Soru ve yorumlar için madammarin@gmail.com
bağlanma sorunu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bağlanma sorunu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Ocak 2015 Çarşamba

İçimi Isıtabilecek Biri İçime Girmese De Olur

  Hava eksi bilmem kaç derece, kıçım donuyor ama beni asıl üşüten yalnızlık. Kimse yok yanımda şu soğukta beni saracak. o kadar seksi hatunum, etrafımda, hayatımda o kadar sözde adam var ama üşümeme çare olan yok.

Isıtılmak istiyorum ama nasıl? Battaniyenin altında, elimde kumanda, üzerimde sabahlık şeklinde yün bir hırka seksi olmaktan uzak ufak tefek bir kadınım şu an. Kapım çalsa beni benden alan, beni kendime getiren biri gelse bir anda bak nasıl da Madam Marin formumu alırım. Yok mu aday? ohooo. bir telefonuma bakar, çok var ama üşeniyorum yahu bu soğukta soyunmaya.

Ben soyunmadan ısıtılmak istiyorum. Bir sözle, bir bakışla, güzel bir jestle. yanımda olduğunu bildiğim, beni düşündüğünü, merak ettiğini hissettiğim birinin sıcaklığıyla ısınmak istiyorum. Varsın uzakta olsun, böyle ısıtsın yeter. Ten tene değmeden de temas olur, yoksa herkes sevişir, herkes ısınır asıl mesele içine girmeden içini ısıtabileni bulmakta. Yoksa  sürtünme kuvvetiyle ısınmak tabii ki mümkün. 

17 Ağustos 2014 Pazar

İlk Buluşmada Sevişmek Ya Da Sevişmemek

 Randevuyu ayarladı şaka maka arkadaşım, evimin yakınındaki kafe de buluşucaz. Yağmur da yağıyor şakır şakır, mırın kırın ediyorum telefonda.

" İş çıkışı gelecek çocuk sakın ekme ve ilk buluşmada sevişme!"
" Ne sevişmesi ya, ben buluşmayı zor kabul ettim. Bir kahve içer dehlerim, hiç havamda değilim."

Buluşma saatinde, kafedeyim. Nasıl tanıycam ben bu çocuğu? Telefonumu vermiş arkadaşım, gelince arayacakmış. Kapıdan her girene acaba bu mu diye mal mal bakıyorum. Onlar da bana neden bu hatun bize bakıyor diye mal mal bakıyor. Bir mallıktır gidiyor.
Arkadaşımın sakın ilk buluşmada sevişme demesi geliyor aklıma. Bir şehir efsanesidir, ilk buluşmada sevişirsen adam sana bağlanmaz, aşık olmaz ve ilişkiyi ciddiye almaz. Bence doğru değil, ilk buluşmada yattığım ve süren çok ilişkim oldu. Hemen biten ve bir daha görmeye dayanamadığım ilişkilerim de oldu. Hangisi doğru? Bu teori işliyor mu işlemiyor mu? Amaan neyse Ali kemal'le yatmaya niyetim yok zaten isme bak yaa.
Ve geliyor, telefonumu kafeye girmeden çaldırıyor, ben açtığımda ise tepemde dikiliyor. Atletik vücutlu, gözlüklü, genç ( Evet benden genç) güler yüzlü, kesinlikle sarışın olmayan bir adam. Ali Kemal, hoş bir adam ama sevgili olmak şöyle dursun bir daha buluşmayı düşünmüyorum. Havadan sudan, ordan burdan konuşuyoruz kahve içimi boyunca. Ben de yağmur daha hızlanmadan, gerçi daha ne kadar hızlanacaksa bir an önce eve dönmek istiyorum. Ve olmaması gereken bir şey oluyor. Ali Kemal gülüyor. Gülünce de yanağında içine düşüp kaybolmak istediğim bir çukur oluşuyor. İşte ben buna dayanamam. Güzel gülen, gülünce gözleri çekikleşen, bir de üzerine gamzesi beliren erkeğe...

Evet, ilk buluşmada sevişmek doğru değil aslında, arkadaşıma katılıyorum ama bu kurala uyuyor muyum? Hayır. "Bir fincan kahve daha? Ama benim evimde." diyorum...


Sevişme Sonrası Sarıl-ma!


 Seviştikten sonra kadınların beklentiye girdiğinden yakınan tek gecelik ya da arada takılma meraklısı erkekler sözüm size: Madem ki hatunla duygusal bir bağ kurmayacaksınız, uyurken sarılmayın, öperken koklamayın! Siz böyle yapınca, kız da aaaa beni seviyoooo diye düşünüp tribe giriyo benden söylemesi. Sarılma arkadaş işin bitince dön arkanı uyu, ya da giyin git ne sarılıyorsun, hele koklamak ne demek cık cık cık...

