Soru ve yorumlar için madammarin@gmail.com
Minel ve Stavros etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Minel ve Stavros etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Kasım 2017 Salı

Önemli Olan Girmek Değil Zevkli Bitirmek

 Doğum günümü üç gün geçe neler olduğunu yazabilirim. Öyle çılgın bir parti olmadı ki zaten sevmem. Sevdiğim insanlar yanımdaydı. Haz etmediğim kimseyi çağırmadım, beklediler, aradılar, kendilerini davet ettirmek için ne lazımsa yaptılar ama hayır! bütün yıl sahteliklerini ve hinliklerini çekiyorum, doğum günümde izin kullanmak istedim.

Kendime kırmızı, güzel bir spor ayakkabı aldım; koşu dönemim başladı. Nuri ile kurs dönemimiz de başladı, vucut dili kursuna yazıldık. vucut ve dil söz konusu olunca ilgimi çeker diye düşündüm. Sarper ve kardeşi Cem doğum günüme geldi. Cem, bana manalı bakışlar attı durdu ama hem testis kanseri oluşu hem de benim bu tür kaltaklıklara doymuş olmam nedeniyle hiç keyif almadım varlığından ama getirdiği hediyeyi beğendim. Sarper, peşinde dolanan artıkçıları karı kocayı da çağırmak istedi, ben kesin dille reddedince biraz gerildik. Onlar yüzünden sağlam kavga edicez ya da ayrılıcaz, durum onu gösteriyor. Minel, gereksiz nişanlısı Taha'yı getirdi. Taha bana çeyrek altın taktı, kendimi sünnet çocuğu gibi hissettim. Bu kızı, bu adamdan kesinlikle kurtarmam gerek. Annem de babam da doğum günüme gelmedi, aradılar, hediye olarak da süslü özel yapım bir boy aynası yolladılar. Amcam, halam, Yunanistan'dan akrabalar aradılar. Kendimi özel hissettiğim, iyi ki sevdiklerim yanımda dediğim, huzurlu bir doğum günü oldu. Stavros, güzel sesiyle tüm gün bize şarkılar söyledi. Taha gereksizi karadenizden havalar çalsana gibi saçma sapan bir cümle kurdu ama kimse oralı olmadı.

Teyzem ve teyzemin kızı da uğradı. Beni çok kıskanıp her fırsatta laf sokmaya çalışan kompleksli olanı değil de öteki. Gerçi teyzem de yılanın tekidir ama bu kez pek bir sevgi dolu davrandı. Yalnız kaldı, yaşlılık kafasına vurdu ya da başka bir taktik yapıyor bilmiyorum. Kargo ile bir adet gizemli hediye geldi, şansıma da Sarper'in uğradığı kısa zaman zarfı içinde oldu bu durum. Paketi açsan dert, açmasan daha büyük dert. Merak ettim açtım; al sana asıl dert. Karakalem çizilmiş bir resmim ve not: unutmadım... gönderen arkadaş, adını yazmayı unutmuşsun  ama. Nen ne bileyim kimsin, hangisisin? Oturup kimin resme yeteneği vardı onu mu düşüneyim başka işim yok gibi. Neyse o krizi de Nuri'nin olayı şakaya vurma çabalarıyla atlattık. Bana gelmiştir bu bana daha çok benziyor falan dedi, Sarper'in bozuk suratında zoraki gülümseme belirdi. Bir ara Cem'den şüphelendim ama ne bileyim resim çiziyor mu? Ayrıca onunla unutamayacağı bir şey yaşamadık. Unutamayan kimse ben çoktan unutmuşum belli ki. Bir yaşa daha böyle girdim işte. Önemli olan girmek değil, zevkli bitirmek zaten.

Not: Bir okurum doğum günü seksini yazarsın belki demişti. Yapmadım ki yazayım ama seksten çok daha keyifli anlar yaşadım, sıkıntı etme ;)

28 Temmuz 2017 Cuma

Temizlikçinin Bitmeyen İstekleri Ve Yatağın Altındaki Vibratör

 Temizlikçi kadın tuttum, hatta ben şimdi size bunları yazarken o temizlik yapıyor. Sabahın köründe damladı, oturdu ve dediği ilk şey: "Kahvaltı yapmadım bana kahvaltı ver." Yabancı uyruklu, Türkçesi bozuk. Ben sinirlenip de def etmeyeyim diye Minel hemen atıldı ben hazırlarım diye. Ben odama uyumaya geri gittim. Kapı çalmak falan yok pat diye daldı odama. "Marincim nasılsın? Beni neden az çağırıyorsun?" Diyor, Minel de arkasından koşturdu. Yahu belki odada yalnız değilim bu ne böyle pat diye giriyorsun içeri. "Minel, seninle ilgilenir ne yapacağını söyler Anna, bir de aldığın her şeyi yerine koy." Dedim. Geri döndüm uyumaya ama uykumu kaçırdı bir kere. Kahvaltısı bitsin de öyle kalkayım diye oyalandım, beraber kahvaltı etmek istemiyorum çünkü.

