Soru ve yorumlar için madammarin@gmail.com
İlişkiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İlişkiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Eylül 2025 Pazar

Ötekiyiz Hepimiz

 


 Bu ülkede kadın olmanın zorluğu ortada; ayrılmak istiyorsun öldürülüyorsun, istediğini giyiyorsun diye şiddet görüyorsun. Erkek egemen bir Ortadoğu ülkesiyiz net. Doksanlar biraz daha iyiydi gibi gelirdi bana o zamanlar çocuktum, ergenliğe geçiyordum karanlık yüzünü algılayamadığımdan bilemem en azından mutluydum. Taksim'in göbeğindeydi evimiz. O dönemde iki kere koca adamlarca tacize uğradım; biri otobüste babamın yanında ellemeye çalıştı, biri asansöre benimle binip yaşının önemi yok görüşmek isterim dedi. Asansördekinden çok ciddi korkmuştum itiraf edeyim. Bunlara rağmen büyüyünce hayat güzel olacak mottosuyla umursamadım, takmadım. Güzeldi de... Sonra sevdiklerim ölmeye başladı teker teker, yaptığım işte iyi olmama rağmen birbirlerini tutan belli bir zümrenin önüne geçmek şöyle dursun yanlarına gelemedim. Hep aynı kişiler, aynı kişilerin tanıdıklarına fırsat verdiler.

İlişkileri bile belliydi, başkalarına umut verip beraber olurken kimleri asıl yere koydukları çoktan belirlenmişti. Kaç tanıdığım, arkadaşım hayallerini bırakıp ya çekip gitti ya da vazgeçti her neye kalbini verdiyse ondan. Ben de dedim ki en azından bu milletin anladığı ya da ilgi duyduğu esas konu cinsellikten bir olta yapayım da derdimi anlatayım. Bir kadın karakteri her konuda özgürce yazsın, en çok da cinselliği araştırsın ve eleştirsin. Burçdaşım Billur Kalkavan misali.

Kadın olmak neden zor bu ülkede? Ne yaparsan yap, ne kadar akıllı, üretken, yetenekli olursan ol. Biri ile çalışınca hemen altına yattı da ondan derler, bir şey başarınca kim bilir kimin sevgilisiydi diye öterler. Oysa her kadının başarma ihtimali vardır, vardı onu da aldınız elimizden. Geriye tutunduğumuz, zor bela güvenip içimizi açtığımız, nihayet bulduğumuz adam ile vazgeçilmiş hayallerimiz kaldı. Bundan sonra konfor ve akış deyip kimseyle muhatap olmadan kenardan izliyorum hayatı bakalım daha ne kadar öteki olmaya ses çıkartmayacaksınız.

14 Nisan 2020 Salı

Sizden Gelen Soruları Cevaplıyorum 2

  Soru: Evli bir kadınla beraberim, önceleri önemsemiyordum ama şimdi kafama takıyorum. Bu kadın başkalarıyla da olmuş mudur? Ben ilk sevgilisi miyimdir? Ona soramıyorum.

Marin: Şimdi bu durumda her ikisi de olabilir. Sen ilk sevgilisi de olabilirsin, olmaya da bilirsin ama şundan emin ol son sevgilisi olmayacaksın. Evli bir kadınla sevgili olmanın en büyük handikapı onun zaten bir hayatı olması ve bunu pek de değiştirmek istememesidir. Seninle hayatındaki eksiği gidermektedir ama sen dır dır etmeye başlarsan, seninle de mutlu olamayacağından başkasını aramaya başlar. Evli birinin ya sevgilisi olmayın ya da abuk kıskançlıklar yapmayın. Çok kafana takıyorsan boşan sadece benimle ol de, cevabın pek olumlu olacağını sanmıyorum ama.

Soru: Marin Abla, 19 yaşındayım sevgilim bakire olduğumu sanıyor ama değilim, ona söylemeli miyim? Minel gibi diktirteyim mi?

Marin: Benim tatlı, bıcırık okurum. Minel, diktirtti de dikiş tutmadı pek. Hiç eziyet etme kendine bu zamanda ne bekareti yahu söyle gitsin, sen bunu söyledin diye sevgilin gidecekse giderse o da gitsin, daha çok gençsin.

Soru: Yakışıklı, iyi eğitimli, 32 yaşında, kazancı iyi bir adamım ama penisim çok büyük. Gören kadınlar korkup kaçıyor, düzenli ilişkim yok, ne yapmalıyım?

Marin: Kiminde büyüklük sorun, kiminde küçüklük. Penisini küçültemeyeceğine göre hayatına giren kadına açıp göstermek yerine önce durumdan bahset ve korkutma. Benim penisim büyük ama önceki sevgilimle hiç sorun olmadı de. Kadınlar bunu bir challenge olarak algılar ve o alabildiyse ben de alırım deyip penisinin üzerine gider. Sen de nazik ol, yavaş yavaş gir.

Soru: Karımla aramıza erkek almak istiyorum o da istiyor aslında ama daha net konuşmadık. Onu ürkütmeden bu grup teklifini nasıl yapmalıyım? Adamı çağırıp olayı akışına mı bırakayım?

Marin: Çağır adamı eve gelsin, size de Korona getirsin. Biz eve tıkılıp kimseyle görüşmeyelim adamın derdine bak. Bu zamanda yok grup falan, şu günler geçsin karına da direk söyle grup yapalım mı diye anladığım kadarıyla zaten bu teklifine balıklama atlayacak. Ama şimdi oturun oturduğunuz yerde.


13 Kasım 2019 Çarşamba

Islanan Penise Güven Olmaz

 Nereden başlasam, nasıl anlatsam? O kadar çok şey oldu ki. Ben bu Tony Leung'la baya baya görüşmeye başladım. Bir Cumartesi evdeki diğer ev halkı uyurken, yani bende kalan üç kuzenim, bunu eve attım. Kendi odamda da Cuma gecesinden bizde sızan bir kız arkadaşım yattığından salonda yakınlaşınca tam Tony'ciğim bacak aramda dil maharetlerini sergilerken salona esneye esneye Minel geldi. Ben koltuktayım, koltuk da bunun durduğu tarafın tersine bakıyor, yani Tony'yi görmedi.
"Aaa ne kadar erken kalkmışsın Marin." dedi.
"Evet, erken daha hadi sen git yat." dedim. Bir yandan da panik olmuş haldeki Tony'nin başına bastırıyorum devam etsin diye abazanlık başa bela cidden.
"Yok ya uykum kaçtı, çay koyayım."deyip mutfağa gidince Tony hemen toparlandı.
"Ben gideyim sonra görüşürüz." dedi alelacele çıktı. Çıkmasıyla kapıyı tıklatması bir oldu. Kapıyı açtım, ne oldu dedim gözlüklerini unutmuş. Malum bacak aramda çalışmadayken gözlük takmasına gerek yok, zaten rahat da edemez. Hemen koltuğun kenarındaki gözlüğünü verdim, kapıyı kapattım. Minel'e de gelenin apartman görevlisi olduğunu söyledim, yedi. Yemeyip ne yapacak zaten.

Aradan bir hafta geçti, Tony'yle mesajlaşırken bu oradan ayrılınca çok ıslandım, pantolona geçti, zor girdim eve yazdı. Ben de hiç sevmem ıslanan penis. Hadi size burada bir bilgilendirme sunayım bazı penislerin kafası küçük ve hafif yassı olur yanı tok kafa olmaz, onlarda ne yazık ki heyecanlanınca vıcık vıcık akarlar. Biz kadınların en sevmediği penis türüdür çünkü hem oral sekste tüm iştahımızı kaçırırlar. Hem de bu tür adamlarla korunmadan seks demek her zaman ya hamile kaldıysam korkusu yaşamaktır, malum adamlar vıcık vıcık durumdalar ve o vıcıklık içinde sperm hücreleri de, bu şekilde hamile kalmış binlerce kadın da var. Çok duymuşsunuzdur içime boşalmadı ama nasıl hamile kaldım anlamadım diyen hatunları. İşte ne yazık ki Tony'nin penisi de bu model penis. Ucu ince akıtan türden. Bir o penise benden oral seks bekliyor hevesle ıyyy düşünürken bile içim kalktı. Dayanamadım "ıslanan pip mi olur ya salak bir duruma düşmeyelim" yazdım. pipi!!! Salak!!! yazdı sonra sustu. Küstü haspam. Hayır neye küstüğünü de anlamadım ben pipi dememe sandım hani küçük mü diyorsun sen benimkine diye, vardır malum erkeklerde bu takıntı. Bir hafta bana cevap vermedi, aradım engelledi, yazdım cevap yok. Ben de kızdım ulan 18 yıldır peşimdesin adam yokluğundan fırsat verdik hemen dibin kalktı diye ben de sustum, o aradı tabii nolcekti?

Salak dememe kızmış, kimse ona salak dememiş diyemezmiş. Bizim Tony Leung, pek kibar, sakin ama evde maço belli. Neyse geçen cumartesi de karısını ve dört çocuğunu alıp misafirliğe bıraktı ve beni eve attı. Uzun süredir kimse beni eve atmamıştı hep ben atıyordum. Evimin önünden aldı, ilk cümlesi "eyvah kokuyorsun" dedi.
"Neeeee?"
"Türüm türüm hem de"
"senin hediyen bu hypnotic poison"
"Tamam da eve sinecek, yatağa nasıl yatıracağım seni?"
"Yahu havalandır, üzerine parfüm sık, çarşafları mı kokluyor bu kadın?"
"Yapacağız artık bir şeyler."

Eve geldik, apartmana ayrı ayrı girmeler, asansörde bekle hemen inmeler, ay sevişmek için nelere katlanıyorum. Bu Tony iyi oral yapmasa çekilmez, hele o pipiyle.

Girdik eve, zaman da kısıtlı malum yatak odasına geçtik, ben salonda Tony tarafından soyulmaya başlandım. Yatağa başka bir örtü serdi malum kokuyorum! Ön sevişme fasılları, göğüslerime çok yapıştığından bir yalan uydurdum süt geliyor doktor ilaç verdi ve uyarılmasın dedi yıkarken bile ovamıyorum diye. O da ama benimkileri emebilirsin dedi. Ben de biraz emdim ne gerek varsa. Göğüsler bence erojen yerler değildir, olmamalıdır!

Nihayet aşağıda, bu işte de iyi uzun uzun yapıyor ve parmaklarını sokmayı akıl edebilen bir gruptan ben de çığlık atarak eşlik ettim, olay bitince maalesef sıra benimdi.Şimdi daha da ıslanmış penisine hiçbir şey yapmak istemiyordum, hayır üzerine otursam bu sefer de prezervatif almadığından öbür sıkıntı var. Elimi uzattım baktım sönmüş balon olmuş, meğer beni yalarken boşalmış; bir ara çok inledi anlamalıydım.

Hemen kalktım ben gitmeliyim, bana da misafir gelecekti dedim, zaten onun da karısını ve çocuklarını alması gerekti. Tam da sıra bana gelmişti diyor hala, neymiş biraz oynasam kalkarmış, ıslanarak kalkar ama. Böyle penisli bir sevgilim vardı Bahadır. İlk onda görmüştüm bunu, ne ağzına alabilirsin, ucunu silersin yine gelir, beraber olursun ya hamile kaldıysam diye korkarsın terk ettim gitti. Sonra bir kadını kazara hamile bıraktı, yıllarca onunla uğraştı durdu. Ben dedim ıslanan penise güven olmaz. Dikkat edin bunlara hanımlar!


8 Ekim 2019 Salı

Tony Leung Bileğimi Okşadı

 
 Çok eski ve çok da iyi bir arkadaşım olan Rukiye'yle bir AVM de buluştuk geçen Cuma. Alış veriş yaparız, biraz lak laklarız falan dedim, kafam dağılır işte. Abazan bünyemin bitmeyen isteklerini unuturum, ne de olsa karşılayamıyorum. Rukiye'yle mağazaları gezdik; ben birkaç şey aldım bu alamadı, parası yok, sana da alayım mı dedikçe ben hakkımı Tonguç'a devredeyim ona şu lazım bu lazım diyor. Sanki ben  yemek kuponuyum da hiçbir işe yaramayan, yirmi yaşında hala lisede olan asalak oğluna veriyor beni yesin diye. Ben de Tonguç, çalışsın kendi alsın, sana da baksın bir zahmet diyorum, sinir oluyorum böyle asalak tiplere, ben hayatımdakileri gönderene kadar neler çektim ama bitmiyorlar bir türlü. Gratisteki anasının amına kadar uzanan kuyruğu görünce yuh dedim buraya girilmez, bu da diyor ki ay  indirim var bana bu lazım, benim şekerim düştü gel alt kattaki madoda bir şeyler yiyelim dedim, yemek teklifi daha cazip mi geldi yoksa ayaklı cüzdan olan ben, gidersem zaten o ucu görünmeyen kuyrukta boşuna bekleyeceğini mi anladı bilmiyorum, kabul etti madoya gittik.

Rukiye'den bahsetmiştim hatırlarsınız, eski bir şarkıcı sahne adı ve günlük kullandığı adı Ruki, anlamı yok ama onun için çok anlamlı. Bir de salak saçma bir hikaye uydurmuş o isme. Bunların köyünde Ruki diye bir çiçek varmış çok nadir açarmış, babası o ismi vermiş ama nüfus memuru yanlış anlayıp Rukiye yazmış, bu da değiştirmeye bir türlü vakit bulamamış, kimliği Rukiye ama gerçek adı Ruki'ymiş, yeeeeerrseeeeen.

