Soru ve yorumlar için madammarin@gmail.com
içimdeki kaltak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
içimdeki kaltak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Şubat 2019 Perşembe

Bana Çiçek Alma G Noktamı Bul

 Bugün herkes pek bir sevgi pıtırcığıydı malum 14 Şubat Sevgililer Günü. Elinde gülü, çiçek demeti, Migrostan alınma orkideleriyle sokaktaki insanlar sevmek için yaratılmış edasında salınıyorlardı. kapitalist düzen bu kardeşim diye kızanlar daha çok düzebilecekleri biri olmadığından öfkelilerdi bu güne.14 Şubat'ın tarihi hikayesini herkesin bildiğini sanmıyorum ama şimdi rahmetli aziz Valentine nin hayatını anlatamayacağım açın Googledan bakın.

Bugün kimseyle konuşmak, görüşmek istemediğim için günün büyük bir kısmını telefonum kapalı geçirdim. Alacaklarım vardı, dışarı çıktım. Birkaç arkadaşımla kahve, muhabbet yaptım, annemle aram son günlerde kötüydü yine kıyamadım ona çiçek aldım ve çiçek aldığım dükkanda bir adama rastladım. Almış eline iki demet çiçek bana hangisi daha güzel diye sordu. Ben de hangi rengi daha çok sever? Diye sordum hayatındaki hatunu kast ederek. Morla pembe galiba dedi. Elindeki demetlerden birinde pembe ağırlıkta, birinde mor yani ikisinden birini seçmek zorunda. Seçimi siz yapın ikisi de olur dedim. Ama onu mutlu etmek istiyorum dedi. Ben ne desem beğenirsiniz, ağzımdan fırt diye fırladı bunun için önce g noktasını bulun dedim. Adam, başladı mı gülmeye, neyse ki kendini müthiş sanan kekolardan değildi, o gülünce ben de güldüm ama utanmıştım da. Ben en iyisi bunu alayım, g noktası için şansım düşük dedi ve mor ağırlıklı olan buketi seçti. Ben sadece gülümsedim, anneme aldığım çiçeği ödedim ve dükkandan kaçtım. Yol boyunca içimdeki kaltak beynimi yedi. Başına vurdu tabii tanımadığın adamlara söylediğine bak. Madem o kadar yalnızsın kaçırma hayatındakileri, senin yüzünden ben de yalnızım. Hadi ara birini de akşam gelsin. Susmadı arkadaş, susmadı. Ben de aradım benim lick buddy i bari o gelsin diye hem evlen benimle bak hemen boşarım karımı, zaten boşanıcaz deyip duruyor ya hani. Aradım açtı, Emre'cim nasılsın dedim, arkadan karının sesi kim o, kimmiş, kadın mı o? Neden aramış? Hasssstir. Emre de idare etmeye çalışıyor evet Marincim toplantı var, ben sana haber vericem diye. Karı tutturdu telefonu bana ver diye, korktum kapattım acayip çirkef belli. E hani boşuyordun bu ne korku Emre Efendi? Oldu mu bak aradım ne oldu diye kızdım içimdeki cadıya. Başkasını ara dedi, bu saat oldu daha aramadım, gece daha bitmedi bakalım o mu galip gelecek ben mi? 

23 Kasım 2018 Cuma

İçimdeki Kaltakla Öpüştüm

 -Bir yaş daha büyüdün ama tek zerre büyüyemedin. dedi içimdeki kaltak, haklıydı da partimin tam ortasında çıktı geldi. Ev partisiydi, dostlarım düzenlemişti, geçen Pazar ayın 18'iydi. Kafam hafif dumanlı, dumana da atmamak gerek suçu biraz alkollü ama aslında alkol de değil tek sorumlu, geçen yılların üzerime bıraktığı sarhoşluğu... Bunca yılda ne güzel dostlar biriktirdim, ne çoğunu batırdım, kaç kişiyi hayatıma aldım, bazen onlar beni, bazen de ben onların hayatını becerdim. Kaç aşk sığdırdım şu kalbime ama yorulmadım hala da hevesliyim aşka en çok buna şaşarım.
-Mutlu musun bari? Dedi içimdeki cadı. Gözlerini dikti gözlerime, üzerime eğildi. Ne kadar da güzeldi, içimden çıkıp şöyle bir dolansa bütün İstanbul peşinden gelirdi.
-Mutluyum dedim ama mutluluk nedir?
-Ne dedin canım dedi yanımdaki.
-Sana demedim. dedim.
-Söylesene içimdeki kaltak mutluluk nedir?
Etrafını süzerken bana döndü ve yine üzerime eğildi.
-Tam bu anda hissettiğindir. Ne hissediyorsun? 
-Keyifli...
-Kaç kişiyi özlüyorsun? Kaç kişiyi seviyorsun? Kaçını yaptın istediklerinin, kaç kişinin bir şeyi oldun gerçekten, kaç yılın kaldı daha geriye, kaç yıl daha saklayacaksın beni içinde?
-Daha doymadım hiç birine, sana bile kal içimde biz böyle iyiyiz.
-Seviyorum seni, senin zor ama eğlenceli halini.
-Biliyorum cadı.
-Kızım sen kiminle konuşuyorsun? Bu kez gelen Nuri'ydi.
-Hiç öyle kendi kendime.
-Kafası güzel oldu bunun iyice. dedi güldü. İçimdeki Kaltak yanıma oturdu ben de omzuna dayadım başımı.
-Yalnız mısın sence?
-Sen içimde durmadan konuşurken mi?
-Çok mu etkiliyorum seni? Ben olmasaydım bir kocan, çocukların, normal bir hayatın olur muydu?
-Olurdu da adı mutluluk olmazdı, ben seninle mutluyum.
Güzel gözlerini gözlerime dikti, iyice yaklaştı.
-Ben de seninle mutluyum, iyi ki doğdun.
Öpüştük... Kimi hayal der, kimi dumanlı kafanın etkisi ben o gece içimdeki kaltakla öpüştüm ve iyi ki doğmuştum...

29 Mart 2018 Perşembe

Bahar Tehlikelidir

 Ofiste neler olduğunu merak ettiğinizi biliyorum. Benim Mature'nin jigoloyla beraber olduğunu yaymamın sonucu, ofiste derin bir sessizlik hakim oldu. Kimse ona eskisi gibi mıç mıç değildi. İşte size toplusal algının etkisi, bu kadını yalayanlar bile birden ondan iğrenmeye başladı. Mature de durumu bir türlü kavrayamadı. Ben de ikinci dolgun maaşımı da aldıktan sonra artık istifa etmeye karar verdim. Başka bir iş teklifi aldım, ayrıca sıkılmaya da başladım ama en büyük etken Mature'nin kendisiyle ilgili gerçeği yaydığımı öğrendikten sonra bana olan saldırısından kaçma isteğim. Korktuğumdan da değil, beni bilirsiniz sağlam çirkefimdir ama şu sıra gerilim kaldıracak modda değilim. Gelemeyen bahar fena belimi büktü, saç diplerim bile yorgun.

