Soru ve yorumlar için madammarin@gmail.com
Madam Marin İtiraflar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Madam Marin İtiraflar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Mart 2018 Salı

Gece Bizi İzleyen Yabancı (Bir Sakarya Anısı)


 
Sakarya ile ilgili bir anımı anlatmak istedim size buyurun okuyun bu yağmurlu günde...
90'ların sonlarında ergen bir tavşancık iken, yazları arada teyzemde kalmaya Sakarya'ya giderdim. Tek katlı, bahçeli, güzel bir evdi. Komşulukları severdim Sakarya'da, herkes birbirini tanırdı, şimdinin yabancılaşmış toplumu gibi değil, sanki akraba gibiydi komşular. Yakındaki evler de değil üstelik, yakın sokaklar, hatta mahalleler bile tanırdı birbirini. Benim de oradan bir çocukluk arkadaşım vardı. Küçükken oyunlar oynardık, hatta ilk gördüğüm pipi onunkiydi. Çıkarmış çiş yapıyordu öyle görmüştüm, aklınıza başka şey gelmesin. Hatta özenmiştim neden o ayakta yapabiliyor da ben yapamıyorum diye. Neyse yıllar sonra, artık çocuk olmadığımıza karar verince, sevgili olalım dedik. Bu bana gece vakti bir kız yolladı, ben bahçede gizli gizli konuştum, sonra Teyzeme arkadaşlarla gezicem deyip çıktım. Bu arada Sakarya tutucudur falan ama yazın gece çık dışarı dolaş, başına hiçbir şey gelmez. Şimdi nasıldır bilemem ama o zamnlar öyleydi. Yakınlarda bir park vardı, orada buluşurduk. El ele tutuşur, dolaşır, dondurma yer, sohbet ederdik. Sonra ben dedim ki madem sevgiliyiz neden filmlerdeki gibi şeyler yapmıyoruz. O zamanlar malum Amerikan filmleri daha fazla hakim tvlerde ve inanılmaz özeniyoruz onlara. Hepimiz birer küçük Amerikalıyız o zamanlar. Hadi öpüşelim dedim ben buna, meğer o da dünden meraklıymış başladık öpüşmeye... Sonra diller devreye girdi, sonra eller. Bacak arasına kaymalar falan, artık etrafımızı unutur hale geldik, bir de her şeyi ilk yaşıyoruz, bir merak bir heves. Meğerse o sırada bir seyircimiz varmış. Sevgilimin yanından ayrıldım, eve doğru yürüyorum, saat kaç bilmiyorum ama on bir falandır. Yanımda bisikletle bir adam bitti, ha bu arada o dönemde sakarya'da bisiklet çok kullanılırdı sanırsın Hollanda. Yavaşça yanıma yaklaştı ve fısırdayarak "Evde sevişin, sokakta olmaz." dedi. Baktım, orta yaşlı, bisiklet üzerinde bir adam. O dönem de aklıma hiç kötülük gelmediğinden, önce gülümsedim ama adam peşimi bırakmıyor ve ısrarlı biraz da heyecanlı fısıltısıyla "evde sevişin evde, isterseniz benim eve gelin, yeriniz yok di mi. Sokakta olmaz o iş."

İnanın adamın abarttığı kadar bir durum da yoktu ortada, sadece öpüşüyorduk. Artık bu adamcağız sevişmeyi nasıl bir şey sandıysa ama benim eve gelene kadar ödüm koptu mu koptu. Hiç cevap vermedim, hızlıca eve girdim, camdan baktım, epeyce bekledi evin önünde sonra gitti. Ertesi akşam (akşamları ve genelde gece buluşuyorduk çünkü sevgilim gündüz çalışıyordu) Gece korka korka çıktım, buluştuk, ben hemen olayı anlattım tabii. Aradan bir saat geçmedi amca bizi izlemek üzere bulduğu yere konumlandı. Sevgilim belli etme dedi, anlamasın diye yine öpüştük ve ayrıldık ama bu kez sevgilim uzaktan takip etti. Bu yine bisikletiyle yanıma yanaştı ve bu kez kolumdan tuttu.
"Sana sokakta sevişmeyin demedim mi? Hadi bana gel." tam o sırada da sevgilim, deli kanının da etkisiyle adamın üzerine bildiğiniz uçtu, bu nasıl yerden kalktı, devrilen bisikletini doğrulttu, bindi, gitti görmeniz lazımdı. Sonra ortaya çıkmadı o adam hiç ve ben o yazı baya romantik geçirdim, arada arkama bakmayı da ihmal etmedim tabii izleniyor muyuz diye.

10 Ocak 2018 Çarşamba

Adam Adamı Buluyor Kadın Adamı Bulamıyor (Yeni Yılın İlk Yazısı Güzel Bir Yıl Olsun)

 " Günaydın. Çoktandır yazmıyorsunuz madam. Cübbeliler sizide mi imana getirdi yoksa :)"
mail gelmiş bir okurumdan. Mümkün mü beni birilerinin imana, yola ya da onun gibi dizginleyeceği bir şeye getirmesi? elbette değil. Yoğundum, yeni yıla yoğun ve çişli girdim. Evet saat 24 de ben çiş yapıyordum bildiğiniz yeni yıla klozetin tepesinde girdim, artık koca bir yıl nasıl geçecek bilmiyorum.  Evim misafir doluydu, bir de küçük çocuk vardı. Ben dellenip bunları dışarı atmayayım diye çocuğu epeyce tembihlemişler kafasını tabletinden kaldırmadı neyse. Stavros Noel için Yunanistan'a gitmişti zaten, Minel, aptal nişanlısının geri zekalı ailesiyle kutlama yapmıyoruz ki biz mesajı vermek amacıyla geçirdi akşamı, sonra da on buçuk gibi eve geldi. Taha mıyı tuha mı kapıdan hayırlı akşamlar dedi ben de kafamda kırmızı parlak yılbaşı şapkasıyla iyi seneleeeeer dedim, zaten uyuzdu iyice uyuz oldu bana. Nuri de içerden pis pis sırıtıyor, sevgili yaptı bu arada o, kurstan buldu hem de. Size diyim sevgili okurlarım, kursa git birini bul mantığı kesinlikle doğru, bakın Nuri'ye ikinci hafta buldu adamı. Adam adamı buluyor da kadın adamı bulamıyor oturun buna yanın. Ben onca zamandır kursa giderim birini bulamadım, gerçi çok talep oldu da yamuk yumuk abuk sabuk tipler. Bizimki baya yakışıklı bir tip buldu, bir de romantikler görmeyin. Kek yapmış geçenlerde Nuri'ye, bana kek yaptı diye instagram da paylaşmış Nuri de. Bir heves, bir havalarda uçmadır görmeyin, bende bunun yarısı değil çeyreği yok, hislerim mi uyuştu nedir.

Yeni yıla iş teklifleriyle girdim ama en ısrarlısı, şu senin sevgilin jigolo işte diye atarlandığım teyzeden geldi. Kadın ısrarla beni işe almaya çalışıyor. Nedenini de çok geçmeden anladım, görüntü yönetmeni sevgilisi yeni bir diziye başlamış, senaryo grubunda sıkıntı varmış, yönetmen beni aradı görüşelim dedi. Yönetmenle bu benim ex buddy eküri gibidir, birbirlerinden ayrılmazlar, kadın da beni tekrar görme tehlikesini sezdiğinden beni işe almak için uğraşıp duruyor. Aslında diziye girmek gibi bir niyetim yok, hem para tatminkar değil hem de ben grupla anlaşamam. Sevdiğim tek grup şekli vardır onu da biliyorsunuz zaten. Ben de kadına baya yüksek bir fiyat çektim, yoksa başka bir işe başlamayı düşünüyorum dedim. Bu başladı profesyonel olalım, özel hayat özelde kalır, ben takılmam modernim ayaklarına... Ben de takılmam, bütün gün bana laf sokacak, hatta ofisteki kadın yandaşlarına durumu anlatıp beni dışlatacak ama bir yanımda fena halde savaşçı bir mazoşist olduğundan severim böyle gerginlikleri, dediğim gibi bu ücretten kuruş inmem dedim.

