Soru ve yorumlar için madammarin@gmail.com

14 Şubat 2018 Çarşamba

Hani Sen Hamileydin?

 Cumartesi gecesi birkaç arkadaş ve elbette Nuri,  bara gittik. Evin yakınında bir yer, severim ortamını da, sahibini de... İçkimi aldım, müzik, sohbet derken sağ yanımda bir adam bitti.

-E hani sen hamileydin?
Haydaaaa. Yalanımın hiç bu kadar çabuk patladığı olmamıştı. O öyle deyince yanımızdakiler de dönüp adama baktı, neyse ki Sarper'in arkadaşları yoktu. Durum çok tuhaf göründüğünden, döndüm ve sertçe:
-Sana ne ya, işine baksana sen! dedim.
-Hamile kadın içki mi içer yalan dedin bana! dedi o da. Adam bildiğin bana hesap soruyor.
-Kardeşim sana ne, yürü git, konuşma benimle bak polis çağırırım.
-Çağırırsan çağır, halka açık bir mekan burası istediğim yerde dururum.

Nuri, dayanamadı, olayı da tam bilmiyor ama elbette anladı, ayağa kalktı.
-Rahatsız ediyorsun kadını, uzatma uza!
Adam da Nuri'ye baktı, ne dese bir düşündü bana baktı, döndü gitti. Bardan çıkmadı, barın bir köşesinde beni izlemeye başladı.

-Bu kim Allah aşkına Marin?
-Ziya.
-Ziya kim?
-Talibim, benimle evlenmek istiyormuş.
-Hamilelik muhabbeti ne?
-Beni rahat bıraksın diye hamileyim yakında evleniyorum dedim.
-Ha bu da geldi seni barda görünce hani hamileydin diye hesap sordu.
-Aynen öyle.
-Sende mal çekici bir özellik var artık doğuştan mıdır sonradan mı edindin bilmiyorum, gitmedi de oradan bakmaya devam ediyor mal.
-Aman boşver, umudu olmadığını anlayınca gider.

Geceye devamn ettik, ben biraz daha içtim. Sonra çişim geldi. Bana kalsa tuvalete giderken de Nuri'den ayrılmam ama gireceğimiz kabin türleri farklı. Kalktım hafif yalpalayarak tuvalete doğru seyirttim. Biri kolumdan yakaladı, döndüm ki bu adam yine.

-Bak hata ediyorsun, gel konuşalım.
-Bıraksana kolumu ne konuşacağım ben seninle?
-Biz birbirimize aitiz.
-Ya yürü git deniz görmüş kro, neyine ait olucam senin, önce tipine bak da öyle bana niyetlen.

İttim, yalpaladı bana doğru tekrar hamle yaptı ki sağdan bir kroşe çakıldı suratına. Ben de etraftakiler de şaşkınca baktık. Yumruk Cihan'a aitti, son günlerde adam süper kahraman gibi karşıma çıkıyor. Ziya, yumruğun etkisiyle yere çömeldi ama hemen kalktı, aksini beklesem de karşı koymadı, cevap bile vermedi.

-Defol git, gebertirim seni! dedi Cihan, koluma girerken. Ziya, ikimize de baktı ve bir şey söylemeden, çenesini ovalayarak bardan çıktı. Adamın kim olduğunu vs anlattım tabii Cihan'a. Benden sonra bu krolarla mı takılıyor demesin bana. Daha sonra o da dört aylık oğlunun fotoğrafını gösterdi bana, ne güzel değil mi? Sevişmedik yine...


11 Şubat 2018 Pazar

Bir İtiraf Ve Özür

 Neden dandik bloglara onca yorum gelirken bana gelmez ki diye üzülüyordum, okunduğumu da biliyorum üstelik meğerse onay bekleyen yorum var diye uyarı almıyormuşum, geçen seneden yorumlar bekliyordu hala yeni fark ettim ve hemen yayınladım lütfen beni affedin ve yorum yazmaya devam edin. Ne konuda yazmam isterseniz de belirtin ona da değinirim ;)

Mesele Para Değil Ki Aşk!

 Söylediğim saatte kafeye gittim, beni görünce uzun boylu, kırklarında, hafif kır saçlı, bıyıklı bir adam ayağa fırladı. Tokalaştık, masaya oturdum. Bu adam Minel olayı için bıdı bıdı edecekti, zaten bütün gün mature hayat enerjimi emdiğinden tartışacak da gücüm yoktu aslında ama mecbur buna da haddini bildirmem gerekecekti.

-Beni hatırladınız mı? Ben Ziya nişanda tanışmıştık.
-Hayır hatırlamadım.
-Taha'nın dayısının oğlunun oğluyum.
-Peki.
-Ben sizinle önemli bir konuyu konuşmak için rica ettim sizi.
-Buyurun dinliyorum.
-Sizi nişanda gördüğüm anda dedim ki bu o.
-Kim kim?
-Bu o işte.
-Bu o derken?
-Bu benim hayallerimdeki kadın, ben yıllarca sizi aradım.
-Bula bula da Taha'nn ikinci karısını almak için yaptığı nişanda buldunuz ilginç.
-Nasıl?
-Beni buraya bunu söylemek için mi çağırdınız Allah aşkına?
-Evet ama bakın benim niyetim arkadaşlık etmek, gönül eylemek falan değil, ben sizinle evlenmek istiyorum.
-Öyle mi, evet dersem kaçıncı eşiniz olucam?
-İlk ve tek.

