyorum..."
"Korkma delisin sen deliler hiçbir şeyden hele ki aşktan korkmazlar."
"Bunun aşkla ne ilgisi var?"
"Şizofren aşka övgü."
"Ne?"
"Bilmem aklıma geldi işte aklın öyle karışık ki benimkini de karıştırıyorsun. Git bak pencereden."

Gidip baktım, sokağın köşedinde bekliyordu. Cep telefonumu alıp, fotoğrafını çektim ardından da kontrol ettim baya fotoğraftaydı işte. Tamam uzaktaydı ama fotoğraftaydı.
"Gördün mü bak deli değilim ben adam gerçekten var. Kulüp kendini aklamak için yalan söyledi biz de salak gibi inandık."
"Git yüzleş o zaman benim içim hala rahat değil."
"Bu kılıkta sokağa çıkamam."
"Geçir üzerine bir şey de git hadi adam gerçek mi gerçekten sana girdi mi öğrenelim."
"Ne biçim bir iç sessin sen ya"
"Senin içinin sesinim otur sen düşün."

Dışarı çıkıyorum, hızlı adımlarla sokağın köşesine gidiyorum benim gizemli stalkerımdan iz yok. Sağa bakıyorum yok, sola bakıyorum yok. Yerde ondan bir iz belki bir izmarit arıyorum o da yok. Birden bir ürperti kaplıyor bedenimi yoksa arkamda mı demeden sesini duyuyorum.
-Ne yapıyorsun burada böyle?
Dönmemle Cihangirli Cihan'la göz göze geliyorum en paspal, en sıyırmış, en şizofren halimle.
-Şizofren aşka övgü... Öyle bir kitap vardı ama hiç okumadım.
-Efendim?
-Bir arkadaşımı gördüm sandım da yanılmışım.
-Benimle karşılaştın iyi oldu neden mesajlarıma cevap vermiyorsun?
-Kaçamak saatlere atılmış kaçamak mesajlar oldukları için.
-Seni çok özledim ne yaptın görüşmediğimiz süre içinde?
-Sanırım delirdim.
Etrafıma bakıyorum bir kez daha adam yine yok ama neyse ki Cihan burada...

19 Kasım 2015 Perşembe

Beni Kırbaçlar Mısın?

Uzun süredir görüşmediğim oldukça da hoş bir bey tarafından arandım geçen gece. Yalnızım, malum bir süredir ikinci kadınım. Gündüzleri aşkın dorğuğundayken geceleri kukumav modundayım ( yani tek başıma oturuyorum kuku ile alakası yok.) Durum böyle olunca, arkadaşlarımdan ses çıkmayınca, sıkıntıdan patlamak üzereyken ''hadi çık gel laflarız'' dedim der demez de pişman oldum çünkü Cihangirli Cihan'ı aldatmak istemiyorum. O her gece karısının kollarında uyusa da ben nedense pek bir sadık hal ve hareketler sinsilesiyim.

Neyse çıktı geldi, vücut desen yerinde, karizma o biçim, tip gayet hoş eski Madam Marin olsa bu adamı daha kapı eşiğinde yemeye başlar ama malum yeminim var yemem; oturduk, çay, kahve, sohbe, muhabbet... Sevgilisi varmış ama onu anlamıyor ve en çok istediği şeyi bir türlü yapmıyormuş. Nedense aklıma anal seks geldi ama yanılmuışım. Kızımız bu yakışıklıyı kırbaçlamıyormuş, ama o kırbaçlanmak istiyormuş. Buyur buradan yak.

"Beni bir tek sen anlarsın dedim ve sana geldim. Beni kırbaçlar mısın?"
"Neden ben sadist gibi mi görünüyorum sana?"
"Hayır sen kuralsızsın, rahatsın, takmazsın, tabuların yok hem aramızda duygusal bir şey de yok dolayısıyla zarar görecek bir ilişki de yok."
"İlişkim zarar göreceğine ben zarar göreyim diyorsun, anladım."