İstifa dilekçemi hazırladım. Son yazımı yazdım, işime de sağdığımdır, bilirsiniz. Bunun kapısını çaldım, içeri daldım. Dalmamla karşımda Jean'ı gördüm hani Jean Reno'ya benzeyen, Mature'nin bana ayarlamaya karar verdiği adam.  Mature telefonda olduğundan beklemeye başladım. İçimdeki kaltak başladı bıt bıt ötmeye.

-Verme istifanı, verme!
-Ama neden?
-Çünkü vermeni istemiyorum, kal da bu adama ver.
-Yine tüm hanım efendiliğin üzerinde.
-Senden mi öğrenicem hanım efendiliği, kaçar mı bu herif sence.
-Yahu adamı Mature ayarlıyor bize, kesin bir oyun var bu işte.
-Ne oyunu olacak? Olsa ne olur alt tarafı yatacaksın, çükü mü olmayacak yani nedir?
-Çükü olmasa bile gideri var gerçi bunun.
-Hah geldin mi sözüme.
-Bunu Mature de yemiş midir sence?
-Sanmam Mature Fransız tarz bilmez, misyoner anlar anca.
Güldüm, hem de tıss şeklinde. İçimdeki sese ilk gülüşüm değildi bu, beni kalabalıkta, otobüste, hava alanında, mağazalarda çok güldürmüş, böyle deli gibi görünmeme defalarca sebep olmuştu. Bu gülüşüm Mature'nin dikkatini çekti.

-Bir şey mi oldu Marin? dedi.
-Ben şey için gelmiştim, son yazının düzeltmesi bitti, mailinize gönderdim.
-Buna mı güldün?
-Hayır.
-Neye güldün?
-Gülmedim.
-Güldünüz. Dedi Jean malum onun tarafından bir düşman.
-Hapşırıktı o.
-Hapşırık mı?
-Evet, malum bahar geliyor ya alerjim arttı, burnum sürekli kaşınıyor.
-Bahar tehlikelidir.
Dedi ve güldü Jean, Mature'nin gözü elimdeki dilekçeye takıldı.

-O ne Marin?
-Önemli bir şey değil Mature Hanım. Ben vaktinizi almayaym daha fazla.
-Madem geldin şimdi öğren, yeni yazı işleri müdürümüz, artık yazdığın her şeyi Jean'a soracaksın.
-Öyle mi, hoş geldiniz.
-Hoş bulduk Marin Hanım.

Masama döndüm, istifa dilekçemi yırttım. Çıkıp gidebilirdim de ama olmaz, içimdeki kaltağa da ruhumdaki şeytana da uymaz  bu kaçış.