Sakın insanları küçük gördüğüm düşünülmesin ama bunlara fazla yüz vermeye gelmiyor. Zamanında çok yumuşak davrandım ve gördüm. Para ile size hizmet etmeye geelen birine, bu ister temizlik olsun ister tadilat asla fazla samimi olmayacaksınız. Oturup sohbet falan etmeyeceksiniz bir kere. O zaman sizi ahbap gibi görmeye başlıyor ve iş yapmayı bırakıp, zaman dolduruyor.  Bari kalkıp çalışayım dedim. Hanım efendinin kahvaltısı bitince işe başladı. Stavros'un odasının temizliği bitti, geldi salona "şimdi Türk kahvesi içebilirim." Dedi. İyi ki Minel var ben bunu def etmiştim yoksa. "Ben yaparım nasıl olsun kahven?" Deyip yapmaya başladı Minel. Ben Laptopumun başında yazıyorum. Bu da kahve keyfi yaparken gittiği evlerde yaşadıklarını anlatıyor. İşte bir falsolu hareket daha. Başkasını anlatıyorsa, beni de anlatıyordur. Bana da laf atıyor arada ama duvarıma çarpıp dönüyor. En fazla hı hı şeklinde cevap veriyorum. Yok bir evde ev sahibi karısının yanında bunu taciz etmiş, başka bir evde yaşlı adam ellemeye çalışmış, bir evdeki kadın çok pasaklıymış. Seni çağırmış temizle diye işte, ne ötüyorsun daha. Bir evdeki kadın da çok çapkınmış kaç erkek arkadaşı var belli değilmiş. Bir ara dedim karıştırdı da beni bana mı çekiştiriyor acaba? Minel de ne yapsın oturmuş dinliyor, gerçi onun ilgisini de çekmiştir. Kahvesini de yudumluyor keyifle, ama gözü hep bende. Stavros eve geliyor. Bu tacizden son derece çekmiş, pek bir şeye benzemeyen temizlikçi madurumuz Anna, Stavros' u görünce ne yapacağını şaşırıyor.

"Marinciğim bu kim? Kim bu adam?"
Stavros da benim kafada bununla hiç konuşmadan odasına giriyor.
"Kuzenim." Bende cevaplar tek kelimelik ya da ses çıkartma şeklinde hı hı- ı ıhh gibi.
Stavros odasından çıkıyor. Bir cd varmış masasında onu bulamamış.
"Ay ben onu çekmeceye koydum gelin göstereyim, önemli bir şey miydi?" Stavros'un peşinden odasına giriyor. Sana ne önemli mi değil mi sen ne anlayacaksın acaba? Stavros da bunun yapışkanlığından rahatsız olup, hemen gidiyor. Belki işi yoktu çocuğun ama ne yapsın.
"Ay kuzenin ne kadar yakışıklıymış Marinciğim, bekar mı?"
"Bekar." Sanki sana bakar, bekar olsa ne olacak acaba. Sıra benim odama geliyor. Bitse de gitse diye sabrediyorum. Dip köşe siliyor ya hesapta, benim taa fi zamanında yatağın altına ittiğim kutudaki vibratörü bulmuş, almış eline sallaya sallaya geliyor. Kullandığım da sanılmasın lütfen, bana hediye gelmişti, şöyle bir baktım, kutusuyla kaldırdım. İğrenç bir plastik kokusu, zaten aşırı gereksiz bir kalınlık ve o korkuç yapaylık bence kimse bunları isteyerek kullanmaz anca pornolarda. Bir de pornolardaki kadınlar bunları nasıl yalıyor cidden aklım almıyor, tadı da iğrenç. İlk geldiğinde şöyle bir dilimi değdirmiştim tamamen meraktan, o tadın iğrençliğini size anlatamam, korkunç bir plastik ve yapışkan tada yine aynı korkunç plastik koku eşlik ediyor.

"Marincim bu yatağın altındaydı yine oaraya mı koyayım? Baya da büyükmiş ha." Bir de sırıtıyor pis pis. Şimdi bu karı gidecek başka evlerde benim yatağın altında bulduğu yapma çükü anlatacak, orası kesin. Bununla muhattab da olmak istemiyorum ama kötü yakalandım.
"Ben unutmuşum onu, hediye geldi de hiç kullanmadım, al senin olsun."
Bakıyor, elindekine.
"Yok canım ben istemem."
"Çöpe at o zaman. Biraz da acele et hala bir odayı bitiremedin, akşama misafir gelecek."
"Tamam Marincim atıyorum ben bunu o zaman."
"İster at ister al keyfin bilir."
Ben lap topumun ekranına bakarken, bunu göz ucuyla kesiyorum. Çöpe gidiyor ama oradan seyirtip, çantasına atıyor vibratörü, istemem yan cebime yani. Hala da temizlik sürüyor, yani sürüyor herhalde sesi çıkmadı bir süredir, şimdi gelir acıktım der, sonra beş çayında ne var der, bir de akşam yemeği ister. Ben bunu gırtlaklamadan şu temizlik bitse bir an önce.