Çantasından getirdiği kırbacını çıkartıp elime tutuşturdu bu sırada da gömleğinin düğmelerini açtı. Ah o kaslar, o seksi sırıtışı, dudakları da pek bir hoş hani ama benimle duygusal düşünmediği için kırbaç verdi ya elime, hem ben Cihan'ımla mutluyum tamam geceleri gidiyor ama en azından kırbaçla beni demiyor, bu ne yahu. Arkasını döndü kollarını çarmıha gerilmiş gibi açtı.
"Hadi aşkım kırbaçla beni."
Bir tane indirdim "daha sert" dedi. Bir daha vurdum "hiç gücün yok senin" dedi. Daha sertçe vurdum "of çok ruhsuzsun" dedi. " peki sana iyi gelecek birini tanıyorum." dedim. Nuri'yi aradım şansıma evde ve yalnızmış, bizim yakışıklıyı onun dairesine götürdüm. Nuri, adamı görünce ağzının suyu aktı ben de kulağına "sert ol, sert seviyor." Dedim, kırbacı da Nuri'ye verdim. Kadın kılığında, 1.90lık Nuri, bütün gece adamı hem kırbaçladı hem de evire çevire yedi çığlığını dairemden bile duydum. Beni ruhsuzlukla suçladı Nuri ruhunu kıçından çekti aldı, bir süre sert sevmeyecek sanki bizim yakışıklı. 


27 Ekim 2015 Salı

Bana 90'ların Mickey Rourke'u Lazım

 İster nostaljik deyin ister geri kafalı, ister hayal perest, ister isterik... Ben 90'larda kendimi, bedenimi, dünyayı ksaca her şeyi keşfetmeye başladım. her şey yeni ve dıokunulmamıştı. Erkek arkadaş nedir yeni anlıyordum, hayallerim vardı hayal ötesi. Sonra bir gün televizyonda onu gördüm. "Vahşi Orkide"nin peşindeydi. O bakış, o çapkın gülümseme, o masum ama her günaha davet edebilecek güçteki yüzü...

Mickey Rourke... Bulduğum her fotoğrafını biriktirdim. Beni okul çıkışında gelip motorunun arkasına attığını hayal ettim. Uyurken beni izlediğini, uyandığımda onu odamda bana bakarken bulduğumu tıpkı vahşi orkide de olduğu gibi. Ya da onunla ben, delice bir dokuzbuçuk hafta geçireyim, üzerime ne isterse döksün istedim.

Beni şeytanın elinden çekip alsın, kendi şeytanına sunsun. Benim için ağlasın, o dövmeli güçlü kollarıyla beni sarsın, Carre Otis'le değil benimle evlensin. Benim için boks yapsın ama bu kez o güzel suratını dağıtmasın, kullandığı uyuşturucularla her gün biraz daha yakışıklılığını kaybetmesin, benimle benim hayalimdeki gibi kalsın istedim.

Çılgınca fantazilere alıştırsın, beni bağlasın, ellerimi, gözlerimi, sonra dudaklarıyla beni benden önce keşfetsin istedim. Doksanlarda en çok Mickey Rourke gibi birini istedim, ya da ben Amerika'ya zamanında gidip ona yetişebilmek, olmadı... ben büyüdüm, o yaşladı, yaşlandıkça eski halinden eser kalmadı. Ama biliyordum o yıkıntının içinde benim hayran olduğum, hayallerimde her duyguyu her hazzı sonuna kadar yaşadığım adam vardı. Bana şimdi de 90'ların Mickey Rourke'u lazım, insanı günaha sunan, acıktıran bakışı ve gülüşüyle ayaklarımı yerden nefesini göğsümden kesip alacak, hayatı, kendimi yeniden keşfetme isteği uyandıracak bir Mickey Rourke hatta mümkünse 90'lardaki halinin kendisi, hadi kapatıyorum gözlerimi uyandığımda odamın bir köşesinde bana bakarken bulayım onu olur mu?

25 Ocak 2015 Pazar

Kadınlar Neden Aldatır? Sorusuna Kesin Ve Hiç Verilmemiş Cevap

 Yıllardır bu soru soruldu, TV programları yapıldı, üzerine kitaplar yazıldı; siz de koşturarak gidip aldınız sanki çok büyük bir sır verecekmiş gibi. Bana sorsanıza ben size neden aldattığımızı açıklayayım. Biz kadınlar aldatıyoruz çünkü sıkılıyoruz. Evet, cevap basit sıkılıyoruz. Sıkılmamamız için ne yapacaksınız? Ne yaparsanız yapın biz yine sıkılır, şikayet edecek bir şey buluruz.

Çok mu üzerimize düşüyorsunuz, üzerime düşmesinden sıkıldım deriz.
Daha cool mu takılıyorsunuz: İlgisizliğinden sıkıldım.
Çok mu aktif seks hayatınız var: Sürekli üzerimde olmasından sıkıldım.
Az mı seks yapıyorsunuz: Sekssiz ve heyecansız yaşamaktan sıkıldım.
Çok mu çalışıyorsunuz: Çok çalışmasından, bana zaman ayırmamasından sıkıldım.
Genelde evde yanında mısınız: Kendime ayıracak özel zaman bulamamaktan sıkıldım.
İlgili misiniz: İlgisinden sıkıldım.
Bilgili misiniz: Bilgisinden sıkıldım.
Hepsi ayarında her konuda mükemmel misiniz: Mükemmelliğinden sıkıldım.