Nuri de olayı biliyor, sen manyak mısın kadın saçını başını yolacak nasıl seviştin sevgilimle diye, deyip duruyor. Sanki benim elim armut toplayacak yolsun da göreyim.  Bu konuşma ayın ikisinde gerçekleşti, dün teyzem aradı "Marin Hanım, şartlarınızı kabul ediyoruz." Ben de tamam dedim, işin aslı, salak ve en fazla iki ay sürecek dandik diziyi yazmaya uğraşacağıma ve jigolo olduğundan şüphem olmayan o gereksizle karşılaşacağıma, sıcak ve konforlu ofiste çalışmak daha işime geldi. Hem şartlarım da ben her gün işe gelmem, haftanın belli günleri gelirim, sabahın köründe gelemem, evden alınıp bırakılmak ve dediğim gibi yüksek ücret vardı. Kadın, sevgilisini kaybetmekten o kadar korkuyor ki deli gibi hepsini kabul etti. Oral bile yapmayan bir adam için bence değmez ama varsın beni hala bir tehdit olarak algılasın umurumda değil. Ne mi yapacağım? Bir dergi bu hem de web siteleri var orada editör olacağım ama kendi sayfam yok, yani yazılanları düzelteceğim. Ben edebiyat okudum da hadi söyleyeyim siz yabancı değilsiniz. Pazartesi başlıyorum, şimdi bazı evrakları hazırlamakla uğraşıyorum ama en önemlisi savaşa hazırlanıyorum. Güzel, alımlı ve güçlü durmalıyım. Halbuki bilse benim okuduğum kitabı bir daha asla okumayacağımı bu kadar zahmete girmezdi, neyse bir işe yarasın bari yatakta pek yaramıyordu jogolo sevgilisi.

28 Temmuz 2017 Cuma

Kadın Telefon Numarası! Aman İyi Sakla

 WhatsUp dan bir mesaj geliyor. "Merhaba uzun süredir kayıtlısınız ama tam hatırlayamadım, kimsiniz?" şeklinde. Bu tür mesajlar bana sıkça geliyor. Neredeyse yirmi kişiyi direk engelledim ama sonuncuyu merak ederek cevapladım, neden ekliymişim ben bu dallamanın telefonunda acaba diye. "Ben Marin, adım yazıyor zaten."
"Hatırladım medikalciydiniz değil mi?"
"On yıl önce bir hastanede staj yapmıştım evet."
Belki on yıldan da fazla oldu. Üniversiteden sonra hem staj yaptım hem de bir süre çalıştım. Sonra oradan ayrılıp bir dergide işe girmiştim.
"Beni hatırladınız mı? Arabayla almıştım sizi, spor bir arabam vardı. Biraz sohbet etmiştik."
Muhtemelen ben bu geri zekalıyı beni bir yere bıraksın diye kullanmışım. O zamanlar bunu çok yapardım çünkü staj yaptığım yerle evim çok uzaktı. Ben de çıkışta dolaşırdım sonra da otobüse binmek zor gelirdi. Netten bunun gibi salakları bulur, eve bıraktırır bir daha da görüşmezdim. Mecburen de telefonumu veriyordum çünkü geldim diye arayacak, yoksa gelmez adam yapacak bir şey yoktu. Benim anlamadığım şu: on küsür yıl bir telefon numarası nasıl olur da kaybolmaz. Benim akıllı telefonumda numaralar gidip duruyor, güya akıllı. Bu heriflerin telefonunda nasıl bir teknoloji var da hiçbir numara kaybolmuyor? Ya da bunlar numaraları bir yerlere, özel defterlerine falan mı kayıt ediyorlar. Kadın numarası aman kaybolmasın diye. Artık engel diye bir şey var arkadaş sen o numarayı gözün gibi saklasan ne olur? Kadın engeller olur biter.
"Hatırlamıyorum." Yazdım.
"Haklısınız  uzun zaman oldu. Hala medicalci misiniz?"
"Değilim."
"Hala ... da mı oturuyorsunuz?" Adam nerede oturduğumu hatırlıyor ben unutmuştum yuh yani.
"Hayır, Cihangir de."
"Ooo çok güzel, ne iş yapıyorsunuz?"
"Metin yazarı diyelim ama aslında blog ünlüsüyüm, anlamazsınız, okumuyorsunuzdur."
"O ne demek?"
"Ben sizi hatırlamıyorum demek.
"Sohbet etmiştik."
"Olabilir, yatsaymışız ne yapacaktınız acaba?"
"Yok bir daha görüşmediniz benimle."
"Tahmin ediyorum."
"Sizi rahatsız ettim galiba, numara dursun mu arada sohbet ederiz."
"İsterseniz dursun tabii de ben günümüz teknolojisinden yararlanıp sizi engelleyeceğim."
Engelledim gitti. Adım gibi eminim numaramı silmeyecek. Artık özel kasası mı var nesi var orada saklayacak, başka bir numara alınca onunla deneyecek şansını, ben yine engelleyeceğim bu kısır döngü böyle sürecek.
Zaman aşımı diye bir şey var beyler, silin görüşmediğiniz numaraları. Bir de on yıl önce sizi beğenmemiş kadın şimdi hiç beğenmez, anca çok zengin ve ünlü olmayı başardıysanız o ayrı ki benim gibi kadınlar ona da aldırış etmez. Numara saklamak nedir ya, silin gitsin!

14 Temmuz 2017 Cuma

İlk Kez Aldattığım İçin Vicdan Yaptım


Günlerdir Sarper’in atarı devam ediyor. Sanki beni adamın üzerinde yakaladı da kapris yapıyor, hiç sevmem kaprisli erkekleri. Uzun zaman önce bir sevgilim vardı, zırt pırt küser kapris yapardı ben de mal gibi onun kaprisiyle uğraşırdım. Aman yanlış anladın, bak bunun açıklaması var diye. O da her defasında kapris yapacak, arıza çıkartacak yeni şeyler bulurdu. Girerdi adımı Google a ben de ne meşhurmuşum arkadaş çıkardı bir şeylerim, zaten herifin algısı problemliydi vay sen buraya neden üyesin erkek mi arıyorsun? Vay neden burada adın çıktı? Gel de açıklama yap, bir de mail şifrelerimi vermiştim buna, vermesem bu sefer de neden vermiyorsun, benden ne saklıyorsun? diye arıza çıkartacak. Mecburen verdim ben de. Beyinsiz malın önde gideni, spam kısmına bakardı, oraya da saçma sapan mailler geliyor ya yok arkadaşlık sitesi falan aman neymiş oralara üyeymişim,  aptal herif benim arkadaşlık sitesine üye olmaya ihtiyacım mı var? Zaten istesem bulurum, senden alasını hem de. Buldum da aldattım da bunu onlar ayrı konular. Hak etti çünkü birini çok bunaltır, çok üzerine gidersen olacağı budur. Ya aldatır ya kaçar ben her ikisini de yaptım. Surat asmaları, kaprisleri, laf sokmaları hatta hakaretleri döndü kendi kıçına girdi. Benden beklemediği kadar büyük bir kazık attım çünkü iki yıl boyunca burnumdan getirdi hayatı. O zaman çok sabırlıymışım katlanmışım ama şimdi bende sabrın s si kalmadı tüm harflerini tükettim. O yüzden böyle olmadık olaylara kapris yapanlara cidden katlanamıyorum. Surat asmalar, küsmeler, imalar, kısaca trip atmalar; kadına tamam da erkeğe hiç yakışmıyor. Bu Sarper de iki gündür bana küs. Denize gidelim diyorum canım istemiyor diyor, e gezelim o zaman yok odada kalıcam. Odadaysak madem sevişelim o da yok. Eeeh yeter dedim ben çıkıyorum alış veriş yapıcam.

Çıktım sabahtan, gezdim, denize girdim, alış veriş yaptım. Buna akşam uğradım geliyor musun yemek yiyelim, yok peki. Ben de aradım Yorgo’yu, hadi dedim beni yemeğe götür. Atladı hemen, güzel bir Yunan meyhanesine gittik, çok sevmem ama balık yedik. Ardından da hoş bir müzik dinletisi zaten bayılırım Yunan müziklerine. Bir de hoş bir sohbet, adamda ego yok ki ego kelimesi Yunancadır ama onda yok. Kapris yok, güler yüzlü, oh mis. Benimki bütün gün otel odasında somurttu, hatta bugünle birlikte üç gündür somurtuyor, madem ona somurtmak için gerçek bir neden vereyim. Benim kim olduğumu bilmiyor tabii, eskiden takıldığım biri için  bana kapris yapıyor. Sen benim hayatımda mıydın o zaman da onun için kapris yapıyorsun? Bak şimdi sana kapris yapacak bir neden vereceğim, al bunu istediğin yerine monte et, öyle yap kaprisini.


