Soru ve yorumlar için madammarin@gmail.com
Madam Marin Hayat Okulu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Madam Marin Hayat Okulu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Temmuz 2017 Cuma

Kadın Telefon Numarası! Aman İyi Sakla

 WhatsUp dan bir mesaj geliyor. "Merhaba uzun süredir kayıtlısınız ama tam hatırlayamadım, kimsiniz?" şeklinde. Bu tür mesajlar bana sıkça geliyor. Neredeyse yirmi kişiyi direk engelledim ama sonuncuyu merak ederek cevapladım, neden ekliymişim ben bu dallamanın telefonunda acaba diye. "Ben Marin, adım yazıyor zaten."
"Hatırladım medikalciydiniz değil mi?"
"On yıl önce bir hastanede staj yapmıştım evet."
Belki on yıldan da fazla oldu. Üniversiteden sonra hem staj yaptım hem de bir süre çalıştım. Sonra oradan ayrılıp bir dergide işe girmiştim.
"Beni hatırladınız mı? Arabayla almıştım sizi, spor bir arabam vardı. Biraz sohbet etmiştik."
Muhtemelen ben bu geri zekalıyı beni bir yere bıraksın diye kullanmışım. O zamanlar bunu çok yapardım çünkü staj yaptığım yerle evim çok uzaktı. Ben de çıkışta dolaşırdım sonra da otobüse binmek zor gelirdi. Netten bunun gibi salakları bulur, eve bıraktırır bir daha da görüşmezdim. Mecburen de telefonumu veriyordum çünkü geldim diye arayacak, yoksa gelmez adam yapacak bir şey yoktu. Benim anlamadığım şu: on küsür yıl bir telefon numarası nasıl olur da kaybolmaz. Benim akıllı telefonumda numaralar gidip duruyor, güya akıllı. Bu heriflerin telefonunda nasıl bir teknoloji var da hiçbir numara kaybolmuyor? Ya da bunlar numaraları bir yerlere, özel defterlerine falan mı kayıt ediyorlar. Kadın numarası aman kaybolmasın diye. Artık engel diye bir şey var arkadaş sen o numarayı gözün gibi saklasan ne olur? Kadın engeller olur biter.
"Hatırlamıyorum." Yazdım.
"Haklısınız  uzun zaman oldu. Hala medicalci misiniz?"
"Değilim."
"Hala ... da mı oturuyorsunuz?" Adam nerede oturduğumu hatırlıyor ben unutmuştum yuh yani.
"Hayır, Cihangir de."
"Ooo çok güzel, ne iş yapıyorsunuz?"
"Metin yazarı diyelim ama aslında blog ünlüsüyüm, anlamazsınız, okumuyorsunuzdur."
"O ne demek?"
"Ben sizi hatırlamıyorum demek.
"Sohbet etmiştik."
"Olabilir, yatsaymışız ne yapacaktınız acaba?"
"Yok bir daha görüşmediniz benimle."
"Tahmin ediyorum."
"Sizi rahatsız ettim galiba, numara dursun mu arada sohbet ederiz."
"İsterseniz dursun tabii de ben günümüz teknolojisinden yararlanıp sizi engelleyeceğim."
Engelledim gitti. Adım gibi eminim numaramı silmeyecek. Artık özel kasası mı var nesi var orada saklayacak, başka bir numara alınca onunla deneyecek şansını, ben yine engelleyeceğim bu kısır döngü böyle sürecek.
Zaman aşımı diye bir şey var beyler, silin görüşmediğiniz numaraları. Bir de on yıl önce sizi beğenmemiş kadın şimdi hiç beğenmez, anca çok zengin ve ünlü olmayı başardıysanız o ayrı ki benim gibi kadınlar ona da aldırış etmez. Numara saklamak nedir ya, silin gitsin!

29 Haziran 2017 Perşembe

Klima Yoksa Sevişmem!