Nuri, bana spermlerini bir tüpçü doktora gidip, içime zerk ettirmekten vazgeçtim diye küstüğünden, Rukiye'yle pardon Ruki'yle takılıyorum bir süredir. Ruki iyi kadın da işte, hani tek piranhadan çok zarar gelmez de bunlar çoğalınca seni bir çırpıda yer bitirir ya, oğlu yanına gelince öyle bir hale geliyor bunlar, bildiğin benden ne kadar et koparacakları yarışına giriyorlar. O yüzden oğlunu gördüğüm anda kaçıyorum, yaz tatili boyunca hiç görüşmedim, okullar açıldı rahatladım ama okuldan altıda geliyor buraya gelmeye kalkarsa fena yakalanırım koca bir AVM deyiz bildiğin yarrağı tutarım ve zevk de almam. Ruki'yle yemek yiyoruz, bu ben on iki yıldır seks yapmadım ne olacak bu halim diye dert yanıyor, sanki ben farklıyım. Uzun süredir yapamadığım gibi, kimseden etkilenmiyorum da yoksa yapacak adam çok. Eskilere bulaşmak istemiyorum, lickbuddym bir türlü işlerinden ve sadece hafta sonları bir araya geldiği, çocuk yapmak için evlendiği onu da yapamadığı karısından vakit bulup gelemiyor. Yeni biri, yeni bir heyecan, tutku, hatta aşk istiyorum da nerdeeeeeee? Beni son günlerde tahrik eden tek şey nette tanıştığım ve kısa sürede rezil bir hale gelen, birbirimize küfürler bile ettiğimiz bir çocuğun başkasıyla yattım demesiydi. Çocuk da tam benim kalemim, dengesiz, değişik, köpek çekip ilgi gösterenlerden artık bunlar bile bende işe yaramıyor, bir hoşuma gider gibi oluyor sonra hevesim geçiyor. Astrolojiden anlamam pek bildiğim kadarıyla kendisi, alçalanı, yükseleni, ineni, kalkanı hepsi akrep olan bir kadınım, annem nasıl denk getirdiyse. Bu ne demek çok kıskancım, gerçekten öyleyim, bildiğim kadarıyla öyleydim, bir de şu eşini paylaşan kadınları çok kınardım ama bu beni tahrik etti işte.

Birden Ruki'nin telefonu çaldı, arayanın sesi zaten hoporlörde eyvah Tonguç! "Nerdesiniz? Marin orda mı haaaa taaaamaaaammmm geliyorum o zaman." lan bana sordunuz bu ben bu herifi görmek ve beslemek istiyor muyum bakalım? Eeee şimdi ne yapacağım? Bunlar bir araya gelirse her şeyi hatta tüm AVM yi yerler hesap da bana girer. Yan masalara yardım ister gibi bakmaya başladım, telefonumu karıştırıyorum "aaa bana kuenim uğrayacakmış benim kalkmam lazım."Kız dur, Tonguç gelecek seni çok özlemiş biraz beklesin." Kararlılar beni analı oğullu sikecekler burada. "Demin giremediğimiz Gratise de girelim, bir de Tonguç a bir mont beğendim bakalım geldiğinde tamam mı Marinciğim?" Açılımı bunları bize sen alacaksın tamam mı Marinciğim? Hassssssstiirrr ne yapacağım şimdi, param yok desem yemez olduğunu biliyor, aa kartım yok diyeyim en iyisi, düşürmüşüm, yanımda nakit de yok falan derim. O zaman da bu beni bırakmaz hemen, bankayı ara, yok polisi ara, yok güvenlik kameralarına baksınlar... yine yırtamam. Ne yapacağım heyhat!

Birden aklıma geldi! Bana sürekli mesaj göderen Fransa'dan yeni dönen eski bir arkadaşım var. Yazmıştım eski yazılarımda annemlerle yaşarken yan komşumuzdu bu taaa on altı yıl önce falan o zamandan beri aşık bana, hiç geçmedi, hiç bitmedi. Ben bir iki takıldım bununla, muamelesi de ilgisi de iyi de işte belki fazla iyi diye hiç ciddiye almadım. Bir de insan yanındakini göremez de hep olmadık, kendini yoran, uğraştıranlara ilgi duyar ya, ben de öyle biriyim işte. Hemen yazdım buna "Modadayım gel." "Yarım saate oradayım, bir yere kaybolma" yazdı. Ohh dedim hesabı buna kilitlerim, kibar adamdır o öder, o varken de bu iki kan emici ana oğul, bize şunu al bunu al diye bana yapışamazlar.

Tam söylediği saatte geldi, yanıma oturdu. Ruki'yle tanıştırdım. Onu görünce biraz şaşırdı ama adamı beğendiğinden ve on iki yıllık abazanlığının başına vurmuşluğundan Ruki, buna asılmaya başladı. Bu arada bu adam Eskişehirli bildiğin Çinli ünlü bir aktör var ya Tony Leung ona inanılmaz benziyor, yan yana koy Tony en fazla biraz daha çekik gözlüdür o derece. Ruki, başladı anlatmaya on iki yıldır seks yapmıyorum, sevgilim yok, kimseyi beğenemiyorum sen düzgün çocuksun bana birini bul diye. Ruki, asılmaya başladı diye mi, benim şahsi abazanlığımdan mı, artık kıskanacağım durumlar beni tahrik etmeye başladığından mı? Bilmiyorum bu yerli Tony Leung gözüme çok güzel görünmeye başladı. Bir ara lavaboya gitti. Ruki başladı " kız bu çok hoş adam bununla sevgili olsana, sana ne güzel bakıyor, keşke biri de bana böyle baksa..." Doğru dedim içimden kimlerle boşuna uğraştım durdum, Tony hep burnumun dibindeydi tabii karısı ve dört çocuğuyla birlikte...

Veeeee Tonguç geldi. Kan kokusu almış ama dişlerini geçirince yapay maket olduğunu anlayan köpek balığı misali etrafımızda dolanmaya başladı. "Burada mı oturacağız, ben açım ama yukarıda bir şey gördüm ona bakıcam.""Otur da bir şeyler ye" dedi Ruki, Tonguç da oturdu. Yemek yemeye başladı. Ruki, hala TonyLeung u darlıyor. Bana birini bul, bizi gezdir, bize de gel... O da kibarca cevaplar veriyor ne yapsın adam. Benden bahsederken ona nasıl davrandığımı anladım yıllarca. "Siz nasıl arkadaş oldunuz? Marin soğuktur, kızar, küser, yıllarca konuşmaz..." dedi. Ona böyle davrandım cidden ama belki de böyle davrandığım için hep kıymetli oldum vazgeçmedi benden kim bilir.... Bu arda ben hem sıkıldım hem de libidom zaten duvardan tavan seviyesine yükseldiği için bacağımı TonyLeung a uzattım ve hafifçe dürttüm. O da beni iyi tanıdığından mesajı aldı, ceketini nazikçe kucağına koydu ve ayak bileğimi tutup kalkana kadar okşadı. Orada seks yapsak bu kadar memnun kalmazdım, bu hareket beni daha çok mutlu etti.

"Kuzenim gelmiş artık, kapıda kaldı kız" dedim ve kalktım, TonyLeung seni bırakayım dedi, hesabı  ödemeye gitti. Tonguç öfkelendi annesine döndü "beni niye çağırdın buraya o zaman hiç gezemedik, bir şeyler bakacaktım ben!" "sen git bak, tutan mı var?" dedim " "Param yok ki" dedi artık bunda yüz  de astar da kalmamış, cüzdanımı versem alıp uçarak gidecek oradan, zıkkımlandın işte ona dua et asalak.

"Bizi de bıraksın madem." dedi Rukiye, "Olur" dedim. Yol boyunca da adamı darladı durdu bana birini bul diye, eve geldik aradan kaç gün geçti her gün beni arayıp bana birini bulmuş mu diye soruyor. Ruki'ye fena yakalandı adamcağız ama ben iyi kurtardım.


11 Haziran 2019 Salı

Taksi Şoförüyle Olmak Ya Da Olmamak

 Tatildeydim, döndüm oy kullanıcam; ülkeyi kurtarıcam. Asıl konuya gireyim, hızlı girmeyi severim bilirsiniz. Tatile hayatımdaki adamla çıktım, taksi şoförü bana onun yanında mesajlar atmaya başladı. Bu cesareti nereden buldu? Ben verdim. Ben Madam Marin'im ya bunun arabasına daha önce bindiğimde bu daha önce kombi taktığı evlerde özellikle kapalı kadınlar tarafından aldığı seks tekliflerinden bahsetti ben de dinledim ve yorumladım. Yorumladığım aslında ülkenin durumuydu. Kadınların kapatılıp, hayatın kenara itilmeleri sonucu her şeye aç hale gelişleriydi. Sanırım o beni yanlış anladı, beni de o kadınlardan sandı oysa ki benim küçük bir haremim var, haberi yok. Evet, içimde bir kaltak da uyumuyor değil seviyorum olmadık adamlarla olmadık durumları, oynaşmaları. Bunun da gideri yok değil. Tatil dönüşü bizi hava alanından da bu aldı, dediğim gibi yolda bana mesaj attı, tatil daha da güzelleştirmiş diye. Bayramda da attı, şeker toplama bitmedi mi? Ben de o yaşı çoktan geçtim hem ben evlere gitsem şeker vermezler de içeri alırlar yazdım. O da kesin benim de çağırasım geldi yazdı. Evet, az değilim, evet oynaş olsun da seviyesizi bile bazen beni benden alıyor. Daha sonra bu yazışma ve oynaşmanın levelı arttı. Ben pakete neler dahil, muamele nasıl diye bile sordum, o malum yerinin fotoğrafını da gönderdi. Tamam Marin, madem beğendin yat gitsin. Öyle olmuyor işte. Konuşmanın başına dönelim bana neler anlattı? Kendisine asılan, seks teklif eden kadınları, hatta bir arkadaşı ile bir kıza grup yaptığını. Kız sonra hep istemiş de bu rahatsız olmuş da. Hatta ve hatta karısının spermlerini hep içine istediğini, penisinin hepsini alamadığını bile biliyorum Bu gereksiz bilgi için teşekkür ederim dediğimde de afiyet olsun! dedi ne alakaysa.

Elimizdekiler:

-Adam anlatmam diyor hatta yemin ediyor ama Madam Marin le yattım diye birine mutlaka anlatacak.
-Cahil ya da aptal değil ama konuşması yani ne bileyim...
-Önce kibar ve dikkatiydi, şimdi yani daha yatmadan senin de ona iyi muamele etmen lazım ki tam sertleşsin gibi cümleler kuruyor.
-Götürecek yeri yok sana geleyim diyor ya da beni çağır da dönüşte sana arabada bir şeyler yapasım var diyor.
-Hepsi olumsuz mu hayır, tipi iyi ve iç güdülerimle deneyimlerimden biliyorum ki bu tip adamlar iyi sevişir.
-Yapışabilir, sürekli isteyebilir, para isteyebilir, her şeyi isteyebilir.
-Kurtulmak zor olabilir, kurtulmaya çalıştıkça yalandan ama ben sana aşık olduma bağlar, kadınlar buna inanmaya çok meyillidir malum tabii ben değilim.
-Neyse ki evli, hostes bir karısı var ve bir de çocuk yani o kadar da yapışamaz.
-20 lerimde olsam düşünmez yatardım ama 30 u devirince o iş öyle olmuyor, pişman olursan ya da kendini değersiz hissedersen sana fena koyuyor.
-Nuri ye bile anlatamadım, Almanya ile Türkiye arası yaşayan Elçin diye bir arkadaşım var; ona anlattım kız yakışıklı dedi sonra da verme yapışır dedi, haklı.
-Vur kaç yapsam mı, tamamen kaçsam mı? Kararsızım.
-Sürekli taksi çağırdığım bunlar korsan taksi bu arada ben toplu taşıtlara binemiyorum bahsetmiştim, duraktan bir başka şoföre anlatma riski var, bir daha oradan kimseyi çağıramam bir de rezil olurum. Çağırdığım da şansını denemeye kalkar üstüne sinir de olurum.
-Ama bazen çok istiyorum adamı.
HELP

14 Ekim 2018 Pazar

İlk Buluşmada Asla Yapma

Pazar günü keyfinizin, çay ya da kahve alıp Madam Marin okumak olduğunu biliyorum. O zaman başlayalım. Size ilk buluşmada asla yapmamanız gerekenlerden bahsedeceğim.

1- İlk Buluşmada Seks Yapmayın

Erkek ya da kadın olun fark etmez. İlk buluşmada seks iki taraf için de büyük hatadır. Kadın için; erkek size asla saygı duymaz, bağlanmaz ve aşık olmaz. Erkek için; seks iyiyse kadın size aşık olduğunu dahası sizin ona aşık olacağınızı düşünür, ekstra ilgi bekler, göremeyince de kıyamet kopar. "İstediğini aldın tabii şimdi böyle yaparsın" benzeri sözler duymaya hazırlanın. İlk buluşmada seks yaparsanız, o ilişki ilişki olmaz, partnerlik olur tabii o da seks iyiyse. Bir de diğer seçenek var; seksin bir sebepten kötü olması ve işte size hiç başlayamadan biten bir ilişki.