31 Ocak 2017 Salı

Zina Da Yaptım Ayar Da Verdim Rahatladım


  Bu akşam genç ve yakışıklı bir bankacıyla randevum var. İlk buluşmalar çok keyiflidir belli belirsiz dokunmalar oynaşmalar falan bayılırım hem kafa dağıtmak için harika fırsat. Odamda giyindim hazırlandım aynada son halime bakarken aynanın aksinde karşımda onu gördüm yine kanlı canlı dikiliyordu orada. Arkamı döndüm beni baştan aşağı süzdü.
-Ne o boynundaki?
-Muska?
-Muska ne alaka?
-Senin cin olma ihtimaline karşı.
-Cin mi? Cin gibi kadınım doğru senden akıllıyım mesela.
-Hakaret mi ediyorsun bana.
-Beni Taksimde domaltsalar şu şeyi takmazdım boynuma modadan anlıyorsun sanıyordum çok alaturka.
-Yahu hoca verdi Nuri de çıkarttırmıyor ne yapayım?
-Bununla dışarı mı çıkacaksın Marin?
-Randevum var çıkmayayım mı? Sen sevgili bul dedin.
-Çık da onu da çıkart çok çirkin hem bunu gören adam ne der?
-Muska takmış adı Marin olan bir kadınla buluşuyorum der.
Kendi kendime gülüyorum karşımda dikilmiş ciddi ciddi bana bakıyor.
-Çıkart şunu ciddiyim. Adam sevişmez seninle bunu gördükten sonra.
-Sevişemem zaten zina yasak.
-Ne yasak ne? Sen iyice zıvanadan çıkıyorsun?
-Aslında bende başta inanmadım ama baya karşımda dikiliyor olman nedeniyle küçük de olsa cin olma ihtimalini elemek istiyorum.
-O şeyle mi eleyeceksin? Bana sorsana ben sana doğruyu söylerim. Sen sana iftira atıldığında inanan sevgiline önce bana sor diye kızardın şimdi kendin ön yargılı davranıyorsun sor bana.
-Tamam, cin misin sen içimdeki kaltak?
-Değilim beyinsiz ben de seni akıllı bir şey sanıyordum cinci hocaya gitmek nedir ya? Bir daha gitmek yok.
-Ama o hoca dedi ki bu gelir o muskayı çıkart diye sana ısrar eder ve bak sen ediyorsun.
-Çünkü yakışmamış v yaka elbise göğüs dekoltesi üzerinde üçgen tuhaf bir şey.
-Moda için yani tamamen yoksa rahatsız olmadın.
-Beni rahatsız eden tek durum senin gidişatın hiç iyi değilsin.
-İyi olsam seni karşımda görmem değil mi?
-Çıkart şunu çık eğlen dönüşte de adamla yat belki kendine gelirsin.
-Adın ne senin?
-Ne?
-Adın ne adın? Bana adını söyle.
Yüzüme şaşkınca bakıyor bu sırada odamın kapısı çalınıyor gelen Minel.
-Marin kiminle konuşuyorsun? Telefonun salonda şarjda.
-İçimdeki kaltakla Minel içimdeki kaltakla.
-----------------------------------
Buluştuk… Önce sinema sonra yemek, bu arada sinemada elimi tuttu ama öpüşmedik ne romantik değil mi? Değil, öpüşmedik ama eli bacak arama daldı ve baya orada kaldı benim de çok hoşuma gitti çünkü bildiğin bu durumlara açım.  Ben de onunkini avuçladım sertleşmesini hissetmek hoşuma gitti özlemişim. Hakkımda ne düşünürse düşünsün muhtemelen çok uzun soluklu bir ilişki olmayacak zaten. Çıkışta evine gittik, güzel vücutlu güzel sevişen bir adam evini de beğendim. Bu zamanda iyi sevişen bir erkek bulmak zor kaldırmayı başaran seviştim sanıyor malum.
Muskam mı? Çıkarttım çantama attım, içimdeki kaltak haklıydı hiç yakışmadı bu elbisenin üzerine. Sabah fazla takılmadım sonuçta hala iki yabancıyız ama sabah seksi yaptık tabii o ayrı. Tekrar görüşmek üzere sözleştik bilemiyorum iyi ve kibardı neden olmasın. Sabahın hala erken saatinde apartmanın önünde Nuriyle karşılaşana kadar keyfim iyiydi.
-Nereden geliyorsun?
-Ekmek almaya çıktım.
-Ee ekmek nerede?
-Kalmamış.
-Marin ne saçmalıyorsun yine?
-Yahu dün randevum vardı onun evinden geliyorum.
-Eyvah zina mı yaptın Kamber hoca demedi mi sana zina yok diye?
-Zina sayılmaz önce nikah kıydık. Nuri çekil Allah aşkına sabah sabah ya ne hocası zinası.
-Kızım bir süre zina yapmayacaksın ki cinden kurtulasın hiiii muskan nerede?
-Çantamda.
-Üzerinden çıkartmayacaktın.
-Onu boynumda gören adam benimle sevişir miydi sence?
-Nasılsın peki geldi mi yakınlarda?
-Evet o üç ben iki kere.
Gülüyorum Nuri nin iyice suratı kayıyor.
Sen adam olmazsın Marin neyse ben gidiyorum banyo yap gusül abdesti al tamam mı?
-Tamam tamam.
 Nuri nin bu kadar dini bütün çıkması da ayrı bir şok etkisi. Yukarı çıkıyorum ev havasız, camı aralıyorum. Stavrosun odasının kapısı aralık, şöyle bir göz atıyorum bir değil iki kadın yatıyor yanında kimin akrabası deyip geçiriyorum içimden de iyice suyunu çıkarttı artık. Minel ne alemde diye onun odasına seğirtiyorum ki kapıda yarı çıplak yabancı bir adamla karşılaşıyorum.
-Günaydın.
-Günaydın.
-Kimsiniz?
-Ev sahibiyim.
-Ev sahibi mi?
-Evet ev bana ait ben burada yaşıyorum. Siz kimsiniz?
-Taşkın ben Mine’nin arkadaşıyım.
-Mine değil Minel.
-Ha evet neyse görüşürüz.
Yüzsüzce sırıtıp odaya giriyor ben de arkasından öfkeyle bakakalıyorum. Evimdeki yabancıları da misafirliği fazla uzayan akrabalarımı da kovma zamanı geldi içimdeki kaltak çok haklı.
Salonda çalışmaya başlıyorum, bunlar birer ikişer uyanmaya başlıyor, bir de mutfağa dalıp çay kahve aramıyorlar mı deli oluyorum. Stavros yanıma gelip;
-Kahve var mı Marin? Diyor.
-Aşağıdaki kafede var ama ille evde içmek istiyorsan misafirlerini geçirdikten sonra yapabilirsin.
Minel hemen dalıyor durum gergin farkında.
-Ben de Taşkın’ı yolcu edeyim.
-Kahvaltı yok mu ya?
Taşkın cidden taşkın.
-Çalışmaya çalışıyorum sessizce evden çıkar mısınız lütfen! Konuşan ben miyim içimdeki kaltak mı bilmiyorum ama sesim çok öfkeli ve otoriter çıkıyor. Sadece korkmuş bakışlar ve derin bir sessizlik içinde evdeki yabancılar evden gidiyor. Bu ikisi suç işlemiş çocuklar gibi yan yana karşıma dikiliyor. Başımı laptopun ekranından kaldırmadan konuşmaya başlıyorum.
-Burada daha ne kadar kalmayı düşünüyorsunuz?
-Şey ben biliyorsun evlenince gideceğim.
-Ben de yeni iş buldum daha İstanbul u iyi tanımıyorum.
-Ama iyi çevre yapıyorsun başkasının yanına taşınabilirsin. Minel senin de ailen burada bu kadar dağıttığını öğrense benim başım derde girer malum sizinkiler tutucu.
-Haklısın Marin daha dikkat edeceğim söz.
-Ben de özür dilerim dün gece içkiyi fazla kaçırmışım.
-Bir daha evimde yabancı insanlar görürsem direk polisi arar sizinle birlikte onları da attırırım anlaşıldı mı ayrıca bu misafirliğe bir süre belirleyelim ve dolunca herkes başının çaresine baksın artık evlenir misiniz gidecek ev mi bulursunuz evinize mi dönersiniz orası benim sorunum değil.
-Ama…
-Söyleyeceklerim bitmedi Minel. Burada yaşayacaksanız masraflara da ortak olacaksınız.
-Tamam, çok haklısın ödemeler yeni düzene girdi.
-Ben de prova mankenliğinden çok kazanamıyorum.
-Ek iş yap o zaman garsonluk mesela ya da şirket sahibi sözlüne söyle zam yapsın sana ve özel harcamalarınızı da siz karşılayacaksınız ben karışmam.
Minel, ne demek istediğimi anlayıp yüzüme sokağa atılmış yavru köpek gibi bakıyor da bende bir nebze acıma yok yeter ya hem ne demişler acıma kimseye gelir yerleşir enseye. Bu fırçamdan sonra ikisi de sessizce evden çıkıyor tabii önce odalarını ve etraftaki dağınıklığı toparlıyorlar. Market alış verişi de yapmayacağım bu hafta karnını doyurmak isteyen kendi alır yoksa dışarıda yer gelirim yeter ya içimdeki sesi dinlemeyecek mişim de yok cinmiş de ne iyi oldu dinledim de bunlara ayar verdim rahatladım yeminle.


30 Ocak 2017 Pazartesi

Cinci Hoca Nuri ve Ben

 Pazartesi büyük randevu geldi çattı. Sabahın köründe yola çıktık Nuriyle neymiş sabah ezanından sonra görecekmiş hoca bizi sabahın körü dediğimde ciddiymişim değil mi? Ben okul dönemimden beri bu kadar erken bir saatte kalkmamıştım. Bu saatte dışarıda insanlar ve taksi olmasına çok şaşırdım. Nuri'ye uyarak hata ettiğimi de düşünmeye başladım ama yola çıktık bir kere. Fındıkzade de bir yere geldik. Girdik bir apartmana üç kat çıktık. Kapıyı kapalı bir kadın açtı.

-Hoca sizi bekliyor buyurun. Dedi Girdik içeri.