 Yaz geldi hava ısındı aman ne güzel, terliyoruz, bunalıyoruz, of esmiyor diye şikayet ediyoruz, klimalı alanlara kaçıyoruz. Bu havada libidosu hala tavanda olanlara bir tavsiyem olacak; sakın klimasız ortamda sevişmeyin. Benim bu havalarda tek bir şartım var; klima yoksa sevişmem arkadaş!
İğrenç, terlemek, seviştiğin kişinin terlemesi, ıyy vıcık vıcık. Ben ki her tür vücut sıvısından iğrenirim, tüm hevesi kaçıracak bir durumdur bu. Karşındakini ne kadar istiyor olursan ol, terleye terleye o iş olmaz. Dinleyin beni yahu olmaz. Evinde klima yoksa al kadını otele git ama "nolucak canım camı açarız, yok vantilatör var yeter gibi bir mantık kurma, pişman olursun."

Bir kere görüştüğüm yakışıklı bir çocuk vardı. Tutturdu yine görüşelim diye ben bunu istemedim çünkü yalamayı bilmiyordu. Dış dudakları yalıyordu sadece. Daha ne göreceğim acaba, kendince yalamama durumuna bir çözüm bulmuş al işte yalıyorum neyine yetmiyor diyor. Zaten bu yüzden bir kuruldum buna geçen yaz tutturdu gel de gel diye. Ben de yalamama durumundan hoşlanmadığımı söyledim. Tamam söz yalayacağım dedi. Peki dedim evde klima var mı? Yok. O zaman hadi canım güle güle. Bir şey olmaz gel diyor hala, şunu açarız bunu açarız. Terleyeceğiz geri zekalı, zaten çok bayıldığım, kalbimi ağzıma getiren biri değilsin. Öyle olsan sıcak mıcak takmam da niye kendime eziyet edeyim senin için. Gitmedim, bir daha da görüşmedim, gerek yok.

Yine birkaç yıl önce görüşmeye başladığım bir adam vardı. Hoşlanıyordum da, İstiklalde gezdik falan sonra bunun iş yerine geldik. İş yeri iki katlı bir yer, üst katta yatak odası var ve üst kat, çatı katı, aylardan Temmuz! Pek niyetim yoktu olayı sevişmeye taşımaya ama çok da istiyordum bir yandan ilk buluşma sayılır, ilk buluşmada sevişmek sakıncalıdır ama bu benim dizimden öpünce ben tahrik oldum, olay ilerledi. Alt kat hadi tamamdı, ön sevişme harikaydı, bu beni üst kata çıkarttı. O da ne, üst kat yanıyor! Tamam adam iyi ama terliyoruz, bunalıyoruz, fenalık geldi ben bunu durdurdum, aşağıya geri indik pek bir şey olmadı tabii haliyle. Madem yaşadığın yer bu kadar sıcak oluyor ve orada sevişmek konusunda ısrarcısın klima alacaksın! ya da sonbahar gelene kadar libidonu rafa kaldıracak, sevişmeyeceksin, başka yolu yok.