2- Eski Sevgilinizi Anlatmayın

Sadece eski sevgiliyi değil, eskiden yaşadığınız cinsel, duygusal, kaçamak, çılgın, masum... hiçbir şeyi anlatmayın. Siz sıfırlandınız, öncekiler önemli değildi, bu kişiyle beyaz bir sayfa açtınız, siz de o sayfa kadar beyazsınız. Bunu da ona hissettirin ve inandırmaya çalışın. Kadın okurlarıma bir not: Evet sen hayatımda üçüncüsün akıllıca gibi görünüyor ama artık yemiyorlar, sayı sorusuyla karşılaşmak kaçınılmaz son biliyorum. Belli bir sayıya girmeden elimin parmaklarını geçmedi ya da daha az gibi akıllıca cevaplarla kıvırın ve zaten onlardan da bir şey anlamadım deyin çok uzatırlarsa. Uzatırlar! detay bilmek isterler; ne çok zevk aldınız ne de frijitsiniz, geçmişi konuşmak istemiyorsunuz; baktınız çok sıktı ben sana sorayım o zaman deyip, en masum anısında kavga çıkarın. Erkekler! siz de takılmayın artık bu sayı olayına bu kadar canım.

3- Kokan Şeyler Yemeyin ve Siz De Kokmayın

İlk buluşmada çok soğanlı, sarmısaklı vs. yiyecekler yemeyin, fazla alkol alıp sarhoş da olmayın. Sarhoş olursanız, seks yaparsınız hooop döndük mü 1. şıkta yaşanacaklara. Ayrıca sarhoş olmak demek, gereksiz konuşmak demek aman diyeyim, yediğinize içtiğinize, hijyeninize önem verin. Ben yakışıklı bir adamla sırf gömleğinin koltuk altı lekeli diye bir daha görüşmedim örneğin. Koltuk altı terlemelerinizi de kontrol altına alın.


4- Etnik Köken Ve Din Konularına Girmeyin

Hayatım boyunca yaşadım bunu, "senin adın neden Marin? Yoksa Hristiyan mısın? Müslüman olmayı düşündün mü? Rum musun Yunan mı?" Bir de beni müslüman yapmaya çalışan erkek arkadaşlarım vardı ki onlar tam felaketti. Sorma gereği bile duymadılar istiyor musun diye. Ayrıca ne biliyorsun belki ben zaten Müslümanım. Ya da ikisi de değilim Deistim. Neyse buluştuğunuz kişinin etnik kökenini ve dinini merak edebilirsiniz bu normal. O konuyu açarsa alın bilgiyi cebinize koyun ama lütfen siz sorulara boğmayın ve öğrendiğinizi de sanki yadırgamış gibi bir surat şekli takınmayın.



5- Sohbette Seks Muhabbeti

Yemek yediniz, konu konuyu açtı geldik yine sekse... Kadın ya da erkek fark etmez, ben bunu severim, bana bunu yapılmasını isterim, en çok bunda iyiyimdir... Erkekler gereksiz reklam yapayım derken kadınları soğutursunuz; kadınlar, amma da yolluymuş olursunuz, yapmayın!


6- Kasım Kasım Kasılmayın

Tamam ilk buluşma heyecanlısınız, haklısınız ama farklı görüneceğim derken kasılarak buluşmayı kendinize de karşınızdakine de zehir etmeyin. Kendiniz olun, rahat olun ama elbette bunu abartmayın. Espri iyidir ama dozunda, eleştiri belki diyelim ilk buluşmada pek önermiyorum. İlk buluşma, keyifli ve rahat geçmeli. Kimse kimseyi sıkmamalı, pişman etmemeli, ayrıca baktınız kötüye gidiyor noktalamayı da bilin.

7- Evinden Al Evine Bırak

Bu kural erkeklere; nerede kaldı centilmenlik? Yol üzerinde metrobüs durağında bırakmayın kadını, evinden alın evine bırakın. Bir kahveye geleyim diye de ısrar etmeyin.

8- İlk Buluşma Evde Olmaz

Malum ekonomi de kötü dışarıda ne para harcayayım, film desen var, yemek desen var. Çağırırım eve oh mis diyerek risk almayın. Evde buluşma, riskler yığınıdır. Sizin hakkınızdaki her şeyi bir gözlemle öğrenebilir. Banyonuzu kullanırken mutlaka banyo dolabına bir bakar, orada neden olduğunu bile unuttuğunuz bir kremi bulur. Hadi o da mantar kremi olsun, ilişki başlamadan bitti işte. Ayrıca evde buluşma sekssiz bitmez, ilk buluşmada seksi okurlarıma önermiyorum bu böyle biline.


11 Mayıs 2018 Cuma

Kayganlaştırıcının Kurtardığı Bir Swinger Hikayesi

 Engin diye bir arkadaşım var, ne zamandır yaşadıkları swinger deneyimini yazmam için ısrar eder durur. Ben de hazır zaman bulmuşken yazayım dedim. Engin ve Sibel yani Sybil Almanyada yaşayan bir çift, arada İstanbul'a da geliyorlar. Sibel, baya geniş kalçalı, sarışın, hoş bir hatun. Engin, orta yaşlı, iri yarı ama yumuşak yapılı bir adam yani Sibel'le çok sert, ateşli sevişmeler yaşayamıyor. Bu durumu da kafasına çok taktığından bir gün net üzerinden bir çiftle tanışıyorlar. Yazışmalar sürerken onların da swing için güvenilir bir çift aradıkları ortaya çıkıyor. Şennur ve Hakan ismindeki bu çiftle Engin ve Sibel buluşuyor. Yemekti, sohbetti derken güzel bir akşam geçiriyorlar, daha sonra da tuttukları otel odalarına çıkıyorlar. Çok geçmeden tek odada buluşuyorlar, orada da içkiye devam ederlerken Hakan, Sibel'le yakınlaşmaya başlıyor, Engin ve Şennur da olayı izlemeyi tercih ediyorlar. Zaten Engin sevişmek yerine izlemeyi seven, karısını paylaşmaktan hoşlanan bir adam. Hakan işinin ustası şimdinin tabiri ile bir bull, Sibel'i punduna getiriyor ancak Sibel, ilk kez bu denli ateşli bir adamla karşılaşıyor ve dahası kocasıyla başka bir kadın izlediğinden iyice kasılıyor ve bir türlü ilişki gerçekleşmiyor. Sibel de bir kova kum gibi kupkuru bir hal alıyor stresten. Ertesi gün de Almanya'ya dönecekler yani durum vahim. Neyse ki Şennur da kocasının iri aletinden deneyimli olduğundan yanında kayganlaştırıcı ile gezen bir kadın. Çıkarıyor kayganlaştırıcıyı, Sibel'e veriyor ve o gece bol sevişmeli, kaymalı, orgazmlı bitiyor. Hatta tam detaya girmese de o kayganlaştırıcıdan Engin de faydalandığını itiraf etti, sanırım biseksüel bir şeyler yaşadılar, o kısmı bilemiyorum.

Ertesi gün Engin ve Sibel, Almanya'ya dönüyor, Şennur ve Hakan'da İstanbul'daki hayatlarına. Arada buluşmak için sözleşiyorlar tabii. Aradan üç yıl geçmiş hala ara sıra bir araya gelip, karısını Hakan'la paylaşır ve bana anlatır. Sadece izlemeyi sevdiğinden Şennur'un tüm ısrarlarına rağmen Şennur'la bir kez bile beraber olmamış ama Hakan iki kadına da yetiyormuş, Engin de izliyormuş.

Lazım olur diye kayganlaştırıcının adını ve linkini paylaşıyorum.
https://urun.n11.com/prezervatif/dr-sheff-lubrigel-personal-lubricant-3-oz-kayganlastiri-jel-P193590411

Orta Yaşlı Kadın Öğretmen Genç Öğrenci Aşkına Yorumum

 Dünden beri bir haber dolanıyor sosyal medyada; 46 yaşındaki kadın öğretmenle 17 yaşındaki sevgilisi ile ilgili. Kadının kocası şüphelenmiş, telefonuna bakmış, takip etmiş vs sonuçta on yedilik çıtırla aldatıldığını öğrenmiş, kadını boşamış. Olabilir... Çoğu yerde yorumlar, kadının sapık olduğu yolunda, neymiş mesajlarda on yedilik çocukla ne konuşmuş da, ne paylaşmış. Ben size söyleyeyim, büyük oranda cinsel yazışma olmuştur aralarında ya da tamamen duygusal bir ilişki yaşamışlardır. Kadını sapık ilan eden tv programlarının atladığı birkaç gerçek var: On yedi, o kadar da küçük bir yaş değil, hatta evlense çoğuğu olur. Ben on yedi yaşındayken üniversitedeydim, aklım da gayet başımdaydı, bir de sevgilim vardı; onunla her konuda konuşabiliyordum. Sizin bu kadını sapık ilan edebilmeniz için çocuğun on iki- on üç yaşlarında olması gerek. Yurt dışında böyle ilişkilere dair haberleri çok okuduk, hatta Skandal diye bir film vardır ki şiddetle tavsiye ederim, işte oradaki kadın öğretmen, on beş yaşındaki öğrencisiyle beraber oluyordu. İşte bu sakıncalı ve sapkın ilişkiye örnek olabilir ama filmde kendi içinde bu ilişkinin bir mantığı ve sebebi vardı.

Sıkıcı ve durağan hayatından, monoton evliliğinden sıkılmış bir kadın, genç bir erkek sayesinde tekrar kadın olduğunu hatırlar. Heyecan duyar, arzulanmanın sıcak sularına bırakır kendini. Delikanlı peşine düşmüş, masum aşk sözleriyle büyülemiştir. Kadın da bir daha ne zaman yaşayacağım ki böyle bir tutkuyu der ve ilişkiye başlar. Ayıplanan, kınanan kadın öğretmenimizin de yaşadığı bundan farklı değildir. Neymiş çocuk reşit değilmiş, kadınla öpüşürken, sevişirken, geceleri mesajlaşırken aklı baya bir erdiğine göre, reşitlik kısmına da çok takmamak gerek ki eminim birkaç ay sonra on sekizine basacaktır. Vay efendim kadın neden görevden alınmamış, neden sürülmemiş, neden hapse atılmamış; neden atılsın? Bunların hepsi neden olsun? On yedi yaşında bir gençle beraber oldu diye mi? Hem ne biliyorsunuz belki de aralarında gerçek bir aşk var. Aradaki yaş farkı mı rahatsız etti? Olabilir, durum tam tersi olsaydı, yani adam 46, kadın 17 yaşında olsaydı aynı tepkiyi verir miydiniz? Ben hemen cevaplayayım hayır kimse bir şey demez, aksine çıtırı götürmüş diye adamı pofpoflardı. Kadın yapınca, sapık, ruh hastası, hapse atılası, tecrit edilesi, erkek yapınca helal olsun adama oluyor ne yazık ki bu ülkede. Öğrencisiyle aşk yaşayıp evlenmiş çok örnek var. Öğretmen erkek ise yaş farkı sadece bir detay olarak kalır, kadınsa aman aman na tuhaf olur. Ülkemizdeki bu öğretmen, öğrenci aşkındaki durumda tek yanlış olan; kadının evli olmasıymış ki zaten boşanmış. Ayrıca size küçük bir dipnot vereyim; kadın evli olmasaydı, bu ilişki de kolay kolay yaşanmazdı. Kadının bir şeylerden bıkması, kaçması, yalnız kalması sonucu oluşan boşluğu doldurmuş bu on yedilik öğrenci. Bırakın artık kadına farklı, erkeğe farklı tepkiler vermeyi. Ülkemizde damadıyla beraber olup, cinayet işleyen kadınlar var onları topa tutun, bu bence sadece masum bir aşk hikayesi.


5 Mayıs 2018 Cumartesi

Erken Seçim Ve Erken Gelen Sevişmeler

 Uzun bir tadilat döneminde olduğum için pek yazamadım sevgili okurlarım. Tadilat bitti ama ben de bittim. Evimi yenileyeyim ki yeni aşklar başlasın, evime yeni heyecanlar atayım dedim. Bu arada şunu söylemeliyim, evde eşya varken parke, fayans değiştirmek vs çok zor oluyormuş, taşınmak daha kolay o derece. Neyse ki bitti, bu dönemde işten izin aldım daha doğrusu Mature cadısına benim evde tadilatım var ve üç hafta gelemeyeceğim dedim. Evden gönderdiklerine bakarım diye düşünmüştüm ama ne mümkün ev zaten altı üstüne gelmiş haldeydi, kısaca hiçbir şey yapamadım. Zaten devamlı iş benim neyime, yaz da geliyor Kavala yapasım var bu yaz, özledim memleketimi, bu kadın beni kovmuştur diye düşündüm, kovmamış. Bir de işin kötüsü iş akti midir vakti midir ne halttır orada bir yılı dolmadan istifa edersem, tazminat ödeyeceğim yazılıyımış dikkat bile etmemişim. Nuri çok kızdı neden okumadan imzaladın diye. Yazan ceza miktarı benim için önemli değil ama böyle bir şey olursa kendimi yenilmiş hissederim ki buna asla gelemem. Tadilat süresinde Stavros, o sırada hangi sevgilisi ile arası iyiyse onda kaldı, bence her gece başka kadında kaldı. Minel, Taha hıyarından ayrıldığından beri depresyonda, kızcağızın ne sesi çıkıyor, ne bir şey yapıyor, beni yalnız bırakmadı; işçilerin yemekleriyle ve kedilerimle ilgilendi. İşçiler neden çıkıp dışarıda yemez de senden bekler onu da anlamış değilim.