1 Temmuz 2017 Cumartesi

Minel Nişanlısı Ve Grup Denemeleri

  Benim Minel ne zamandır kızlığımı diktir diye başımın etini dikmiyor. Dedim herhalde vazgeçti ya da benden çekiniyor, son günlerde gerginim yine. En iyisi ben kıza hal hatır sorayım.
-Minel'ciğim ne oldu senin dikilme işin yapmıyor muyuz?
-Yok Marincim gerek kalmadı.
Bir de mahsun mahsun konuşuyor. Bir şey olmuş belli.
-Ne oldu ki? Neden vazgeçtin?
-Nişanlımla ben gerek görmüyoruz buna, daha doğrusu bakire olmadığımı biliyor artık.
Aradan aylar geçti kızın nişanlısının adını hala bilmiyorum, unuttum daha doğrusu. Laf arasında kendi söylese bari.
-Dürüstlük en güzeli tabii sevindim adına.
Ama Minel bir durgun.
-Fotoğraflarımı çekti birkaç arkadaşına yolladı. Sonra o arkadaşlarından biri geldi üçümüz beraber olduk.
Çayımdan aldığım yudumu zor yutuyorum. Şaşıracak daha doğrusu benim çok şaşıracağım bir durum değil bu ama Minel'in nişanlısı da ailesi de oldukça tutucu tipler, nişanı bile haremlik selamlık yapmışlardı. Bu adamın böyle bir şey yapmasına hem şaşırdım hem şaşırmadım. Asıl marjinaller hesapta muhafazakar kesimden çıkıyor malum.
-Öyle mi? Sen de istedin değil mi?
-Yani başta istedim ama...
-Ama?
-Sonra kendimi kötü hissettim. Bir de bittikten sonra yüzüme bakmadılar, çıkıp gitti ikisi.
-Nişanlınla aran nasıl peki? Bu konuyu sonra konuştunuz mu?
-Hayır, sanki hiç olmamış gibi davranıyor ama bir yere gideceğimiz zaman, göğüs dekoltesi giy, mini giy falan diyor bana bakan var mı diye etrafına bakıyor. Sadece ailesine yemeğe gideceğimiz zamanlarda daha kapalı giyiniyorum.
Anlaşıldı adam yanındaki kadını teşhiren ve paylaşmaktan hoşlanan tiplerden ama ailesi tutucu. Bu da bunca baskı ve tabu ile büyümenin sonucu bu hale gelmiştir zaten.
-Bak Minel'ciğim istemedin hiçbir şeyi yapmak zorunda değilsin biliyorsun değil mi?
-Biliyorum, benim de hoşuma gidiyor eğleniyorum aslında ama o arkadaşıyla bir daha olmak istemiyorum, adam çok kabaydı.
-O zaman olma ve bunu nişanlına söyle. İlle böyle paylaşımlar yapacaksanız diğer partleri senin de beğenmen önemli.
-Adam benim fotoğrafımı çekti şey yaparken.
Yine başını önüne eğiyor.
-İstemezsem aileme falan yollar sonra.
-Nereye yolluyor ya. Şikayet ederiz polise ki polise gerek kalmayacak adamlar tanıyorum. Kime ne yolluyor? İstemiyorsan, istemiyorum deyip, dik duracaksın, anladın mı? Kimse sana zorla bir şey yaptıramaz.
Ban bakıp gülümsüyor, rahatladı.
-Haftaya buluşacaktık o zaman ben nişanlıma söyleyeyim onu getirmesin.
-Söyle ısrar ederse de çifkefleş. Yanımdasın kaç zamandır hiç mi öğrenmedin benden bunlarla başa çıkmayı.
-Nuri'ye söylerim olmazsa diye düşündüm.
-Gerek yok ben de hallederim de sen tek başına çözersin olayı. Bir de bu herifle evlenmek zorunda da değilsin bunu da unutma.
Kendine güveni gelmiş şekilde kalkıp odasına gidiyor, nişanlısı olacak adamı iyi bir konuşma bekliyor belli.

26 Haziran 2017 Pazartesi

Hain Bir Plan

 Koşa koşa Nuri'ye gittim, durumu anlattım.
-Tamam sen adamı çağır ben döverim. Dedi.
Nuri'ye adam dövdürtmüşlüğüm de çoktur. İçi yumuşak ama dışı serttir benim tam tersim yani.
-Yok dövme başka bir planım var benim.
-Neymiş o?
-Ben bunu çağıracağım bir konuşacağım belki ikna ederiz yok ben ille de öteceğim derse o zaman devreye sen gireceksin tamam mı?
Sonra da planımı anlattım, evde Stavros'u da yedekte tuttum. Başka bir odada ona vereceğim işareti beklemeye başladı. Bu mal tam zamanında geldi. Oturdu salona, evin çok güzel de bilmem ne klasik giriş cümlelerinden ve ben buna kahve ikram ettikten sonra başladı yavşamaya.
-Sahi biz seninle neden ayrıldık yaaa?
-Birlikte olmadık ki ayrılalım Tayfun.
-Olmalıymışız yazık olmuş ama sonuçta bir geçmişimiz var.
-Ben artık Sarper'le birlikteyim biliyorsun.
Ağzını yamultarak sırıttı.
-Çok sürmez o.
O ağzı ben yamultacağım birazdan haberi yok.
-Nedenmiş o?
-Bence siz birbirinize uygun değilsiniz.
-Bu senin fikrin. Seni buraya çağırdım çünkü ağzını kapalı tutmanı rica ediyorum yani beni tanıdığını Sarper'e anlatma.
Yine aynı pis gülüş.
-Neden anlatmayayım canım hangi çağda yaşıyoruz.
-Anlatmanın sana ne faydası olacak?
-Sana ne zararı oalcak?
-İlişkimize zarar verecek doğal olarak bana da.
-O zaman biz kaldığımız yerden devam ederiz.
Bu malı ikna etmeye çalışmak anlamsız, anlatacak anlaşıldı. O zaman planı uygulama zamanı. İçeriye sesleniyorum; Nuri!!
Nuri, üzerinde oldukça dikkat çeken bir giysi ve makyajıyla içeri giriyor.
-Efendim hayatım beni mi çağırdın.
-Bak seni arkadaşımla tanıştırayım, Tayfun.
Tayfun şok olmuş halde Nuri'ye bakıyor. Nuri, pat diye Tayfun'un yanına oturuyor.
-Ay ne tatlı arkadaşın varmış Marin, diyor.
Stavros, Nuri'ye seslendiğimde yerini aldı.
Nuri, Tayfun'a sarılır gibi yaparken, Stavros içeri dalıp bunların fotoğraflarını çekiyor. Tayfın malı iyice panikte. İki erkeğin arasında kalmış durumda. Diklenemiyor, sadece noluyor ya, çekil gibi şeyler söylüyor. Panikle ayağa kalkıyor.
-Noluyor ya burada?
Stavros fotoğrafları çekti, hatta hemen mailine atıyor.
-Sen kimsin kardeşim? Ver o telefonu bana. diye Stavros'un üzerine yürüyor Tayfun.
-Gel de al, yiyorsa. Diyor Stavros ve cebinden çakı çıkarıyor, çakı da baya bir büyük. Tayfun iyice panikleyip bir adım geri gidiyor, bana bakıyor.
-Eğer konuşursan bu fotoğrafları çalıştığın bankadaki herkese yollarım. Hatta afiş yaptırır kapısına asarım, emin ol yaparım! diyorum.
-Tamam be tamam bir şey söylemem silin o fotoğrafları. Polise giderim yoksa.
Benim üzerine yürüyor ama Nuri, kolundan yakaladığı gidi geri püskürtüyor, Tayfun'u.
-Hadi koçum ikile, katil etme beni burada, hadiii.
Tayfun, korkmuş gözlerle üçümüzü de süzüyor.
-Sen sorun çıkartmazsan ben de çıkartmam Tayfun. Diyorum.
Kızacak kızamıyor, küfür edecek edemiyor. Homurdana homurdana çıkıyor dairemden. Güvendeyim bu fotoğraflar bende oldukça.