Geceye Yorgo’nun evinde devam ettim.  Çok şirin, sıcak iki odalı bir evdi.  Evlenmemiş, sevgilisi de yokmuş ve evet pipisi hala yamuk ama verdiği zevk daha artmış sanki ya da ben hırsla birleşince çok daha fazla zevk aldım. Kaslı vücuduyla İtalyan erkekleri halt etmiş asıl kendine iyi bakan bizim bu komşunun erkekleri zaten başbakanları Çipras’dan da belli değil mi? Sabah da romantik bir kahvaltı yaptık, öpüşmeli koklaşmalı. Benden bir beklentisi yok tabii sonuçta ben İstanbul’a döneceğim, o burada kalacak. Biraz daha kal diyor, dönmem gerek ama görüşürüz yine diyorum. Denk gelirsek neden olmasın ama yamuk pipisinin etkisiyle sağ bacağım yürürken hafif kasılıyor ben de belli belirsiz topallıyorum. Bu adamla uzun süreli ilişki zor arada tadımlık iyi bu. Sarper’le nasılsa ayrıldık diye baktığımdan olaya, atarlı cümlelerimi hazırlayıp otele dönüyorum. “Hayrola biz evlendik de benim mi haberim yok? İki günlük halinle bana neyin hesabını soruyorsun? Ben gelemem öyle kaprise falan, bak sana kapris yapacak bir neden vereyim, o gördüğün Yorgo var ya dün gece onu yedim.”

Odaya bunları ezber etmiş halde giriyorum. Balkonda sigara içiyor, beni görünce içeri geliyor. Kavga zamanı geldi diyorum içimden.
“Merak ettim seni.” Diyor, ilginçtir sesi çok yumuşak.
“Pek keyifli değilsin son günlerde ben de tatildeyim, biraz eğlenmek istedim.” Benim sesim de tavrım da buz.
“Haklısın özür dilerim, kötü bir haber aldım ve senin de canını sıkmak istemedim ama tavrıma yansıdı.”
“Ne haberi aldın?”
“Kardeşim kansermiş.”
Kulaklarım uğuldamaya başlıyor. Ben adama günlerdir kapris yapıyor diye kızdım bir de üstüne boynuzladım meğer onun derdi başkaymış. Kardeşi de varmış hiç haberim yoktu.
“Çok üzüldüm, geçmiş olsun.”
“Sana söylemem gerekirdi, tatilini rezil ettim.”
“Yok canım sıkılmaya başladım zaten, dönelim artık.”
“Teşekkürler çok anlayışlısın Marin.”
Ne demezsin dün gece de anlayışımın doruğuna çıktım hem de üç kez. Sarılıyoruz, nasıl üzüldüm anlatamam tüm günü sarmaş dolaş geçiriyoruz ve ben Yorga’dan gelen aramaları sürekli reddediyorum. Bir de vicdan azabım eksikti tam oldu, baharat kokusunu içime çekip, vicdanımın sesini susturmaya çalışıyorum.

29 Haziran 2017 Perşembe

Klima Yoksa Sevişmem!

 Yaz geldi hava ısındı aman ne güzel, terliyoruz, bunalıyoruz, of esmiyor diye şikayet ediyoruz, klimalı alanlara kaçıyoruz. Bu havada libidosu hala tavanda olanlara bir tavsiyem olacak; sakın klimasız ortamda sevişmeyin. Benim bu havalarda tek bir şartım var; klima yoksa sevişmem arkadaş!
İğrenç, terlemek, seviştiğin kişinin terlemesi, ıyy vıcık vıcık. Ben ki her tür vücut sıvısından iğrenirim, tüm hevesi kaçıracak bir durumdur bu. Karşındakini ne kadar istiyor olursan ol, terleye terleye o iş olmaz. Dinleyin beni yahu olmaz. Evinde klima yoksa al kadını otele git ama "nolucak canım camı açarız, yok vantilatör var yeter gibi bir mantık kurma, pişman olursun."

Bir kere görüştüğüm yakışıklı bir çocuk vardı. Tutturdu yine görüşelim diye ben bunu istemedim çünkü yalamayı bilmiyordu. Dış dudakları yalıyordu sadece. Daha ne göreceğim acaba, kendince yalamama durumuna bir çözüm bulmuş al işte yalıyorum neyine yetmiyor diyor. Zaten bu yüzden bir kuruldum buna geçen yaz tutturdu gel de gel diye. Ben de yalamama durumundan hoşlanmadığımı söyledim. Tamam söz yalayacağım dedi. Peki dedim evde klima var mı? Yok. O zaman hadi canım güle güle. Bir şey olmaz gel diyor hala, şunu açarız bunu açarız. Terleyeceğiz geri zekalı, zaten çok bayıldığım, kalbimi ağzıma getiren biri değilsin. Öyle olsan sıcak mıcak takmam da niye kendime eziyet edeyim senin için. Gitmedim, bir daha da görüşmedim, gerek yok.

Yine birkaç yıl önce görüşmeye başladığım bir adam vardı. Hoşlanıyordum da, İstiklalde gezdik falan sonra bunun iş yerine geldik. İş yeri iki katlı bir yer, üst katta yatak odası var ve üst kat, çatı katı, aylardan Temmuz! Pek niyetim yoktu olayı sevişmeye taşımaya ama çok da istiyordum bir yandan ilk buluşma sayılır, ilk buluşmada sevişmek sakıncalıdır ama bu benim dizimden öpünce ben tahrik oldum, olay ilerledi. Alt kat hadi tamamdı, ön sevişme harikaydı, bu beni üst kata çıkarttı. O da ne, üst kat yanıyor! Tamam adam iyi ama terliyoruz, bunalıyoruz, fenalık geldi ben bunu durdurdum, aşağıya geri indik pek bir şey olmadı tabii haliyle. Madem yaşadığın yer bu kadar sıcak oluyor ve orada sevişmek konusunda ısrarcısın klima alacaksın! ya da sonbahar gelene kadar libidonu rafa kaldıracak, sevişmeyeceksin, başka yolu yok.

13 Haziran 2017 Salı

Artık Tek İtirafçı Benim

 Yıllar yıllar önceydi, tesdüfen bulmuştum o siteyi. Hemen bir nick name alıp yazmaya başladım. O zamanlar salak bir iş yerinde, buz gibi bir çocukla çıkıyordum. Yazdım, yazdım ama itiraflarım yayınlanmadı. Ben de sinir oldum baktım diğerlerinin itiraflarına ve gördüm ki g-stringten bahsedenlerinki hemen yayınlanıyor. Hiç de sevmem, oldum olası nefret ettim g-stringten ama ilk itirafım " G string giydiğim günlerde kendimi sevişmek zorunda hissediyorum." Hemen yayınlandı ve mesajlar almaya başladım. Ondan sonra bağımlılık oldu bende itiraf.com. Hissettiklerimi, yaşadıklarımı, hayall kırıklıklarımı, komik durumları, kısa ama öz şekilde yazdım ve tam da orada Madam Marin oldum. Sinemada klitorisimin yerini bulan adamdan bahsettiğim itirafım olay oldu. Oysa bana çok ilginç geldiği için yazmıştım çünkü o güne kadar ben bile bilmiyordum tam olarak yerini.

Bana gelen mesajlardan çok sağlam dostluklar kurdum, hala birkaçıyla görüşürüm. Bazılarıyla da flört ettim ama pek iyi olmadı. Hatta orada tanıştığım  biri için kalkıp İzmir'e gitmiştim. Gidesim vardı o bahaneydi. Adam Osman Yağmurdereli'nin genç hali gibi görünüyordu; apar topar yanından  uzaklaşmıştım. Daha çok kişiyle tanıştım, sabah kahvaltılarımı itiraf.com eşliğinde yaptım. Komik, ilginç, ben de benzerini yaşadım ya da hımm bunu yazan kimmiş diyeceğim türden itiraflar vardı.

Daha sonra da orada bana asılan ve rahatsız edenlerden faydalanıp cep telefonu faturamı ödetmeye başladım, tabii asla buluşmuyordum. Dalga geçiyor, eğleniyordum. Evet cidden eğlendiriyordu beni itiaf.com çünkü kaliteli ve ilginçti. İçindeki insanlar ve yayınlanan itiraflar da öyle. Dediğim gibi Madam Marin itiraf.com da ortaya çıktı. Hayatımı, yaşadıklarımı merak eden, bana yorum yapan, akıl veren, dertlerimi paylaşan bir kitle oluştu. Belki de şimdiki okur kitlemin temelleri orada atıldı. Geçenlerde aklıma geldi ve girdim itiraf.com a bir baktım ki kapanmış. Zaten ben yazmayı bıraktıktan sonra eski eğlenceli hali de kalmamıştı. Sanırım el değiştirdi, editörleri de her gelen itirafı yayınlar oldu. Aaaa itirafım yayınlanmış demek bir ayrıcalıktı benim  zamanımda, herkesinki yayınlanmazdı. Yine de kapanmasına üzüldüm çünkü büyük anılar ve sağlam bir geçmiş barındırıyordu itiraf.com. Buradan itiraf.com dan tanıştığım, yazıştığım herkese selam olsun, ben hala yazmaya devam ediyorum ve artık tek itirafçı benim, takipte kalın.