Tadilatın bitmesiyle yenilenen evime uygun olmak için saçlarımı da yenileyip biraz daha kızıl yaptım. Bana yazıyor mu yoksa gay mi bir türlü çözemediğim kuaförüme göre benim rengim kızılmış, diğer kahveler basit kalıyormuş. Aşk hayatım çok sıradan şu sıralar. Uzatmalı sevgilim Sarper, evlenme teklifinden olumsuz yanıt aldığını anlamayıp benimle evleneceğini ailesine anlatmış Bunun pipi kanserinden bir türlü geberemeyen kardeşi Cem, ben Marin'le beraber oldum gibi bir saçmalık atmış ortaya ve demiş ki "olamaz, onunla evlenemezsin onunla ben de yattım." Abartılı Amerikan dizileri gibi değil mi? Sarper geldi, sen Cem'le yattın mı diye hesap sordu bana. Ben de bana mesaj attığını, hasta olduğu için terslemediğimi ama aramızda asla bir şey geçmediğini anlattım ki öyle de hakikaten siz biliyorsunuz. Çok şükür ki vücudumda bir iz var, dedim ki hadi sor kardeşine benimle yattıysa iz neymiş diye. Gitmiş sormuş her halde ki cevap alamayınca bana inandı, bunlar kapıştı kavga gürültü küslük derken, ailesi de bana iyice tilt oldu. Bir anda istenmeyen gelin durumuna düştüm ki, ben gelin olmayı istemeyen tarafım zaten bu unutuldu. Sarper de bu aile baskısı kaosundan kurtulmak için başka bir şehirden iş aldı. Kendisi iç mimar bu arada bir süredir yapmıyordu, evlenecek diye bir şirketle anlaştı. Kimse benim evet demediğim detayına dikkkat etmiyor ya en çok ona şaşırıyorum. Kısaca iki aydır uzak mesefe ilişlisi yaşıyoruz ki bu hiç bana göre değil. Sexting ve görüntülü seks de öyle. Bana çok saçma ve anlamsız geliyor. Hadi yeni tanıştığın biri olur da onu tanımak için iki soru sorarsın da şimdi orandayım, burandan gitiyorum ne yahu, ergen gençler gibi, yazacağına yap, yapamıyorsan bırak ben yapacak birini bulayım vaktimi alma yazmakla. Durum bu kısaca canım okurlarım, iş yerinden de kovulmadığım ve istifa edemediğim için Mature ve Jean Reno çakması yerli Jean'la kapışmalarım devam ediyor. Kıvırcık, Mature'ye yanında çalıştığımı bildiğini söyledi mi bilmiyorum, o günden beri hiç sesi çıkmadı. Yeni sevgili, aşk, heyecan falan lazım bana inanılmaz sıkılmış durumdayım. Bir de bu erken seçimin etkisi midir nedir, libidom tavanda veterinerde çalışan çocukla flörtleştim, araya veteriner kız girdi geçen gün. Kiminle sevişsem ayak üstü diye bakıp duruyorum. Erken seçim yüzünden erken gelen sevişmeler yaşayacağız bakın Madam demedi demeyin.

22 Mart 2018 Perşembe

Tanıdık Bir Hikaye

 Dün başka bir kuaföre gittim çünkü kaşlarım için yaptıracağım işlemi, saçlarım için gittiğimde yaptıramıyorum. Böylece her ayrı işlem için ayrı kuaföre gidiyorum. Bu gittiğimde daha önce tanıştığım bir kız vardı. Benim misyonumu anlamış gibi sevgilisiyle olan sorunlarını anlattı durdu bana. Adam bunu sürekli aldatıyordu ama aslında kendisini seviyordu, erkekti yapardı; onun mantığına göre. Adamın fotoğrafını gösterdi, tipsiz de bişey biraz da kıro ama çapkınlık buna bağlı değil tabii. Peki sen neden kabulleniyorsun? dediğimde başkasıyla mı uğraşayım hem seviyorum demişti. Adam aldatıp aldatıp gelip anlatıyormuş, bahanesi de hayatım, kadınlar kendi geliyor yapmazsam ibne derler banaymış. Ne de güzel kulbunu bulmuş. Bu da biraz kızar gibi yapıp affediyormuş. Neyse ben epeydir gitmemiştim oraya, dün gittiğimde çalışan kıza sordum, o evlendi dedi. Bir sevgilisi vardı, sürekli aldatıyordu acaba onunla mı dedim. Onun başka birisiyle olması mümkün değil, o dur. Dedi. Bu aşk mıydı, saplantı mı, fena halde alışkanlık mı? Bir de çocukları olmuş evlenir evlenmez ve adam artık çalışmasını istememiş. Oldu mu sana bir ev kölesi daha. Oturup bu adamın çocuğuna bakarken, adam dışarıda kadın peşinde koşup düşürdüğüne atlayacak.

Bana gelen çoğu mailde, çocuk olduktan sonra biten cinsel yaşam ve heyecandan şikayet edilir. Adamlar, karıları daha hamileyken ava çıkmaya başlarlar. Hayatlarının gerçek aşkına yani çocuklarına kavuşan kadınlar ise artık adamın ne yaptığıyla ilgilenmezler bile. Adamlar da evli ve çocuklu olmak ile özgür ve çapkın olmak arasında kalıp durular, çoğu evine döner tabii çok azı ben özgürlüğümü seçiyorum deyip, o dönemde tanıştığı ve aşk sandığı kadının peşinden gider. Bir süre sonra aşk sandığı şey biter, sevişmeler rutine biner, adam çocuğunu ve evinde alıştığı düzeni özlemeye başlar ve karısı onu affedecek olursa ki büyük çoğunluğu affeder, evine döner.

Tabıdık mı geldi? Neden acaba?

22 Şubat 2018 Perşembe

İlk Buluşmada Sevişelim Mi Sonraya Mı Saklayalım?

 İlişkilerden konu açıldı ve ben de ne zamandır size ilişki koçluğu yapmadığımı fark ettim. Bugünkü konumuz ilk buluşamda sevişelim mi sonraya mı saklayalım? Doğru zaman kaçıncı buluşma?

İnternet çağında, herşeyi çabuk yaşayıp, çabuk tüketen bir hale geldik ve bundan da nasibini en çok ilişkiler aldı elbette. Artık biriyle tanışıp, alışmak ve hatta onun tüm vucudunu detaylarıyla görmek birkaç saat içinde gerçekleşiyor. Sexting sayesinde sekste neleri sevdiğini de öğreniyorsunuz. Bunu da anlamıyorum yirmi yıllık sanal seks oldu sexting. Bu kadar hızlı dalınan ilişkilerde, ilk buluşmada sevişmemek gerçekten zor. Ne de olsa birbirinizin en mahrem yerlerini gördünüz, neler yapacağınızı konuşup karşılıklı azdınız, o zaman buluşunca neden kendinizi tutasınız? Genelde tutmazsınız ama bu buluşmanın bir ilişkiye dönmesini istiyorsanız, ilk buluşmada seks biraz riskli. Çağın kurallarına ayak uydurmak da gerek, haklısınız. Bir de çok uzatırsanız karşılıklı hevesiniz kaçar, bu ilişki de başlamadan biter. Anca önemli bir nokta var, unutsak da bizler duyguları olan canlılarız. İyi seksi, aşkla karıştırıyoruz, zamanla seksin hızı azalınca da elimizde sahte aşkımızla donup kalıyoruz. Dinlemeyeceksiniz biliyorum ben bile çoğu zaman kendimi dinlemiyorum ama ilk buluşmada sevişmemek gerek. İki hatta üçüncü buluşmaya kadar beklerseniz, en azından birbirinizi görme ve daha çok tanıma hevesiniz kaçmaz. Üçüncü buluşmayı da fazla geçirmeyin ama en fazla beş, yoksa hiç sevişemeden ayrılmış olursunuz.

İlk buluşmada sevişip de büyük aşk yaşanmaz mı?

Elbette yaşanır, tutku, ten uyumu, ihtiras, şehvet; aşkla karıştırılan güzel hislerdir. Aşka da dönüşebilir ilk buluşmada seksi bu kadar gömmeyeyim hadi ama zordur ve genelde beraberinde başka bir şeyle birleşirse aşka dönüşür. Mesela seviştiniz, görüşmeyi bir taraf kesti, diğer taraf köpek gibi aşık olur. Bir engel vardır, kavuşmaya, görüşmeye o zaman da biz neden görüşemiyoruz, çok özledim diye diye aşk oluşur aranızda. Bu aşkın gerçekliği ve sağlamlığı tartışılsa da aşkın bir formülü ya da şöyle olursa aşk olur diyemem elbette, bunu ben bile yazamam, söyleyemem; konumuz da aşk değil zaten. İlk buluşmada seks yaparsanız o ilişkinin gideceği yol. İlk buluşma iyi seksle noktalanırsa, ilişkiniz genelde seks partnerliğinde kalır. Benim bütün ilk buluşmada seks yaptığım kişiler seks partnerim oldu, sonra da sıkıldım, postaladım. Biri beni seksten sonra aramadı (kıvırcık) hırsı aşk sandım, dadandım; sonu yine kötü bitti. Ben birini aramayı bıraktım çünkü seks pek iyi değildi, hala kurtulmaya çalışıyorum. İlk buluşmada seks her zaman iyi fikir değil kısaca. İçinde bulunduğunuz duruma göre de değişir gerçi bu, mesela ben bazen uzun süre yapmam sonra o kadar başıma vurur ki saldırırım, yoksa kuruyacak, çürüyecek, düşecek sanırım ne yapayım. O durumdaysanız aman boşver ilişkinin gideceği yeri diyerek birbirinize yumulabilirsiniz. Sevgilim olsun derseniz ki, hepimiz evli bekar, sevgili ihtiyacı duyarız kendimizi kandırmayalım; bu yüzden kendinizi en azından ikinci buluşmaya kadar tutmanızı tavsiye ederim.

Hayatıma Başka Murat Girmedi

 Madem bugün #tbt günü ben de bir anımı anlatayım size. Hazır daha 14 Şubat'ın etkisi altındayken bir 14 Şubat anısı geliyor: On altı yaşında falanım, bir sevgilim var adı Murat. İlginçtir ülkede çok olmasına ve benim de çok sevgilim olmasına rağmen, başka Murat girmedi hayatıma. Neyse biz görüşüyoruz bununla, hem okuyup hem çalışan biraz zor durumda bir çocuk. Benim de aklımın beş karış havada olduğu dönemler, başka bir arkadaşım da bunun yakın arkadaşıyla çıkıyor. 14 Şubat için biz iki kız planlar yapıyoruz, şuraya gideriz, böyle yaparız falan diye. Ben hediyesini aldım ne olduğunu şimdi nedense hatırlayamıyorum. 14 Şubat geldi çattı, bu yok. Nasıl sinir oldum, neymiş annesi hastaymış. Günler geçti, ne arıyor ne geliyor... Ben anladım ki bununla olan aşkımız bir hikaye, güzel de öpüyordu halbuki diye üzülüyorum, birkaç gün sonra ortaya çıktı. Meğerse annesi intihar etmiş ama ölmemiş. Ben geçmiş olsun dedim, sonra da hevesle hediyesini verdim ve kendi hediyemi bekledim. Beğendiğim bir peluş ördek vardı, onu almış. "Eee nerede?" "Evde" "getirsene" "annem çok sevdi onu ya" Eh başlayacağım ama annesine, bu ne arıza çıkartan bir kadın çıktı böyle. Babası bunları terk mi etmiş ne olmuş, sorunlu bir dönemdeler kısaca. Benimse tek derdim 14 Şubat'ı hakkıyla kutlamak. On dördü falanda kalmadı Şubatın, neredeyse sonundayız ama olsun, hediyemi aldım, geç de olsa kutladım diyeceğim; nasıl taktıysam o zaman bu güne. Çocuk en sonunda kızdı. "Sen ne duygusuz kızsın, annem intihar etti diyorum, nasıl diye bile sormuyorsun. Hala kötü evde yatıyor, morali çok bozuk, yine yapar diye korkuyorum, yalnız bırakamıyorum" dedi. Ben de anladım ki bu ilişki hiçbir zaman istediğim yere gitmeyecek çünkü anne sorunlu, hayatı sorunlu, bense o zamanlar sığ ve umursamazım. "O zaman biz artık görüşmeyelim, sana annenle iyi şanslar." gibi bir şeyler söyleyip terk ettim, bir daha da aramadım Murat'ı. Bana kendince laf soktu, ders çalış belki üniversiteyi kazanırsın diye; kazanamam sanmıştı, kazandım. Ona ne oldu, annesi yine intihar etti mi, yoksa düzeldi mi bilmiyorum. Galiba o Murat'ın ahını aldım, hayatıma başka Murat girmedi ve hiç romantik bir 14 Şubat geçirmedim. Mutlaka bir aksilik, pürüz, ya da engel çıktı. Sevgilim hep vardı ama aklım başkasındaydı, galiba lanetlendim ben...

