Soru ve yorumlar için madammarin@gmail.com
Cihangirli Cihan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cihangirli Cihan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Şubat 2018 Çarşamba

Hani Sen Hamileydin?

 Cumartesi gecesi birkaç arkadaş ve elbette Nuri,  bara gittik. Evin yakınında bir yer, severim ortamını da, sahibini de... İçkimi aldım, müzik, sohbet derken sağ yanımda bir adam bitti.

-E hani sen hamileydin?
Haydaaaa. Yalanımın hiç bu kadar çabuk patladığı olmamıştı. O öyle deyince yanımızdakiler de dönüp adama baktı, neyse ki Sarper'in arkadaşları yoktu. Durum çok tuhaf göründüğünden, döndüm ve sertçe:
-Sana ne ya, işine baksana sen! dedim.
-Hamile kadın içki mi içer yalan dedin bana! dedi o da. Adam bildiğin bana hesap soruyor.
-Kardeşim sana ne, yürü git, konuşma benimle bak polis çağırırım.
-Çağırırsan çağır, halka açık bir mekan burası istediğim yerde dururum.

Nuri, dayanamadı, olayı da tam bilmiyor ama elbette anladı, ayağa kalktı.
-Rahatsız ediyorsun kadını, uzatma uza!
Adam da Nuri'ye baktı, ne dese bir düşündü bana baktı, döndü gitti. Bardan çıkmadı, barın bir köşesinde beni izlemeye başladı.

-Bu kim Allah aşkına Marin?
-Ziya.
-Ziya kim?
-Talibim, benimle evlenmek istiyormuş.
-Hamilelik muhabbeti ne?
-Beni rahat bıraksın diye hamileyim yakında evleniyorum dedim.
-Ha bu da geldi seni barda görünce hani hamileydin diye hesap sordu.
-Aynen öyle.
-Sende mal çekici bir özellik var artık doğuştan mıdır sonradan mı edindin bilmiyorum, gitmedi de oradan bakmaya devam ediyor mal.
-Aman boşver, umudu olmadığını anlayınca gider.

Geceye devamn ettik, ben biraz daha içtim. Sonra çişim geldi. Bana kalsa tuvalete giderken de Nuri'den ayrılmam ama gireceğimiz kabin türleri farklı. Kalktım hafif yalpalayarak tuvalete doğru seyirttim. Biri kolumdan yakaladı, döndüm ki bu adam yine.

-Bak hata ediyorsun, gel konuşalım.
-Bıraksana kolumu ne konuşacağım ben seninle?
-Biz birbirimize aitiz.
-Ya yürü git deniz görmüş kro, neyine ait olucam senin, önce tipine bak da öyle bana niyetlen.

İttim, yalpaladı bana doğru tekrar hamle yaptı ki sağdan bir kroşe çakıldı suratına. Ben de etraftakiler de şaşkınca baktık. Yumruk Cihan'a aitti, son günlerde adam süper kahraman gibi karşıma çıkıyor. Ziya, yumruğun etkisiyle yere çömeldi ama hemen kalktı, aksini beklesem de karşı koymadı, cevap bile vermedi.

-Defol git, gebertirim seni! dedi Cihan, koluma girerken. Ziya, ikimize de baktı ve bir şey söylemeden, çenesini ovalayarak bardan çıktı. Adamın kim olduğunu vs anlattım tabii Cihan'a. Benden sonra bu krolarla mı takılıyor demesin bana. Daha sonra o da dört aylık oğlunun fotoğrafını gösterdi bana, ne güzel değil mi? Sevişmedik yine...


3 Şubat 2018 Cumartesi

Kara Çarşaf Atak

 Geçen hafta sonu dinlenme ümidiyle evimdeyken Minel'in nişan atma sorunlarıyla uğraştım. İlk sorun: Taha'ya nasıl söyleyeceğiydi. Yüzüne söyleyemezmiş, ben de çok karşı olmama rağmen mesajla terk et dedim.
Benim bile mesajla terk edilmişliğim var. Elbette intikamım acı oldu, anlatırım sonra.
Mesajı da kendi yazamadı, hitabet uzmanı ben deniz, uygun bir mesaj döşedim ve gönderdik. Gün boyu adam bunu aradı, telefonu açmadı ve cumartesiyi başka bir arkadaşında geçirmeye karar verdi. Nuri bu olaya epeyce gülüp eğlendikten sonra, kursta bulduğu sevgilisinin evinde hafta sonunu geçirmek üzere gitti. Sarper, iş için şehir dışındaydı, Stavros da yeni sevgilisi her kimse onunla kalmaya gitti. Veeeeeeeeeeeeeeeeeee evde yalnızım!!!

Ergenlik dönemimden beri evde yalnız kaldığım için bu kadar sevinmemiştim. Bildiğin ne yapacağımı şaşırdım. Cumartesi evden çıkmadım, tamamen kendimle ilgilendim. Evi toparladım, kedilerimle oynadım, küvette keyif yaptım, banyonun kapısı açık olarak! Altıma bir şey giymeden sadece üstümde ince biraz uzun bir kazakla zaman geçirdim evde. Oh be, özgürlük, kendi evinde özgür olmak, ne çok özlemişim bunu. Gece oldu... Bir film koyayım da film keyfi yapayım dedim, uykum gelene kadar ard arda film izlemekti niyetim. jeepers creepers 3 ü izlemeye kalkmak gibi büyük bir hata yaptım. İlk ikisini beğenmiştim bu da güzeldir dedim ama bildiğin iğrençti, daha yarısı olmadan nefesim daralmaya başladı, filmden sandım.

Odama geçtim, biraz internette takıldım, Orange is the new black izledim ama nedense göğsümde bir ağırık bir sıkkınlık hissettim. Yorgunluktandır dedim, uyumaya karar verdim. Tuhaf bir korku kapladı içimi ve kalbim hızla atmaya başladı. Bu korkunun ne olduğunu biliyordum, köpek atak! ben ona öyle diyorum, kısaca panik atak. Nadiren olur bana, ilk panik atağımı ilk grubumdan sonra geçirmiştim, nedense herkes biliyor gibi geldi ve yine izlemekten bunaldığım bir filmin de etkisiyle panik atak geçirdim, ne olduğunu da bilmediğimden hastaneye gidip, bir güzel sakinleştirici serum yedim kendime geldim. Şimdi olanın nedenini anlayamadım, uzun süredir grup da yapmamıştım oysa. Yorgunluk mu, yalnızlık mı, zaten bunun adı sebepsiz korku değil mi? Nasıl kovacağımı biliyordum bu köpeği, ona o yokmuş gibi davranmak gerekiyordu. Sürekli ben iyiyim diye tekrarladım durdum. Yataktan kalktım dolaştım, balkona çıktım. Geçer gibi oldu tekrar başladı. Bu sırada kimi çağırsam diye dşünüyordum ama herkes uzaktaydı. Civarda kim var, kim gelebilir derken telefonuma mesaj geldi Cihan'dan. "Nasılsın?"

Hemen aradım. " Nerdesin?" "İstanbul dayım aslında sana çok yakınım." "Hemen buraya gelebilir misin?" "Bir şey mi oldu Marin?" "Sorma sadece gel çabuk"

On dakika kadar sonra geldi ben bu sırada daha iyi oldum. Kapıyı açtığımda merakla bakıyordu yüzüme.
-Ne oldu?
-Panik atak oldum.
-Ne?
-Soru sorma gel yanımda dur, birazdan geçer.
-Bir şeye mi canın sıkıldı?
-Evet,  jeepers creepers'a.
-O ne?
-Boşver Cihan, sadece yanımda dur.
-Tamam.
Sarıldık, bu biraz iyi geldi, zaten en şiddetli dönemi de geçmişti. Konuşmadık bile, ben yattım o elimi tuttu, uyumuşum... Uyandığımda yoktu, herhalde uyuyunca gitti dedim, kapı çaldı. Cihan geldi, kahvaltı ederiz diye hevesle kapıyı açtım, bu kez de karşımda beş tane kara  çarşaflı kadın vardı.
Ben Cihan'ı beklerken gördüğümle şok oldum, hemen aklımı da toplayamadım, bildiğin dondum kaldım. Meğer bunlar Taha'nın ailesiymiş ve nişan bohçası almaya gelmişler.