7 Haziran 2017 Çarşamba

Lick Buddy İle Evlenilir Mi?

 Bugün lick buddyimden evlenme teklifi aldım. Adamla on yılı aşkın süredir görüşüyoruz. Bu sürede birbirimizi hiç üzmedik, kırmadık, kızdırmadık tabii bunun nedeninin başında birbirimizden bir beklentimizin olmaması geliyor. Yoksa araya kıskançlık ve güven krizleri girseydi ikimiz de birbirimizi yerdik. Bugün artık ne olduysa tutturdu beni ne zaman alacaksın? evlen benimle diye. Bıkarız ederiz falan dedim ama on yıldır bıktık mı dedi, bak seni her gün yalarım, seyahatlere çıkarız dedi. Tamam güzel de bunun aşkının bu kadar kabarmasının bir nedeni olmalı ayrıca Marin ne duruyorsun evlensene diyenleriniz için belirteyim adam zaten evli. Mutlu değil, ayrılık aşamasında ama evli. Çocuk yapsın diye aile baskısı sonucu, kız kardeşinin bir arkadaşıyla evlendirildi. Çocukları da olmadı mutlu bir evlilikleri de. Benim hayatımda şu an biri var, nereye kadar gider bilmiyorum ama Deniz'le yani lickbuddyimle evlenmeyi düşünmüyorum. Nedenlerine gelince:
Evet seks güzel, aslında seksin oral kısmı güzel diğer kısmı tamamlamaya giriyor ama idare eder.
Evet birbirimizi üzmedik ama ciddi bir ilişkimiz olursa o bana, ben ona güvenemem. Birbirmizi boğmaya başlarız.
Böyle sorumluluk olmadan, beklentisiz, arada kaçamak şeklinde görüşmek daha güzel. Sürekli yanımda olursa sıkılırım.
Her dakika seks olmaz çünkü evlilik seksi azaltır hatta bazen yok eder, ya öyle olursa on yıllık emek hooop çöpe. Neymiş evlenmişiz.
Hayatında stabil kalan tek kadın ben olduğumdan bana tutunmaya çalışıyor ama bu buhransal bir durum olabilir. Aynı hevesle hadi evlenelim desem sonuçlarını kestiremiyorum.
Hayat neler getirir belli olmaz tabii bakarsınız bir gün evleniriz de. Şimdilik böyle bir şey düşünmüyorum ama tatile çıkabiliriz. On yıldır hayatımda, kimler geldi kimler geçti, ne kadar üzüldüm, yerlerde süründüm, onunla teselli buldum; iyi ki var sevgili sevgilim olmayan lick buddy im.

12 Mayıs 2017 Cuma

Hamile Kalamayanlara Hiçbir Yerde Duyamayacakları Kesin Çözüm

 Çocuğu olmayan bir arkadaşım vardı. Her yolu denediler, önce aşılama sonra tüp bebek... Bir kez de değil defalarca. Hem psikolojik olarak hem de maddi olarak sarsıldılar. Bakıldığında iksinde de bir sorun yoktu; arkadaşımın yumurtaları iyi sağlam, eşinin de spermleri yeterli ve hızlıydı ama bir türlü çocukları olmuyordu. Danışmadıkları doktor, danışman, psikolog hatta enerji uzmanı kalmadı ama çocukları olmadı...

Bir gün geldi Cihangire, gittik meşhur çay bahçesine sohbet ediyoruz. "Marin biz boşanacağız galiba, bu çocuk meselesi çok büyük sorun açtı ilişkimizde, sevişmelerimiz de hep görev icra eder gibi."
Diye dert yandı. Başkası olsa ah vah üzülme kısmet der yollarım ama kız orta okuldan beri arkadaşım. Birlikte okulu az kırıp oğlanlarla buluşmaya İstiklal'e kaçmadık.
"Görev gibi yapılan seksten ne zevk alacaksın ki bir de hamile kalasın." Dedim
"Artık hep böyle yapıyoruz."
"Olmaz isteksiz seksten çocuk da olmaz orgazm da. Zaten heyecan yoksa hormonların çalışmaz, hormonsuz da ne çocuk olur ne keyif. Ben doktor değilim bilmem ama suni yöntemlere zaten karşıyım. Orada iyice geriliyorsundur tutacağı varsa da tutmuyordur."
"Öyle geriliyorum da ne yapayım?"
"Başkalarıyla seviş."
Bunu duyunca şaşırdı ama güldü de.
"Delisin Marin."
"Evet deliyim ama ciddiyim de. Git seviş birileriyle şu ölen hormonların canlansın, biraz heyecan yaşa sonra git kocanla seviş, bence işe yarar. Yalnız kaçamak yapacağın kişiyle olurken mutlaka korun."
O gün bana güldü, keyfi yerine geldi ama aklına da yatmış olacak ki aradan abartmıyorum iki ay geçmeden beni arayıp iyi haberi verdi; hamileydi... Telefonda heyecanlı heyecanlı anlattı.
"Senin sayende hamile kaldım, seni dinlemesem hala kalamazdım. Aynı gün öğlen biriyle akşam başkasıyla seviştim. Ertesi gün de eşimle korunmadan birlikte olduk ve o birliktelikten hamile kaldım."
"Ben sana demedim mi, heyecan ve canlanan hormonlar spermleri yumurtana kilitledi."
"Senden profesör olması lazım harikasın."
"Yok canım ben sadece mantık yürüttüm, hadi hayırlı olsun canım."
Kocası da çok mutluymuş karısı hamile kaldı diye. Evet yöntem biraz tek eşlilik karşıtı olabilir ama sevişme istekli ve şehvetliyse sonuç alınır. Her işte de bu böyle değil mi zaten? istemeden, öylesine yapılan hangi işten verim alınmış ki seksten alınsın.

Bu yöntemi hiçbir tv programında duyamaz, asla bir doktordan tavsiye olarak alamazsınız ama işte Madam Marin sizler için yazıyor. Çocuk olamama sorunu yaşıyorsanız, cinsel hayatınızı renklendirin, heyecan katın, ille başkalarıyla kaçamak yapmak zorunda değilsiniz ama başka çare yoksa bunu da deneyin göreceksiniz çocuk gelecek, en azından eğlenmiş olacaksınız bu da bir şey.

26 Kasım 2016 Cumartesi

Dile Prezervatif Takılır Mı?


Aids konulu bir seminere katıldım konuşmacı olarak değil canım bir gazeteci arkadaşım davet etti ben de davete icabet etmemek olmaz deyip gittim. Çıkışta da onlarca prezervatifim oldu sanki bu kadar seks yapıyorum da koyacak yer bulamadım evimin masasında eskiden içinde çakıl taşları yuvarlak taşlar olan bir cam kavanoz vardı hala var ama içindekiler evdeki kediler tarafından birer ikişer çıkarılıp kaybedildiğinden kavanozun içi boştu ben de prezervatifleri içine attım lazım oldukça oradan alırım hatta semtimde acil ihtiyacı olanlara da camdan atarım diye düşündüm.

Bunlara bakınca eskiden çok kısa süreli çıktığım manken dansçı oyuncu biri vardı siz onu tanırsınız o yüzden detay veremiyorum bir şey desem hemen anlarsınız kim olduğunu gerek yok. Neyse bununla buluştuk konu sekse geldi buna doktoru demiş ki sakın oral seks yapma hastalık bulaşır tahmin edin doktoru kadın mı erkek mi? Tabii ki kadın. Ben de baştan kurallarımı sayarım o zamanlar daha da tersim pat pat konuşuyorum ne yani ben sana yapıcam da sen bana yapmayacak mısın olmaz öyle şey dedim. Tamam sen de yapma dedi sok çıkart bitsin ne yavan bir ilişki çeşidi hiç sevmem bir de bu ben ünlüyüm havalarında ben daha o zamanlar sadece itiraf com da Madam Marin im olmaz dedim oral sekssiz sevişmem o zaman dilime prezervatif takar öyle yaparım dedi peh peh o boyda bu zeka doğrusu taktire şayan adama test yapsak ne mikroplar çıkar ben sanki hastalık taşıyıcısıyım muamelesi görüyorum. Beraber olmadım tabii beni evime bıraktı ben de onu bıraktım bir daha aramadım sormadım telefonlarına çıkmadım. Dile prezervatif mi takılır ya? sahi ne yapacağım ben bu kadar prezervatifi? Yolunuz cihangir tarafına düşerse seslenin atarım camdan birkaç tane, korunmak önemli özellikle tek gecelik çarpışmalarda hadi iyi haftasonları...