3 Şubat 2018 Cumartesi

Ne Aşkı Be!

 Cihan'a teşekkür mesajı gönderdim, cevap gelmedi, ben de pişman oldum ya karısı okuduysa diye. Yanlış anlayıp adamın başına ekşimesin, gerçekten de yanımda biri olunca aptal panik atak daha kolay geçiyor. Pazar günü herkes eve döndü ve ben ilk kez bundan şikayet etmedim. Minel'e gelen kadınladan bahsettim, o da onların aldığı hediyeleri ve taktıkları takıları hazırladı, gelin alın diye aradı. Duruşu çok güçlü ve kararlıydı, onunla gurur duydum. Ailesiyle konuşmuş, onlar da benim yanımda kalması koşuluyla İstanbul'da kalmasına izin vermişler. Dünkü atak durumum olmasa kızardım da şimdi bu içimi rahatlattı. Nihayet bir mesaj geldi, hemen baktım Cihan'dan mı diye; hayır Mature teyzeden. Önümüzdeki hafta yokmuş, Kıvırcık onu çok özlemiş, bir hafta yanına gidecekmiş, ben ofise söylermiy mişim, bir de işle ilgili birkaç not yazmış ayıp olmasın diye. Asıl amaç belli, kıvırcık beni özledi, naaaber bak gidiyorum demek. Bildiğin ergen takılan bir yaşlı teyze ile uğraşıyorum. Al Kıvırcığını başına çal yazacağım da neyse sanki çok umrumda. Hoşlandığım dönem olsa uyuz olurdum ama şimdi hiçbir şey hissetmiyorum ki adama. Ayrıca paranı yiyor işte, jigolo ya da değil para yiyor mu ona bak sen. Kısaca geçen bir hafta Mature teyze olmadığından rahattım, ofise gidip geldim, kimse bana bulaşmadı, ben kimseyle dalaşmadım; huzurluydum.

Cihan, durdu durdu ben Sarper'in yanındayken mesaj yazdı: "iyi gelmeme sevindim" diye. Bu mesaj her yere çekilir. İyi geliyorum, geç geldim, sana daha çok zevk verdim diye de algılarsın, sensizken kötüydüm sen geldin iyi oldu gibi de. Her şekilde cinsel mesaj veriyor sanki. Bu yüzden de sakıncalı bir mesaj; Sarper'in telefonuma bakma huyu yoktur gerçi olsa ne olur baktırmam ki, siz de sakın kimseye telefonunuza baktırmayın. Baştan koyun çizginizi, sizden izinsiz kimse dokunamasın, o sizin özeliniz. Bu çizgi aşıldı mı bütün çizgiler aşılır hem size saygısı kalmaz, hem de o ilişkiden bir halt olmaz.

Mature varsın Kıvırcığa bana da oral yap diye baskı yapa dursun, ben İstanbul ofisinde çok rahattım. Bir bayan arkadaşım geldi ziyaretime. Kızın yüzünden düşen bin parça, aldım yakınlardaki bir kafeye götürdüm, anlattı. İnternette tanışmışlar, adam buna sırılsıklam aşıkmış, birkaç kez beraber olmuşlar, evleneceklermiş ama adam kaybolmuş. Şaşırdık mı sayın okurlarım? Hayır.
Sakince durumu ona izah etmeye başladım, özellikle bayan okurlarım için çok önemli burası dikkatli okuyun.

-Bu tür adamlara hepimiz hayatımız boyunca bir kez denk geliriz. Genelde internette dadanır bunlar bize ve büyük romantik jestlerle, asla tutamayacakları ama vermekten çekinmedikleri sözlerle aklımızı başımızdan alırlar. Aşık oldum demek bunlar için günaydın demek kadar basittir. Hemen aşık oluverirler, işin ilginci buna kendileri de inanırlar. Seni daha reelde görmeden hayatının odağı haline getirir, seni de buna inandırırlar. Emin ol kendileri de inanırlar. Buluştun mu, genelde çok iyi geçer, seks de öyle... Ama zamanla o büyük aşk balonu sönmeye başlar, çünkü yalandır, hevesdir, uydurmadır. Verdiği sözler büyük gelir, hayatını senin için değiştirmek artık cazip değildir. Uzaklaşmaya, soğumaya, hatta hiç aramamaya başlar. Çok geçmeden de başka kadına aynı şekilde aşık olup, sana söylediklerinin aynını harfiyen ona da söylemeye başlar çünkü kıttır bu adamlar, sana sultanım diyorsa ona kraliçem diyemez, yaratıcılık sıfır. Aynı sözler, aynı aşk hareketeleri, aynı heyecan ve aynı son, hiç değişmez. Bu adamlar aşık sadistleridir.

-Tam da anlattığın gibi oldu, hatta sahte bir nickle ona yazdım ve başka bir kadınla yazışmasını gördüm. Şok oldum bana söylediğinin aynısını söylemiş, ben onun ballı böreğiydim.
-Ballı börek mi ıyyy bir de kurabiye var geçenlerde duydum iğrenç yakıştırmalar.
-Konumuz bu değil Marin.
-Bence sen beni anladın tatlım, bir yalana inanıp kendini kaptırdın ve uyandın. Kötü tarafı çok heveslendirdikleri ve ayaklarımızı yerden kestikleri için biraz acıtacak olması, iyi tarafı bir daha bu tür bir adama asla inanmayacak olman.
-Bir daha onunla asla olmam zaten.
-Sana döneceğini mi sandın? Bu adamların diğer özelliği de cinayet mahalline dönüp bakmazlar bile, sen artık onun için ölüsün, o yeni bir kurban peşinde.
-Çok doğru söyledin nereden biliyorsun bu kadar iyi?
-Bende yaşadım tatlım,Facbook da ortak arkadaşımızdan görmüş beni, ekledi, yakışıklıydı da arada tanıdık da olunca terslemedim. Kibar kibar yazmaya başladı, beni görmüş çok etkilenmiş, bilmem ne, ben de flört etmeyi severim malum, cevap verdim. Tutturdu sevgilim ol diye, oyundan tamam dedim çünkü evliydi karısının çocuklarının fotoğrafı vardı, karısı da güzeldi. Her gün devamlı yazdı, aşk sözleri, şiirler, şarkılar gönderdi. Tekrar yaşamaya başlamış hatta, ne güzel yine uçuyor olmak derdi, inandım ama buluşmaya bir türlü yanaşmadım. Hep beni hayal ediyordu, hayatını benimle geçirmek istiyordu, deli gibi aşıktı, zaten karısıyla anlaşamıyorlardı, yakında boşanacaktı ve benimle olacaktı. Israrlarına dayanamadım ve buluştuk. Güzel geçti, hatta oturduğumuz yerde birbirimizin üstüne çıktık ve yakınlardaki iş yerine gidip beraber olduk. O da çok iyiydi, dili konusunda çok maharetliydi özellikle. Eve döndüğümde de aşk mesajlarına boğdu beni, adam bana deli gibi aşıktı daha ne olacak dedim içimden. Dedim ya hemize denk gelir bunlar mutlaka. İnandım bana aşık olduğuna, seks de harikaydı, ilk birkaçı aslında. Benimle yaşamak ve yaşlanmak istiyordu, beni düşünmekten çalışamıyordu falan. Sonra o adam uzaklaştı da uzaklaştı hem de çok kısa bir zamanda. Bana da bir arkadaşıma anlattığımda "Ne aşkı be!" demişti öyle getirmişti beni kendime.
-Haklısın. Peki ne yapmalıyım aramayayım onu değil mi?
-Ararsan seni daha çok yaralar, sen de onu öldür içinde, unut gitsin.
İkna olmuş şekilde ayrıldı yanımdan, siz de unutmayın bayan okurlarım bu adamalardan birine mutlaka denk geleceksiniz, aşık mı, ölüyor mu sizin için? Ben de size tekrarlayayım da oturup düşünün: NE AŞKI BE!

27 Ocak 2018 Cumartesi

Perdesi Çoktan Kapandı Bu Evliliğin

 İş çıkışı evin yakınlarında bir pastane-kafede Minel'le buluşucaz, ben erken gittim. Çay ve ay çöreği söyledim, en sevdiğim ikilidir. Yalnız otururken etraftakilerin, özellikle erkeklerin tuhaf bakışlarına sinir oluyorum. Evet yalnızım kesin aranıyorumdur, mantıkları bu mu bilmiyorum ki. Zaten yanımdan geçip duran genç erkek garson acayip ter kokuyor ve buna sinir olmuş durumdayım. Kalkıp gitsem mi diye düşünürken siparişim geldi. Garson etrafımda dolanıp duruyor, nasıl bir kokuysa havada asılı kalıyor. Cep telefonumu kurcalayayım da belki kafam kokuya takılmaz dedim. İnstagramda Kıvırcık bir fotoğrafımı beğenmiş, umarım Mature görmemiştir, ya da görsün de kudursun kaltak daha iyi. Mekanın sorumlusu olan bey yanıma geliyor, öyle olduğunu biliyorum buraya ilk gelişim değil. "Nasılsınız, memnun musunuz?" gibilerinden bir şey söylüyor şimdi çok net hatırlamıyorum. Ben de artık kokudan başım ve burnum çatladığı için "garsonlarınıza söyleyin daha sık duş alsınlar." diyorum. Adam bir mahçup oldu anatamam, bir de bu kokuyu başka duyan yok mu bir ben mi bu kadar hassasım da kimsenin sesi çıkmıyor acaba. En tahammül edemediğim şeydir ter kokusu, hele ki buluştuğum, görüştüğüm biri ter kokacak ha, yanından anında kalkar, giderim. Gerçi öyle biriyle çıkmışlığım da var, daha genç ve daha tahammül seviyem yüksekken. Vücut çalışan, pilates hocası bir çocuktu. Acayip kalın kolluydu ve nedense o kollardan utanır, yaz kış uzun kollu giyer ve inanılmaz ter kokardı. Bir gün evde yalnızız, bu bana yakınlaşmaya çalışıyor ama nasıl kokuyor artık dayanamadım öğürdüm. Alınmasın diye de yediğim bir şey dokundu herhalde diyorum, ben kokudan kaçmak için sağa sola dönerken, o yakaladığı yeri yalıyor artık dayanamadım ter kokuyorsun git duş al dedim. Bu uyarım hoşuna gitti, ilişkide her şeyi konuşmalıymışız. İlişkimiz pek sürmedi ama şimdi hayatında olan kadın sayemde o kokudan kurtulmuştur neyse benim garson uyarımdan sonra, o garson birden ortadan kayboldu. Kimi kast ettiğimi anladıklarına göre, daha önceden de almışlar bu şikayeti ya da kokuyu.

Minel'i beklerken aklıma birden Morello geldi. Kim olduğunu hemen söyleyeyim, son dönem sardığım Orange is The New Black dizisinde minyon bir italyan mahkum. Diziyi bilenler bilir, bilmeyenler için neden geldiğini açıklıyorum. Bu Morello sürekli evleneceğini sanıyor ve evlilik hazırlıkları yapıyor, hapisten çıktığında nişanlısıyla evlenmek için ama meğerse nişanlısı falan yok, adamın birine kafayı takmış zaten bu yüzden hapis düşmüş. Neden mi aklıma geldi? Minel de aylardır evlilik hazırlığı yapıyor, hatta yanıma ev için alış veriş yapacağı yerden geliyor ama ortada hala evlilik yok. Gerçi benim canıma minnet, biliyorsunuz o gerici sapıkla evlenmesini istemiyorum da aklıma takıldı sahi bu kız neden evlenmiyor? Ben bunları düşünürken, elinde poşetlerle yanıma geldi.