22 Mayıs 2017 Pazartesi

Stavros'u Çavuşu Tokatlarken Yakaladım

 Geçen gün kuzenim Stavros'u mastürbasyon yaparken yakaladım. Hiç böyle bir duruma denk gelmemiştim, ne yapacağımı şaşırdım. Bu çıkartmış küçük Stavros'u okşuyor, karşısında laptopu bir kadın bir erkek halvet olmakta; ben de bir ekrana bir de bununkine baktım ve şaşkınlıktan "ne yapıyorsun?" dedim. Çavuşu tokatlıyorum diyecek hali yok ya, hemen kapattı laptopun kapağını, ufaklığı yerine soktu; ben hala şaşkınca bakıyorum dön git işte değil mi ama şaşırdım.

Bu da hemen toparlandı, pardon dedi, aldı laptopunu odasına gitti. Evde yalnız ya iyice rahatlamış garibim benim erken geleceğimi tahmin edemedi. Ben neyse de ya bunu bu halde Minel görseydi. Abartısız gider üzerine otururdu. Zaten kızın başına vurmuş durumda. Ben de kuzenime yan gözle bakacak değilim de baya bir iyi görünüyordu yalan söyleyemeyeceğim. Bir de anlamadığım Stavros'un hatun bulma sıkıntısı yok, biliyorum bizim apartmandakileri bile götürdü ne diye mastürbasyonla zaman harcıyor ki? Hem de çok sıkıcı bir sahneyle tahrik olmuş; kadın adama girerken aman ne ilginç. Bence porno yapmadığını, sana uzak olanı, biraz da uç şeyleri izlemektir. Yoksa rutin yaptığın bir olayı izleyerek neden tahrik olasın, ben şahsen olmam. Grup falan olsa neyse bir kadın bir adam... Böyle düşünüyoruz çünkü artık normal şeyler ilgimizi çekemez oldu. İnternetin aklımıza gelmeyeni karşımıza getirmesiyle cinsellik anlayışımız da değişti, tabular kalktı. Uçlarda yaşamayı normal algılamaya başladık. Stavros haklı aslında klasik porno eskiden buydu. Şimdi asıl mesele Stavros'la göz göze gelmemeye çalışmak ikimiz de utanç içinde kaldık. Minel hala evlenemedi. Kızlık zarı hala yırtık ama bana iyi kız olduğunu ve bu kez paramın boşa gitmeyeceğini ıspatlamak uğruna kimseyle görüşmüyor, bu yüzden de duvarlara tırmanıyor.
Stavros da gidecek ve kalacak bir yer bulamadı. Kısaca ben daha çok basarım bunları kendilerini tatmin ederlerken.