"Minel yok, o buradayken gelin." dedim.
"Olmaz şimdi ver." Dediler bir de ileri geri laf ettiler, neymiş nasıl bırakırmış Taha'yı da bilmem ne.
"Taha ya harem kurma ekibi olarak siz de haklısınız, kendinize saygınız olsa şu öcü halinizle dolaşmazsınız. Haklarınız var sizin, erkeklerden daha üstünsünüz hatta, unutmayın bunu."
Bön bön baktılar yüzüme, kapıyı öfkeyle kapattım yarısı görünen yüzlerine. Panik atağın üztüne kara çarşaf atak tam oturdu, Cihan'dan da haber yoktu.


17 Nisan 2017 Pazartesi

Bu Aşka "Hayır" Dedim Hayırlısı Olsun!

 Dün Nuri'yle oy vermeye gittik. Malum aynı apartmanda oturduğumuz için aynı okulda, hatta aynı sandıkta oy kullandık. Minel, Manisa'ya gidip oy vermeye üşendi, nişanlısı olan Karadeniz gericisiyle gitti, o, oy kullanırken bu da onu destekledi. Stavros, Türk vatandaşı olmadığı için oy kullanamadı. Onca Suriyeli'den daha değersiz kaldı. Onu da en kısa zamanda Türk vatandaşı yapacağım. Apartmanın zillisi ve Stavros'a gizli gizli verdiğinden emin olduğum Sinem, gece geç ve sarhoş geldiğinden pazar uyanamadı ama biz oy vermeye giderken onu uyandırıp gittik. Vatandaşlık görevini yapsın kaltak, kimlere vermeye üşenmüyor da oy vermeye neden üşeniyor, verecek! Bir de süslendim, püslendim sanki kameralar beni çekecek. Tabii şimdi moda oy atarken poz vermek ama ben bıu modaya uymadım hem zaten paylaşamayacağım hem de bir tanıyan falan olur, malum kimliğimi gizliyorum. Sıra yoktu neredeyse hiç beklemeden oy pusulasını verdi görevli elime, ben de kabine girdim oyumu kulandım. Sıra Nuri'ye geldi, zarfı sandığa attım ki ne göreyim Cihan'la karısı karşımda. Bu taşındı ama adresini bildirmemiş mi ne yapmış, hala bizim apartmanda oturuyor göründüğü için aynı yerde oy veriyormuşuz meğer. Öylece kaldık, selam versen bir türlü vermesen başka türlü, kadın da bir ona bir bana bakıyor ne yapacağız diye. Böyle zamanlarda en yapılması gerekeni yapıp, görmezden gelmek gerekir. Burnunun ucunda olsa bile görmezden, tanımazdan geleceksin. Neyse ki o sırada görevli "Marin Hanım şuraya imza" dedi ben de o bakışma ve donma anından uyanıp imzamı attım, bu sırada Nuri, kabinden çıktı. Beyefendi Hanım fotoğraf çektirmek istedi sandığa atarken, ben de bir an önce gitme derdindeyim. Tutturdu fotoğrafımı çek diye, telefonu çıkarttım, bu pozunu verdi. Sonra da Cihan'ı fark etti. "Ooo Cihancığım sen de mi buradaydın nasılsın? Bak Marin Cihan." Eh be Nuri, sanki ben onu görmedim. Gördüm de görmezden geldim, sen şimdi bizi iyice çıkılmaz bir girdaba soktun, selam vermek mecburi artık.
"Evet, nasılsın Cihan?"
"İyiyim sen?"
İyi ben de."
Karısı bu manzaraya daha fazla dayanamadı, oy pusulasını alıp, kabine girdi.
"Hadi Nuri, gidelim."
"Hayır mı dedin evet mi?" Diye sordu Cihan gülümseyerek.
"Bana kalsın orası." dedim orada bir de politik muhabbete girecek değildim. Ne dediysem dedim sana hayır dedim, sana, yoran aşkına, oyalamana, gel gitlerine, sorunlarına, kısıtlamalarına, kısaca bu ilişkiye hayır diyeli çok oldu. Hayırlısı olsun hepimiz için.

13 Şubat 2017 Pazartesi

Kapımda Kim Olursan Ol Gel Marin Sana Bakar Mı Yazıyor?

 Perşembe akşamı eve geldim ki ne göreyim bir evli çift salonda oturmuş, Minel onlara çay vs ikram etmiş beni bekliyorlar. Bunları nereden tanıyorum, nereden? diye düşüne düşüne selamlaştım karşılarına oturdum. Stavros da evde, meraklı meraklı bize bakıyor ben de merak ve endişe içinde bavullarına bakıyorum. Nasılsın, hoş beşten sonra erkek olanı konuya girdi ben de kim olduklarını hatırladım. Ev sahibi evden kovmuş, bunlar da en yakın ve müsait ev benimki diye bana gelmişler. Bu arada bunlar bana Cihan dan kalan artıklar. Adam Cihan'ın memleketlisi, yanındaki de onun karısı ikisi aynı tür çalışmaz biri bize baksın tipinde insanlar. Evet ciddi ciddi şu zamanda böyle insanlar var. Sanki kedi de bakacağım bunlara. Acaba benim kapımda kim olursan ol gel sana Marin sana bakar yazan bir tabela mı var?
-Cihan'a neden gitmediniz?
-Cihan'ın karısı bizi pek sevmez de sen çok güler yüzlüsün, cana yakınsın.

Sen daha salak görünüyorsun demenin başka bir şekli. Cihan bunları karısının korkusuna evine alamıyor da bana mı gönderiyor? Haberi var mı acaba? Bir konuda haklılar ama güler yüzlüyüm, vicdanlıyım, kimseye git diyemem, anca çok dellenicem de artık gemileri yakıcam o zaman çirkefleşir koyarım kapının önüne. Minel ve Stavros a da Mart sonuna kadar süre verdim ama kendilerinden gitmezlerse nasıl derim bilmiyorum.
Bunlar gözümün içine bakıyor. Nuri'yi mi arasam ki gelip o kovalasa?
-Hangi odayı bize vereceksin yenge biz eşyaları koyalım.
Ha bir de hala yenge diyor. Öküz ölmüş ortaklık da Cihan da kalmamış ortada, ben onun hemşehrisiyle karısına bakıyorum oh ne güzel memleket. Yüzümü bir ateş haresi sardı ben yılardır yalnız yaşıyorum alışık değilim evimde bu kadar insan olmasına. Kuzenlerimi bile yabancılıyorken bu iki cidden yabancıyla nasıl kalırım canım olacak şey mi? Bir de bir gün değil bir gece değil süresiz bir misafirlik bunlar yerleşti mi hayatta gönderemezsin bilirim böyle tipleri. Gururları da yoktur, çalışmaya niyetleri de. Kadın bir yemek yapar adam gelirken belki bir ekmek getirir sana ortak oldu zannederler bir de bunlar. Ben on dokuz yaşından beri çlaışıyorum ki ailem varlıklıdır yine de kimseden birşey beklemedim hiçbir sevgilime kendime birşeyler adırmadım, parasını yemedim ama hep benden istendi nedense? Artık yeter!