-Özür dilerim beklettim, perde örnekleri aldım da perdeciden, renge bir türlü karar veremedim Taha da baksın istedim.
-Önemli değil geleli çok olmadı.
-Çok güzel şeyler vardı Marin, alacaklar da bir türlü bitmiyor.
-Hepsini bitirmeye uğraşma, kalanları da evlendikten sonra alırısınız.
-Olmaz, her şey eksiksiz olsun istiyorum.
-Sizin nikah tarihi belli mi?
-Yok daha değil.
-Ne bekliyorsunuz?
-Ne içiyorsun sen? Ay çöreği mi o? Ay ben de istiyorum, garson!
Gözler kaçırılıyor, konu değiştiriliyor. Hımmm bir sorun var.
-Minel, bu Taha denilen yobaz sana yamuk mu yaptı? Ailesi mi sorun çıkarttı? Bana anlatabilirsin biliyorsun.
-Yok Marinciğim, ailesi beni çok seviyor, Taha da üzerime titriyor.
-Eee sorun ne o zaman?
-Sorun olduğunu nereden çıkarttın?
-Vücut dilin söylüyor Minel, bırak da o kadarını anlayayım, ne oldu anlat çabuk.
-Eksikleri tamamlıyoruz işte.
-Hayır var bir şey, söyle dedim.
-Tamam ama kızmayacaksın.
-Tamam söyle.
-Taha'ya da bir şey yapmak yok.
-Yahu ne yapayım adama iyice deli yaptın beni, söyle hadi.
-Taha başkasıyla evli ama sadece resmi olarak yoksa kadınla artık görüşmüyor bile.
Bir süre öylece baktım kaldım, bu cümlenin sonuna ama diye devam etmesi mi yoksa hala ev için alış veriş yapması mı daha tuhaftı karar veremedim.
-Ne demek evli? O zaman senle neden nişan yaptı bu adam manyak mı?
-Benimle evlenecek çünkü.
-Ha anladım boşanmasını bekliyorsunuz öyle desene.
Rahatladım,  çayımdan ve ay çöreğimden bir yudum aldım ama başımı kaldırdığımda bakışından durumun öyle olmadığını hemen anladım.
-Taha boşanmayacak Marin.
-Ne!!! seninle nasıl evleniyor o zaman?
-İmam nikahı yapıcaz, ikinci karısı olucam.
-Nesi olucan nesi?
-Lütfen sakin ol kızmayacaktın hani?
-Kızmadım daha o raddeye gelmedim ama çok az kaldı. Bu herif ruh hastası mı nişan yaptırdı bize? Bir de mal gibi tepsiyi ben tuttum, o saçma yobaz ailesine iyi davrandım, yahu ailenle tanıştı bunlar neyin kafasını yaşıyorlar?
-Taha evliymiş ama çocukları olmamış. Eşini boşamıyor bana yakışmaz diyor, benimle evlenecek sadece resmi olmayacak yoksa karısı ben olucam.
-Sen de bu saçma yalana inanıp tamam mı dedin. Çıkart o yüzüğü parmağından bir daha bu adamla görüşmeyeceksin, yemin ederim babanı arar her şeyi anlatırım.
Elime sarılıp, ağlamaya başlıyor.
-Ne olur yapma, o zaman Manisa'ya dönmem gerekir, geri dönemem burada mutluyum ben.
-Tamam dönme yanımda kal işte, bu adamın kapatması olmana gerek yok ki, bir de çocuk yaptıracak sana. Düşünsene senden de çocuğu olmazsa başka birini daha bu şekilde kandıracak.
-Bizim çocuğumuz olur.
-Hayır olmayacak! ben izin vermeyeceğim çünkü. İnan anlatırım babana Minel!
-Tamam kızma nolur.
-Kızmaymış, sinirden ellerim titriyor. Adama bak bizi beğenmez evde harem kurmaya niyetlenmiş, genç kızları bekarım diye kandırıyor. Ne zamandır bunu biliyorsun sen?
-İki ay oldu.
-İki aydır hala görüşmeye bir de sözde evinize eşya almaya devam mı ediyorsun?
-Taha beni seviyor ama.
-Başlatma Tahana tuhana. Seviyormuş. Sen bu kadar aciz misin ha? Sırf çocuk için adam seni ikinci karısı yapacak, hiç bir yasal hakkın olmayacak bir de aptal ailesinin hizmetçisi olacaksın, istediğin hayat bu mu?
Başını hayır anlamında iki yana sallıyor.
-O zaman beni dinleyeceksin, bu iş bitti diyorum o kadar!

Bağırdığım için çevredeki masadakilerin bana baktığını fark ediyorum, o yüzden de sakin olmaya çalışıp sesimi alçaltıyorum.
-Senin bu adama ihtiyacın yok. Ne burada kalmak ne de istediğin gibi yaşamak için sen güçlü ol, sağlam dur, yeter.
-Ama onu seviyorum.
-Ne sevgisi be!
Yine bağırdım.
-Tamam kızma, haklısın.
-Yürü eve gidiyoruz, evde devam edicez konuşmaya.
-Perdeler ne olacak?
-Perde mi?
-Ölçü almaya geleceklerdi eve.
-Bu iş bitti perdesi çoktan kapandı, yolla Taha'ya bir tarafına monte etsin perdelerinizi. Yürü dedim!
-Tamam tamam.

Evde saatler sonra yatışıyorum, Nuri de geldi, o da yaklaşık olarak benim söylediklerimi söyledi, Minel akıllısı nasıl bir hataya devam ettiğini nihayet anladı. Ben sormasam evine eşya düzüyor hala, çıldıracağım düşündükçe.

19 Ocak 2018 Cuma

İlk İş Günümde Dışlandım Al Sana Ayrıcalık

 Pazartesi ilk iş günüm...  Yaşlı ve oldukça konuşkan bir şoför aldı beni ve yol boyunca da Mature teyzeyi övdü, şöyle iyidir böyle hoştur diye. Bir ara siz nereden tanışıyorsunuz diye sordu, ben de aynı kazığa oturmuşluğumuz var demedim, diyemedim; ortak arkadaş vasıtasıyla tanışıyoruz dedim. Adam yol boyunca beynime tecavüz ettiği için gardı düşmüş olarak girdim ofise, neyse ki güzel görünüyordum. Kırmızı göğsü pencereli bir kazak ve deri (tabii gerçek deri değil) pantolon giydim, altına da topuklu kısa bot. İçeri girdiğimde ofiste çalışanların abartısız hepsi dönüp beni süzdü, tek bir tebessüm yoktu suratlarında ki zaten böyle bir karşılamaya hazırlıklıydım, hepsine karşı tek savaşacaktım ama bir aylık paramı almadan da pes etmeye niyetim yoktu. Yanıma Serpil diye permalı saçlı bir kadın yaklaştı, hala perma mı vardı? Bölmelerden birine götürdü beni ve Marin Hanım, ofisiniz burası dedi. Ben de teşekkür edip masama oturdum. Yarım saat kimse yanıma uğramadı, bir ara çaycı geldi sade kahve söyledim ve telefonumla oynamaya başladım. Mature teyze tam bu sırada geldi.

-Kiminle mesajlaşıyorsun sabah sabah?
İnsan kıskandığını, endişe ettiğini bu kadar mı belli eder. Bir de sesine yapmacık bir gülüş takmaya çalışmış ama gözleri endişeli.
-Günaydın, kimse ilgilnmeyince vakit geçiriyordum.
-Gel önce seni arkadaşlarla tanıştırayım.

Mature önde ben arkada ofisin ortasına geldik.
-Arkadaşlar bu bayan size bahsettiğim Marin Hanım, yani yeni editörümüz.
Benden nasıl bahsetti acaba? Çalışanlar bana yine soğuk bakışlarla baktılar, tek tebessüm yok. Aralarında yakışıklı bir erkek de yok, hepsinin içi geçmiş. Mature kendi gibi insanları toplamış, bir de kendi aralarında mıç mıç tipler bunlar hani olur ya dernekler, musiki cemiyetleri falan içi geçmiş, sıkıcı faaliyetlet yaparlar, onlar gibi hepsi.
-Cemal, Marin Hanım'a iş hakkında bilgi ver onunla sen ilgileneceksin.
Cemal denilen başını salladı, Mature bana döndü.
-Aramıza tekrar hoş geldin.
-Hoş buldum. Dedim nezaketen gülümseyerek ama bana gülümseyen tek bir insan siması yok.

Bölmemdeki masama döndüm, fare labirenti gibi yapmışlar benim de yön tayinim yok, bulana kadar dolandım, bir kişi lütfetti de şurası dedi, bölmelere ayrılmış labirentlerde çalışmak için okuyoruz diye geçirdim içimden masamı ararken. Cemal denilen yanıma geldi, ve ekranımdan yazılara nereden ulaşacağımı gösterdi, malum işte yazılanları düzeltip, İngilizcelerin çevirilerini kontrol edecektim, dediğim gibi benim yazı yazmam söz konusu değil. Zaten dergileri de kendileri gibi sıkıcı mıç mıç bir şey. Nasıl daha iyi olunur, olumlu düşünme, yok nefes alma eğitimi, yok fit olmak mı görünmek mi, hangi yiyecekler yararlı, zararlı? Böyle konular, seks, ilişkiler, ilginç konular falan yok. Beni bilirsiniz iş koliğin tekiyim ve işimi çok ciddiye alırım. Hemen başladım çalışmaya, neredeyim, etrafım kimlerle çevrili unuttum, oysa bildiğin düşman hattında oturuyordum.

Öğle tatili oldu, birbirine yapışık organizma şeklinde yaşayan ofis çalışanları Mature önderliğinde dışarıda yemeğe gittiler. Zaten Mature Teyzeden iki tür hareket bekliyordum; ya ben hiç yokmuşum ve beni hiç umursamıyormuş gibi yapacaktı, ya da laf sokup, imalarda bulunup duracaktı. Onun görüntüsüne bakarak ikincisine hazırlamıştım kendimi ki laf sokma konusunda uzmanımdır. Soktuğunu sandığı lafı çıkartıp geri sokma konusunda ama. Tahminim aksine ilkini yaparak ben yokmuşum tavrı sergiledi bu da işime geldi, yalnız kurt olarak çıkıp yakınlarda bir yerde yemek yedim. Nuri de whtsupp dan yazıp duruyor karı hala saçını başını yolmadı mı diye. Saat bire doğru ofise döndüm, çalışanlar koyu sohbette, ortalarında kraliçe arı Mature, ben gelince soğuk bir rüzgar esti hepsinin yüzü değişti. Anlamadığım bu kadındaki gururunun Kıvırcığın onu benimle aldattığını çalışanlarına anlatmasına engel olması gerektiği. Anlattıysa ancak bana böyle bakıp, uyuz olurlar, bazı kadınlar her şeylerini anlatır, cinsel hayatlarının bile en ince noktalarına kadar detayını verirler. Gezeve Mature de böyle biri olabilir ki muhtemelen öyledir ama yine aldatıldığını anlatması çok tuhaf geldi bana. Etrafına Kıvırcıkla çok seviyeli, çok mutlu bir ilişki yaşıyoryuz mesajı vermeye kafayı takmış durumdadır diye düşünüyorum yine de ben. Masama gelen çayımı yudumlarken Mature yanıma geldi.

-Çok ilgileneeğini sanmıyorum Marin ama bu hafta sonu bizim Mevlana etkinliğimiz var gelmek ister misin?
-O nedir?
-Tasavvuf konularında konuşulan bir toplantı, ney eşliğinde şiirler, sohbetler.
-Ney sevmem.
Mature gülümsedi, -Peki.

Rahatlamış haline sinir oldum, sığdır bu diye düşündü benim için ve bu cevabımla rahatladı. Ben sığ biriydim ama sevgilisi benimle yatmıştı nasıl olmuştu? Kaçamak kaçamak kazağımın penceresine bakışlarından, büyük göğüsleri sayesinde diye kendisini avuttuğunu biliyordum çünkü kadın aklını iyi bilirim ve onun göğüsleri küçüktü ama yeterli değildi bu sebep, bir de benim ruhsuz, önemsiz, boş biri olduğumdan emin olmalıydı.

-Benim ödülüm var biliyor musunuz Mature Hanım, Tasavvufla ilgili bir tiyatro oyunumdan ödül aldım. Artık sahnelenmiyor ama isterseniz teksti gönderebilirim size.
Yanımdan ayrılacakken durdu ve bana şaşkınca baktı.
-Bu konularla ilgilenir misin?
-Tabii sadece ney sesini sevmem bana ölümü çağrıştırıyor. Belki eski Türk filmlerinde ölmek üzere olanların başında çaldığı içindir.
Güldü, ben de güldüm. İlk kez ikimiz ortak bir şeye güldük tam da kılıçlarımızı birbirimize uzatmışken ve kaderin işine bak ki bu sırada telefonum çaldı. Arayan bahsettiğim dizinin yönetmeni hani Kıvırcığın şu sıra çalıştığı dizinin. "Efendim... bey" İsmini söylediğimde mature'nin yüzü düştü o da adamı tanıyordu, yönetmen beni dizinin ekibine girmem için ikna etmeye çalıştı, ben de yeni bir işe girdiğimi ve mümkün olmadığını söyledim. Çok zor durumdayız arada ilgilensen de olur, hafta sonu atla gel nolur dedi. Benim oldukları yere gitmem, Kıvırcık'la karşılaşmam demekti ve asıl ben bunu hiç istemiyordum. Çektikleri diziyle de, bulundukları şehirle de ilgilenmiyordum ve orada olmak istemiyordum ama bu durum Mature için tehdit olarak kalsa iyi olacaktı. Ben biraz düşünüp sizi arayayım dedim yine de, ben tehdittim, gidersem tehlikeydim. Bunu algılayan Mature, yüzüme gülmesi gerektiğini anladı.  Hemen ekibine dönerek:

-Marin'la hala kaynaşmadınız, bakın yemeğe de tek gitti kızcağız gelin kaynaşın.
Komutunu verdi. Bunu duyan diğer arılar başıma toplandılar ve bu kez yüzlerinde sahte de olsa bir tebessüm vardı. Havadan sudan konuşurken anladım ki, ben ve Kıvırcık arasında olanları bilmiyorlar, benim haftanın üç günü çalışmama ve geç gelip erken çıkacak olmama bozulmuşlar, onun ne ayrıcalığı var gibilerinden. Var ayrıcalığım canım ben Madam Marin'im ve senin Mature Kraliçenin sevgilisiyle yattım, al sana ayrıcalık...