31 Ocak 2017 Salı

Zina Da Yaptım Ayar Da Verdim Rahatladım


  Bu akşam genç ve yakışıklı bir bankacıyla randevum var. İlk buluşmalar çok keyiflidir belli belirsiz dokunmalar oynaşmalar falan bayılırım hem kafa dağıtmak için harika fırsat. Odamda giyindim hazırlandım aynada son halime bakarken aynanın aksinde karşımda onu gördüm yine kanlı canlı dikiliyordu orada. Arkamı döndüm beni baştan aşağı süzdü.
-Ne o boynundaki?
-Muska?
-Muska ne alaka?
-Senin cin olma ihtimaline karşı.
-Cin mi? Cin gibi kadınım doğru senden akıllıyım mesela.
-Hakaret mi ediyorsun bana.
-Beni Taksimde domaltsalar şu şeyi takmazdım boynuma modadan anlıyorsun sanıyordum çok alaturka.
-Yahu hoca verdi Nuri de çıkarttırmıyor ne yapayım?
-Bununla dışarı mı çıkacaksın Marin?
-Randevum var çıkmayayım mı? Sen sevgili bul dedin.
-Çık da onu da çıkart çok çirkin hem bunu gören adam ne der?
-Muska takmış adı Marin olan bir kadınla buluşuyorum der.
Kendi kendime gülüyorum karşımda dikilmiş ciddi ciddi bana bakıyor.
-Çıkart şunu ciddiyim. Adam sevişmez seninle bunu gördükten sonra.
-Sevişemem zaten zina yasak.
-Ne yasak ne? Sen iyice zıvanadan çıkıyorsun?
-Aslında bende başta inanmadım ama baya karşımda dikiliyor olman nedeniyle küçük de olsa cin olma ihtimalini elemek istiyorum.
-O şeyle mi eleyeceksin? Bana sorsana ben sana doğruyu söylerim. Sen sana iftira atıldığında inanan sevgiline önce bana sor diye kızardın şimdi kendin ön yargılı davranıyorsun sor bana.
-Tamam, cin misin sen içimdeki kaltak?
-Değilim beyinsiz ben de seni akıllı bir şey sanıyordum cinci hocaya gitmek nedir ya? Bir daha gitmek yok.
-Ama o hoca dedi ki bu gelir o muskayı çıkart diye sana ısrar eder ve bak sen ediyorsun.
-Çünkü yakışmamış v yaka elbise göğüs dekoltesi üzerinde üçgen tuhaf bir şey.
-Moda için yani tamamen yoksa rahatsız olmadın.
-Beni rahatsız eden tek durum senin gidişatın hiç iyi değilsin.
-İyi olsam seni karşımda görmem değil mi?
-Çıkart şunu çık eğlen dönüşte de adamla yat belki kendine gelirsin.
-Adın ne senin?
-Ne?
-Adın ne adın? Bana adını söyle.
Yüzüme şaşkınca bakıyor bu sırada odamın kapısı çalınıyor gelen Minel.
-Marin kiminle konuşuyorsun? Telefonun salonda şarjda.
-İçimdeki kaltakla Minel içimdeki kaltakla.
-----------------------------------
Buluştuk… Önce sinema sonra yemek, bu arada sinemada elimi tuttu ama öpüşmedik ne romantik değil mi? Değil, öpüşmedik ama eli bacak arama daldı ve baya orada kaldı benim de çok hoşuma gitti çünkü bildiğin bu durumlara açım.  Ben de onunkini avuçladım sertleşmesini hissetmek hoşuma gitti özlemişim. Hakkımda ne düşünürse düşünsün muhtemelen çok uzun soluklu bir ilişki olmayacak zaten. Çıkışta evine gittik, güzel vücutlu güzel sevişen bir adam evini de beğendim. Bu zamanda iyi sevişen bir erkek bulmak zor kaldırmayı başaran seviştim sanıyor malum.
Muskam mı? Çıkarttım çantama attım, içimdeki kaltak haklıydı hiç yakışmadı bu elbisenin üzerine. Sabah fazla takılmadım sonuçta hala iki yabancıyız ama sabah seksi yaptık tabii o ayrı. Tekrar görüşmek üzere sözleştik bilemiyorum iyi ve kibardı neden olmasın. Sabahın hala erken saatinde apartmanın önünde Nuriyle karşılaşana kadar keyfim iyiydi.
-Nereden geliyorsun?
-Ekmek almaya çıktım.
-Ee ekmek nerede?
-Kalmamış.
-Marin ne saçmalıyorsun yine?
-Yahu dün randevum vardı onun evinden geliyorum.
-Eyvah zina mı yaptın Kamber hoca demedi mi sana zina yok diye?
-Zina sayılmaz önce nikah kıydık. Nuri çekil Allah aşkına sabah sabah ya ne hocası zinası.
-Kızım bir süre zina yapmayacaksın ki cinden kurtulasın hiiii muskan nerede?
-Çantamda.
-Üzerinden çıkartmayacaktın.
-Onu boynumda gören adam benimle sevişir miydi sence?
-Nasılsın peki geldi mi yakınlarda?
-Evet o üç ben iki kere.
Gülüyorum Nuri nin iyice suratı kayıyor.
Sen adam olmazsın Marin neyse ben gidiyorum banyo yap gusül abdesti al tamam mı?
-Tamam tamam.
 Nuri nin bu kadar dini bütün çıkması da ayrı bir şok etkisi. Yukarı çıkıyorum ev havasız, camı aralıyorum. Stavrosun odasının kapısı aralık, şöyle bir göz atıyorum bir değil iki kadın yatıyor yanında kimin akrabası deyip geçiriyorum içimden de iyice suyunu çıkarttı artık. Minel ne alemde diye onun odasına seğirtiyorum ki kapıda yarı çıplak yabancı bir adamla karşılaşıyorum.
-Günaydın.
-Günaydın.
-Kimsiniz?
-Ev sahibiyim.
-Ev sahibi mi?
-Evet ev bana ait ben burada yaşıyorum. Siz kimsiniz?
-Taşkın ben Mine’nin arkadaşıyım.
-Mine değil Minel.
-Ha evet neyse görüşürüz.
Yüzsüzce sırıtıp odaya giriyor ben de arkasından öfkeyle bakakalıyorum. Evimdeki yabancıları da misafirliği fazla uzayan akrabalarımı da kovma zamanı geldi içimdeki kaltak çok haklı.
Salonda çalışmaya başlıyorum, bunlar birer ikişer uyanmaya başlıyor, bir de mutfağa dalıp çay kahve aramıyorlar mı deli oluyorum. Stavros yanıma gelip;
-Kahve var mı Marin? Diyor.
-Aşağıdaki kafede var ama ille evde içmek istiyorsan misafirlerini geçirdikten sonra yapabilirsin.
Minel hemen dalıyor durum gergin farkında.
-Ben de Taşkın’ı yolcu edeyim.
-Kahvaltı yok mu ya?
Taşkın cidden taşkın.
-Çalışmaya çalışıyorum sessizce evden çıkar mısınız lütfen! Konuşan ben miyim içimdeki kaltak mı bilmiyorum ama sesim çok öfkeli ve otoriter çıkıyor. Sadece korkmuş bakışlar ve derin bir sessizlik içinde evdeki yabancılar evden gidiyor. Bu ikisi suç işlemiş çocuklar gibi yan yana karşıma dikiliyor. Başımı laptopun ekranından kaldırmadan konuşmaya başlıyorum.
-Burada daha ne kadar kalmayı düşünüyorsunuz?
-Şey ben biliyorsun evlenince gideceğim.
-Ben de yeni iş buldum daha İstanbul u iyi tanımıyorum.
-Ama iyi çevre yapıyorsun başkasının yanına taşınabilirsin. Minel senin de ailen burada bu kadar dağıttığını öğrense benim başım derde girer malum sizinkiler tutucu.
-Haklısın Marin daha dikkat edeceğim söz.
-Ben de özür dilerim dün gece içkiyi fazla kaçırmışım.
-Bir daha evimde yabancı insanlar görürsem direk polisi arar sizinle birlikte onları da attırırım anlaşıldı mı ayrıca bu misafirliğe bir süre belirleyelim ve dolunca herkes başının çaresine baksın artık evlenir misiniz gidecek ev mi bulursunuz evinize mi dönersiniz orası benim sorunum değil.
-Ama…
-Söyleyeceklerim bitmedi Minel. Burada yaşayacaksanız masraflara da ortak olacaksınız.
-Tamam, çok haklısın ödemeler yeni düzene girdi.
-Ben de prova mankenliğinden çok kazanamıyorum.
-Ek iş yap o zaman garsonluk mesela ya da şirket sahibi sözlüne söyle zam yapsın sana ve özel harcamalarınızı da siz karşılayacaksınız ben karışmam.
Minel, ne demek istediğimi anlayıp yüzüme sokağa atılmış yavru köpek gibi bakıyor da bende bir nebze acıma yok yeter ya hem ne demişler acıma kimseye gelir yerleşir enseye. Bu fırçamdan sonra ikisi de sessizce evden çıkıyor tabii önce odalarını ve etraftaki dağınıklığı toparlıyorlar. Market alış verişi de yapmayacağım bu hafta karnını doyurmak isteyen kendi alır yoksa dışarıda yer gelirim yeter ya içimdeki sesi dinlemeyecek mişim de yok cinmiş de ne iyi oldu dinledim de bunlara ayar verdim rahatladım yeminle.