21 Ekim 2016 Cuma

İş Görüşmesinde Mırıl Mırıl Ahlaksız Teklif

 Bir iş görüşmesine çağırıldım yağmur var ama gideceğim yer yakın bir saate gelirim dedim atladım taksiye uzun uzun binaların olduğu bir yerde indim. Girdim birine bu arada şıkıdım ve makyajlıyım tabii ama abartmadan. On dördüncü katta görüşme yapacağım yer söylene söylene asansöre bindim asansör fobim var. Neyse aksatmadan sallanmadan durmadan ineceğim kata geldim. Böyle çok katlı bir binada nasıl olduysa minnacık iki odalı bir şirkete denk geldim. Metin reklam yazarı olarak görüşecekler benimle içeriye aldılar. Kapı açıldı üzerime üç tane yavru köpek üşüştü dedim herhalde ben veterinere falan geldim meğerse iş veren hanım hayvansevermiş aynı zamanda bunları da yeni almış evde bırakamıyormuş. Ben de sevdim tatlılardı. Sonra sohbete başladık ama bir türlü iş hakkında konuşmuyoruz işte hayvan bakımı vs konumuz aradan yirmi dakika geçti bana fenalık geldi kadının da kocası geldi. Tokalaştık adam geçti karşıma oturdu kadın köpeklere ilgilenmeye başladı. Deneyimlerim konuşuldu ben sosyal medya takip edemem sadece metin yazarım dedim adam tamam dedi ama arada da mırıl mırıl birşeyler söylüyor. Herhalde diyorum kafası yoğun yapılacak işleri kendi kendine hatıratıyor ama nasıl bir mırıltı. " Hııı? Buyrun? Pardon?" diyorum geri çekilip işle ilgili birşey soruyor ya da şirketlerini anlatıyor. Çalışma şartları nedir freelance çalışabilir miyim diyorum olur diyor sonra yine bir mırıltı ben de artık ne? demeye başladım ama  tatmin edici bir cevap alamadım. Herhalde dedim kadın hayvanlarla adam da bu kadınla kafayı kırmış ikisinde de bir kayış atıklığı hakim. Bendeki bu şansla zaten Christian Grey le iş görüşmesi yapıp zevk odasına davet edilecek halim yok ya da taş gibi bir karı koca çıksaydı da beni aralarına alıp yalasalardı neyse zaten kafama vurmuş seks orucu bu adam da karşımda mırıl mırıl dayanamadım sandalyemi yanına doğru sürdüm baya yanaştım adama eğildim kafamı uzattım ne diyor bu herif mırıl mıırl merak ettim.

"Çok hoşsunuz başka yerde buluşsaydık daha iyi olurdu ben bugün çok kötüyüm sabah bir toplantıdan çıktım trafikte de çok gerildim saç sakal karıştı ama normalde böyle değilim..." Ama noktasız konuşuyor ve sanki kendi kendine söyleniyor gibi meğerse garibim karı duymadan bana iş atıyormuş. Dedim ya karı da koca da kayışı uzun zaman önce atmış kaybetmiş ikisi de ayrı kırık karıya baktım almış köpeğin birini kendi fotoğrafını çekiyor bu adam da bana köpek yavrusu gibi bakıyor birşeye benzese içim gam yemeyecek. Hiç duymamışım gibi eski noktama döndüm başka birşey yoksa ben kalkayım dedim ki içeri nihayet hoş bir adam girdi. Uzun süredir hoş birini görmediğimden kalkışımı geciktirdim. Onunla genel ve anlamlı bir sohbete daldık ne dediği de anlaşılıyordu. Mırıldayan adamla o dakikadan sonra hiç konuşmadım bu adamla detaylı konuştum beni herzaman arayabilirsiniz dedim adı Yıldırla başlıyordu unuttum ama illa ki arar. Mırıltı adam ve köpek kadınla tokalaşıp çıktım adam tokalaşırken de mırıldadı ben de kaşlarımı kaldırıp genç Hülya Avşar misali bir hareketle hayır dedim o da anladı. İş için ararlar mı bilmem Yıldır la başlayan adam arasın kırık karı koca aramasın zaten.

7 Ekim 2016 Cuma

Lise Tahtasındaki Şiirler Kime?

 Liseye gidiyordum o zamanar daha da minnacık bir şeyim sevgilim bile yok okuldan eve evden okula bir hayatım var. Ev Taksimde okul Fındıklı da, okula bir hademe atandı hapisten yeni çıkmış bizim ayyaş müdürün arkadaşı artık bu profilden okulun genel halini varın siz düşünün. Adam sessiz işinde gücünde kimseyle konuşmuyor falan ben de öyleyim o zamanlar, derdim iyi bir üniversite kazanmak ünlü olmak oyuncu yazar artık ne denk gelirse ama içine kapanık sessiz bir kızım. Her sabah bizim sınıfın tahtasında şiirler belirmeye başladı güzel bir yazı ama imla hataları, büyük küçük harf uyumsuzlukları, noktalama hataları gırla. Şiirlerde aşka dem vuruluyordu karşılıksız aşka... İçimden bir ses kızım Marin dedi bu şiirler sana. Ben de olamaz dedim mümkün değil ama biliyordum nerede dengesiz, yanlış, sorunlu, arıza adam varsa bana tav olur. O halimle bile bana olur ben bu adamla göz göze bile gelmedim bırakın konuşmayı ertesi gün senin yeşil gözlerinle başlayan bir şiir süslemiş tahtamızı eyvah!!! Sınıfta toplasan üç renkli gözlü kız var birininki mavi dğer ikimizle başladılar dalga geçmeye. Ben yok canım bana değil x'e dir bu şiirler dedim o da zaten tombiş kompleksli biriydi durumu üzerine aldı sevindi en azından sınıfın dalga konusu olmaktan kurtuldum ama evet tabii ki banaydı. Şiirleri kimin yazdığı da aşikar okul dağıldıktan sonra temizliğe gelen hademelerden biri yani hapisten yeni çıkmış sessiz sapık. Tipi de korkunçtu hala hatırlarım. Rüzgarlı bir kış akşamı okuldan dönerken artık bir arkadaşıma mı uğramıştım yoksa orada ingilizce kursum vardı önce oraya mı uğradım tam hatırlamıyorum okul dağılalı iki saat kadar olmuş yolda öğrenci yok bu pat diye karşıma çıktı "bir dakika" dedi. "Ne var?" dedim. "Konuşmalıyız" dedi. "Ne konuşacağız?" Dedim ama bu sırada titriyorum.
"Ben seni seviyorum sana şiirler yazıyorum beni görmüyorsun, sen benimsin..." Vırt zırt işte o mantıktaki adamın cıkartacağı lakırtılar. Nasıl olduysa o minnacık sessiz halimin zıttı şekilde yolda bir bağırmaya başladım ben buna "sen kimsin de beni seviyorsun seni şikayet ederim polise giderim seni istemiyorum defol başımdan!" Bu birşey demeden gitti ama tuhaf bir şekilde de sırıttı eve kadar koşarak bir yandan da titreyerek gittim. Ertesi gün kimseye birşey anlatmadım okul bitene kadar alay konusu olacaktım çünkü, tahtada şiir yoktu. Şiirleri fark eden öğretmenlerden biri müdüre şikayet etmiş müdür de yol vermiş buna kısaca o ciyaklamam mı yoksa müdürün ayarı mı bilinmez adam toz duman oldu.
İşte taa o zamandan beri bilirim bunun güzellikle tiple boyla posla ilgisi yok tamamen aura meselesi ama benimki nasıl bir auraysa  en olmadık adamları kendine çekiyor. İlle de birini çekiyor bu yüzden ne biriyle düzgün iş yapabiliyorum ne adam gibi arkadaş olabiliyorum bir kere de akli dengesi normal birini çekse şu auram ne kadar mutlu olurum ama yok bu da benim sınavım.