-Hoş geldiniz çocuklar buyurun gelin.
Kızıl saçlı kızıl sakallı başında takkesi benden biraz büyük genç bir hoca. Ben daha yaşlı birini bekliyordum. Kamber Hoca adı adını beğendim ne yalan söyleyeyim.
-Kamber Bey ben Nuri ye uydum geldim ama öyle cinlik bir durumum yok benim.
-Dur bakalım onu şimdi anlarız gel otur karşıma.
Karşısına otırduk önünde bir tas su var ona bakıp birşeyler okuyor tespih çekiyor.
-Anlat bakalım ne gördün?
-Cuma gecesi bir kadın gördüm odamda belirdi.
-Sonra?
-Biraz konuştuk.
-Sonra?
-Sonra ben uyuyana kadar yanıma uzandı Uyandığımda da gitti.
-Nasıl bir suretti bu?
-Genç güzel bir kadın.
-Neler söyledi sana?
-Benim evde akraba misafirlerim var onları kov dedi. Sevgilin olsun dedi.
-Ah işte vesvese veriyor.
-Kötü şeyler söylemedi aslında iyiliğimi ister o benim yıllardır içimde.
-Ah hocam içimde diyor.
-İçinde tabii nerde olacak  içine girer bu mendeburlar.
-O benim iç sesim Kamber bey düne kadar sadece sesti de cuma gecesi karşıma dikildi.
-Artık görünme zamanı gelmiş demek ki sana iyice hakim olmuş.
-Nedir bu hoca efendi?
-Ne olacak cin.
-Yok canım ne cini?
-Marin sen sus. Ne yapacağız hocam?
-Şimdi bu cinler alemi sakinleri böyle genç güzel kadınlara dadanır musallat olurlar. Kadın zayıftır daha kolay ele geçirilir.
-Marin yalnız yaşıyor hocam ondan olabilir mi?
-Yalnız olmasa da kadını ele geçirmek kolaydır. İlk ne zaman duymaya başladın bu sesi kızım?
-Kötü bir ayrılık yaşadıktan sonra.
-İşte zayıf bir anında ele geçirmiş. Ne dedi sana?
-Üzülme zaten seni hak etmiyordu.
-E kötü birşey dememiş hocam.
-Aklını çelmek için dost görünüyor ilk etapta.
-Bana hiç kötü fikirler vermedi ki aslında söylediklerinde hep haklıydı.
-Kızım onlara güven olmaz seni kendilerinden yapmaya çalışırlar. Müslüman mısın sen?
-Yarı Müslüman yarı Ortodoks.
-O nasıl oluyor?
-Marin'in ailesi karışık biraz iki dinli büyümüş hocam.
-Ah işte bunun da etkisi var gelen cin kafir bir cin olmalı.
-Öyleyse ne olur?
-Kovması daha zor olur ama Allah'ın izniyle başaracağız. Dua biliyorsun ama değil mi kızım Ayetel Kürsü falan?
-Biliyorum okurum gerekirse de bakın bu gelen cin değil inanın bana.
-Elini şu suya daldır bakayım.
Daldırdım su soğuktu. Hoca, elimin üzerine birşeyler okudu üfledi.
-Cin dadanmış evet kızım bunun adını öğrenmemiz gerek sana adını söyledi mi?
-Adını mı? Ben ona içimdeki kaltak ya da içimdeki cadı diyorum.
-Olmaz adı vardır bunların hepsinin o sana geldiğinde adını sor öğren mutlaka yoksa kurtulamayız.
-Şeytan çıkartma ayinleri de böyledir.
-Efendim?
-Küçükken bir şeytan çıkartma ayini izlemiştim Papaz iblis giren kadının içindeki iblise adını söyle diye bağırmıştı. Adını söylemeden çıkartamıyorlar bütün dinler aynı işte Nuri.
-Marin sussana ne yapacağız hocam kurtulacak mı arkadaşım?
Nuri nin böyle olduğunu bilmezdim neredeyse ağlayacak inandı cinlere karıştığıma.
-Kurtaracağız korkma.
Hoca bir kağıda dua yazdı üçgen yaptı ucunu yaktı bana uzattı.
-Bunu hep üzerinde taşı bak gör o varken sana yaklaşamaz ama uzaktan yine gelir konuşur onu çıkart der sakın onu dinleyip çıkartma ve mutlaka adını öğren bana söyle tamam mı güzel kızım.
-Hı hı tamam.
-Abdestsiz gezme, zina yapma, dua okumadan uyuma Felak Nas ve Ayetel Kürsi.
-Olur.
-Merak etme kurtaracağız seni.
-Teşekkürler Kamber Bey.
-Sağ olun hocam.
Dışarı çıkar çıkmaz Nuri nin başıma zorla doladığı baş örtüsünü çıkartıyorum.
-Nuri sana uyup geldiğim en saçma yerdi bir de o kasvet yok mu içim daraldı.
-Kasfetli falan değildi cinler seni sıkıyor ah Marincim ah.
-Gerçekten bunlara inandığına inanamıyorum.
-Kesin biri büyü yapıp dadandırdı bunu sana onlara dönsün inşallah.
Nuri olaya kendini çok kaptırdığından daha fazla konuşmadım. Muskada boynumda kaldı, daha neler yaşayacağım bakalım.


28 Ocak 2017 Cumartesi

Üç Harfli Değil Altı Harfli K.A.L.T.A.K.


 Nuri Cumartesi kahvaltısı hazırlamış sigara böreği falan gittim evine. Bizimkiler hala uyuyordu. Minel açılan kızlığını diktirene kadar her gece zevk aleminde Stavros da geç saatlere kadar sahnede kalıyor. Oturdum Nuriciğimin yanına beni bir o anlar diye dün gece olanları anlattım.

-Nuri sen hiç karşında tanımadığın aslında var olmayan ama bir tek senin gördüğün biriyle konuşuyor musun?
-Nasıl yani?
-Yani baya insan işte ama sadece sen görüyorsun sen konuşuyorsun.
-Sen mi görüyorsun bunu?
-Evet düne kadar sadece sesini duyuyordum kulağıma fikirlerini söylüyordu ama dün gece karşıma dikildi baya konuştu benimle.
-Kız ne diyorsun üç harfli bu bildiğin.
-Üç değil altı harfli.
-Ne?
-K.a.l.t.a.k. Altı harfli içimdeki kalktak baya karşıma dikildi konuştuk.
-Ne söyledi sana?
-Bazı istekleri varmış ikimizle ilgili onları.
-Bu çok tehlikeli bir durum Marin senin hemen hocaya görünmen gerek.
-Tehlikeli değil ya benim iyiliğimi istiyor o ve ben bütünüz aslında.
-Ah işte onlara karışıyorsun yavaşça.
Panik halinde sofradan kalkıyor söylemesemiydim ki. İçimdeki kaltak, içimdeki cadı adı her neyse Nuri nin sandığı gibi cin değil. Evet benden ayrı düşünen beni yöneten farklı bir organizma ama bence bana zararlı da değil. Benim bakamadığın taraftan bakıyor olaylara işime de geliyor. Karşıma dikilmesi dışında şu güne kadar tuhaf bir durum da yoktu aslında. Nuri bu sırada aldı telefonu birini aradı randevu aldı. Pazartesi gidecekmişiz. Ne kadar karşı çıksam da dinlemedi cinci hocaymış. Nuri'nin de tanımadığı yok. Neyse bana da yazacak ve size anlatacak birşeyler çıkar gidelim bakalım.