-Ben evleniyorum burada kalamazsınız.
Kelimeler dudaklarımdan istemsizce döküldü. Minel ve Stavros şaşkınca bana baktı bu evli çift de birbirlerine baktı.
-Hayırlı olsun yenge biz o zamana gideriz
Yüzsüzdürler demiş miydim?
-Nişanlım çok sert ve kıskançtır evde yabancı erkek istemez. Stavros benim akrabam o da yakında gidecek zaten.
Bir de numaradan saate bakıyorum.
-Birazdan gelir gerçekten hır gür çıkmasın, apartmanda sorun olsun istemiyorum.
Ve ayağa kalkıyorum, bunlar da mecburen kalkıyor.
-Yenge otel için para verebilir misin?
-Cihan neden vermedi?
-O sana geleceğimizi bildiğinden yol parası verdi sadece.
-Ha biliyor da buraya geleceğinizi.
Benim artık nasıl gözüm döndüyse Stavros dayanamayıp cebinden para çıkarttıp adama veriyor ki aslında engel olmalıydım o sırada gitmelerini  kadar istiyordum ki olamadım. Adam hiç utanmadan parayı alıp cebine attı ve teşekkür bile etmeden karı koca def oldu gitti.
Ben ne yaptım tabii ki hemen Cihan'ı aradım meşgule attı yine aradım yine attı ben de kallavi bir mesaj döşendim "bana ne senin hemşehrinden nasıl bana gönderirsin bu nasıl yüzsüzlüktür karın neden bakmıyor da benim evime geliyor bunlar burası yol geçen hanı mı bir daha olursa bunları da alır senin kapına dayanırım düşün atık yakamdan!"cevap gelmedi ama okundu.
Minel de garibim inanmış Marin kimle evleneceksin? Ne zaman?  diye sormaya başladı cevap vermeden odama gittim yalan demeyeceğim ki belki bunları göndermek için de bu yalanı kullanırım. Özgür kalmak için sahte nikah bile kıyarım o hale geldim artık.


28 Aralık 2016 Çarşamba

Yerine Yine Oturmadı Bir Parçası Aşkımızın

 Evimde üç kişi yaşama durumum devam ediyor. Şu sıra eve birini atmaya kalksam mümkün değil yani o derece dipdipeyiz. Minel, işine devam ediyor prova mankenliğine, Stavros da haftanın dört gecesi sahne alıyor. Geçen hafta Minel, Nuri, birkaç arkadaş daha izlemeye gittik akrabam diye demiyorum çok yetenekli. Minel için de yazdığım bir reklamda küçük bir rol ayarladım öyle görünüp iki mimik yapacaktı hevesini alsın kendini tartsın istedim. Giderken havalara uçtu ama döndüğünde "Marinciğim oyunculuk bana göre değil çok yoruldum." dedi. Ne sanmıştı acaba, bak o kadar adamla boşuna yattın demedim zaten üzülmüştü kız ama gözlerinde başka bir hedefe dümen kırmış korsan bakışı vardı bir yerleri yağmalayacak belli ve sanırım bu yer yeni iş yeri neyse mutlu olsun da gerisinden bana ne.

Stavros, duştan beline doladığı havluyla çıkıp etrafta dolanmasa sıcak aile ortamından memnunum aslında ama o böyle adonis kaslı Yunan tanrısı Adonis gibi dolandıkça ben Minel'i zor zapt ediyorum peki beni kim zapt edecek? Bendeki şansa bak hayatımda şöyle bir adam yemedim evimde yaşıyor elimi uzatsam dokunurum ama akrabam gel de aramızdaki kan bağına sövme şimdi. Minel, üşenmemiş soy ağacımızı çıkartmış bana gösterdi "bak Marinciğim Stavros la benim alakam yok o senin akraban." diye. Kandıramıyorum da artık kızı o kadar salak değil "evet ama akraban sayılır beraber birbirimizi İstanbul da destek oluyoruz." Diye bir Türk filmi girizgahı yaptım ama etkilenmedi, yiyecek gibi bakıyor her fırsatta bahaneyle dokunuyor çocuğa ben de bu kızın yemeğine ne koysam da Stavros u kurtarsam diye düşünüyorum. Hiç Türk kadınıyla olmamış garibim başına neler gelir haberi yok.

Nuri de kurabiye canavarı oldu kurabiye yapıp yapıp bize geliyor "bak Stavros Kavala Kurabiyesi yaptım sana" diye sevimli bir suratla uzatıyor Stavros a o da yiyor da kibarlıktan bunun Kavala Kurabiyesiyle ne ilgisi var demiyor. Şiş şekli bozuk kahverengi kurabiyeler nerede bizim Kavala Kurabiyeleri nerede ama tadını iyi tutturuyor çayla iyi gidiyor. Bana bunca yıldır bir kere kurabiye yapmışlığı yok Nuri efendinin gel de sinir olma. Ayrıca apartmandaki yollu Sinem de bize dadandı. "Ay Marinciğim işler nasıl görüşemiyoruz." diye dalıyor akşamları sanki daha önce görüşüyorduk. Ben bu kızın kaç numarada oturduğunu bile yeni öğrendim. Geçen sene sevgilisiyle gürültülü sonu polisli biten bir kavga yaşadı da oradan dikkatimi çekti. Nuri nin anlattığına göre çapkınmış hatta evinden ikişer üçer adam çıkarmış. Ben de çapkın geçiniyorum ya ayıp bana ayıp. Bu Sinem de etek demeye bin şahit isteyen minisini giyip çarpık bacaklarını ortaya döküp ve bir de o sarkık göğüslerini açıp dalıyor bizim eve. Hep derim çok mıncıklatmayacaksın memeleri sonra sarkar benim büyük ama dik neden çünkü pek elletmem sevmiyorum oraya takılıp başka yerleri ihmal ediyor erkekler hem.

Ben de bu misafir yoğunluğunda Stavrosumu korumaya çalışıyorum bir yandan da Minel i hem zapt edip hem de hayatını sorguluyorum yine birileri kızı kandırıp faydalanmasın diye. Nuri ye yapma etme benim akrabam o diyorum o da ben bu Stavrosu yerim diyor of. Sinem desen bambaşka bir tehlike bununla sevgili olsa Stavros u akrabalıktan afaroz ederim  bu nedir ya. Geçen Noel di malumunuz kutladık gelen telefonlar, ben Yunanistan daki akrabalarla konuştum Stavros çevirdi çat pat Yunancayla ne konuşayım yine ev tıklım tıkış birkaç arkadaş da geldi. Artık kapının çalması bana doğal geliyor kim diye merak bile etmiyorum. Stavros açtı kapıyı ben hala telefondayım derdimi Kavala daki bir kuzenime İngilizce_Yunanca karışık anlatmaya çalışırken bir söz öbeği dikkatimi çekti. Stavros kapıdaki adama "Marin içeride ben burada yaşıyorum onunla" dedi Türkçesi yeterli değil bu kadar anlatabildi karşısındaki ses de "Anlıyorum selam söyleyin." Dedi. Ses onun sesiydi...

Hemen ayağa fırladım kapıya koştum Cihan elinde bir paket kapımda Stavros'u da sevgilim sandı böyle adamı evimde görünce ne sansın halbuki evlensem nikah tutmaz kan bağlı akrabam adam.
-Cihan hoş geldin girsene.
-Rahatsız etmeyeyim buradaki evimi satıyorum da geçerken de sana bunu bırakayım dedim.
-Nedir bu?
-Küçük bir hediye size iyi eğlenceler.
Stavros a kaçamak bir bakış attı saf Satvrosum da o sırada kolunu omzuma attı. Cihan da onu iyice sevgilim sandı, döndü gitti. Ben öylece kaldım acaba mesajla o benim akrabam desem mi o zaman iyice zavallı görünmem mi? İyi de Stavros sevgilim değil ki gerçi Cihan da değil neyi açıklıyorsam?
Pakette mi? Sevgiliyken ve beraber yaşarken çekilmiş bir fotoğrafımızı puzzle yaptırmış açarken birkaç parçası döküldü o kalabalıkta onu bulmakla uğraştım ama bir türlü bir parçayı yerine oturtamadım tıpkı ilişkimizde olduğu gibi.