26 Haziran 2017 Pazartesi

Hain Bir Plan

 Koşa koşa Nuri'ye gittim, durumu anlattım.
-Tamam sen adamı çağır ben döverim. Dedi.
Nuri'ye adam dövdürtmüşlüğüm de çoktur. İçi yumuşak ama dışı serttir benim tam tersim yani.
-Yok dövme başka bir planım var benim.
-Neymiş o?
-Ben bunu çağıracağım bir konuşacağım belki ikna ederiz yok ben ille de öteceğim derse o zaman devreye sen gireceksin tamam mı?
Sonra da planımı anlattım, evde Stavros'u da yedekte tuttum. Başka bir odada ona vereceğim işareti beklemeye başladı. Bu mal tam zamanında geldi. Oturdu salona, evin çok güzel de bilmem ne klasik giriş cümlelerinden ve ben buna kahve ikram ettikten sonra başladı yavşamaya.
-Sahi biz seninle neden ayrıldık yaaa?
-Birlikte olmadık ki ayrılalım Tayfun.
-Olmalıymışız yazık olmuş ama sonuçta bir geçmişimiz var.
-Ben artık Sarper'le birlikteyim biliyorsun.
Ağzını yamultarak sırıttı.
-Çok sürmez o.
O ağzı ben yamultacağım birazdan haberi yok.
-Nedenmiş o?
-Bence siz birbirinize uygun değilsiniz.
-Bu senin fikrin. Seni buraya çağırdım çünkü ağzını kapalı tutmanı rica ediyorum yani beni tanıdığını Sarper'e anlatma.
Yine aynı pis gülüş.
-Neden anlatmayayım canım hangi çağda yaşıyoruz.
-Anlatmanın sana ne faydası olacak?
-Sana ne zararı oalcak?
-İlişkimize zarar verecek doğal olarak bana da.
-O zaman biz kaldığımız yerden devam ederiz.
Bu malı ikna etmeye çalışmak anlamsız, anlatacak anlaşıldı. O zaman planı uygulama zamanı. İçeriye sesleniyorum; Nuri!!
Nuri, üzerinde oldukça dikkat çeken bir giysi ve makyajıyla içeri giriyor.
-Efendim hayatım beni mi çağırdın.
-Bak seni arkadaşımla tanıştırayım, Tayfun.
Tayfun şok olmuş halde Nuri'ye bakıyor. Nuri, pat diye Tayfun'un yanına oturuyor.
-Ay ne tatlı arkadaşın varmış Marin, diyor.
Stavros, Nuri'ye seslendiğimde yerini aldı.
Nuri, Tayfun'a sarılır gibi yaparken, Stavros içeri dalıp bunların fotoğraflarını çekiyor. Tayfın malı iyice panikte. İki erkeğin arasında kalmış durumda. Diklenemiyor, sadece noluyor ya, çekil gibi şeyler söylüyor. Panikle ayağa kalkıyor.
-Noluyor ya burada?
Stavros fotoğrafları çekti, hatta hemen mailine atıyor.
-Sen kimsin kardeşim? Ver o telefonu bana. diye Stavros'un üzerine yürüyor Tayfun.
-Gel de al, yiyorsa. Diyor Stavros ve cebinden çakı çıkarıyor, çakı da baya bir büyük. Tayfun iyice panikleyip bir adım geri gidiyor, bana bakıyor.
-Eğer konuşursan bu fotoğrafları çalıştığın bankadaki herkese yollarım. Hatta afiş yaptırır kapısına asarım, emin ol yaparım! diyorum.
-Tamam be tamam bir şey söylemem silin o fotoğrafları. Polise giderim yoksa.
Benim üzerine yürüyor ama Nuri, kolundan yakaladığı gidi geri püskürtüyor, Tayfun'u.
-Hadi koçum ikile, katil etme beni burada, hadiii.
Tayfun, korkmuş gözlerle üçümüzü de süzüyor.
-Sen sorun çıkartmazsan ben de çıkartmam Tayfun. Diyorum.
Kızacak kızamıyor, küfür edecek edemiyor. Homurdana homurdana çıkıyor dairemden. Güvendeyim bu fotoğraflar bende oldukça.

24 Haziran 2017 Cumartesi

Eskiden Görüştüğün Biri Yeni Sevgilinin Arkadaşı Çıkarsa

 Birbirimizi ilk görüşte tandık. Sarper'in bir arkadaşı benim eskiden görüştüğüm adamlardan biri. Çok da önemli değildi, zaten kötü geçmişti ve ben memnun kalmadığımdan klasik Marin'lik yaparak önce bahaneler uydurdum sonra da kıçına tekmeyi koydum. Adını bile hatırlamıyordum ama simasını tanıdım. O da beni tanıdı. Sarper sırıtarak bizi birbirimize tanıştırdı. Başımla hafifçe selamladım ve ölü balık denilen o en sinir olduğum tokalaşmadan yaptık. Her an "ben bu kızı tanıyorum" diyecek şekilde bakıyordu ama aklındaki şüpheyi hemen okudum "beni hatırlamadı mı?" Evet hatırlamadım, sanki hatırlanacak bir adamdın da, kes sesini de otur sonra da defol git işte. Ama ben bilirim böyle adamları susmaz bunlar. Ben yanlarından ayrılınca ya da hemen ertesi gün, arar Sarper'i ben Marin'î tanıyorum, eskiden görüşüyorduk der. Bunun ona ne faydası olacak? Hiç. Belki aptal egosunu tatmin edecek, bana ne zararı olacak? çok.