9 Temmuz 2014 Çarşamba

Eskiden Sevdiğim Adamlar Gibi ( Kanar Durur İçimde Bir Alagül)

 Depresif bir ruh hali içindeyim. içimden sevişmek bile gelmiyor. Bu durum beni endişelendirse de bir anlamda bu durağanlıktan hoşlandığımı fark ettim. Kimseyle görüşmüyorum. Çalan telefonlara bakmıyorum. Facebook ve e- maillerde bana yazılanları cevaplamıyorum.

kapım çalıyor bir sabah. Söylene söylene açıyorum. Gelen Cihan. Makyajsız, saçlarım dağılmış bir halde sözlü Cihan'ın karşısındayım.

" Merak ettim seni." Diyor. Gözleri yavru köpek bakışlı Cihan.
" İyiyim merak etme."
" Görünmüyorsun ortalarda. Bloguna da bir şeyler yazmıyorsun."
" Kimliğim ifşa olduktan sonra anlamsız geldi yazmak."
" Olmaz öyle, yaz, çık, dolaş, yaşa. Sen ortalarda olmayınca, nefessiz kalıyorum."

Duyan da her gün beraberiz sanacak. bu sözlerden etkileneceğimi düşünüyorsa Madam Marin'i hiç tanımamış demektir.

" Bir kaç gündür iyi hissetmiyordum, ama şimdi iyiyim. tatile gidicem yakında hatta, merak etme."
 Kendi soğukluğumdan kendim etkilendim. isteyince amma soğuk oluyormuşum ben yahu.

" Tamam, ben seni rahatsız etmeyeyim."

İçeri gel desem gelecek, ama hiç halim yok. Ne bu halde misafir ağırlarım ne de eskiden hoşlandığım şimdi ise sadece içimi sızlatan Cihan'la uğraşabilirim. Aklım hala Evren'de mi? Belki... kapıyı kapatmadan önce, kapının üzerindeki sepette duran kırmızı gülü görüyorum. Cihan, bir kaç merdiveni çıkmış bile, seslenince geri iniyor.
" Bunları kapıma sen mi bırakıyorsun?"
" Hayır, bunu daha önce de sormuştun."

Bozulmuş belli ki, sözlüsüe gitsin tamir olsun.

" Tamam, görüşürüz."

uzanıp gülü alıyorum. Güzel bir kırmızı gül, dikeni parmağıma batıyor, küçük bir damla kan beliriyor ruhumda ve bana eskiden sevdiğim bir şarkıyı hatırlatıyor, eskiden sevdiğim adamlar gibi...

17 Haziran 2014 Salı

Evren'in Sırrı Vajinamdan Çıktı Mideme Girdi

 Ne zamandır Facebook dan girip profiline bakmamıştım aşk denilince aklıma gelen hala midemin üzerinde bir yeri sızlatan eski sevgilim Evren'in. Profil resminde yanında bir kadın var dahası kadının üzerinde gelinlik var. Evet, evlenmiş Evren, evrenin sırrı bir zamanlar cidden vajinamın içindeydi ama şimdi başka kadının içinde. Üstüne üstlük evlenmiş onunla. Mideme kramplar giriyor, öfkeden gözüm dönüyor. Bu adam bana deli gibi aşıktı bir zamanlar nasıl evlenir başkasıyla? nasıl böyle mutluymuş gibi gülümser? Onunla mutlu mu yoksa? Nasıl olur  nasıl? yakışmıyorlar bile. Kız gudubetin tipsizin teki. benden sonra bunu mu sevmiş yani? Bu adam beni sevmekten vazgeçemeyecek tek insandı. Evlenmiş, mutlu, başka kadınla, yakında çocuk da yapar...

Mideme giren şey, kramp olamaz. Bu kadar büyük, şiddetli kramp gerçek olamaz. İşte Evren'in sırrı, vajinamdan çıktı, mideme girdi. O kadar, yakıcı, ağır ve acı verici ki, bu sırrı orada daha fazla tutamayacağım. alkol yatıştırır sanırım. Apartmanın kapısından çıkarken Cihan'la karşılaştık. Selam verdi ama benim kimseyi görecek halim yoktu, gözlerim yuvalarında dönerken kimseyi göremezdim zaten. içimde ki ses bile sustu, sakinleşene kadar kimse yanaşmasın yanıma...