31 Ağustos 2016 Çarşamba

Sabah Seksi Başkadır

 Sabahın dokuzu Cihan yanımda uyuyor gece hiçbirşey yapmadık bu arada sarıldık uyuduk çünkü ben sarılacak kadar korkuyordum ve sevişmeyecek kadar da gergindim zaten o da sarhoştu. Telefonuma uzanırken aklımdaki ses bana onlar onlar deyip duruyordu.
"Efendim"
"Günaydın"
"Günaydın"
"Siz zirayi ilaçları satıyordunuz değil mi?"
"Ne? hayır yanlış numara."
Uyku sersemiyim kalbimi böyle gereksiz yere çarptıran bu adamı yakalasam ona içirirdim o zirayi ilaçlarını. Yatağa dönüyorum Cihan hala uyuyor. telefonuma mesaj gelmiş aman ne sürpriz Aras'tan
"Seni almaya gelecekler dikat et."
Haydaa sadece ve sadece sevişerek renklenen hayatım abuk bir erotik gerilime döndü iyi mi? Ben daha gencim hem ölmek hem de birilerinin seks kölesi olup öldürmek için yeminle toplu cinayet işlerim daha tanımıyorlar beni.
Cihan homurdanıyor.
-Neden bu kadar erken kalktın?
-Kalkmadım kaldırıldım sen uyu.
-Yanıma gel hadi.
Bir sabah seksi ki ne zamandır yapmamıştım ile Cihan'ı da evden def edip kapıyı kilitleyip perdeleri kapatıp saklanmak arasında kaldım ama yalnız kalmama isteği ağır bastı. Sabah seksi değil yalnız kalmama isteği inanın tabii iyi gelmedi de değil ne zamandır yapmamıştım sabah seksi başkadır.
Bu adamlar ne istiyor benden ya polise mi gitsem? Aras ne ayak? Cihan'a anlatsam mı? Yok anlatamam bir daha yüzüme bakmaz e zaten biz ayrılmamış mıydık? Olsun kenarda dursun yalnız kalırsın sonra! Aklımda binlerce soru içimde Cihan bugün güne erken başladım. 


30 Ağustos 2016 Salı

Romantizm Beni Sarmıyor Ama Korku İçindeyim

 Gece yine kapım büyük bir gürültüyle çalınıyor, panikle yataktan fırlıyorum kalbim yolunu şaşırmış ağzıma girmiş orada atıyor. Aklımdan saniyede binlerce fikir geçiyor ama hepsi şu bana dadanan gizli seks klübünün bir saldırısı olduğunda kararlı adresimi Aras biliyorsa onlar da biliyordur. Delikten baktığımda gördüğüm yüzü önce seçemiyorum zaman geçince üzerlerinden insanların yüzlerini unutmak gibi bir huyum var. Uyku sersemi gözümü iyice deliğe dayayıp bakıyorum ki Cihan, açıyorum ne yapacağım?
-Hayırdır bu saatte?
-Rahatsız etmiyorum umarım?
İçeriye kaçamak bir bakış atıyor yalnız mıyım diye merakta sanki haftanın yedi günü ilişki halindeyim de yalnızım tabii. Şu sıralar en çok görüştüğüm erkek Nuri varın düşünün vahimmiyatımı.
-Gel yalnızım.
-Kusura bakma korkuttum galiba.
Rengim bembeyaz olsa gerek yüzümden kan çekildi tabii korkudan.
-Uyuyordum da birden kapı çalınca..
Cümlemi bitiremiyorum, sarılıyor.
-Seni çok özledim.
Nedense bu romantizim beni sarmıyor hafifçe itiyorum.
-Sana bir kahve yapayım içmişsin.
Başını sallayıp salona geçiyor, telefonumu masada unutmuşum ezbere hareketlerle elime alıyorum şu bahsettiğim erken teşhisle hayatını kurtardığım adam yani Harun mesaj atmış ve aramış defalarca duymamışım bu saatte de dönmek istemiyorum ama merak içindeyim.
"Ne oldu?" Yazıyorum Cihan'ın kahvesini yaparken cinkkk diye cevap geliyor.
"Söylediğin klübe gittim beni içeri almadılar ama yakında seninle görüşeceklerini iletmemi istediler müsait misin geleyim mi?"
Ben korkudan titriyorum adam gelme derdinde "sevgilim yanımda GELME"
Bildiğin gözdağı vermişler Harun vasıtasıyla bana. Başıma geleceklerden korkarken bir yandan da benim selamım nasıl birini içeri almaya yetmez diye bir ego savaşı da başlıyor içimde. Korku içindeyim Cihan burada kalsın en iyisi.

11 Ağustos 2016 Perşembe

İlk Mesajı Günahsız Olanınız Atsın


Cihan'dan günlerdir haber yok. Ben utançtan eğilmiş başımı Cihangir sokaklarına uzatamıyorum sanki birileri ne haltlar yediğimi biliyor da beni yargılayacak gibi geliyor herkes kendisine baksın gerçi onları da biliyoruz da neyse.
Kafama takıldı, nerede bu adam? Mesaj yazmak için telefonumu elime alıyorum. Neredesin? Yazıp yazıp siliyorum. Bu gibi durumlarda ilk mesajı ilişkide en günahsız olan atmalı bence benim ise günahım tavanı deler durumda. Baştan beri bu işe kalkışmam hataydı, bu ilişki gereksiz bir darbe indirdi hayatıma.
Şimdi nerede olduğunu merak ediyorum ama arayamıyorum yazamıyorum işin kötüsü o da yazmıyor. O zaman bana ne deyip köşeme çekilmek ve unutmaktan başka çarem yok ama karısına da çok üzüldüm bari ona haber ver diyesim var.
Gecenin ikisi dayanamayım yazıyorum. "Neredesin? karın çok merak etmiş" Hani benim umurumda değilsin de o merak etmiş onun için yazıyorum alt mesajıyla kuruğu dik tutma çabasındayım.
Görüldü işareti gözüme sonra da yüreğime batıyor ama cevap gelmiyor. Bekliyorum cevap yok, ertesi sabah cevap yok.
Görüp cevap vermemesi mesaj yazmamasından da kötü, mesajı görülüp de cevap alamayan kişi olmak daha da kötü. Keşke yazmasaydım diye debeleniyorum içimde.
Facebook sayfamda bir mesaj dikkatimi çekiyor " geldi teşekkürler." Ne geldi? Kim geldi? Gelerek neye iyi geldi? Bana iyi gelen birşey yok şu an çünkü. Cihan mesajımı okuyup karısının yanına dönmüş bana lütfedip bir yanıt verme gereği duymamış ama bir yerlere gelebildiğine göre iyi demektir ben de kandi çapımda bir evliliği kurtardım. Tamam önce talan ettim yağmaladım ama sonra kurtardım hem de en günahsız mesajımla yaptım helal bana.

7 Ağustos 2016 Pazar

Kim Kazandı Cihan'ın Karısı Mı Ben Mi?