Bunun benzeri bir durum yaşamıştım yıllar önce. Sevgilimle çok kötü kavga etmiştik ben de en yakın arkadaşını aramıştım, tamamen fikir almak için. Bu çocuk neden bu kadar dengesiz davranıyor sen bilirsin dedim. Sohbet sohbeti açtı biraz da kızgınlığın ve bunalımın verdiği etkiyle biraz flörtleştik ama yatmadık bile. Sonra sevgilimle barıştım ve bu hooop olanları ona anlattı. Bu nasıl bir kişiliksizliktir arkadaş? Tabii bizim ipler yine koptu ve onarılamayacak yaralar aldık. Sus işte neyine yaradı bu senin? Onların arkadaşlığı da bizim ilişkimiz de bir daha hiç eskisi gibi olamadı.

Şimdi önümde iki seçenek var: Bu mal kesin Sarper'e durumu anlatacak, öyle bakıyor çünkü gözümün içine içine "Sen bittin kızım" der gibi. Ben ya inkar edeceğim ki çok acınası bir durum olur bu, ya da bana yakışan şekilde evet senden önce önemsiz bir şeydi ne var bunda diyeceğim. İnkar etmem zaman kazandırır belki ama sonuçta beni yalancı durumuna da düşürür ve bence aramızdaki daha yeni tomurcuklanan ilişkiye büyük zarar verir. Dürüstlük de sandığınız kadar iyi bir şey değildir böyle durumlarda, ne kadar dürüst olsanız da kaybedersiniz.

İşte bununla ilgili yaşadığım bir anı daha: Karşı apartmandan bir çocukla çıkıyorum o zamanlar ailemle yaşıyordum ve o apartmandan iki yıl kadar önce başka biriyle görüşmüştüm. Zaten anlaşamamıştık çok aptal bir şeydi, sevişemedik bile ben bunu üzerimden ittim. Beğenmediklerime böyle yaparım. Geri zekalı çağırmış beni Sibel Kekilli'nin ponosunu açmış, almış eline penisini üzerime geliyor. O zaman daha gençtim ama aynı atarlı halim mevcutmuş demek. Bunu öyle bir tersledim ki, elindeki minnacık kaldı. Neyse aradan iki yıl geçti ben bu yeni çocukla çıkıyorum hata bende  söylememeliydim ama bunlar komşu ve ben o apartman gelip gittikçe görüyor beni. En iyisi dedim bu gidip söylemeden ben söyleyeym ve anlattım çıktığım çocuğa. Aradan iki ay geçmeden ayrıldık, çocuğun savunması; "keşke bana anlatmasaydım o ve sen gözümün önüne geliyorsunuz sürekli bu yüzden de duygularım gelişmiyor." gibi bir şeydi. Eyvallah dedim demek ki fazla dürüst de olmayacaksın.

Şimdi bu karşımdaki malla bu arada adı Tayfun, Sarper söylemese hayatta hatırlamazdım, durumumuz aynı. Ben kalkar kalkmaz ötmeye başlayacak. Buna ulaşıp aman arkadaş etme eyleme kes sesini söyleme desem, ya benden bir şey isteyecek ya da tamam deyip yine söyleyecek ve bir de bu ricamı da anlatacak. Diyorum ya hepsi egosu şişik ama aslında koca bir hiç olan adamların kendilerini tatmin derdi. Ne diye konuşuyorsun, sussana. Ben düşüncelere dalmış durumdayım en iyisi inkar etmek, hatta çamur atmak, ben bu adamla ne yaşamış olabilirim tipe bak falan gibi. Bir ara Sarper'e telefon geldi, kalktı yanımızdan biz bu gereksizle başbaşa kaldık. Hemen ne demiş olabilir.

-Beni hatırladın mı Marin?
Hayır desem daha çok hırs yapacak, biliyorum.
-Evet, hatırladım. Dedim buz gibi bir sesle.
-Sarper biliyor mu?
-Ne aptalca bir soru bu, yeni karşılaştık ben  nereden bileyim senin Sarper'in arkadaşı olduğunu?
-Hala agresifsin.
-Değilim, çabuk kızıyorum sadece.
-Seni gördüğüme çok sevindim, daha sonra görüşebilir miyiz?
Aklıma o sırada bir şey geldi. Bu herif ötecekti, belliydi. En iyisi bunu korkutmak diye düşündüm.
-Tamam, yakınlarda oturuyorum. Sonra gel bir konuşalım seninle.
Dedim telefonumu verdim. İşte şimdi susacaktı çünkü ümitlenmişti, oysa başına geleceklerden çok habersizdi garibim...

