Soru ve yorumlar için madammarin@gmail.com
blog etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
blog etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Ocak 2015 Çarşamba

İçimi Isıtabilecek Biri İçime Girmese De Olur

  Hava eksi bilmem kaç derece, kıçım donuyor ama beni asıl üşüten yalnızlık. Kimse yok yanımda şu soğukta beni saracak. o kadar seksi hatunum, etrafımda, hayatımda o kadar sözde adam var ama üşümeme çare olan yok.

Isıtılmak istiyorum ama nasıl? Battaniyenin altında, elimde kumanda, üzerimde sabahlık şeklinde yün bir hırka seksi olmaktan uzak ufak tefek bir kadınım şu an. Kapım çalsa beni benden alan, beni kendime getiren biri gelse bir anda bak nasıl da Madam Marin formumu alırım. Yok mu aday? ohooo. bir telefonuma bakar, çok var ama üşeniyorum yahu bu soğukta soyunmaya.

Ben soyunmadan ısıtılmak istiyorum. Bir sözle, bir bakışla, güzel bir jestle. yanımda olduğunu bildiğim, beni düşündüğünü, merak ettiğini hissettiğim birinin sıcaklığıyla ısınmak istiyorum. Varsın uzakta olsun, böyle ısıtsın yeter. Ten tene değmeden de temas olur, yoksa herkes sevişir, herkes ısınır asıl mesele içine girmeden içini ısıtabileni bulmakta. Yoksa  sürtünme kuvvetiyle ısınmak tabii ki mümkün. 

15 Haziran 2014 Pazar

Sen Madam Marin'sin Sadece Sevişirsin


Karşısında belirdiğimde çok şaşırdı, ben de bu kadar şaşırmasına şaşırdım. " Sen ne arıyorsun burada?" " Seni..." Demedim, diyemedim. " Fuarı yazmak için geldim, sabah uçağıyla." " Akşam da döneceksin o zaman?" " Bilmem, kalabilirim de..." En işveli halimle. " Hangi otelde kalıyorsun sen?" " Yakınlarım yanında kalıyorum, zaten fuarın son günü bugün, otel bakmana gerek yok." Bana geri dön diyor kısaca, orada kalıcam diye aklı çıktı. " Tamam, fuarı gezeyim ben, seni meşgul etmiyim." " Ne meşguliyeti, kimse imza almak için beklemiyor ki." " Evet, görüyorum, neyse ki ben kendi imzalı kitabımı İstanbul da almıştım." " Dur bir tane daha hediye edeyim sana." Hiç gerek yok onu da okumayacağım nasılsa. Kitabın kapağına bir şeyler yazdı ve bana verdi. " Seni görmek güzeldi." Gitmem için bu acele niye? Neden tedirgin oldu bu kadar? Diye düşünüyordum ki bir kız belirdi arkasında. Cılız, çelimsiz, esmer, saçları kuyruk, gözünde gözlük, makyajsız... Geldi ve elini tuttu Cihan'ın. Benim Cihanım'ın. Ardından da bana gülümsedi " Bu benim, uzak dur." der gibi.

" Sözlüm, Elif." dedi Cihan, bizi tanıştırırken. " Ben de Madam Marin" Dedim, kız şaşırdı, ben aldırmadım, döndüm kıçımı çıkışa doğru yol aldım.

Arkamdan koştu, bana yetişti ve kolumu tuttu.

" Özür dilerim."
" Neden?"
" Benim için geldiğini biliyorum ama yapamam, seninle olamam. Sana aşık olursam çok acı çekerim, çok yorgunum, yaşlıyım, seni dizginleyemem ben."
" Açıklama yapmana gerek yok."
" Çocuklarım olsun istiyorum, huzurlu olmak istiyorum. Ben buraya geri dönücem bir gün, ailemle, çocuklarımla yaşıycam. Sen böyle bir hayat istemezsin, yapamazsın."
" Abartma Cihan, sadece sevişecektik. Sen nerelere getirdin olayı."
" Biliyorum, sen Madam Marin'sin sadece sevişirsin."
" Aynen öyle. Görüşürüz. Ha bu arada, benim Madam Marin olduğumu nasıl öğrendin?"
" Blogdaki mailinde adın yazıyor."