 Cihan'ın karısından çok sağlam bir darbe yedim bu Cuma. O yüzden suskundum anca dilim çözüldü. Cuma gecesi buluşması yaptık aşağıdaki barda Nuri, ben, birkaç etraftan arkadaş daha. Sohbet muhabbet önce kahve sonra sevmesem de ortama uymak için bir bira derken loş ışığın içinde bir yüz git gide tanıdık halde yaklaştı yanıma. Yaklaştıkça tanıdım tanıdıkça tanımazlıktan geldim ama geldi karşımda durdu. Nuri, kolumu dürttü başımı başka tarafa çevirmiştim mecburen ona döndüm.
-Marin Hanım?
Dua ettim hayatımda ilk kez belki dua ettim sadece bir okur olsun da iki soru sorup gitsin diye ama acemiyim tabi duam kabul olmadı.
-Evet?
-Ben ... Cihan'ın karısıyım.
Masadaki herkes sustu. Sanki bardakiler hatta tüm şehir sustu ama o susmadı.
-Bir haftadır eve gelmiyor çok merak ediyorum telefonu da kapalı sizinle mi?
Etrafıma kaçamak bakışlar atıyorum Nuri ile göz göze geliyoruz. Nuri de taş kesmiş, makyajlı yüzü sanki donmuş kalmış bana pür dikkat bakıyor.
-Hayır değil.
-Bakın sizinleyse lütfen söyleyin sorun çıkartacak değilim çok merak ediyorum lütfen.
Keşke bu lütfenlere verecek bir cevabım olsaydı. Keşke kadını rahatlatacak bir şeyler söyleyebilseydim ama bir dakika söyleyebilirim.
-Onu ben de geçen pazardan beri görmedim konuşmadım da.
Kadın yanıma Cihan'ı aramaya geldiğine göre zaten aramızdaki mevzudan haberi var yok saymaya ve onu aptal yerine koymaya gerek yok.
-Sizi hiç aramadı mı?
-Hayır ben de onu aramadım.
Kendimi aklayacağım sanki aramayınca adamla ayladır ilişkim var.
-Neden o kadar kızdı size?
-Efendim?
-Çok kızarsa kaybolur böyle ben acaba bana mı kızdı diye yedim bitirdim kendimi ama demek ki size kızmış neyse rahatsız ettim kusura bakmayın.
Arkasını dönüp yürümeye başlıyor. Yine Nuri ile göz göze geliyorum arkasından git diyor da niye? Tamam gidiyorum.
-Salata yüzünden kızdı. Dönüyor...
-Nasıl?
-Ona yaptığım salatayı beğenmedi ben de git karın yapsın dedim o da çekti gitti.
Yüzünde acılı ama tanıdık birini görmüş, ortak bir sırra nail olmuşçasına tuhaf gülümsemesi beliriyor ve kafasını sallıyor.
-Anladım hoşçakalın.
Dönüp giderken arkasından bakıyorum. Neyi anladığını kimin kazandığını merak ediyorum.

31 Temmuz 2016 Pazar

Kırk Yaşında Adamı Beslemek Ya Da Besleyememek

 Sıcaktan ve sıkıcılıktan yapış yapış bir pazar günü... Cihan bende. Ben Cihan'da mıyım? Tartışılır. Ben laptop başında aldığım bir iş üzerinde çalışıyorum, o salonda tv izliyor bir de kanepeye uzanmış ne klişe. Bana sesleniyor.
-Marin ne yiyeceğiz?
"Ne mi yiyeceğiz dedi o? Kırk yaşında adamı beslemekten ibaret bir ilişkiye doğru sürükleniyorsun Madam uyan!" Diyor içindeki ses. Haklı da. bana ne sen acıktıysan, çocuk musun sakat mı? Kalk mutfağa git ne istiyorsan zıkkımlan. Şımarık bir sex and the city özentisi gibi görünmek istemiyorum da ben yemek de yapamam kimsenin açlığıyla da uğraşamam. Hadi kış olsa neyse, bu sıcakta ne yapacağım?
-Salata yer misin? Diyorum, ben günlerdir öyle yapıyorum başka birşey yenmiyor çünkü.
-Olur. Gibi bir mırıltı duyuyorum. Çok memnun olmadı ama en azından karnı doyacak diye onayladı. İşimi bırakıp salatasını yapıp önüne koyuyorum daha ne yapayım? Aradan iki dakika geçmiyor ki yanıma hışımla gelip bir marul parçasını laptopun üzerine çatalını da yere fırlatıyor. Ne oluyoruz?
-Marin bu ne? Bütün bütün koymuşsun marulları. Salata yapmak bile bu kadar zor mu geliyor?
Ben sakinimdir ama kızarsam sağlam kızarım.
-Pardon da ben sana yemek yapmak zorunda mıyım? Acıktıysan dışarıdan söyle ya da evine git domestik karın sana üç beş çeşit yemek yapsın onları ye.
-Senden beklemekle hata ettim zaten.
-Ne bekliyordun? Sana hizmet edecek bir ezik olmamı mı?
-İnsan sevdiğine hizmet eder.
-Ben bu kadar ediyorum ve bu kadar seviyorum demek ki. Madem hizmete göre ölçülüyor sevginin değeri eminim daha çok hizmet edeni bulursun kendine.
-Senin için karımı bıraktım ben
Nuri böyle olacağını söylemişti ama. İş ister, kısıtlar yapmazsan da senin için karımı bıraktım diye kafana kakar demişti haklı çıktı yine!
-Ben gidiyorum.
-Güle güle.
Kapıyı çarptı çıktı. Etrafta marul parçaları, çatal, öfke, hırs ve biraz da ter asılı kaldı. Ben bu ilişkide hizmet etmiyorum demek ki sevmiyorum. Aslında seviyorum ama neden hizmet ediyorum? Sonunda ulaşacağım mutlu son bu mu? Kırk yaşında bir adamın karnını doyurup ona hizmet etmek mi?
"Ben sana dedim dinlemedin, bu adam ev erkeği ev karısı ister." İçimdeki sesle tartışmayalı çok olmuştu özlemişim.
"Ben sokak karısı mıyım? Bak ne güzel evim de var kendime ait hem de."
"Ya bırak def et gitsin düzenli ilişki kim sen kim bir salata bile yapamadın."
O değilde salatayı beğenmedi diye baya sinir krizi geçrdi ruh hastası mıdır nedir?
"Bütün erkekler biraz ruh hastasıdır."
Bence salata da gayet iyi olmuştu...

18 Temmuz 2016 Pazartesi

Sevgili Yapmaya "KALKIŞMA"

 Gecenin ikisi Nuri kapıma dayandı ben de baş ağrımdan dolayı ilaç alıp erkenden uyumuştum. Zor bela açtım kapıyı panikle içeri daldı.
-Kız galiba kıyamet koptu.
-Ne?
-Duymuyor musun bu saatte ezanlar okunuyor.
-Hım evet duydum şimdi de ne alaka?
-Kıyamet koptuğu için olmasın?
-Saati karıştırmış bir hoca olmasın?
-Saçmalama Marin ya. Televizyonu açalım.
Daha tam kendime gelemeden duyuyoruz ki darbe olmuş sonra durmuş pardon darbe değil kalkışma.
-Ay neyse ki engellemişler.
-Bu saatte darbe mi olur ya neden sabaha karşı değil? Filmlerde hep öyle oluyordu.
-Sen darbe mi gördün hayatında çok kötü bir şey ben seksen darbesinde çocuktum hatırlıyorum.
-Ne zaman başlamış bu darbe kalkışması?
-On civarı.
Kafama birşey dank ediyor saat ondan beri bir kalkışma ve karışıklık var ama benim telefonum hiç çalmadı kimse bana iyi misin demedi kimseden kastım geleceğimiz meçhul olan sevgilim Cihan.
-Eeeee Cihan neden beni aramadı merak etmedi mi?
-Sokaklara çıkmıştır darbe durdurmaya.
-Darbe değil kalkışmaymış baksana.
Suratımın asıldığını görünce Nuri yanıma oturdu omzunu koluma attı.
-Sen de sevgili yapmaya kalkışma!
Hep de yerinde ve tam da gediğine koyar lafı ayrıca kalkışma ne demek ya Nuri doğru kullandı da bu kelimenin bu kullanımını ilk defa duyuyorum üstelik kaç yıllık edebiyatçıyım. Evet kendime edebiyatçı diyorum ne olacak? Zoruna giden okumasın kendini yazar ve edebiyatçı sanmaya devam etsin benim okurum bana yeter canım sıkkın zaten attırmayın tepemi.