14 Haziran 2017 Çarşamba

En Yakın Arkadaşın Ergen bir Sürtükse

 Bana bir mail gelmiş. 16 yaşında dünya tatlısı bir kızcağız, kimsenin onu beğenmediğinden, en yakın arkadaşının da çok popüler olduğundan şikayet etmiş. Şimdi ona söylediklerimi detaylıca buraya yazacağım. Ben de bir zamanlar bu kızcağız gibiydim. Kimse beni görmezdi ve beğenmezdi. Ya da beğenenleri ben beğenmiyordum ki hiç flörtüm yoktu ama en yakın arkadaşım Müjü denen saf kan kafaşenin sıra sıraydı. Neydi onda olup bende olmayan? Benden biraz daha zayıftı ki sonra anlaşıldı geniş kalça daha seksi. Biraz daha uzundu, boyla olsaydı herşey ohooo. Yüzü fena değildi ama gözleri renkli değildi dişleri de bildiğiniz kazma dişti. Nedense bu kıza talep çoktu bana yoktu.

Okulda, dershanede ben bununla gezer, otururdum. Erkekler bunun etrafında sinek gibi uçuşur bana bakmazdı. peki ne oldu? Okul bitti, ben üniversiteyi kazndım bu bir haltı kazanamadı. Sırf arabası var diye çıktığı ve bolca oral hizmet sunduğu sevgilisi bunu terk etti. Bir anda evde pinekleyen bir ev kızına dönüştü çünkü dışarıya benim sayemde çıkar, bu çocuklarla takılırdı. Ben bunu arayıp sormayı kesince, dışarı çıkamadı ve bunlarla daha az buluşabilir hale geldi. Bir de sanki kendisine verilen ışığın tamamını bir yılda kullandı ve tüketti. Bense sonraya sakladım, daha serpildim, zayıfladım ve güzelleştim. Daha önemlisi benim auram vardı, bununsa içi boş güzelliği ve o da solmaya başladı genç yaşta. Onu görünce bana bakmayan hatta konuşmayı kesen herkes, artık ona bakmaz hale geldi. Hatta bana günün birinde ne oldu bana? diye sormuştu. Ben de demedim tabi fazla kullandırdın, bedenini de ışığını da, enerjini de diye. Geriye kalan içi boş, kof bir surattı. Zaten fazla zeki de değildi, soru sorsanız yarım dakika sonra anca algılayıp cevap verirdi. Koca dişli ağzı dışında işe yarar bir tarafı yoktu. Ben Müjü denen gereksizle görüşmeyi kestim tabii. Zaten o zamanlar neden görüşüyordum onu da bilmiyorum. Sırf o da Taksimde oturuyor diye işte. Bu ezik, gitti başka bir ezikle evlendi ve çocuklu bir ev kadını oldu. Tipi iyice kaydı ama eski günlerin hatırına saçlarını hep eskisi gibi yaptı belki yine popüler olur diye.

Şimdi yanındaki arkadaşı yüzünden görünmediğini düşünen genç bir kızsan sakın üzülme. O arkadaşın elindeki sihrin tamamını çok genç yaşta kullanıp, üzerine aldığı kötü enerji yüzünde yıpranacak ama sen sonradan çok popüler olacaksın olmasan da emin ol ondan çok daha mutlu olacaksın. İlle de kafana takıyor, her hoşlandığım çocukla bu kaltak çıkıyor diyorsan, eski usul bir yöntem önereceğim sana. iftira at o kaltağa, geçenlerde kürtaj oldu de, iğrenç bir tipe oral yaparken gördüm de, fısıltı gazetesi çok etkilidir emin ol hemen yayılır ve o kızın da esamesi bir daha okunmaz. Ben mi? Yok canım ben öyle şeyler yapar mıyım hiç. Yapmamışımdır herhalde, geçmiş zaman hatırlamıyorum...

Ötekiyiz Hepimiz

   Bu ülkede kadın olmanın zorluğu ortada; ayrılmak istiyorsun öldürülüyorsun, istediğini giyiyorsun diye şiddet görüyorsun. Erkek egemen bi...