30 Eylül 2016 Cuma

Enayi Cell

 Yine yillar yillar onceydi o zamanlar itiraf.com a sarmis durumdaydim itiraflarim yayinlanip da yorum aldikca cok mutlu oluyordum. Biryandan da karmasik ozel hayatimla ugrasiyorum kafa dagitmak icin yeni tanistiklarimla konusuyorum. Is yerimde buz gibi memenetsiz bir cocukla cikiyorum dort yildir ama cocuk bir buzluk adina da buzluk diyelim. Uzak bir sehirden bir adamla tanistim onunla bari keyfim yerine geldi mesajlasiyoruz arada Istanbula geliyor gorusuyoruz falan ama telefon faturam cok kabarik geliyor. Universite yeni bitmis universite hastanesinde ise girmisim maasim az. Turkcell kullaniyorum o zaman paket falan da yokmus demek faturalardan yildim. Birgun bana itiraf com da yorum yapip bulusmak icin israr eden cocuga cok yogunum cikamiyorum faturami oder misin? dedim. Numarani ver dedi. Kontrol ettim cidden odemis nasil sevindim sonra ne zaman bulusuyoruz demeye basladi tabii ben bugun yarin soyle boyle atlattim efendi cocukmus arayip rahatsiz da etmedi sustu bir sure sonra.
Ertesi ay yine fatura geldi bu seferki bir oncekinden de kabarik dur bir daha deneyeyim dedim yine bana yazan birine yazdim yine itiraf dan ama artik selam nasilsin diyene faturami odeyemedim sen oder misin diyorum onlar da once ne faturasi diyor haliyle sonra ogrenci misin yalniz mi yasiyorsun? Mecburen numarani veriyorsun ki gidip subeye odesin adamlar da ariyor haliyle mecburen konusuyorum tatli neseli sesimle odedikten sonra mesgulum simdi gorusuruz tak! Bunlar beni ariyor hani bulusacaktik diye israr ediyor mesaj atiyor o zaman kapakli bir motorolam var engel falan yok tabii arayanla muhattab olmak zorundasin. Adamin biri aradi iste hani bulusacaktik dedi yanlis numara dedim dun benimle sen konustun nasil yanlis numara dersin dedi simdi de yanlis numara diyorum ne yapacaksin dedim. Cok israr eden bir adama randevu verdim tabii ki gitmedim artik iyice yuzsuzlestim ve bunu aliskanlik yaptim istisnasiz da odeyecek birini buluyordum. Adamin biri benim numarami baskasina vermis onlar dadandi bir ara faturani odedim ne zaman bulusuyoruz diye her aradiklarinda baska sehirdeyim dedim tamam oraya gelelim diyorlar bir saate baska yere gidiyorum diyorum biri ariyor ablamin telefonu bu bana verdi kendisi evden kacti nerede bilmiyoruz falan artik ne sacma sapan bahaneler atiyorum. Neredeyse yedi sekiz ay belki daha fazla boyle odettim faturami o zamanlar reklamlarda bilmem ne cell diye kampanyalari vardi Turkcellin ben de kendimce buldugum bu kampanyaya enayi cell derdim. Biliyorum kotuyum.
Not: Bugun Ingilizce klavyede yaziyorum noktalama isaretlerimin kusuruna bakmayin.

28 Eylül 2016 Çarşamba

Vajinanı Beğeniyor Musun? Fotoğraf Çek Gönder

 Yıllar önce tanıştığım sadece net ortamında yazıştığım hiç bir araya gelmediğim bir adam vardı. Amerika ya vajina fotoğrafı satardı bir tür hobi bununla bozmuş kafayı. Birilerini ekliyor ve sormaya başlıyor seninkini beğeniyor musun açıp bakar mısın dokunur musun ne hissettin? Gibi gibi bana da sormuştu ben de ne bileyim iyidir herhalde demiştim. Tutturdu fotoğraf gönder diye yirmi üç yaşında falanım salak da bir işte çalışıyorum sıkılıyorum çektim gönderdim buna bayıldı neymiş yanındaki vajina modelleri de çok beğenmiş de falan filan. Bu beni çok düşürmeye çalıştı işte Amerikaya modellik yap gel kız kıza poz ver, biri var sana bayıldı onunla tatile çık çok para verecek... ben bu ne dediyse hayır dedim ha bir de ille gel yatalım diyor ilgimi zerre kadar çekmeyen kafayı amlarla bozmuş tuhaf bir tip. Vividle falan çalışsa hadi gidip modellik yapayım da aklı çükünde ille de atlar yani profesyonel bir çalışma mantığı da yok.
Neyse ben o işten ayrıldım maillerim değişti bu benimle irtibatı kaybetti şimdi nereden bulduysa yazdı tekrar tanıdın mı hatırladın mı faslından sonra konu yine geldi vajina muhabbetine. Aradan kaç yıl geçmiş adam hala aynı cümleleri kuruyor. Seninki çok güzeldi fotoğraf var mı? çeksene. Seninkini beğeniyor musun aç bak kamera varsa göster gel çekeyim bir doktor seni çok istemişti hala ister görüşür müsün?
-Yahu sen bu işlerden para kazanıyor musun?
-Hayır ben arkadaşlarımın mutluluğunu isterim.
-Doktor mu senin arkadaşın?
-Evet.
-Benden ne istiyorsun?
- İlişkiye girmek vajina fotoğrafını çekmek.
-Yıllar önce ben seni istememişim şimdi de istemiyorum.
-İstersin herşey mood zamanı.
-İstemiyorum görüşmem de.
-Neden böyle ön yargılısın dün de aynıydın şimdi de aynısın.
-Nasıl?
-Dün de vajinanı beğeniyor musun hiç düşünmedin bugün de düşünmüyorsun dün de fotoğraf çektirmeye gelmedin bugün de gelmiyorsun hep aynı.
-Ne olacaktı acaba sen yıllar önce de am fotoğrafı çekip hep ne kopartabilirim onu kovalıyordun yine aynısın yatsam mı satsam mı? Sana kanan kızların akıllarını sik bence daha çok zevk alırsın.
Engelledim bazı insanlar hep aynı yerde kalmaya mahkum...

Nedir Bu Oral Seks?

 Böyle güneşli ama hafif serin havalar bana hep orta okul günlerimi hatırlatır. Fındıklıdaydı okulum ev taksimde bir de kafa dengi bir arkadaşım vardı Jüli, biz bununla okuldan kaçar istiklale giderdik. Başka okullardan bir de kendi okulumuzdan sevgililerimiz vardı. Benimkinin adı Bülent'ti. Kalın dudaklı kıvırcık saçlı bir çocuk arabayla dolaştırırdı bizi birşey de yapmazdık en fazla öpüşme o da ben zaten pek beceremiyorum da bilmiyorum da çocuk da ben küçüğüm diye pek benimle ileri gitmezdi masumiyetimi seviyordu o zamanlar yaş daha on üç ne yapsın benimle ama o yaşta bile tek eşli değildim.
Bir de benden bir yaş büyük bir sevgilim vardı aynı okulda başka sınıftaydım o körkütük aşıktı bana. Karda yağmurda çıkar bana istiklalde satılan takılardan alır gelirdi. Erkan'dı adı onunla hele hiçbir şey yapmazdık o daha da toy ben zaten hiçbirşey bilmiyorum. Aramızda en bilgilimiz Jüli, birgün bu Erkan nereden duyduysa sana oral seks yapmak istiyorum dedi. Ben de bilmiyorum nedir bu o zamanlar internet de bu kadar yaygın değil bir dergi vardı aldım orada da detaylı yazmıyor ne olduğu. Kıdemlimiz Jüli ye sordum nedir bu oral seks? O da bilmiş bir edayla açıkladı "erkek şeyini sürtüyor ama girmiyor." Bu bilgi hiç ilgimi çekmedi ben de buna istemem oral seks falan dedim. O hala beni ikna etmeye çalışıyor hadi ama herkes yapıyor biz de yapalım diye. Biz bununla çıkıyoruz  da garibimin daha yanağımdan öpmüşlüğü elimden tutmuşluğu yok anca çıkışlarda evime bırakıyor teneffüslerde yanıma geliyor falan işte. Bu yine birgün çok ısrar etti derse girmedik üst kat merdivenlerinde boşluk bir yerde "tamam hadi yap" dedim sanıyorum ki sürtecek gidecek. Belimden tuttu kandine çekti dudaklarını dudaklarıma değdirdi. Ben ondan daha deneyimliyim onda durum sıfır düşünün halimizi dilini uzattı çekti yani aslında  acemi bir fransız öpücüğü yaptık. Bana olduğu gibi ona da oral seksin ne olduğu yanlış öğretilmişti. Bu bir sevinçli oral seks yaptık diye sevine sevine gitti ben de içimden bu muymuş oral seks dedim. Şimdiki gibi bilgili olsam ben ona detaylı öğretip uygulatmaz mıydım çocukluk işte.