24 Haziran 2016 Cuma

Kaçamak Yaptığın Erkek Evde Nereye Saklanır

 Kötü de bir niyetim yoktu aslında biraz kafa dağıtmak biraz sohbet belki birkaç küçük öpücük. Evime geldi gelme diyemedim, genç, yakışıklı, tshirtün üzerinden görünüyor kaslı... Tam şarapa ve sohbetin tadına kanar gibi olmuş, dudaklarımız şarapla ıslandığı kadar birbirimizle ıslanmaya başlamıştı ki kapım çaldı.

Nereden çıktı şimdi bu? Kimdi ki bu saatte Cihan mı? Aramadan da gelmez ama... Hemen kapının deliğinden baktım evet orada öylece dikilen Cihan'dı. Duyurmak amaçlı bir kez daha zile bastı yetmiyor gibi kapıya eliyle vurdu. Aç şu kapıyı da seni basayım diyordu içinden biliyorum ama  ben kolay pes etmem daha birşey yapmadım bile hem.

-Sen içeride saklanabilir misin lütfen?
-Saklanmak mı ama neden kim geldi ki?
-Uzun hikaye anlatamam şimdi, geç içeride saklan işte.
-Nereye sakanacağım peki gardroba mı?
-Olur ya da koltuğun arkasında boşluk var gir oraya ama lütfen telefonun sessize al.

O saklanmaya gidiyor ben evdeki izlerini saklıyorum Şarap kadehi lavaboya, ayakkabısı ayakkabılığın en dibine... tamam etraf temiz gibi kapıyı açıyorum. Cihan yüzüme şaşkınlıkla bakıyor ardından evi süzüyor.
-Neden bu kadar geç açtın kapıyı?
-Tuvaletteydim beklemiyordum gelmeni.
-Sürpriz yapayım dedim. Yalnız mısın?
-Evet yalnızım.
-Neden tedirginsin?
-Tedirgin falan değilim Cihan sen neden teftiştesin?
-Yok canım seni göresim geldi sadece.
Gözleri etrafı dolaşıyor.
-Evi aramak ister misin?
-Arayabilir miyim?
-Onun için gelmedin mi?
Blöf iyidir her zaman, korkarsan daha çok açık verirsin. Yanağımı okşuyor.
-Gerek yok fazla vaktim de yok seni görmeye geldim sadece gideyim ben yarın ararım.
Dudaklarıma küçük bir öpücük kondurup içi rahatlamış halde karısıyla yaşadığı eve dönüyor. Ben de kendi evimdeki adamın tadını çıkartma için arka odaya geçiyorum. Koltuğun arkasına sıkışmış kalmış nasıl da şirin görünüyor. Ben de yanına giriyorum orada öpüşmeye başlıyoruz. Yakalanma korkusu mu kaçamak çekiciliği mi bilmem uzun süredir yapmadığım kadar iyi bir seks yaşıyorum Cihan da beni evde yalnız başıma oturuyorum sanıyor, sansın.





20 Haziran 2016 Pazartesi

Senden Ayrılmaya Hiç Cesaretim Yok

 90 larda daha mini mini bir çocukken ilk aldığım kasetti ya da bana hediye edilen ilk kasetti Yonca Evcimik'in Dansçı çalışması. Bir şarkı vardı içinde; Cesaretim Yok. O yaşta ne aşkı tatmış ne sevişmiş ne de sevmiştim ama  her dinlediğimde hüzünlenirdim neden hüzünlendiğimi bile bilmeden. Geçen gün açtım dinledim, yine dilime dolandı, yine hüzünlendim ama bu kez neye hüzünlendiğimi biliyordum. Tam da bu şarkıdaki gibi aşklar yaşadım ben, genelde umursamadım, anlık, günlük keyiflere kapıldım ama mesele aşka gelince hep gözümün önündekilere gözümü kapattım, inkar ettim.

"Ellere yalan söyledim hep attım kederimi içime" Mutlu bir ilişkim var. Yakında yanıma da taşınacak çok iyi anlaşıyoruz. Durgun mu? Hayır durgun falan değilim çok iyiyim.
"Yangına körükle gitmem büktüm boynumu kaderime" Yok canım Cihan bana karışmaz da benim canım dışarı çıkmak istemiyor.  Beni çok iyi anlıyor asla kısıtlamaz, işime de saygı duyuyor. Gerçekten...
"Ne derlerse desinler canım razıyım inan herşeye" İkinci kadın olmak da, sadece o uygunken görüşüyor olmak da beni hiç rahatsız etmiyor. Hatta imalı sözleri, eleştirileri bile...
Senden ayrılmaya hiç cesartim yok...

9 Haziran 2016 Perşembe

Omzumda Erkek Kolu

 Cihan karısından boşanma kararı aldıktan sonra bana daha rahat gelmeye bende kalmaya ve hayatıma karışmaya başladı ne sürpriz ama! Gece gezmelerim, arkadaşlarımla çıkmalar hatta canım sırdaşım komşum Nuri'ye bile"bu ne biçim arkadaş" demeler başladı şaşırdım mı hayır neden? Eskiden metrestim, öteki kadındım, kaçamaktım şimdi ise asıl kadın hatta eş pozisyonunun en kesin adayıyım ve Cihan da beni gelecekteki eşi ve çocuklarının annesi olmak üzere gizliden eğitime aldı. Ha bu arada işime de taktı neymiş cinsellik hakkında daha az mı yazsammış da daha ciddi konuları mı işlesemmiş? Ciddi konu işleyen onlarca yazar var zaten bırak da bir Madam Marin'leri olsun insanların ama ben onu da temsil ediyormuşum bir yerde o yüzden yaptıklarım da yazdıklarım da onu ilgilendirirmiş.

Bu hiç de hayal ettiğim ilişki şekli değildi ama bir ilişki şekli hayal etmişliğim de yoktu aslında. Ben sadece tutku istiyordum tutkunun esiriydim yasaklar kalkıp da hepsi benim üzerimde toplanınca, benim rutinim yasaklanınca bu duruma dayanamadım. Bu benim hayatım biri dahil olacaksa bana ben olduğum için dahil olmalı beni nasıl görmek istediği onun sorunu.

Dışarı çıktım, birkaç arkadaşımı çağırdım sohbet muhabbet, erkekli kızlı eğlenceli, içli dışlı, kafa bir arkadaş grubum var çok şükür. Yakın arkadaşlarımdan İskender, heybetli kolunu omzuma atmış bana kendince komik birşeyler anlatırken karşımda Cihan ve karısı belirdi bir an yine peşimde dolanan hayali adam gibi bir durum sandım ama ikisi de gerçekti. Oradan mı geçiyorlardı? Bana nispet miydi? Kadını teselli etsin diye dışarı mı çıkartmıştı? Bilemem beni omzumda erkek kolu vaziyetinde görünce karısının koluna sıkıca yapıştı ve oradan çıkarttı gözlerindeki ifadede ise ben bu kadını senin için mi terk ediyorum alt yazısı vardı ne alt yazsısı bariz böyle bağırıryordu.