15 Haziran 2014 Pazar

Sen Madam Marin'sin Sadece Sevişirsin


Karşısında belirdiğimde çok şaşırdı, ben de bu kadar şaşırmasına şaşırdım. " Sen ne arıyorsun burada?" " Seni..." Demedim, diyemedim. " Fuarı yazmak için geldim, sabah uçağıyla." " Akşam da döneceksin o zaman?" " Bilmem, kalabilirim de..." En işveli halimle. " Hangi otelde kalıyorsun sen?" " Yakınlarım yanında kalıyorum, zaten fuarın son günü bugün, otel bakmana gerek yok." Bana geri dön diyor kısaca, orada kalıcam diye aklı çıktı. " Tamam, fuarı gezeyim ben, seni meşgul etmiyim." " Ne meşguliyeti, kimse imza almak için beklemiyor ki." " Evet, görüyorum, neyse ki ben kendi imzalı kitabımı İstanbul da almıştım." " Dur bir tane daha hediye edeyim sana." Hiç gerek yok onu da okumayacağım nasılsa. Kitabın kapağına bir şeyler yazdı ve bana verdi. " Seni görmek güzeldi." Gitmem için bu acele niye? Neden tedirgin oldu bu kadar? Diye düşünüyordum ki bir kız belirdi arkasında. Cılız, çelimsiz, esmer, saçları kuyruk, gözünde gözlük, makyajsız... Geldi ve elini tuttu Cihan'ın. Benim Cihanım'ın. Ardından da bana gülümsedi " Bu benim, uzak dur." der gibi.

" Sözlüm, Elif." dedi Cihan, bizi tanıştırırken. " Ben de Madam Marin" Dedim, kız şaşırdı, ben aldırmadım, döndüm kıçımı çıkışa doğru yol aldım.

Arkamdan koştu, bana yetişti ve kolumu tuttu.

" Özür dilerim."
" Neden?"
" Benim için geldiğini biliyorum ama yapamam, seninle olamam. Sana aşık olursam çok acı çekerim, çok yorgunum, yaşlıyım, seni dizginleyemem ben."
" Açıklama yapmana gerek yok."
" Çocuklarım olsun istiyorum, huzurlu olmak istiyorum. Ben buraya geri dönücem bir gün, ailemle, çocuklarımla yaşıycam. Sen böyle bir hayat istemezsin, yapamazsın."
" Abartma Cihan, sadece sevişecektik. Sen nerelere getirdin olayı."
" Biliyorum, sen Madam Marin'sin sadece sevişirsin."
" Aynen öyle. Görüşürüz. Ha bu arada, benim Madam Marin olduğumu nasıl öğrendin?"
" Blogdaki mailinde adın yazıyor."

Son cümlesindeki sesi titriyordu. O benden daha etkilenmişti bu karşılaşmadan ve sen Madam Marin'sin, sadece sevişirsin ile kuyruğu yine dik tutmayı başardım en azından o kadar da küçük düşmedim. Seks yapmaya geldim imajıyla toparladım durumu. Doğru da aslında seks yapacaktım, bir kaç seferden sonra da sıkılacaktım, içimdeki ses haklıydı. Hava alanında, blogumdaki yazılarda okudukları yüzünden değil de bloguma kendi adımla mail açacak kadar aptal oluşum yüzünden, benimle olmak istemediğini düşündüm. İçimdeki sese seslendim, " Haklı çıktın, bir şey demeyecek misin?" konuştu; " Sözlü ne . mına koyim."
Hava alanında kahkaha attım, görenler beni deli sandılar kesin.

Bacak Arası Sevmediği Adamlara Sığınak

Son üç yıldır patronum, adı Murat. Bence tam patron adı, ben yazıyorum o satıyor. İlişkimiz mesafeli ama yakın. Ben freelance makale yazarlığı yapıyorum bu arada  makale yazıyorum, araştırma yapıyorum, ürün tanıtıyorum, gezi yazıları yazıyorum çünkü çok gezerim falan. Murat'la  mesafeli ama işveli bir ilişkimiz var, hani birimiz yanaşsa öbürümüz atlayacak türden. Patronla seks yapılmaz biliyorum ama Cihan'la yakınlaşma olayından ürktüm. Evet, benim bağlanma sorunum var ve ben karanlık tarafı seçtim. Ya çocuklu ve mutsuz bir kadın olacaktım ya da yalnız ama özgür. Eğer bu karanlık tarafsa ben memnunum karanlığımdan.

Murat'ı evime kahve içmeye davet ettim bu da eşittir; " Gel sevişelim" Demek. O da geldi ve seviştik. Bu ani değişime bir anlam veremedi ama hoşuna da gitti. Ayrılırken bu devamlı değil, öylesine bir şeydi konuşmasını yaptım, yapmazsam başıma iş alırım, adamla iş yapıyorum ve en uzun çalıştığım şirket onunki. Murat'ı kapıdan uğurlarken bizi Cihan gördü. Bunu planlamış mıydım? Hayır, nasıl denk getirebilirim ki böyle bir şeyi ama istemedim dersem yalan olur. Belli belirsiz selam verdi ve kendi katına çıktı. Balkonuma çıktım, çayımı yudumlarken, Cihan'ın kitabını aldım ve  beni yazdığı satırları okudum: " Bağlanmaktan ve aşktan öyle korkuyordu ki, bacak arasını sevmediği adamlara sığınak yapmıştı." Kitabı elimden bırakırken, " Bu adam çözmüş beni." diye düşündüm...

Ötekiyiz Hepimiz

   Bu ülkede kadın olmanın zorluğu ortada; ayrılmak istiyorsun öldürülüyorsun, istediğini giyiyorsun diye şiddet görüyorsun. Erkek egemen bi...