Seni Gördüğüme Sevindim Bu Beni Deli Etse De

 Gecenin üçüyle üç buçuğu arasında bir yer. Odamda bir kadın siluetini fark ettim uyanır uyanmaz. Kim bu? Minel mi? Hayır. Stavros un iş dönüşü eve attığı ve odasını karıştırıp benim odama dalan sarhoş bir sürtük mü? Ki bu birkaç kez oldu hayır sanmıyorum. Yatağımda doğruluyorum.
-Kimsin sen?
Karanıktan sıyrılıp bana biraz daha yaklaşıyor yüzü çok tanıdık taa içimden çıkmış gibi.
-Beni nasıl tanımazsın seninle büyük bir mazimiz var.
-İçimdeki kaltak!
-Sensin kaltak!
-Ama sen içimdeydin nasıl çıktın dışarı?
-Sıkıldım hava alayım dedim hem belki karşına dikilip konuşunca daha etkili olur daha iyi anlarsın.
-Güzel kadınmışsın.
-Teşekkür ederim benziyoruz aslında fark ettiysen.
-Evet ettim ee ne istiyorsun benden?
-Önce şu evine yerleşen fazlalıklardan kurtulmanı.
-Ama onlar akrabalarım öylece hadi gidin diyemem ki.
-Sen demezsen ben derim ki istediğimde çok kırıcı olurum bilirsin.
-Baksana sen şimdi böyle karşımdasın ya ben kafayı mı yedim şizofren bir ruh haline mi geçtim?
-Amaaan sadece isim bunlar şizofren yok isterik yok depresif. Yafta yapıştırmanın değişik versyonu kim çözmüş ki psikolojiyi, felsefeyi, diğer boyutları? Belki sen normalsin beni göremeyenler deli ne biliyorsun?
-Teşekkür ederim içimi rahatlattın. Başka ne istiyorsun?
-Sevgili yap partnerlerinden sıkıldım.
-İçimde yaşadığına göre sen de benim kadar zevk alıyorsundur gerçi misafirlerim nedeniyle son dönem pek yaramazlık yapamıyorum.
-Alıyorum da bir sevgili şevkati değil yani.
-Sen de biliyorsun tek eşlilik bana göre değil.
-Tek eşli mi ol dedim ben sana sevgili yap dursun kenarda.
-Peki başka?
-Spora da başla Kardashian kıçı Amerikada para ediyor burada değil.
-Yapıyorum elimden geldiği kadar ama tamam arttırırım. Bu kadar mı?
-İşinden memnunum ama Madamım ben diye çıkamıyorsun ortaya bu yüzden.
-Çıkmak için erken de zaten hele şu politik ortamda.
-Boşver sen Madam Marinsin başka bir işe ihtiyacın yok sadece bu ol kendin ol artık saklanma.
-Yıllardır içime saklanmış sen mi söylüyorsun bunu?
-Evet çık benim Marin de yazdıklarını yayınla o saçma bestelerin bile iş yapar aslında.
-Saçma mı? Onları beraber yaptık ama.
-Tamam tamam iyileri de var aralarında korkma kimse bir şey yapamaz sana ben varım.
-İçim rahatladı. Şimdi nereye girecek misin içime?
-Ben orada yaşıyorum unuttun mu?
-Önce yanıma uzanır mısın ben uyuyana kadar.
-Tamam ama uyuyunca giderim.
-Bu sözü erkeklerden duymaya alışkınım senden duymak tuhaf geldi. Bu arada...
-Evet...
-Seni gördüğüme sevindim bu beni deli etse de.
-Hadi uyu artık...
Uyandığımda gitmişti çoğu giden gibi ama tek farkla o kapıdan çıkıp gitmedi içime geri döndü  oradan kulağıma fısıldamaya devam etmek üzere...
 

24 Ekim 2016 Pazartesi

İçimdeki Kaltak Seksi Yasakladı

 Yarın için biriyle görüşme durumum var. Yakında başka yere gidecek iş icabı bir yıldır da peşimde ama ben buna stabil olmayan hayatı yüzünden pek yanaşmadım. Şimdiki durumum ve bunun bana popona dilimi sokucam demesi üzerine gaza geldim yarın görüşelim dedim. Beni ailemle yaşıyorum sanıyor yalnız yaşadığımı bilse ne yapar eder yanıma taşınırdı çünkü. Ev tutalım dedi ben de sandım ki evi ayarlayıp beni çağıracak başladı bu hesap yapmaya yanımda şu kadar var ev bu kadar olsa diye of...

Baya evi sen tut ama seni ben mikeyim diyor her türlü de giren bana girecek kısaca neden? seks yapmış olmak için. Belki çok iyi olacak belki de hiç hoşuma gitmeyecek tenler uyuşmayacak bu da başka bir risk. Günlük evi kiralarken otel gibi kimlik uzatıyorsun bu başka bir risk. Nuri ye anlatsam durumu küfrü basar nereden buluyorsun bunları diye ama ben de yarın ev boş sen bana gel demiş bulundum bu havalara uçtu.

İç sesim uyarılarına anında başladı hiç susar mı zaten.
-Baksana bana yarın buraya mı gelecek bu?
-Evet.
-Sonra?
-Sevişeceğiz işte sen de istemiyor muydun?
-İstiyorum da bununla olmaz.
-Güzel şeyler yapacak ama.
-Aman hepsi aynı şeyi yapar.
-Neden bununla olmaz?
-Yahu sen salak mısın iki seks muhabbeti yaptın diye senden para istedi bu adam, bir de düzse neler ister hiç mi düşünmüyorsun?
-İstemez herhalde ya.
-Sen öyle san gelecek evini görecek daha da istekleri kabaracak bir de yatmanın verdiği rahatlıkla canım bana 500 aşkım bana 300 demeye başlayacak sen de biliyorsun ben de.
-İyi de ben seks yapmayacak mıyım ya?
-Bununla yapacaksan hiç yapma.
-Haklısın da
-Haklıyım tabii seni uyarmasam çulsuzla şişkoyla ezikle tipsizle yatıp duracaksın iyi ki ben varım da dizginliyorum seni.
-Evet iyi ki varsın bildiğin kendi kendimle konuşan bir deliyim ben de.
-Ben olmasam tek başına kalırdın git bana şarap koy.
-Kırmızı Beyaz?
-Tabii ki beyaz
Beyaz şarap severiz biz ben ve içimdeki kaltak yarın da bana seks yasak...