21 Mayıs 2016 Cumartesi

Kukum Şekil Önümden Çekil

 Nuri'ciğimle banyoda sohbet ediyoruz. Evet evet yanlış okumadınız banyoda ben banyodayım o da çekti bir sandalye aldı kahvesini eline konuşuyoruz. Aklınıza benim küvette köpükler içinde, elimde kadehim olduğu bir sahne gelmesin, küvetin kenarına tünemiş, bacaklarımı ayırmış traş oluyorum bu sırada da Cihan'la durumumu tartışıyoruz.
-Adam baya ayrılıyor karısından demek.
-Öyle söyledi.
-Beraber yaşayacaksınız demek.
-Öyleymiş.
-Senin fikrin yok mu tatlım öyle deyip duruyorsun.
-Ben ne düşüneceğimi şaşırmış haldeyim Nuri, bir yanım bu duruma seviniyor diğer yanımsa hemen kaç kurtul diyor.
-Karı koca gibi olacaksınız ama iyi tarafından bak adam seni gerçekten seviyor.
-Öyle.
-Takılmışsın öyle öyle ayarını bozdu bu Cihan senin.
-Karısından kaçamak bana gelmesi daha mı cazipti ne? Ne bileyim ben kim ciddi ilişki yürütmek kim.
-Orası öyle bak bana da bulaştırdın öylenden. Bu arada ne yapıyorsun orana sen öyle?
Ben benimkini şekilli keserim de üzerinize afiyet. Üstünde küçük bir üçgen bırakıyorum üçgen simetrik olsun diye uğraşıp duruyorum.
-Şekil veriyorum.
-Şekilli mi seviyor Cihan?
-Yoo yani pek seviyorum demedi hatta neden bırakıyorsun bunu bile dedi. Ben böyle seviyorum.
-Başkalarının görme ihtimalini de seviyorsun ama sadece Cihan görüyor o da pek kuku süsüne önem vermiyor demek.
-Başkaları göremiyor bir süredir doğru sen hariç tabii.
-Böyle mutluysan mesele yok Marin'cim biraz da evinin kadını ol ama unutma ne  zaman kızsa senin için karımı bıraktım ben diyecek sen de hep alttan alacaksın. Bir sıfır yeniksin bu ilişkide. Tamam daha uğraşma düzgün işte.
Haklıydı şekilli kukumu kim görecekti ki...

20 Mayıs 2016 Cuma

Sadakat Kim Ben Kim

 Hemcinslerime karşı acımasızım da nedense Cihan'ın karısına üzülüyorum. Bu yüzden hiç sorgulamıyorum sevişiyorlar mı? Haftada kaç kere oluyor iyi mi kötü mü? Cihan bana geliyor ve içimi kemiren her soruyu unutuyorum ama dün gece geç geldi evden kaçamadı ya da bahanesi tükendi belli.  Konuşamadık, konuşmadım Suskunluk çoğu şeyi konuşmaktır zaten. Anladı... Anladım.
-Marin  dedi kırgın bir sesle. Gitme konuşması geliyordu vedalaşacaktık.
-Ben ayrılmaya karar verdim.
Ona döndüm tam ben de olmuyor böyle seni beklemekten kalan vakitlerinde gizli saklı aşk yaşamaktan bıktım diyecektim ki konuştu.
-Yarın eşimle konuşup ayrılacağım.
-Ne eşinle mi? Boşanacak mısın?
-Evet.
-Neden?
-Kaçamak aşk yaşamak bana göre değil bu durum çok yıpratıyor beni, seni, onu...
-Bizi biliyor mu?
-Hayır ama hissediyor elbette. Kadınlar sevilmediklerini anlamaz mı sanıyorsun?
-Haklısın.
-Artık saklanmak zorunda kalmayacağız tüm vaktim senin olacak, beraber yaşarız.
-Öyle olur doğru.
-Ben gideyim ararım yarın.
Arkasından bakarken içimde tuhaf bir pişmanlık ve hüzün hissettim içimdeki cadı konuştu.
"İkinci kadındın şimdi yuva yıkan kadın oldun."
-Ne yapmamı bekliyordun?
"Senin için karısından boşanacak senin için! Sonra da o kadının yerini sen alacaksın yemek yapacaksın, ev kadını gibi olacak sadık kalmaya zorlanacaksın sadakat kim sen kim be!"
Haklıydı... sustum suskunluk çoğu şeyi kabullenmektir zaten.

2 Mayıs 2016 Pazartesi

Birbirinin Sıvılarını Tüketmektir Aşk

 Yine eskiden olduğu gibi seviştik. Tanıdık beden, nereden ne kadar haz aldığımı bilen bir adam ve en önemlisi de gerçek hayal mahsuli değil. Birbirimizin sıvılarını tüketip içini kuruttuktan sonra yan yana uzandık. Bana şevkat dolu ama endişeli gözlerle baktı.

-Kime bakmaya inmiştin aşağıya beni mi gördün yoksa?
-Hayır bir tanıdığımı gördüm sandım.
-Kimdi özel biri mi?
-Değil. Dur bir dakika.

Yataktan kalkıp telefonumu aldım çektiğim fotoğrafı gösterdim.
-Bak şu köşedeki adam gördün mü?
-Çok uzak seçemedim adam mı var orada?
-Bilmem belki de yoktur.
-İyi misin sen?
-Şimdi iyiyim.
-Ben yokken neler yaptın hiç...

Sorusunu tamamlayamadı alacağı cevaptan korkuyordu. Hiç biriyle beraber oldun mu diye soracaktı evet dememden korkarak ama işin aslı şu hayali adam gerçekten hayalse kimseyle de olmadım ya da hatırlamıyorum.
-Seninim hala... Dedim ve sarıldım. Kollarında huzurlu bir uykuya daldım, sokağımın köşesindeki adamın gerçek olup olmadığı, sevişip sevişmediğim artık çok da önemli değildi Cihan gerçekti ve onu sadece ben değil başkaları da görüyordu, görüyordu değil mi?
"Nuri de görüyor merak etme biz deli değiliz belki biraz kayış atık o kadar sus da zıbar."
İçimdeki sesi dinledim iyi uykular...

Şizofren Aşk Cihangirli Cihan Ve İçimeki Kaltak

 "Kafayı yedin peşine birinin takılmasını o kadar istiyorsun ki baktın kimse peşinden koşmuyor hayalinde yarattın, delisin sen deli kaltak!" Dedi içimdeki ses. Bu sesi duymamdan da bellidir ki ben cidden deliyim ya da deliriyorum. Cevap versem bir türlü vermesem konuşup duracak.
"Ama çok gerçekti sen de gördün, oradaydın."
"Ben senin gördüklerini görmek zorundayım elim mahkum yoksa benim aklım başımda, git bak bakalım dışarıda bekliyor mu hala?"
"Korkuyorum..."
"Korkma delisin sen deliler hiçbir şeyden hele ki aşktan korkmazlar."
"Bunun aşkla ne ilgisi var?"
"Şizofren aşka övgü."
"Ne?"
"Bilmem aklıma geldi işte aklın öyle karışık ki benimkini de karıştırıyorsun. Git bak pencereden."

Gidip baktım, sokağın köşedinde bekliyordu. Cep telefonumu alıp, fotoğrafını çektim ardından da kontrol ettim baya fotoğraftaydı işte. Tamam uzaktaydı ama fotoğraftaydı.
"Gördün mü bak deli değilim ben adam gerçekten var. Kulüp kendini aklamak için yalan söyledi biz de salak gibi inandık."
"Git yüzleş o zaman benim içim hala rahat değil."
"Bu kılıkta sokağa çıkamam."
"Geçir üzerine bir şey de git hadi adam gerçek mi gerçekten sana girdi mi öğrenelim."
"Ne biçim bir iç sessin sen ya"
"Senin içinin sesinim otur sen düşün."