18 Ocak 2018 Perşembe

Asalak Çekici Miyim?

 Hafta sonundan bugüne kadar olanları anlatmaya başlıyorum, koltuklarınıza yaslanın, çayınızı, kahvenizi alın, keyfinize bakın canım okurlarım.
Cumartesi Sarper'de kalmaya gittim, film izliyoruz saat gecenin on biri telefonum çaldı, kayıtlı olmayan bir numara aslında açmamam lazım ama merak ettim kimdir, nedir; açtım.
"Alo sen Soner'le hala görüşüyor musun?"
Diyen bir kadın sesi eyvah!!! Kafamdan saniyede binlerce düşünce geçti, kimdi bu Soner? Hemen elemelere geçen beyin datam iki Soner'de karar kılıp önüme getirdi. Bir Soner, eşinden boşanmış, bir süre takıldığım ama beni çok sıkınca ve kontrolsüz kilo almaya başlayınca görüşmeyi kestiğim biriydi. Diğer Soner ise güya iş için konuştuğum, tek gecelik olarak kalan, ısrarlarından sıkıldığım ve konuşmayı kestiğim biriydi. İkisiyle de görüşmüyordum ama bu kadının Soner'in bir şeyi olması, tehlikeliydi; belli ki beni hesap sormak için aramıştı. Ben dondum kaldım, Sarper de yanımda merakla bakıyor.
"Siz kimsiniz önce bir kendinizi tanıtın?"
"Ah canım ben Ayşe Aras hatırlamadın mı?"
"Hatırlayamadım."
"Şey benim telefondan numaralar gitti de Soner'in numarası var mı sende?"
"Soner'in soy adı nedir?"
"Hanzade."
Hangi Soner'i sorduğunu hatırladım, ikinci ihtimal Soner'i soruyor ama soy adını yanlış biliyordu.
"Ben Ayşe, hani cast yapıyordum bir ara seninle de konuşmuştuk, bir kere de karşılaştık."
"Evet, hatırladım şimdi, görüşmüyorum Soner'le numarası yok kusura bakmayın."
"Sen ne yapıyorsun neredesin?"
"Cihangirdeyim."
"Ay ne güzel yer, ben abimle kalıyorum da ayrılıcam yanından sizin oralara taşınıcam ben de, görüşelim seninle okumanı istediğim bir iş var; fikrini almak istiyorum."
"Konuşuruz şu an müsait değilim."
"Baksana canım bu gece evin müsaitse sende kalabilir miyim?"
Yuh artık bu ne ya ben bu insanları mı çekiyorum? Bir tür asalak çekici miyim?
"Hayır müsait değil."
"Peki bana bir miktar para transfer edebilir misin?"
"Pardon da neden sana para gönderecek mişim?"
"Ben yakında bir albüm çıkartıcam sponsor arıyorum, en kısa zamanda kalacak yer bulmam lazım."
"Tabii ben sana ev ve albüm parası transfer ederim zaten paramı nasıl çöpe atsam diye düşünüp duruyordum, aradığın iyi oldu. Sen bana whatsuppdan banka bilgilerini gönder."
Telefonu kapattım, kapattığım gibi de numarasını engelledim. Neyse ki engelleme var artık olmasa ne yapardık, düşünmek bile istemiyorum. Sarper de daha meraklanmış gözlerle bakıyor yüzüme, onda da asalak iki kişi var, bahsetmiştim bir karı koca, arada bunda kalıyorlar, borç para alıp duruyorlar.
-Asalak ordusundan biri daha ama yapışamaz, engelledim.
-Nereden tanıyor seni?
-Bir kere karşılaştık bir yerde toplasan beş dakika konuşmuşluğum yok, numaramı nereden bulduysa.
-Para mı istedi bir de?
-İstemez mi istedi tabii.
-Neyse takma, gel yanıma.
Filme devam ederken düşündüm bana asalak olmaya çalışanları: Kız arkaşdalarımdan yaklaşık beş tane vardı onları zar zor silkeledim, uzak akrabalardan var, asistan almak için görüştüğüm bir genç Taksime gidicem yol param yok dedi hadi len dedim, yabancı uyruklu bir kız ( bir ara aynı kanalda çalışıyorduk sadece bir kez konuştuk) arayıp sende kalabilir miyim demişti, bana asılan, sevgilim olmak isteyen ve hemen para kopartma çabasındaki asalak erkekleri saymıyorum bile... Liste böyle uzuyor. Asalak deyince Kıvırcık da bir tür asalak, kaldığımız otelin bir gecelik parasını ben ödemiştim neymiş nakiti yokmuş, tamam borç istemedi ama sevgilisi teyzeye kendini baktırıyor, bende öyle bir ışık görse belki onu bırakıp bana gelecekti. Bu asalak çekici özelliğimi kırmalıyım ama nasıl?

11 Ocak 2018 Perşembe

Malpaso'nun Malı Benim

 Madem içinde olduğum bir üçgen var ki ben buna asla aşk üçgeni demiyorum adı mal üçgeni olsun, size olayı baştan anlatayım da nasıl bu hale geldik öğrenin.

Bir iş için güneyde bir şehire gitmiştim. Çekimleri süren bir reklam işi, ben de metin yazıyorum, düzenliyorum vs. daha önceden de tanıdığım, arada selamlaştığım, güler yüzlü tipi de fena olmayan bir görüntü yönetmeni var hadi adı Kıvırcık olsun, adını yazdığım an anlaşılır kim olduğu bunu okuyup, beni tanıyanlar trafından bu yüzden nick kullanıyorum. Bu benim dibimen ayrılmıyor, diğerleri de işlerinde ben sıkılmaya başladım bir de yabancı şehir, boş otel odası ikileminden hiç hoşlanmam. Odama geldim, yemek yemek için dışarı çıkıcam mesaj geldi bundan, ben de yemek yemeye çıkıcam dedim, bekle geliyorum dedi. En azından sıkılmam bari, yemekten sonra da biraz gezeriz diye düşündüm, inanın içimde zerre başka bir niyet yok. Oyunculardan biri de bana fena halde asılıyor ve şansa bakın aynı oteldeyiz; aman ona rastlamayayım diye bir sıkıntı içerisindeyim. Buluştuk, yemek yedik, sonra bir bara gittik birer bira içtik, sohbet muhabbet derken baya da sıcak geldi bu bana ben ona. Odaya beraber geldik, hava da nasıl soğuk ben donmuşum, sarıldık yattık tabii seviştik de. Seks ehhhhdi oral yapmadı ben de bundan hiç hoşlanmam ama neyse en azından yalnız geçmedi aptal otel odası gecem. Ertesi gün oldu, sabah yine hızlı bir posta sonrası, kahvaltıya gittik ve beni toplantıya çağırdılar. Yakınlarda bir avm vardı biraz orada gezeyim dedim toplantı saatine kadar, o da oraya kadar bana eşlik edecek ama ne mümkün. Bunun telefonu çaldı bir başladı konuşmaya abartısız bir saat konuştu, daha doğrusu dinledi; konuşan karşı taraf yani beni işe alan teyze idi, malum kadınlar yaşlandıkça çenelerine vurur ya, insan sevgilisi ile ne konuşur bir buçuk saat arkadaş, dün ne yaptığını detaylıca anlatsa bu kadar olmaz. Bu arada Kıvırcığın günahını almayaym bana hayatında iki yıldır biri olduğunu söyledi yemekte. Hatta biriyle yaşıyorum dedi ben de erkek mi dedim şaşırdı. Ben önce ev arkadaşı var sandım ne bileyim öyle mi denir. Hayır beraber olduğum biri var dedi, iyi dedim. Kendince dürüst davrandı, sanki aldıracağımı düşünerek ben gerçekten onunla bir şeyler yaşamayı düşünmemiştim ki. Baktım ki bu telefon konuşması bitmeyecek ve benim toplantı saatim yaklaşıyor ben gidiyorum işareti yaptım, el salladı ve ben toplantıya gittim. Buraya kadar sıkıntı yok. Toplantıda biri bana "Otelde çapkınlık yapmışsın." deyip gülene kadar da sıkıntı yoktu. Bunu duyunca ben şok oldum tabii hemen herkese yaymış mıydı bu adam? "Yoo ne çapkınlığı kim ben mi?" şeklinde gevelerken bunlar gülmeye başladı, meğer bana asılan oyuncunun da orada kaldığını bildiklerinden dalga geçmişler. Bunu duyunca rahatladım ve Kıvırcığı arayıp garip tesadüften, nasıl korktuğumdan bahsettim o da güldü ama sesi durgundu. Sonra ben başka arkadaşlarımla gün boyu gezdim falan arada buna mesaj da attım bana çalışıyorum dedi. Mesafeli ve durgundu çok umursamadım. Akşam odama dönene kadar da Kıvırcık akıma gelmedi ama dedim ya hem o yapışkan oyuncunun oteldeki varlığı (saçma şeyler bahane edip kapımı çalıyordu) hem de otel odasında yalnız olma takıntım yüzünden ben kıvırcığı yine çağırdım, yarın erken kalkıcam gelemem dedi. E peki.

Ertesi gün oldu, firma sahibi reklamda bazı değişiklikler istemiş ben alele acele onu yetiştirmekle uğraşıyorum asistanımla, Kıvırcık da orada ama bana  pek bakmıyor ve diğer arkadaşlarıyla konuşmasında dün çalışmadığını işini erken bitirip gezdiğini öğrendim, oysa bana çalışıcam demişti, bu sabah da erkenden falan işi yoktu benden sonra geldi hatta. Ben bir bozuldum tabii bu tür dürüstlük budalası adamlardaki aman ben ne yaptım modunu bildiğimden herhalde pişman oldu dedim içimden ama şu güne kadar kimse bana böyle davranmamıştı. Sen kim köpeksin de benimle olup ertesi gün yüzüme bakmıyorsun? Benimle benimle Madam Marinle!

Ben hırs yapmaya başladım, iş de uzadı bir türlü İstanbul'a dönemedim Bu yüzüme bakmıyor daha doğrusu bakıyor ama kaçak bakıyor, biliyorum içi gidiyor ama yanıma yaklaşmıyor. Bir iki mesaj attım saçma sapan iconlu cevaplar veriyor, başından savıyor. Ben bir kızdım adam gibi konuş yoksa yattığımızı söylerim herkese diye. Bu da korkağın teki hemen başladı dökülmeye. Neymiş karısına yaptığından pişman olmuş, o gece hiç uyuyamamış da falan. Karın mı! ben ona karım derim, evli gibi bir şeyiz biz. Keşke şartlar farklı olsaydı o zaman çok güzel olurdu seninle. dedi bir de. Benim bir huyum var ki bu çoğu kadında vardır, vahşi köpek gibiyimdir kaçarsan kovalarım. Yanımdan usul usul ayrılacaksın. Bu biildiğin beni görünce topukladı ben de kovalamaya başladım ve bir parça kopartmadan bırakmayacaktım. Kaçamak bakışları olmasa yine umursamayacaktım ama o bakışları da iyice tahrik etti beni.

"Yarın dönüyorum odama gel bu gece" dedim o da "Peki" yazdı. Bir cafe de beklemeye başladım o sırada çok hoş bir melodi çalmaya başladı. The Shiffers dan Malpaso, hem hevesli bir aşkı hem de hayal kırıklığını barındıran bir melodiydi bu ve tam da bana uyuyordu. Onu beklerken heyecanlanmamı sevdim, aslında ertesi gün bana yapışsaydı oral bile yapmayan bir adamla görüşmek için asla bu kadar heveslenmek şöyle dursun yüzüne bile bakmazdım ama bu hali çok heveslendirdi beni, ve orada o güzel melodi eşliğinde heyecanla onu beklerken o ne yaptı biliyor musunuz? Cafenin önünden arkadaşlarıya geçip gitti, geçerken de orada olduğumu bildiğinden bana şöyle bir bakış attı. Sonra telefonuma bir mesaj geldi "üzgünüm yapamam" ben bu adam için uçak saatimi değiştirdim o akşam bile dönebilirdim, aptal otel odasında yalnız bir gece daha geçireceğim, ne için beni eken ve umursamayan, değersiz, karaktersiz bir adam için mi? Nasıl kızdığımı tahmin edersiniz. Odaya dönerken bildiğin başımdan şimşekler çakıyordu. Resepsiyondaki adamlar bile korktu, tam da tesadüf dışarıda şimşekler çakmaya ve sağnak yağmur yağmaya başladı. Ben odaya döndüm buna döşendim de döşendim, "sen nasıl bir karaktersizsin, adam olan sözünde durur, senin için kaldım ben, korkak, karaktersiz...." uzun bir konuşma sonrasında gelmeye karar verdi, ben ne yapıyorum dedi herhalde içinden. Ben de o kadar hırslıydım ki onu becermeden dönmek istemedim. Geldi, becerdim, hırsım geçmedi ama biraz rahatladım, en azından cafede mal gibi kalan kadın değildim artık.