15 Ekim 2016 Cumartesi

Seks Orucu Sevap Mı?

 Bir süredir seks orucundayım. Kutsal bir durum ya da verilmiş bir söz değil öyle denk geldi. Bir süre yapmadım sonra yapacak adam bulamadım, bir fuck buddyim var on yıllık bir türlü denk gelemedik sanırım karısıyla sorunları var aramalarıma da dönmüyor hiç böyle yapmazdı. Yeni birini de ben istemiyorum, eskilere de hiç bulaşasım yok. İyi ki de yok geçen hafta eskiden tanıdığım baya iyi bir adamla görüşmeye karar verdim beni sürekli arıyordu ben işim var diye geçiştiriyordum. Daha doğrusu ben bu adamları kategoriye soktum" Gideri Var" ve "Yoklukta Gider" şeklinde bu da yoklukta gider grubundaydı iyiydi ama eskimişti tutku bitince de malum sadece yapmış olmak için yapıyor oluyorsun. Ben de sırf bakalım hala çalışıyor mu kapanmasa bari benimki diye bununla buluşacaktım çünkü iki ayı geçti üzerine iki regli devirdim halvetsiz. Tam yarın sabah beni şuradan alırsın diye sözleştik ki içimdeki cadı konuştu "şunun facebookuna bak bakalım hala hoş mu?" "Neden hoş olmasın yahu tanıdığımız adam işte."Sen bak yine de dinle beni." "Tamam dur bakıyorum"
Açtım baktım pek fotoğraf yok ama bir tane var ki of ki ne of adam sanki hava basılmş da şişirilmiş gibi olmuş artık neyi taktı kafasına ya da neden bu kadar rahatlayıp boşverdiyse şişmiş de şişmiş. O yakışıklı karizma adamdan eser yok.
"Bak ben sana demedim mi bu şişkonun altında ezecektin beni baktırmasaydım kaçamazdın da ayıp olmasın diye ıyy terler de bu."
"Tamam tamam haklısın da şimdi ne yapacağım?"
"Ara iptal et iptal et çabuuuuk! Ben bununla kahve bile içmem."
"Çok kırıcı bir durum ama hem hani biz insanları dış görünüşleriyle yargılamazdık?"
"Sen istersen yargılama ben bununla yatmam yani sen de yatamazsın ne salaksın sen ya ara şunu iptal et yargılamazmış da dış görünüşmüş de sanki sen şişko olsan bu seni isterdi saf mısın nesin?"
Aşırı saldırgan ama doğru tespit uzmanı iç sesim haklıydı ben bu kadar kilo almış olsam o benimle yatmazdı ya da belki de yatardı yoklukta gider kategorisine koyup. Mecburen aradım yarın için önemli bir toplantıya çağırıldığımı erteleyemeyeceğimi söyledim. O da tamam pazartesi olsun o zaman dedi tamam dedim, pazartesi aradı telefonu açmadım.
Yoklukta gider sınıfında benimle yatmak isteyen arkadaşlarım var ama bana da o pek doğru gelmiyor çünkü yatmak demek arkadaşlığın bitmesi demek sonra insan nasıl davranacağını şaşırıyor. Arasa kendini mecbur hissediyorsun aramasa bak yattı kaçtı diyorsun olmuyor. Hoşlanmayı, etkilenmeyi geç beğendiğim tek kişi bile yok. Ben birinin peşine düşeyim biraz uğraşayım da öyle alayımı seviyorum hazır kıta bekleyenler hoşuma gitmiyor. Nette yazıştığım ve yoklukta oynaştığım adamlarla da risk almak istemiyorum. Arada kadınlar da var tabii de aman yok yani cidden yok zaten bu kadar ara verdikten sonra bir kadınla tatmin olamam ki çok da sevmiyorum. İnsan sekse ara verince de yapmak da bir külfet geliyor ki anlatamam, yok duşuydu, epilasyonuydu, soyunmasıydı, ben sanki olayın akışını da unuttum bir de rahat geldi bu durum  böyle dur bakalım açlık iyice kafama vurana kadar ya da birini gerçekten çok isteyene kadar orucumu bozmayacağım kimbilir belki sevaba da giriyorumdur.

10 Eylül 2016 Cumartesi

İçimdeki Kaltak Tilki

İçimdeki cadı ne zamandır suskundu bugün dillendi.
-Ne yapacaksın o klübe gidip?
-Neler dönüyor öğreneceğim.
-Başımıza iş gelecek senin salaklığın yüzünden.
-Birşey olmaz yanımızda Nuri var.
-Nuri ne yapcak tek başına? Tehlikeli adamlar bunlar.
-Sanatsal bir Avrupa filminde değiliz kimse kimseye zorla seks de yaptıramaz iş de.
-Sen zora gelemezsin de ben hiç gelemem. Bir de şu açıdan bak parası iyiyse, gerçekten gizliyse, gelenler kaliteyse... Zaten adam gibi ilişki yaşayabildiğin yok bari hem para kazanır hem eğlenirsin.
-Kabul et mi diyorsun yani?
-Sen seversin gizli kapaklı işleri hem yazacak konu da çıkar. Ne tipler gelir oraya ne hayatlar öğrenir sırlar paylaşırsın.
-Sen ciddi ciddi adamlarla anlaş diye aklımı mı çeliyorsun?
-Kabul et sen de düşündün merak ettin nasıl olurdu diye yalan mı?
-Yalan değil tabi içimdeki kadına yalan söyleyemem ama böyle işler bana göre değil görmedin mi Aras nasıl korkuyordu bunlardan zor kurtuldum dedi.
-Aras para peşinde veletin teki doğru söylediği ne malum?
-Bunlar da yalancı beni Aras'ın olmadığına inandırmaya çalıştılar yalan söylediler Aras ortaya çıkınca gel görüşelim dediler. Bunlara güven olur mu?
-Bir dinle bakalım belki şartları işine gelecek vereceklerini seveceksin.
-Sen benim düşmanım mısın iç sesim mi bazen emin olamıyorum.
-Sen ne yaşarsan ben de onu yaşıyorum salak kötülüğünü ister miyim hiç. Kestirip atma ters yapma adamlara Nuri'yi de eksen iyi olur aslında.
Koynumda yılan besliyorum lafı var ya ben içimde kurnaz bir tilkiyle yaşıyorum resmen. Kim bu kadın ya ben olamam!