19 Ocak 2017 Perşembe

Alışmadık Kukuda Dikiş Durmaz

 İşlerimin yoğun olduğu bir dönemdeyim ama içimden de bir o kadar çalışmak gelmiyor. Sıcak bir ülkeye kaçıp keyif yapasım var şöyle uzakdoğu ülkelerinden birine. Bir arkadaşım Filipinler de yaşıyor beni çağırıyor sürekli bilet alıp ardıma bakmadan gitmeyi nasıl istiyorum anlatamam ama işte sorumluluklar yakamı bırakmıyor. Bir de kısa süre önce beraber olduğum ve ayrıldığım "eski" de yakamı bırakmıyor. Çok kısa sürdü bahsetmemle konuyu kapatmam bir oldu fark etmişsinizdir. Uymadık birbirimize yakışmadık, eğreti kaldı birşeyler olmadı işte ama o bunu anlamamakta ısrar ediyor tekrar sevgili olmak için de ısrar ediyor. Bende de sevmiyorsam geri dönme tuşu yok hep ileri giderim. Kimseyi kırmak da istemiyorum korkarım "karma"dan ama zamanında bizi acımadan kıranlar olmadı mı? Bizim de biraz bu lüksümüz olsun. İstemiyorum ne yapalım zorla mı?

Ben çalışırken Minel etrafımda sörfçü etrafında tur atan köpekbalığı gibi turluyor, Stavros salonda şarkı çalışıyor, nasıl ortamda çalışıyorum düşünün ondan konsantre olamıyorum işe. Bu Stavros birilerine atlıyor son zamanlarda eminim ama neyse Minel değil bundan da eminim gerisi beni bağlamaz.