Dışarı çıkıyorum, hızlı adımlarla sokağın köşesine gidiyorum benim gizemli stalkerımdan iz yok. Sağa bakıyorum yok, sola bakıyorum yok. Yerde ondan bir iz belki bir izmarit arıyorum o da yok. Birden bir ürperti kaplıyor bedenimi yoksa arkamda mı demeden sesini duyuyorum.
-Ne yapıyorsun burada böyle?
Dönmemle Cihangirli Cihan'la göz göze geliyorum en paspal, en sıyırmış, en şizofren halimle.
-Şizofren aşka övgü... Öyle bir kitap vardı ama hiç okumadım.
-Efendim?
-Bir arkadaşımı gördüm sandım da yanılmışım.
-Benimle karşılaştın iyi oldu neden mesajlarıma cevap vermiyorsun?
-Kaçamak saatlere atılmış kaçamak mesajlar oldukları için.
-Seni çok özledim ne yaptın görüşmediğimiz süre içinde?
-Sanırım delirdim.
Etrafıma bakıyorum bir kez daha adam yine yok ama neyse ki Cihan burada...

20 Nisan 2016 Çarşamba

Erkeklerin Telefonlarına Neden Karıları Bakar?

 Nuri'ciğimle keyif kahveleri içildi uydurmasyon fallar bakıldı bana yine yeni aşklar heyecanlar göründü ne zaman gelecekler dedim yakında dedi eh napalım buna da şükür.

-Biliyorsun neyi beklersen gelmez neyin peşinden koşarsan senden kaçar.
-Biliyorum Nuri'ciğim beklemeyi istemeyi bırakınca da dibinden ayrılmaz ama ne fayda iş işten geçmiştir artık.
-Neden geçsin ki? Zamanında istediysen yine istersin.
-Aynısı olmuyor be Nuri'ciğim şimdi istiyorken keyifli zaman geçmiş unutmuşum o geri gelmiş ne fayda.
-Olsun eski günlerin hatrına yine atarsın yatağa.
-Moduma göre bakarım.
-Ne oldu senin Cihan'la durumun?

Cihan deyince kalbimin kenarından bir sıcak su akıntısı geçti nedense, ne alakaysa sanki böyle şeylere inanıyormuşum gibi, sanki umurumdaymış gibi neyse. Belli etmemeye çalıştım Nuri'nin gözünden bir şey kaçmaz ne cindir o.
-Görüşmüyoruz.
-Niye pek bir sevişkendiniz.
-İki buçuk aylık bir maceraydı bitti işte.
-Peşinden uçaklara bindin şehir şehir gezdin.
-Abartma Nuri, tek şehire gittim gördüm ebemi döndüm. Sözlenmişti, sözlüsü de oradaydı sonra da evlendi o tipsizle.
-Tipsiz mipsiz adamı kafeslemiş. Sen neye kızdın da dehledin adamı?
-Karısından korkuyordu, bana hafta sonları arama mesaj atma dedi kızdım.

Nuri, kahkahayı bastı.
-Ya ne olacaktı Marin'ciğim karının yanında sana çük fotoğraflarını mı atacaktı?
-Ondan korkuyorsa kaybetmek de istemiyor demektir. Bu da önemsiyor demektir. Bense sadece...
-Kaçamaksın...
-Öyle...
Sustuk söylenecek son söz aslında ya ne olacaktıydı. Ayrılsın da benimle yaşasın mı istiyordum ya da evlensin mi hayır ama başkasının kocası da olmasaydı, başka kadını değil beni kaybetmekten korksaydı, benim yanımda telefonuna mesaj gelince paniğe kapılsaydı... ne saçmalıyorum ben?
-Hem neden telefonlarına karıları bakar ki erkeklerin bu ne biçim bir eziklik?
Sesli düşündüm Nuri baktı.
-Tam zamanında ayrılmışsın adamdan aşık olmana ramak kalmış.
-Yok ya ne aşkı.
-İnkar kısmı da başlamış oh suyundan da koy su demişken ben çayın altına su koyayım.
Kalktı, parlak taytı ve hafif topuklu terlikleriyle benden daha kadınsıydı, kalçaları da erkek olmasının avantajıyla kaslı ve kalkık çok da seksiydi süzdüm ve gülümsedim. Mutfağa giderken durdu döndü.
-Erkekler de bizim gibi sahiplenilmek korunmak ister onlar hala annesine bağımlı küçük çocuklar ondan kadınlarına herşeylerini teslim eder bırakırlar telefon da neymiş. Ha bu arada kadınlarına dedim yattıklarına değil kadınlarına!
Mutfağa gitti mesajı aldım anladım zaten bitirdim neyi deşiyor ki bu Nuri ben yeterince deşilmedim sanki.

15 Eylül 2015 Salı

Sevişirken Birinin Gözlerine Bakmayalı Ne Çok Olmuş Meğer

 Birinin teni tenine karıştığında, ruhu da ruhunla buluşur, bütün olursun ya bize de öyle oldu. Bazen sadece sekstir, tenler karışır gibi olur ama ruhlar yabancıdır, yabancılarsın. Onunla her şeyiyle alıştığım, tanıdığım, yıllardır aradığım ama hep varlığını tattığım bir ruh ve bedene karıştım. Hem de ne karışmak.

Dediği gibi yarım saat sonra geldi. Üzerimde içimdeki sesin direktiflerinin aksine sadece askılı mini siyah elbisem vardı. Onu dinlesem bana jartiyer giydirecekti ama Cihan'ı tanıyordum, o benden Madam Marin olduğum için korkup kaçmıştı, şimdi ona kim olduğumu hatırlatıp ürkütmek istemedim. daha doğal ve masum görünmeliydim.

Eve girdiğinde hiç konuşmadık, sadece birbirimize gülümsedik. Aynı sırrı bilip de uzun süre saklamış, artık ortaya çıktığı için rahatlamış iki insanın bakışı vardı bakış ve gülüşlerimizde. Bana sarıldı, kollarındayken güvenin ne olduğunu hatırladım yeniden. Hiç direnmeden, sormadan, sorgulamadan bıraktım kendimi kollarına. Öpüşü yumuşak, dudakları sıcaktı. Boynumda dolanırken içimde ateş dolaştı, Göğüslerime inince ateş daha aşağılara indi ve dili nihayet o ateşi bacaklarımın arasında yakaladı. Çok tanıdıktı ama çok da yeni. Her hareketinde binlerce kez tattığım hazzı ve deneyimi sanki yeni yaşıyormuşum gibi oluyordum. Onunla yenileniyordum adeta hayatımda ilk kez sevişiyordum. içimde hissettiğim onun ruhunun ete bürünüp benimle bütünleşmiş haliydi.
Sıcaktı, sertti, beni deliyor, deşiyor, içimde bana ait her şeyi uyarıp, beni ona bağlıyordu.

Yavaştan hızlıya, yumuşaktan serte, her şeyin ilk kez yaşandığı, sesimin içimin en derinlerinden dudaklarıma sürüklendiği oradan da kesik kesik çığlıklar halinde çıkıp, beni geçmişe bağlayan tüm pişmanlıkların, hataların, keşkelerin dışarı çıktığı bir geceydi. Sevişirken birinin gözlerine bakmayalı ne çok olmuş meğer. Sevişirken gözlerine baktım, kokusunu duydum, aklıma kazıdım. Ben alışmayı sevmem, yaralayıcıdır, her alışkanlık alışan kişiye zarardır. Bu adamın beni böyle sevmesine alışacaktım, şimdiden anladım.

Ötekiyiz Hepimiz

   Bu ülkede kadın olmanın zorluğu ortada; ayrılmak istiyorsun öldürülüyorsun, istediğini giyiyorsun diye şiddet görüyorsun. Erkek egemen bi...