20 Mayıs 2016 Cuma

Sadakat Kim Ben Kim

 Hemcinslerime karşı acımasızım da nedense Cihan'ın karısına üzülüyorum. Bu yüzden hiç sorgulamıyorum sevişiyorlar mı? Haftada kaç kere oluyor iyi mi kötü mü? Cihan bana geliyor ve içimi kemiren her soruyu unutuyorum ama dün gece geç geldi evden kaçamadı ya da bahanesi tükendi belli.  Konuşamadık, konuşmadım Suskunluk çoğu şeyi konuşmaktır zaten. Anladı... Anladım.
-Marin  dedi kırgın bir sesle. Gitme konuşması geliyordu vedalaşacaktık.
-Ben ayrılmaya karar verdim.
Ona döndüm tam ben de olmuyor böyle seni beklemekten kalan vakitlerinde gizli saklı aşk yaşamaktan bıktım diyecektim ki konuştu.
-Yarın eşimle konuşup ayrılacağım.
-Ne eşinle mi? Boşanacak mısın?
-Evet.
-Neden?
-Kaçamak aşk yaşamak bana göre değil bu durum çok yıpratıyor beni, seni, onu...
-Bizi biliyor mu?
-Hayır ama hissediyor elbette. Kadınlar sevilmediklerini anlamaz mı sanıyorsun?
-Haklısın.
-Artık saklanmak zorunda kalmayacağız tüm vaktim senin olacak, beraber yaşarız.
-Öyle olur doğru.
-Ben gideyim ararım yarın.
Arkasından bakarken içimde tuhaf bir pişmanlık ve hüzün hissettim içimdeki cadı konuştu.
"İkinci kadındın şimdi yuva yıkan kadın oldun."
-Ne yapmamı bekliyordun?
"Senin için karısından boşanacak senin için! Sonra da o kadının yerini sen alacaksın yemek yapacaksın, ev kadını gibi olacak sadık kalmaya zorlanacaksın sadakat kim sen kim be!"
Haklıydı... sustum suskunluk çoğu şeyi kabullenmektir zaten.

17 Ağustos 2014 Pazar

Tavşanlar Gibi...

 Ali Kemal'le sarılmış uyuyoruz. Daha doğrusu o bana arkamdan sarılmış uyuyor. Tanıdık bir ses dipten dipten konuşmaya başlıyor.
" Kaç yaşında bu oğlan?" içimdeki ses uyumamış. Ne zamandır da konuşmuyordu, dili şişmiştir.
" Bilmem sormadım, iyi sevişiyor ama."
" Küçük bu senden." Haspam sanki benimle aynı yaşta değil.
" Küçük olsun daha iyi hem ben öyle severim bilmiyorsun sanki."
" Hemen yattın çocukla, bir kaç gün dayanamadın."
" Gamzesi vardı ne yapayım."
" Gamze kim? Grup mu yaptınız yoksa?"
Gülüyorum, bu iç sesim neyse kesinlikle benden bağımsız bir organizma ya da ben full deliyim. Gülüşüme Ali Kemal uyanıyor.
" Ne oldu?"
" Hiç, aklıma bir şey geldi."
" Bana da söyle ben de güleyim."
" Unuttum bile boş ver."
" Yalancı tavşan." Gülüyor ve yine gözleri çekikleşip yanağındaki çukur meydana çıkıyor. Dilimi yanağındaki çukura sokuyorum, o gece bir kaç kez yaptığım gibi. İçimdeki cadı konuşuyor.

" Aşık olayım deme elin bebesine."
" Yok artık."
" Kaç yaşında bu? Yanına al bak büyüt bari."
" O kadar da değil ya."
" Bir tur daha atalım mı minik tavşan?" Diyor Ali Kemal, gülen sevimli yüzüyle.
" Bu hatun sana tur bindirir sen merak etme bebecik. Tavşanlar gibi çiftleşir durursunuz." Diyor içimdeki cadı. Ben yine gülüyorum.
" Neye gülüyorsun ya?"
" Sus artık ne olur." Diyorum sesli. Tabii kast ettiğim içimdeki cadı ama Ali Kemal, kendisine diyorum sanıyor ya da deli olduğumu anlıyor bilemiyorum. Biz bir tur daha atıyoruz...



İlk Buluşmada Sevişmek Ya Da Sevişmemek

 Randevuyu ayarladı şaka maka arkadaşım, evimin yakınındaki kafe de buluşucaz. Yağmur da yağıyor şakır şakır, mırın kırın ediyorum telefonda.

" İş çıkışı gelecek çocuk sakın ekme ve ilk buluşmada sevişme!"
" Ne sevişmesi ya, ben buluşmayı zor kabul ettim. Bir kahve içer dehlerim, hiç havamda değilim."

Buluşma saatinde, kafedeyim. Nasıl tanıycam ben bu çocuğu? Telefonumu vermiş arkadaşım, gelince arayacakmış. Kapıdan her girene acaba bu mu diye mal mal bakıyorum. Onlar da bana neden bu hatun bize bakıyor diye mal mal bakıyor. Bir mallıktır gidiyor.
Arkadaşımın sakın ilk buluşmada sevişme demesi geliyor aklıma. Bir şehir efsanesidir, ilk buluşmada sevişirsen adam sana bağlanmaz, aşık olmaz ve ilişkiyi ciddiye almaz. Bence doğru değil, ilk buluşmada yattığım ve süren çok ilişkim oldu. Hemen biten ve bir daha görmeye dayanamadığım ilişkilerim de oldu. Hangisi doğru? Bu teori işliyor mu işlemiyor mu? Amaan neyse Ali kemal'le yatmaya niyetim yok zaten isme bak yaa.
Ve geliyor, telefonumu kafeye girmeden çaldırıyor, ben açtığımda ise tepemde dikiliyor. Atletik vücutlu, gözlüklü, genç ( Evet benden genç) güler yüzlü, kesinlikle sarışın olmayan bir adam. Ali Kemal, hoş bir adam ama sevgili olmak şöyle dursun bir daha buluşmayı düşünmüyorum. Havadan sudan, ordan burdan konuşuyoruz kahve içimi boyunca. Ben de yağmur daha hızlanmadan, gerçi daha ne kadar hızlanacaksa bir an önce eve dönmek istiyorum. Ve olmaması gereken bir şey oluyor. Ali Kemal gülüyor. Gülünce de yanağında içine düşüp kaybolmak istediğim bir çukur oluşuyor. İşte ben buna dayanamam. Güzel gülen, gülünce gözleri çekikleşen, bir de üzerine gamzesi beliren erkeğe...