26 Eylül 2016 Pazartesi

Ne Tacizler Atlattı Bu Madam

 Yıl 2000 in ortaları bir yerler. O zamanlar daha çömezim ama aptal da değilim hani yavaştan bu işlere girmişim şimdi işemeye tenezzül etmeyeceğim Facebook u bir halt sanıp bütün iş görüşmelerimi oradan yapıyorum. Herkes yazmış hakkında kısmına yönetmen, yapımcı bilmem ne gerçekte garibanın eziğin teki. Oradan ne dandik ne tuhaf tiplerle tanışıp görüştüm iş yapacağım diye yazsam roman olur. Hepsi de karı düşürmek derdinde aklı donunda tipsiz mallar ordusu. Görüşüyorum ama tedbirliyim yanıma baya enine boyuna bir bayan arkadaşımı alıp gidiyorum o varken ne sulanma ne yeltenme ama o olmasa off ki ne of.

Bunlardan biri fotoğrafçıydı ilk dizisini çekecekti öyle denemelik birşeyler yazdım abuk sabuk çektik neyse. Fotoğraf lazım oldu bana profesyonel anlamda, bu ben çekerim gel dedi gittim stüdyosuna. Hem stüdyo hem ev küçük bir yer beni eviriyor çeviriyor hep seksi pozlar verdiriyor bende ayrı bir malım neden böyle poz veriyorum demiyorum popoyu çevirip çevirip poz veriyorum. Mini etekler elbiseler, askılı blüzler adam sütyen giyme güzel durmuyor kadrajda diyor inanıp çıkarıyorum aptal mısın Marin çıkan göğüs uçlarınla o fotoğrafları nerede kullanacaksın? Duvara dayanıp hallere gelmiş kadın pozları veriyorum, kanepelerde domalıyorum o zaman kalçam daha da geniş tam Lopez Kardashian karışımıyım, adam demesin mi külotunu çıkart izi belli oluyor diye eee bende de bir sanat aşkı sormayın inanıp çıkarttım. Bu dayadı beni yine duvara öyle dur şöyle dur derken arkamda bir devinim halinde döndüm baktım minnacık birşey elinde bana değdirmeye çalışıyor dedim ki içimden neden bana parmağını sürtüyor? Ortam da karanlık birkaç ışık var loş ortam çekimi yapıyor güya baktım ki meğer o şey parmak değil pipiymiş hemen kaçtım dur ne yapıyorsun falan filan garibim o küçük şeyi zor dikmiş zaten ben böyle bunu iterken boşalmasın mı dedim ki yuh bu nasıl bir açlıktır.

Tanıştıklarım arasında en tuhafı bu değildi gerçi onun ve diğerlerinin suçu değil o zamanlardaki aptal Marin'in suçu ne işin var senin bu adamlarla neyse ki kötü birşey yaşamadım da ucuz atlattım. Yine facebook saçmalığında kendini yapımcı diye tanıtan bir adamla görüştüm. Adam nereden baksan altmış sekiz dokuz falan, bir de yanında yardımcısı diye hormonlu kıskanç bir kız getirmiş. Bir film yazmış onu çekecekmiş başrol benim vuuuuu ilk başrolümü aldım diye seviniyorum. Kız bana Issız Adamdaki kıza benziyorsun diyor yüzüm biraz benziyor doğru da o baya boya gitmiş ben cep modeliyim neydi adı hah Melis Birkan. Amca bana sennaryoyu da getirmiş bunu oku çalış dedi. Okudum zaten toplam on sayfa civarıydı çabuk bitti. Ben hayatımda böyle saçma sapan bir şey okumamıştım ama neyse dedim adamın şişlideki hem eğitim verdiği hem de yapımcı ofisinin olduğu yere gittim. Evet bu adamın tiyatro kursu ve bir de öğrencileri de vardı şaka gibi. Bana odasında aleni tacizde bulundu o yaşlı haliyle öpmeye çalıştı ve popomu elledi bende bunu ittim itince düştü yaşlıydı daha kötüsünü de yapardım da ölür diye korktum. Bu hala peşimde bir bağırırım rezil olursun dedim tırstı çektim gittim. Bana mesajlar özürler neymiş rolüme çalıştırıyormuş yav dedim bir siktir git bir daha beni arama. Şirketi kapandı eğitim verdiği zavallı öğrencileri bunu bıraktı o salak film de hiç çekilmedi haliyle. Sonradan duydum bu bir Slav hatunu kandırıp oral yaptırıyormuş seni oynatıcam diye bir tanıdığıma anlatmış oradan öğrendim U... adındaki bu kadın adam için hemen boşalıyordu demiş ne midesiz aptal kadınlar var bari para alsaydın o filmde oynasan ne olacak.

Bir diğer olay da başka bir arkadaşım yüzünden başıma geldi. Bunu çağırdılar seçme var diye eline kağıdı verdiler ezber yapamıyor bir türlü yarım akıllım içerde iki tane adam var içkililer biri gelip bana dedi ki "bak sen kalırsan kalacağım yoksa maç var giderim" Ben de saf saf neden kalacaksın diyorum meğer bana gruba niyetlenmişler. Benim beyin noksanı arkadaş içeride ezberini sunarken diğeri yapıştı mı boynuma nasıl emiyor vantuz gibi baktım o da malı çıkartmış ortaya. Onunki iyiydi ama şimdi hakkını yemeyeyim. Bırak yapma etme derken içerdeki arkadaşımla korkuttum yapışır gitmez çok beladır dedim benden uzaklaşınca aldım çantamı kaçtım.
Bu saçma ve gereksiz tecrübelerimi sizinle paylaşmak istedim bence iyi de ettim hava serinledi sevgilisi olmayanlar akşamları battaniyeye sarılsın sevgilisi olanlar da sarılsın olsa nolur olmasa ne olur hava serin üşütünce sana bakacak mı bakalım saçmalıyorum en iyisi çay koyayım kendime.

18 Eylül 2016 Pazar

Tıkandım

 Tıkandım arkadaş tıkandım her anlamda tıkandım bir de gittim koşu yaptım geldim mantı yedim yine tıkandım. Dengesizim tutarsızım garibim. Ne düzgün bir ilişkim var ne düzenli bir işim. Hepsinde tıkandım. Etrafımdaki erkekler hep yatma derdinde ben de bana ne faydası olacak modundayım. Evet bir süredir biriyle olacaksam bunun yanında bana ne vereceğiyle ilgileniyorum. Neden bu hale geldim bilmiyorum ne bileyim belki yeni bir iş belki burun ucu estetiği küçük bir hediye escortlara da acayip kızarım ama içimdeki ses bunlar seni kullanıyorsa sen de onları kullan diyor. Bana sevişmek için belli halde olta atanlara ne vereceksin ablana? demiyorum tabii ama bir şekilde çıkarıma giden bir durum yoksa def ediyorum. Nasılsa duygu yok aşk yok tutku yok tenlerin tenlere ihtiyaçtan kavuşma durumu olacaksa başka ihtiyaçlarım da giderilmeli. Saçmalıyorum biliyorum ama tıkandım.

Çalıştığım orta doğulu bir şirket var bunlar ne tuhaf insanlardır arkadaş bir de bize orta doğulu bilmem ne diyorlar bizim popomuzu yesin onlar. Araplar, iranlılar bir tuhaf. Şeriatın etkisi midir nedir kafa kaymış hepsinde. Hadi pazartesi başlıyoruz diyorlar gidiyorsun kimse yok e ben o kadar yol geldim yok, muhattab olacağın biri de yok kimsenin kimseden haberi yok ama sözleşme olmadığı halde benim yazdığım bir iş için  hazırlık yapıyorlar. Ben fiyatta anlaşmadığım gibi beni böyle boşuna getirtmeleri yüzünden tersleştim adamlarla ama onlar tenezzül edip sormadan hazırlık yapıyorlar anlamadım gerçi beni sike sike arayacaklar sonuçta telif  bende de bu ne saçma bir usul ne saçma bir iş anlayışı arkadaş. Başka işlerim de bir türlü akmıyor, ünlü de olamadım hala sanki olanlar çok matah şeyler yazmış gibi hala onları okuyorsunuz size de carlayacağım az kaldı. Çocukları olunca göreceğim ben sizi bezlerini nasıl değiştirdiklerini okursunuz artık.