-Efendim Minelcim, söyle.
-Şey Stavros duymasın ama.
-Duymaz, meşgul baksana neyi duymayacak hem.
-Hani ben geçen gece eve gelmedim ya.
-Eee?
-Ben o gece seviştim.
-Seviştin mi? Sözlünle mi?
-Hayır yeni biriyle.
-Ne?!!!
-Marin o merkeze tekrar gidelim mi?
-Bekaretin mi bozuldu? O kadar para verdim ben ona.
O sırada düşündüğüm tek şey oydu bildiğin çöpe gitti param ya da yabancı bir erkeğin pipisine. Şimdi o, bu zamanda bakire kız becerdim diye şaşkındır.
-Madem dayanamayacaktın neden diktirdin?
-Aniden gelişti herşey çok üzgünüm nolur yardım et bana.
-Anal yapsaydın ya.
-Anal asla yapmam Marin.
Hanfendinin kuralları da var.
-Nuriye sorsana tekrar yaparlar mı?
-Kalk evine gidip soralım.
Nuri'nin evine gidiyoruz. Nuri ye anlatınca kahkahayı patlatıyor tabii.
-Sana aç kapa bir kızlık zarı lazım kızım, şimdi diktirsek sen yine dayanamayacaksın tabii kimin akrabası.
-Benimle uğraşma Nuri.
-Tamam tamam dur arayalım merkezi.
Bir ay içinde iki kere yapılmazmış Minel başlıyor ağlamaya sanki yarın bekaret kontrolüne gidecek.
-Evlenmene az kala yaptırırsın böylece bu tür kazalardan da korunmuş olursun tamam mı?
-O zaman da bana yardım edecek misin Marin?
-Tabii ki ben sizin için çalışıyorum yakında Stavros da bir kızı hamile bırakır onun kürtaj parasını da ben veririm.
-Marin bu kız iyi ki geldi çok eğlenceli.
-Sen de işin eğlencesindesin Nuri. Tamam ağlama artık Minel.
-Demek ki neymiş alışmadık kukuda dişik durmazmış.
Nuri yine bir durum değerlendirmesi yaparak konuyu noktalıyor. Gidip çalışayım işim var benim nelerle uğraşıyorum ya...

10 Ocak 2017 Salı

İlelebet Bakire

 Karda kolkola gittik bir estetik merkezine ben şahsen jinekoloğa gidiyoruz sanmıştım ama konuyla ilgilenen şahıs jinekolog tabii. Asistanı bizi karşıladı. Minel sessizce kızlık zarı diktirmeye gldiğimizi ve bilgi istediğimizi söyledi. Asistan ona ve bana baktı, ben parmağımla Minel'i işaret ettim. Asistan gülümseyerek bilgi vermeye başladı.

Asistan
kalıcı kızlık zarı dikimi cerrahi 1800 tl lazerle2000 tl
geçici kızlık zarı dikimi cerrahi 1300 tl lazerle 1500 tl
 
-Kalıcı ilişkide yırtılmıyor mu?
Asistan
evet efendim siz ilişkiye girene kadar ilişki esnasında bozulur.
 
-Geçici nasıl?
Asistan
Geçici kızlık zarı dikimi, ilişkiden yada düğün haftası içinde 7 - 10 gün içinde herhangi bir gün yaptırabilirsiniz.Bu işlem zarar gören kızlık zarınızın onarılması işlemidir.
En ideali 2-3 gün öncesinde dikilmesidir.
Bu şekilde kesinlikle birlikteliğiniz sırasında sıkıntı yaşamazsınız kanamanız olur.
İşlemimiz yaklaşık 15 dk kadar sürmektedir. işlemden sonra günlük hayatınıza geri dönüş yapabilir,Sonrasında rahatlıkla yürüyerek evinize gidebilirsiniz. Cerrahi işlem fiyatı 1300TL lazer ile 1500 tl dir.

















Minel'in aklına yattı da mesele ödemeye geldi, ben bu kızlık zarı dikim ücretinin bana kaçacağını anlayınca hemen vazgeçirme çalışmalarına başladım.
-Boşver Minelcim bu devirde ne gerek var buna hem evlenecek misiniz bakalım.
-En ideali kalıcı olandan yaptırmak.
-Nuri sen sussana.
-Gelmişken sen de diktirsene Marin.
Nuri işin gırgırında.
-Neden diktirecekmişim acaba?
-Nostalji olur tekrar bakire olursun çok romantik bence.
-Sonra da kıyıp vermeye layık birini bulamam ilelebet bakire kalırım.
Biz gülüştük etraftakiler bize baktı. Minel endişeli ne yapacak korkusu içinde.
-Tamam git ne istiyorsan yaptır yarısını ben veririm.
Yüzü güldü.
-O zaman lazerliden yaptırayım.
Minel içeri girdi. bizde yapılan diğer işlemlere bakmaya başladık. Vajina daraltma da var, iç dudak küçültme de. Ve tabii vajina rengi açtırma da.
-Gelmişken bir şey yaptırsana Marin.
-Benim yaptırmak istediğim hiçbir şey yok burada Nuri. Zaten Minel'in dikiş parası bana girdi, içime başka birşeyin girmesini istemiyorum.
-Benin kukum olsa kullanır kullanır bakım yaptırırdım.
-Ona ne şüphe.
Yarım saat sonra Minel Hanım çıkıyor içerden korkmuş bir de anestezi yaptırmış. Doktor yanımıza gelip işlemin çok başarılı olduğunu söyledi biz de güle güle kullan dedik ne deseydik yenilenmiş kukuya kullanacak sonuçta.

28 Aralık 2016 Çarşamba

Yerine Yine Oturmadı Bir Parçası Aşkımızın

 Evimde üç kişi yaşama durumum devam ediyor. Şu sıra eve birini atmaya kalksam mümkün değil yani o derece dipdipeyiz. Minel, işine devam ediyor prova mankenliğine, Stavros da haftanın dört gecesi sahne alıyor. Geçen hafta Minel, Nuri, birkaç arkadaş daha izlemeye gittik akrabam diye demiyorum çok yetenekli. Minel için de yazdığım bir reklamda küçük bir rol ayarladım öyle görünüp iki mimik yapacaktı hevesini alsın kendini tartsın istedim. Giderken havalara uçtu ama döndüğünde "Marinciğim oyunculuk bana göre değil çok yoruldum." dedi. Ne sanmıştı acaba, bak o kadar adamla boşuna yattın demedim zaten üzülmüştü kız ama gözlerinde başka bir hedefe dümen kırmış korsan bakışı vardı bir yerleri yağmalayacak belli ve sanırım bu yer yeni iş yeri neyse mutlu olsun da gerisinden bana ne.