Evet, ilk buluşmada sevişmek doğru değil aslında, arkadaşıma katılıyorum ama bu kurala uyuyor muyum? Hayır. "Bir fincan kahve daha? Ama benim evimde." diyorum...


9 Temmuz 2014 Çarşamba

Asansörde Seks Yaparken Nelere Dikkat Edilmeli?

 Benimle çalışmak istiyorlarmış. Yazılarımı çok beğeniyorlarmış. İyi, gidip görüşeyim, hem şu karamsar ruh halim de dağılır dedim, giyindim, süslendim, düştüm yola.
Bina lüks, içindekiler lüks, çıkacağım kat baya yüksek, şansıma da asansörden korkarım. Tek başıma binemem ben buna diye düşünürken, arkamda filmlerde gördüğümüz tipte bir adam belirdi. Yakışıklı, takım elbiseli, kumral, kaslı, tebessümü iç gıcıklayıcı...

Hafifçe selamlaşıp, girdik asansöre. Hiç konuşmadık, o, gideceği kata bastı sonra yan gözle bana baktı. Aynı kata çıkıyorduk, ben sadece biraz daha geri gittim ve aynaya yaslandım. Ona bakmamak mümkün değildi, ben de baktım. O da bana bakıyordu yüzünde aynı hınzır gülümseme. Kokusu güzeldi, teni davetkar.

Yine bana baktı, başımı yavaşça sallayarak onay verdim, asansörü durdurdu. Hiç konuşmadık... Yanıma yaklaştı, ellerini ensemden saçlarımın arasına soktu ve öpüşmeye başladık. Dilimi emerken, ağzındaki nane tadı boğazımı yaktı ve hoşuma gitti. Dudakları boynumda dolaşırken, benim elim onun bacak arasını okşuyordu. Her şey çok hızlı ama çok yavaş oluyordu. Çok güzel öpüyordu, çok güzel kokuyordu, çok güzel okşuyordu. Dilinin dokunuşu, teninin yumuşaklığına zıttı erkekliğinin sertliği.

İçime nasıl girdiğini anlamadım bile, külotumu sıyırdı, bacaklarımı beline doladı. İçimde gelip giderken eridiğimi hissettim. Daha önce hiç bu kadar çabuk orgazm olmamıştım. İçimden çıktı ve düğmeye bastı, toparlanana kadar, geleceğimiz kata ulaşmıştık. ben hala aynaya bakıp, üzerimi toparlarken kapı açıldı ve o, asansörden indi. Tek kelime etmeden...

Kattaki danışmaya görüşeceğim kişinin adını verdim. Gözlerim bir yandan onu arıyordu ama ortalıkta yoktu. Kız beni yönlendirdi. İş görüşmesi için geldiğim yerde, tanımadığım bir adamla asansörde seks yapmıştım. Kapı açıldı ve o, karşımdaydı. İş görüşmesi yapacağım kişi...

Asansörde seks yaparken nelere mi dikkat etmelisiniz? Kamera olabilir: Amaan kimin umurunda. Birileri görebilir: Görürse görsün. Asansör düşebilir: Düşsün zevkli bir ölüm olur. Korunamadığınız için hamile kalabilirsiniz: Yükselmeye yatkın bir çocuğunuz olur. İleride patronunuz olacak bir adamla sevişmiş olabilirsiniz: İşte buna dikkat etmek gerekir...

17 Haziran 2014 Salı

İstediğinle Olamayacaksa, Aşkın Da Seksin De Ne Anlamı Var Ki?

Kapımda bir kırmızı gül daha buldum. Bir bardağa su koydum, gülü de içine koydum. Apartmanda bir hayranım var belli ki. Ben Cihan sanmıştım ama Cihan yine kayıplarda aman umursamıyorum artık. Facebook mesajlarımda Tolga'dan gelen bir mesaj. Aramadın beni :( bir de üzgün surat yapmış. hakikaten aramayı unuttum ben bunu. Gamze'ydi, evrenin sırrı vajina da saklıydı derken unuttum ne yapayım. Neden istemediğin biri kıçından ayrılmazken istediğin biri ortalarda görünmez acaba? İstediğinle olamayacaksa, aşkın da seksin de ne anlamı var ki?

Ben bir adım atsam ne olur? Bir mesaj göndereyim mesela, bir şey olmadı ki aramızda biz hala arkadaşız sonuçta. Telefonu elime aldım, içimdeki cadı konuştu. " Bırak o telefonu hemen!" ne zamandır suskundu, yılan uykusuymuş meğer. İkna etmekle uğraşamayacağım onu, duymazlıktan geliyorum. " Bırak dedim, kaltak! Ne gurursuz bir kadınsın sen ya. Adam seni istese, arar, gelir, yazar. Adamda tık yok seni tınlamıyor gömüyor musun?" Telefon elimde kalakaldım. Bu beni rahat bırakmaz konuşur da konuşur. Hele mesaj atarsam daha beter, konuşur.
" Çık dışarı!" Hah şimdi de kendi evimden kovuyor beni. " Ne?" " Dışarı çık, dışarı. Hava al biraz, kafa dağıt. Ama kimseyle yatma, senin yattığın adamlara ben de katlanmak zorunda kalıyorum." Vay, zevkimi de beğenmiyor haspam. Onu, dinledim, arka bahçeye çıktım. bahçe de Nuri'yi gördüm, almış kahvesini yakmış sigarasını, uzaklara dalmış.

" Gel tatlım, otur." " Nuri, sanırım ben şizofrenim." " O nereden çıktı kız?" " İçimden biri sürekli benimle konuşuyor çadolozun da teki." " Ne diyor?" " Onu yapma, bunu giyme falan. Konuşan da benim de başka bir ben gibi." " İç ses kız o." " Sende de var mı?" " Var tabi, o ses olmazsa kimle dertleşir insan. Suyuna git, anlaşırsan, çok eğlenceli olur iç ses." Bu Nuri ne şeker biri ya iyi ki tanımışım.
" Şizofren değilim yani değil mi? " Şizofren olsan, ben şizofreniz derdin." Gülüyoruz. İçimdeki konuşuyor; " Şizofren değiliz de sağlam sürtüğüz." Gülmeye devam ediyorum ama Nuri'ye neden güldüğümü söylemiyorum. Belki şizofren değilim ama normal olmadığımda kesin.

Ötekiyiz Hepimiz

   Bu ülkede kadın olmanın zorluğu ortada; ayrılmak istiyorsun öldürülüyorsun, istediğini giyiyorsun diye şiddet görüyorsun. Erkek egemen bi...