Kısaca yalnızım, atarlıyım, ruh halim hep öfkeli biri gık dese gebertirim yeminle. Çok naif çok mini mini çok kibar görünürüm ama içimde çıkmayı bekleyen fena çirkef bir sulukule çingenesi var. İş bulmak anlamında bir sııntım yok yani maddi sıkıntım yok ama ben işklolik biriyim çalışmazsam sinir oluyorum saracak birini arıyorum saracak biri de yok hepsi aynı şeyin peşinde adamlar işte şu noktada yine aynı noktaya ulaşıyorum ne verecen ablana? Bana ne faydası olacak seninle takılmamın? E sen de zevk alacan? Ee başka? zevk alacak bile keyfim yokken hele. Bir başlayalım zaman ne getirecek görelim. Bir yatalım zaten ben seni aramamın başka versiyonu. Yahu ne yapacaksın boşa mı gitsin o kadar güzel şeyler. Vücudumu kast ediyor. Boşa gitmesin de çöpe mi gitsin geri zekalı gereksiz. Bunları nereden mi buluyorum inanın aramıyorum onlar beni buluyor ve evet içlerinde bir tane adam gibi adam yok. Uğraşacak birşey bulamayınca ben de bunlara sarıyorum ne yapayım tek başıma bütün gece yazı mı yazayım? Ha bu arada bugün kitap teklifi aldım ama yayın evi sahibi tam bir maho anlaşmam imkansız üç gün sonra bana yazmaya başlar Marin Hanım sen de amma şey yaşamışsın muuuhahahhaaa diye üzerimen para kazanır bana vermez bir de patronluk taslar iyi bilirim bu tipleri ben. O yüzden kitap düşünmüyorum daha erken. Orta doğulu şirketin patronu da bana yazdı hafiften ben seni evli sanıyordum hadi canım bekar mısın diye ben de ben bu paraya çalışmam istediğim rakam bu dedim tıktım lafı ağzına sana ne benim evliliğimden bekarlığımdan git ülkendeki haremini becer gelmiş benim ülkemde bana sahip olacak. Regli de değilim yeni bitti bu neyin siniri acaba? Demini az koymuşum çay açık olmuş hasiktir yaaa'!

Çinli Fetöcü Benim İçin Mum Yaktı

 Bugün düşündüğümde fetöcü olduğundan adım gibi emin olduğum ama  bunun ne demek olduğunu bile bilmediğim dönemlerde tanıdığım bir yan komşum vardı. Gözlüklü, ince çerçeve hayır ince bıyık yok çekik gözlü çin filmlerinin ünlü bir aktörü var adını bilmiyorum birazdan google amcaya sorarım ona çok benziyor neydi o filmin adı bi dakka... Hafızamı seveyim in the mood of love. Yıl 2000lerin ortaları bir yer. Ben o zaman çok daha genç ve derinlemesine sığ biriyim. Yazar olucam senaryo yazıcam diye dolanıp salak bir şirkette çalışıyorum. Oradakilerin de çoğunu sıradan geçirmişim gitmek gelmek işkenceye dönmüş durumda bir de apartmanda aşık olduğum başka biri var uzun at gibi siyah saçları var 1.90 boyunda acayip bir şey ama evli. Boşanamıyor çünkü karısının bir sakatlık durumu var ve o buna neden olmuş artık doğru mu değil mi bilmiyorum. O benimle içinde bulunduğu durumu unutmaya çalışıyor ben ha bire seks yapmak istiyorum dedim ya o zamanlar çok sığdım diye bu kısrak beni bir gün sen bir tep neye uğradığımı şaşırdım kısaca terk edildim.
Bir de bana bir laf etti ki kılıç yarası hafif kalır. "Dışarıdan bakınca seni birşey sandım ama için çürükmüş maalesef". Düşman düşmana etmez bu lafı be. Neyse nasıl canım yanıyor ben aslında öyle değilim falan dolu mesajlar döşüyorum cevap vermiyor anca kızdırırsam cevap veriyor o da terslemek için kapısına da dayanamıyorum karısı var. Bu fetöcü mıymıy yan komşu da yıllardır benim peşimde garibim hiç kadınla kızla diyaloğu da olmamaış nasıl yaklaşacağını bilmiyor "bana üzerindeki blüzü anlat" gibi saçma sapan mesajlar gönderiyor ben de heyecanla bakıyorum telefona yazan kısrak mı diye bunun mesajını okuyunca iyice delleniyorum "neyini anlatayım blüzün salak mısın?" diye tersliyorum. Şiir sevdiğimi bildiğinden şiir yazmaya çalışıyor ama felaket edebiyata hakaret aman diyorum sen yazma sadece oku. Benim birkaç hikayemi bulmuş netten kendince uzatmış sonunda bizi koyup kavuşturmuş falan bu daha fazla edebiyat katilliği yapmasın diye biraz da moral bozukluğundan davetini kabul edip evine kahveye gittim.
Mumlar yakılmış, takım elbise giyilmiş, iş görüşmesi yapacağız sanki.

"Seni beklerken çok mum erittim." diyor ben buna daha önce de randevu verip son anda amaaan boşver deyip gitmedim de ondan. Hazır pizza almış. "Açsındır işten geldin." Hazırlayıp getiriyor acıkmıştım doğru. Benim için çok hazırlık yapmış garibim. Benim kısrak aklıma geldikçe içim acıyor bu çinli aktöre benzeyen hiçbir şeyi tam yaşamamış adamla neyi teselli edeceğimi düşünüyorum. tiyatroya gitmemiş, Taksimi gezmemiş, yüzme bilmez, içki içmez, gece gezilecek yerleri bilmez bu nasıl yaşamış gelmiş bu yaşa kadar bilmiyorum. Bir de baya köklü bir şirkette çalışıyor terfi falan alıp duruyor meğer bu fetö durumları sayesindeymiş yoksa öyle kolay yükselebilecek bir yapısı zekası da yok. Gözlerini dikiyor gözlerime ilk kez insan görmüş yerli gibi bakıp duruyor.
"Hadi dans etmeyi öğret bana." Dedi. Yok artık neden dans edecekmişim bu kazmayla of zaten canım yanıyor. Ben onuncu kattayım benim kısrak birinci katta camdan atlasam onun camının önüne düşerim bu durumdan daha iyi olur sevdiğime bakarak ölmek.

"Ne dansı ya hiç o havada değilim." Israr ediyor hadi nolur falan filan beni daha fazla zorlamasın diye üzerime çektim bu yanağımdan sonra dudaklarımdan öptü. Tuhaf bir şekilde öpüşünden hoşlandım. Bir de kıştı soğuktu üşümüştüm klimayı açtırmıştım. Boynuma falan filan derken baktım baya güzel öpüyor ama en önemlisi güzel okşuyor nereden öğrendiyse böyle okşamayı parmakları gezindikçe bir hoş oluyorum.Öyle pek soyunmadım da gömleğimin düğmeleri açıldı nedense çorabımın tekini çıkartıp parmaklarımı okşadı o da hoşuma gitti. Sütyenimi çözme aşamalarında bir bunaltı bir nefessizlik sardı beni ittim bunu üzerimden klimayı unutmuşum ortam da hareketlenince beni bir hararet bastı. "kapat şunu çok sıcak" dedim "Ben onu unutmuşum" dedi kapattı ben de bu arada toparladmaya başladım. "Gidiyor musun?" Dedi a pardon bu arada telefonum çaldı kısrak aradı servisteyim az kaldı falan diye kapattım görmek istedi beni ben bunu duymuşum daha bu çinliyle oyalanır mıyım? Gerçi muamelesi de fena değildi ama olsun ben o sırada Kısrak gibi bir adama aşıktım toparlandım indim aşağıya bu garibim bana mesajlar yazmaya, beklemeye, mum yakmaya devam etti. Abartmıyorum aradan on yıl geçmiştir hala bana yazar. Telefondan engelledim bulduğu sosyal medyadan yazıp duruyor evlendi üç çocuğu oldu hala hani havuza gidecektik hani görüşecektiklerde üzülüyorum da aslında ama yok benim tarzım olmadı hiç son olaylarda fetöcü diye götürülmedi mi ki acaba ne zamandır sesi çıkmıyor.

Ötekiyiz Hepimiz

   Bu ülkede kadın olmanın zorluğu ortada; ayrılmak istiyorsun öldürülüyorsun, istediğini giyiyorsun diye şiddet görüyorsun. Erkek egemen bi...