Kısaca biz sıkılırız, sıkılınca da değişiklik ararız. Heyecan isteriz çünkü bizi hormonlarımız yönetir. Sıkmayın beni konu bu kadar basit işte.


23 Ocak 2015 Cuma

Yanındaki Yamuktan Hayatının Yamuğunu Yemen Dileğiyle

 Benim eski evleniyormuş. Beraber çekilmiş bir fotoğraflarını gördüm. Kıskanç biri sayılmam en azından artık benim için bir şey ifade etmeyenler için. Ödü kopuyor bu kızdan dostane bile konuşamıyor benimle. Kız da yamuk yumuk bir şey tam varoş mahalle karısı abartmıyorum inanın. Benden sonra bulduğu tipe bak. Tipi de boş ver bu adamcağız aklı başında, kültürlü, oturup konuşulacak türden biriydi. Onunla her şeyin varlığını ya da yokluğunu sorgulayabilirdim. Şimdi bu kadınla ne konuşuyor acaba? Ondan korkmak dışında ne yaşıyor. Konuştuğunu anlamaz ki bu hatun. Birinin ne olduğunu anlamak için tanımaya gerek yok çünkü insanın içi yüzüne yansır bunun da yansımış. Gülmüş bir de fotoğrafta belli ki mutlu ama bu kandırmaca mutluluğu. Hep derim insan en çok kendine yalan söyler en çok da kendini kandırır. Ne diyeyim, yanındaki yamuktan hayatının yamuğunu yemen dileğiyle, mutluluklar.

Kısa Filmden Kasıt Pornoymuş Meğer

 Bir süredir ısrarla kısa film çekelim diyen fotoğrafçı arkadaşımla buluştum. Herhalde benden senaryo isteyecek ya da gel oyna diyecek diye. Tahminimde yanılmadım oynamamı istiyormuş. Daha evvel bir Rus oyuncuyla kısa film çekmiş ama kız sonradan arıza çıkartmış.
- Nasıl bir fildi bu?
- Kısa erotik klip gibi.
- Porno yani?
- Sayılır. Amatör filmlere çok talep var. İnternetten sayfalara mesaj gönderdim geri dönüş yaptılar ben de klibi sattım. Çok iyi ödediler.
- Peki ben ne yapacağım?
- Yaz bir şeyler işte kalemin iyidir senin. Ben de çekerim.
- Sen mi oynuyorsun filmde?
- Evet, hem çekiyorum hem oynuyorum ama güvenilir birini bulmak zor Marin, sen oynasan ne iyi olur ikimiz baya kazanırız bu işten.

Bugüne dek bir çok seks teklifi aldım da hem seni düteyim hem de filme çekeyim de bir de para kazanayım diyenini ve bunu sanki çok normal bir şeymiş gibi iş konuşması edasıyla yapanını ilk kez gördüm. Elli küsür yaşlarında bir adam, ben kendimden büyüklerle çoğu zaman kahve bile içmiyorum bırak sevişmeyi. Bir de şikayet ediyor ilkinde çabuk boşalıyormuş, uzun süredir de yapmıyormuş, dayanabilmek için ne kullansaymış. Güler misin, kızar mısın...

- Yok ben almayayım ama sana bir kaç bayan öneririm tabii onlar seninle oynamak ister mi onu garanti edemiyorum. Ben o kadar düşmedim şükür.
- Senle olmazsa kimseyle olmaz.
- O zaman olmayacak kusura bakma ayrıca hadi tamam dedim diyelim ben seninle oynamam. Zaten çektirip sattırmam da ne saçma şey o yahu ben de kısa film çekip napıcaz kim izlesin diyecektim senin kısa film zaten epey kısa oluyormuş bak uğraşmaya değmez.
- Sen yine de düşün, kendini öyle izledin mi çok zevkli.
 Ben kendimi nasıl izledim bir bilsen ama partnerim çok daha genç ve kaslıydı be canım. Bunu söylemedim tabii. Daha neler duyacağım bakalım bir gün de normal bir iş teklifi gelse bana nasıl olur acaba.


Ötekiyiz Hepimiz

   Bu ülkede kadın olmanın zorluğu ortada; ayrılmak istiyorsun öldürülüyorsun, istediğini giyiyorsun diye şiddet görüyorsun. Erkek egemen bi...