Stavros, duştan beline doladığı havluyla çıkıp etrafta dolanmasa sıcak aile ortamından memnunum aslında ama o böyle adonis kaslı Yunan tanrısı Adonis gibi dolandıkça ben Minel'i zor zapt ediyorum peki beni kim zapt edecek? Bendeki şansa bak hayatımda şöyle bir adam yemedim evimde yaşıyor elimi uzatsam dokunurum ama akrabam gel de aramızdaki kan bağına sövme şimdi. Minel, üşenmemiş soy ağacımızı çıkartmış bana gösterdi "bak Marinciğim Stavros la benim alakam yok o senin akraban." diye. Kandıramıyorum da artık kızı o kadar salak değil "evet ama akraban sayılır beraber birbirimizi İstanbul da destek oluyoruz." Diye bir Türk filmi girizgahı yaptım ama etkilenmedi, yiyecek gibi bakıyor her fırsatta bahaneyle dokunuyor çocuğa ben de bu kızın yemeğine ne koysam da Stavros u kurtarsam diye düşünüyorum. Hiç Türk kadınıyla olmamış garibim başına neler gelir haberi yok.

Nuri de kurabiye canavarı oldu kurabiye yapıp yapıp bize geliyor "bak Stavros Kavala Kurabiyesi yaptım sana" diye sevimli bir suratla uzatıyor Stavros a o da yiyor da kibarlıktan bunun Kavala Kurabiyesiyle ne ilgisi var demiyor. Şiş şekli bozuk kahverengi kurabiyeler nerede bizim Kavala Kurabiyeleri nerede ama tadını iyi tutturuyor çayla iyi gidiyor. Bana bunca yıldır bir kere kurabiye yapmışlığı yok Nuri efendinin gel de sinir olma. Ayrıca apartmandaki yollu Sinem de bize dadandı. "Ay Marinciğim işler nasıl görüşemiyoruz." diye dalıyor akşamları sanki daha önce görüşüyorduk. Ben bu kızın kaç numarada oturduğunu bile yeni öğrendim. Geçen sene sevgilisiyle gürültülü sonu polisli biten bir kavga yaşadı da oradan dikkatimi çekti. Nuri nin anlattığına göre çapkınmış hatta evinden ikişer üçer adam çıkarmış. Ben de çapkın geçiniyorum ya ayıp bana ayıp. Bu Sinem de etek demeye bin şahit isteyen minisini giyip çarpık bacaklarını ortaya döküp ve bir de o sarkık göğüslerini açıp dalıyor bizim eve. Hep derim çok mıncıklatmayacaksın memeleri sonra sarkar benim büyük ama dik neden çünkü pek elletmem sevmiyorum oraya takılıp başka yerleri ihmal ediyor erkekler hem.

Ben de bu misafir yoğunluğunda Stavrosumu korumaya çalışıyorum bir yandan da Minel i hem zapt edip hem de hayatını sorguluyorum yine birileri kızı kandırıp faydalanmasın diye. Nuri ye yapma etme benim akrabam o diyorum o da ben bu Stavrosu yerim diyor of. Sinem desen bambaşka bir tehlike bununla sevgili olsa Stavros u akrabalıktan afaroz ederim  bu nedir ya. Geçen Noel di malumunuz kutladık gelen telefonlar, ben Yunanistan daki akrabalarla konuştum Stavros çevirdi çat pat Yunancayla ne konuşayım yine ev tıklım tıkış birkaç arkadaş da geldi. Artık kapının çalması bana doğal geliyor kim diye merak bile etmiyorum. Stavros açtı kapıyı ben hala telefondayım derdimi Kavala daki bir kuzenime İngilizce_Yunanca karışık anlatmaya çalışırken bir söz öbeği dikkatimi çekti. Stavros kapıdaki adama "Marin içeride ben burada yaşıyorum onunla" dedi Türkçesi yeterli değil bu kadar anlatabildi karşısındaki ses de "Anlıyorum selam söyleyin." Dedi. Ses onun sesiydi...

Hemen ayağa fırladım kapıya koştum Cihan elinde bir paket kapımda Stavros'u da sevgilim sandı böyle adamı evimde görünce ne sansın halbuki evlensem nikah tutmaz kan bağlı akrabam adam.
-Cihan hoş geldin girsene.
-Rahatsız etmeyeyim buradaki evimi satıyorum da geçerken de sana bunu bırakayım dedim.
-Nedir bu?
-Küçük bir hediye size iyi eğlenceler.
Stavros a kaçamak bir bakış attı saf Satvrosum da o sırada kolunu omzuma attı. Cihan da onu iyice sevgilim sandı, döndü gitti. Ben öylece kaldım acaba mesajla o benim akrabam desem mi o zaman iyice zavallı görünmem mi? İyi de Stavros sevgilim değil ki gerçi Cihan da değil neyi açıklıyorsam?
Pakette mi? Sevgiliyken ve beraber yaşarken çekilmiş bir fotoğrafımızı puzzle yaptırmış açarken birkaç parçası döküldü o kalabalıkta onu bulmakla uğraştım ama bir türlü bir parçayı yerine oturtamadım tıpkı ilişkimizde olduğu gibi.

Ötekiyiz Hepimiz

   Bu ülkede kadın olmanın zorluğu ortada; ayrılmak istiyorsun öldürülüyorsun, istediğini giyiyorsun diye şiddet görüyorsun. Erkek egemen bi...