Ertesi gün de İstanbul'a döndüm. Sevgilisinin adını söylediğinden instagramdan baktım ve aman bu ne! Bildiğin yaşlı kadın!!! Bunu daha önce görseydim bu kadar hırs yapmazdım. Kendine baktırıyor ve onunla yaşıyordu, bu yüzden de onu kaybetmekten korkuyordu, hemen anlamıştım çünkü bu adamlarla çok karşılaştım. Oral mı? O gece oral da yaptırdım. Sonra o görüşmek için ısrar etti, ben istemedim. Kendine bakan kadın, aşk yaşayacğı genç kadın tabii bunu kim istemez değil mi? Bu arada dinlemediyseniz dinleyin mutlaka The Shiffers Malpaso, bakın oradaki mal benim.

10 Ocak 2018 Çarşamba

Adam Adamı Buluyor Kadın Adamı Bulamıyor (Yeni Yılın İlk Yazısı Güzel Bir Yıl Olsun)

 " Günaydın. Çoktandır yazmıyorsunuz madam. Cübbeliler sizide mi imana getirdi yoksa :)"
mail gelmiş bir okurumdan. Mümkün mü beni birilerinin imana, yola ya da onun gibi dizginleyeceği bir şeye getirmesi? elbette değil. Yoğundum, yeni yıla yoğun ve çişli girdim. Evet saat 24 de ben çiş yapıyordum bildiğiniz yeni yıla klozetin tepesinde girdim, artık koca bir yıl nasıl geçecek bilmiyorum.  Evim misafir doluydu, bir de küçük çocuk vardı. Ben dellenip bunları dışarı atmayayım diye çocuğu epeyce tembihlemişler kafasını tabletinden kaldırmadı neyse. Stavros Noel için Yunanistan'a gitmişti zaten, Minel, aptal nişanlısının geri zekalı ailesiyle kutlama yapmıyoruz ki biz mesajı vermek amacıyla geçirdi akşamı, sonra da on buçuk gibi eve geldi. Taha mıyı tuha mı kapıdan hayırlı akşamlar dedi ben de kafamda kırmızı parlak yılbaşı şapkasıyla iyi seneleeeeer dedim, zaten uyuzdu iyice uyuz oldu bana. Nuri de içerden pis pis sırıtıyor, sevgili yaptı bu arada o, kurstan buldu hem de. Size diyim sevgili okurlarım, kursa git birini bul mantığı kesinlikle doğru, bakın Nuri'ye ikinci hafta buldu adamı. Adam adamı buluyor da kadın adamı bulamıyor oturun buna yanın. Ben onca zamandır kursa giderim birini bulamadım, gerçi çok talep oldu da yamuk yumuk abuk sabuk tipler. Bizimki baya yakışıklı bir tip buldu, bir de romantikler görmeyin. Kek yapmış geçenlerde Nuri'ye, bana kek yaptı diye instagram da paylaşmış Nuri de. Bir heves, bir havalarda uçmadır görmeyin, bende bunun yarısı değil çeyreği yok, hislerim mi uyuştu nedir.

Yeni yıla iş teklifleriyle girdim ama en ısrarlısı, şu senin sevgilin jigolo işte diye atarlandığım teyzeden geldi. Kadın ısrarla beni işe almaya çalışıyor. Nedenini de çok geçmeden anladım, görüntü yönetmeni sevgilisi yeni bir diziye başlamış, senaryo grubunda sıkıntı varmış, yönetmen beni aradı görüşelim dedi. Yönetmenle bu benim ex buddy eküri gibidir, birbirlerinden ayrılmazlar, kadın da beni tekrar görme tehlikesini sezdiğinden beni işe almak için uğraşıp duruyor. Aslında diziye girmek gibi bir niyetim yok, hem para tatminkar değil hem de ben grupla anlaşamam. Sevdiğim tek grup şekli vardır onu da biliyorsunuz zaten. Ben de kadına baya yüksek bir fiyat çektim, yoksa başka bir işe başlamayı düşünüyorum dedim. Bu başladı profesyonel olalım, özel hayat özelde kalır, ben takılmam modernim ayaklarına... Ben de takılmam, bütün gün bana laf sokacak, hatta ofisteki kadın yandaşlarına durumu anlatıp beni dışlatacak ama bir yanımda fena halde savaşçı bir mazoşist olduğundan severim böyle gerginlikleri, dediğim gibi bu ücretten kuruş inmem dedim.

Nuri de olayı biliyor, sen manyak mısın kadın saçını başını yolacak nasıl seviştin sevgilimle diye, deyip duruyor. Sanki benim elim armut toplayacak yolsun da göreyim.  Bu konuşma ayın ikisinde gerçekleşti, dün teyzem aradı "Marin Hanım, şartlarınızı kabul ediyoruz." Ben de tamam dedim, işin aslı, salak ve en fazla iki ay sürecek dandik diziyi yazmaya uğraşacağıma ve jigolo olduğundan şüphem olmayan o gereksizle karşılaşacağıma, sıcak ve konforlu ofiste çalışmak daha işime geldi. Hem şartlarım da ben her gün işe gelmem, haftanın belli günleri gelirim, sabahın köründe gelemem, evden alınıp bırakılmak ve dediğim gibi yüksek ücret vardı. Kadın, sevgilisini kaybetmekten o kadar korkuyor ki deli gibi hepsini kabul etti. Oral bile yapmayan bir adam için bence değmez ama varsın beni hala bir tehdit olarak algılasın umurumda değil. Ne mi yapacağım? Bir dergi bu hem de web siteleri var orada editör olacağım ama kendi sayfam yok, yani yazılanları düzelteceğim. Ben edebiyat okudum da hadi söyleyeyim siz yabancı değilsiniz. Pazartesi başlıyorum, şimdi bazı evrakları hazırlamakla uğraşıyorum ama en önemlisi savaşa hazırlanıyorum. Güzel, alımlı ve güçlü durmalıyım. Halbuki bilse benim okuduğum kitabı bir daha asla okumayacağımı bu kadar zahmete girmezdi, neyse bir işe yarasın bari yatakta pek yaramıyordu jogolo sevgilisi.

17 Aralık 2017 Pazar

İlişkilerle İlgili İki Soru Ve Bir Guru Bir Madam Cevapları

 Geçenlerde ünlü bir kadın-moda dergisi aldım. Bir sayfası ilişkilerle ilgili hımmmm benim alanım, başlık da şöyle: Erkek Gurumuz Soruları Yanıtlıyor. Bakalım nasıl yanıtlamış bu erkek guru.
Soru şu: Flört ettiğim kişi mesajlarıma genelde birkaç kelimelik cevaplar veriyor, bunun nedeni nedir?
Bu guru amca da demiş ki; Erkekler, kadınlardan daha az telefonda zaman geçirirmiş, mesajlaşmak yerine konuşmayı tercih edermiş, başkalarıyla mesajlaşmıyorsa üstünüze alınmanıza gerek yok.

 İşte bu yüzden herkes ilişki uzmanı, koçu, danışmanı ya da Madam Marin'i olamaz! Cevabı bir erkeğin verdiği çok belli. Şimdiiii gelelim benim cevabıma: Bir erkek, siz ona uzun uzun mesajlar yazarken kısa cevaplar yazıyorsa, meşgul olabilir, işi başından aşkındır, ayıp olmasın diye cevap veriyordur bu ayrı bir konu ancak, işi bittiğinde hemen durumu telafi eder. Bu adam, günün ya da gecenin her saati meşgul olacak değil ya. Yok bu durum gece gündüz, hatta hafta sonları da böyleyse kusura bakmayın o adam sizi pek de önemsemiyor. Ayrılmıyor da, kenarda dursun bu, nasıl olsa bende diye bir rahatlık içinde ve emin olun size yazmaya kıyamadığı, üşendiği o kelimeleri başka kadınlara yazmaya hiç de üşenmiyor. Bunun bir de cevaplarında harf kullanmaya tenezzül bile etmeyip icon gönderenleri var. Sen bir şeyler yazarsın o cevap olarak, gülen surat, maymun, kuş bilmem ne yollar. Yoğunluktandır hı hı tabii. Siz de bunlara cevaben patlıcan iconu hatta orta parmak iconu yollayın gitsin. Gerçekten bu adamlarla hiç vakit kaybetmeyin, net söylüyorum; sizi kaybetmekten korkmayan, önemsemeyen, kenarda dursun lazım olur diye düşünen ama başka kadınlara işine gelince uzun uzun mesajlar yazan adamlardır bunlar. Küçük bir mesele gibi dursa da bu mesaj olayı, size olan duygularını ve verdiği önemi gösteren ve hiç yanılmayan bir durumdur. Bir de siz yazmasanız hiç yazmayan tipler vardır: bunlar için de ayrıca açıklama yapmama gerek yok, ne olduğu ortada, ve yeterince anlattım zaten. Siz benim yerime bu guru amcayı dinlemeyi tercih edebilirsiniz tabii sonucu da ona göre izler görürsünüz, seçim sizin.

Diğer soru: Eski sevgilim, yeni sevgilisiyle her tartıştığında arayıp beni özlediğini söylüyor. Fakat araları düzeldiğinde bir daha sesi çıkmıyor. Ona karşı hala hislerim var ne yapmalıyım?

Guru'muzun cevabı: Bazı erkekler karşısındaki kadından net şekilde hayır cevabı almadıkça peşinde dolanmaya devam ederler. Eski sevgiliniz bencil, bir daha aradığında bu hem bana hem de şimdiki sevgiline haksızlık yapıyorsun deyin.

Benim Cevabım: Tamam da bu olayın çözümü değil ki, bir kere ortada değinilmemiş bir konu var bence. Bu evet bencil olduğu kadar karaktersiz olan eski sevgili, her kavgadan sonra olduğu gibi canı eski sevgilisini çektiğinde de arıyordur ve bunlar bir araya geldiğinde kesin eski alışkanlığın da etkisiyle beraber oluyorlardır. Bu adam, arar, buluşur, yatar ama bu kızcağızla yani eski sevgilisiyle dışarıda asla görüşmez, hatta yolda karşılaşsa selam vermez. Neden? Şimdiki sevgilisini tanıyanlar görür de söyler diye. İşte eskisine bu kadar değer veriyor, ancak işi düştüğünde işini görmek için arayıp sonra unutuyor. Lazım olunca yine arar ya da belki aramaz ipler onda malum sen sadece bir kuklasın. Böyle bir pisliğe ne hissi duyacaksın, ne umacaksın hala? Unut gitsin, gerçek ortada bu adamın sevilecek hiçbir tarafı yok. Ve yapman gereken seni aradığında oldukça sert bir tonla artık onu görmek istemediğini, sorunlarının umurunda olmadığını söylemen. Eğer ısrar ederse de şimdiki sevgilisine ulaşıp, seni aradığını söylemekle tehdit etmen bak nasıl tırsıp geri adım atacak çünkü kaybetmekten korktuğu kişi o, sen değilsin. Seni çoktan gözden çıkartmış, nasılsa ben çağırınca gelir bu diye yedeklemiş, orada öylece duruyor ve emin ol onun için hiçbir şey ifade etmiyorsun. Kapat bu sayfayı, önüne bak.

Keşke zamanında benim de bir Madam Marin'im olsaydı da bana böyle yol gösterseydi. Yukarıdaki yani ikinci sorudaki durumun aynısını ben de yaşadım. Uzun bir ilişkiden çıkmıştım, alışkanlık da var, çok da gencim ve unutamadım. Eski sevgilim olacak ezik, bir kızla beraber olmaya başladı, hem de ortak bir arkadaşımızın kız kardeşiyle ama ara ara beni arıyor, görüşmek istiyor. Evde görüşüyoruz, sevişiyoruz, konuşuyoruz. Sanki hiç ayrılmamışız gibi ama beni yolda gördüğünde görmezden geliyor çünkü kızın abisi de o çevrede, bizim eskiden sevgili olduğumuzu bilen kişi sayısı da çok aynı çevrede, bu tırsıyor. Anca işi düştüğünde ya da morali bozulduğunda Marin aklına geliyor. Biz ne yapıyoruz barıştık mı? diye sordum yok canım ne barışması artık bizden olmaz dedi. Bu karaktersiz tarafından o kadar kalbim kırılmıştı ki, artık bu sözleri bana işlemiyordu. Madem öyle ben de buna bir ders vereyim dedim. Beni yine çağırdığında gittim, bu üzerini değiştirirken telefonumla fotoğrafını çektim ve ertesi gün kızın abisinin yanına gidip, fotoğrafı göstererek x hala benimle beraber oluyor, belki bilmek istersin dedim. Adam dondu kaldı, ayrıldığımızı bilmediği gibi, meğer kız kardeşiyle çıktığını da bilmiyormuş. Hışımla ayrıldı yanımdan buna ne yaptı ne söyledi bilemem, bir daha beni aramadı. O kızla eski sevgilimin başına sonrasında çok kötü bir şey geldi. Şimdi konumuz bu değil ve olay benimle ilgili değil bu yüzden yazmayacağım. Burada değinmek istediğim konu sanırım anlaşılmıştır sayın bayan okurlarım, örnek olsun diye yazdım. Emin olun durum hep aynıdır ve hiç değişmez.

Kafanıza böyle adamları takmayın ve aldığınız her dergideki tavsiyeleri de yerine getirmeyin sakın, asıl guru burada malum. Sorularınız için mail: madammarin@gmail.com

Ötekiyiz Hepimiz

   Bu ülkede kadın olmanın zorluğu ortada; ayrılmak istiyorsun öldürülüyorsun, istediğini giyiyorsun diye şiddet görüyorsun. Erkek egemen bi...