Son cümlesindeki sesi titriyordu. O benden daha etkilenmişti bu karşılaşmadan ve sen Madam Marin'sin, sadece sevişirsin ile kuyruğu yine dik tutmayı başardım en azından o kadar da küçük düşmedim. Seks yapmaya geldim imajıyla toparladım durumu. Doğru da aslında seks yapacaktım, bir kaç seferden sonra da sıkılacaktım, içimdeki ses haklıydı. Hava alanında, blogumdaki yazılarda okudukları yüzünden değil de bloguma kendi adımla mail açacak kadar aptal oluşum yüzünden, benimle olmak istemediğini düşündüm. İçimdeki sese seslendim, " Haklı çıktın, bir şey demeyecek misin?" konuştu; " Sözlü ne . mına koyim."
Hava alanında kahkaha attım, görenler beni deli sandılar kesin.

Aşk Böyle Mi Kokar?

Tolga ısrarla arıyor ben de ısrarla açmıyorum. Mesajlar, yalvarmalar... Kızdım, küstüm sanıyor, öyle sansın aman hiç dert anlatacak halim yok. Depresif tarafım kabardı, yalnız kalmak kafa dinlemek istiyorum. Ayşe, çok üzgün diye onunla ilgilenmiş yoksa bana aşıkmış. Yahu bana ne, çok umurumda sanki, kıskandım sanıyorsa demek. Arka bahçede, kitabım, kahvem. Oh huzur, sessizlik... Cihan'ın kitabını okuyorum. Aşktan korkan, seksi, güzel, hafif sürtük, otuzların başında bir kadından bahsediyor yani benden. yanıma Cihan geliyor, fark etmiyorum.

" Beğendin mi romanı?" Diyor, sesiyle irkiliyorum. " Korkuttun beni, ne kadar sessiz geldin öyle."
" Ben sessiz gelirim." Diyor, gülümsüyor. Bugün nasıl da yakışıklı görünüyor.
" Bana telif ödemelisin, beni anlatmışsın romanında." " O zaman sen de bana öde." " O niye?" " Bloğunda benden bahsediyorsun Madam Marin." Diyor, kızarıyorum. " Biliyor muydun? Ama nasıl?" " Ben senin hakkında sandığından çok şey biliyorum."Diyor.

Bloğumu okuyor, dahası ben olduğumu biliyor. Bu beklemediğim bir darbeydi, hem hoşuma gitti, hem beni tahrik etti, hem de rahatsız etti. Çok özel şeyler yazdığım zamanlar da oldu bloğa, hele onunla ilgili yazdıklarım aman aman.Aleni yatakta nasıldır acaba bile yazdım, çıkarımlarda bulundum. Elleri güzel, güzel okşar, dudakları güzel öper falan yazdım, of ki ne of. Kalbimin kenarında bir alevlenme oluyor, yeni bir şey bu. Bana yaklaşınca kokusunu duyuyorum, güzel kokuyor, farklı ama tanıdık. Aşk böyle mi kokar?

" Sen de roman yazmalısın."  " Aman kim okur beni."  "Ben seni okurum."  Öpecek sanki beni, öyle bakıyor yüzüme ama kapının açılışıyla büyü dağılıyor gelen bizim Totoş Nuri.

" Ayyy bugün hava ne güzel kızzzz." diyor ve yanımıza oturuyor. Birbirimize bakıp, gülümsüyoruz. Sevişeceğiz bu kesin ama daha önemlisi seveceğiz birbirimizi sanki.

Ötekiyiz Hepimiz

   Bu ülkede kadın olmanın zorluğu ortada; ayrılmak istiyorsun öldürülüyorsun, istediğini giyiyorsun diye şiddet görüyorsun. Erkek egemen bi...