Aslında adama üzüldüm de bakışları falan böyle nasıl desem, umutlanmış da gelmiş garibim, belli ki günlerce düşünmüş, hazırlanmış, benimle bir geleceği olacağına inanmış, yazık.

-Kusura bakmayın Ziya Bey, ilgilenmiyorum.
-Benimle mi?
-Sizinle de teklifinizle de.
-Ama önce beni bir tanı, birkaç kez görüşelim, bak inan ben iyi bir adamım, benim gibi bulamazsın.
-Gerek yok, zaten aramıyorum ayrıca hayatımda da biri var.
-Adam olsa alırdı seni, bak oyalıyor işte, gel evet de, ikimize de yazık etme, yaşatırım seni.
-Yaşatırım derken?
-Ne istersen alırım, nereye dersen götürürüm.
-Para da var diyorsun.
-Var çok şükür.
-O zaman iyi dinle Ziya efendi, ben seni de, o Taha denilenin sülalesini de satın alırım. Hadi başka kapıya, rahatsız etme beni bir daha yoksa şimdiki kadar kibar olmam.
-Tamam kızma öyle demek istemedim, yani param da var, herşeyim sana feda demek istedim.
-Benim daha çok param var, nolucak?
-Mesele para değil ki zaten aşk.

Bu sözün, bu adamın dudaklarından dökülmesi hoşuma gitti. Öyle rahatsız edici bir adam değildi, saf bir hali vardı ama evet ısrarcıydı ve bunlara kesin konuşmazsan çok yapışırlardı, biliyorum ilk denk gelişim değil.

-Hamileyim ben, yakında evlenicem.
-Ne? Hamile misin?
-Evet, öyle.
-Yapma yav.
Suratı acayip düştü, bildiğin yıkıldı.
-Hayırlı olsun, Allah tamamına erdirsin ne diyeyim.
-Teşekkürler, ben gideyim artık bugün çok yoruldum zaten, size iyi günler, hoşçakalın.

Başını salladı, ben kalkarken ayağa kalktı, yüzünden düşen bin parça. Ben bu hamileyim yalanını çok kullanırım kurtulmak istediğim bir adam olunca ve her zaman işe yarar, siz bayan okurlarıma da tavsiye ederim, zaten erkeklerin kullanması mümkün değil ama şimdi onlara hamileyim diyen kadın olunca şüpheye düşecekleri kesin.

8 Şubat 2018 Perşembe

Düşmanın Karşında Değil Yatağında

 Pazartesi, yani Mature'nin döndüğü gün aptal gibi işe geç kaldım. Zaten pek erken gittiğim söylenemez de geçen hafta sonu Minel ve çarşaflılarla uğraştığım için pazar yorgun düştüm ve uyuyakalmışım. O konuya değineyim önce; bu beşli kara çarşaf çetesi geldi taktığımız tüm takıları geri ver! diye kızın başına üşüştü, malumunuz ben Minel ve Taha malını ayırmak için barda birini bulmuştum da o da kızın altınlarını çalmıştı, o adam yakalanamadığı için altınların bazıları eksikti. Çalındı dediysek de bu çarşaf ekibine inandıramadık. En sonunda bağrışmalar başladı, polise gideriz dediler ben de giderseniz gidin dedim. Nuri geldi, o benden de çirkeftir istediğinde, "bu kadınlar bizi soymaya çalışıyor, yetişin komşular!" diye bir bağırdı, bunlar toplanıp kaçıştı. Umarım onları son görüşümüzdür.

Neyse ofise geldiğimde Mature odasındaydı. Benim yalaklarım sevişgen çiftten erkek olanı hemen çayımı getirdi, kadın da poğaçamı; ben de kibarca teşekkür ettim. Radarları sonuna kadar açık olan Mature Teyze bunu hemen fark etti, masamdaki telefon çaldı, beni odasına çağırdı. İçeri girdim, yüzü gülmeliydi, seks yapmıştı ama nedense kayifsizdi.

-Geç kaldın.
-Evet uyanamadım kusura bakmayın.
-Zaten geç saatte gelmene tamam dedim, daha da geç gelirsen ofistekilerin seni linç etmelerini engelleyemem.
-Öyle bir şey olacağını sanmıyorum, gayet iyi anlaşıyoruz.
-Öyle mi?
-Evet.
(Bunu duyduğuna hiç sevinmediği, buruşuk yüz ifadesinden hemen okundu.)
-Kıvırcığın sana selamı var.
-Aleyküm selam.
-Çekimleri gayet iyi gidiyor, çok memnunlar. Ayşegül denilen kız da hiç de önüne gelenle yatan yollu tiplerden değil.
(Bu taş banaydı)
-Sizin adınıza sevindim.
-Neden ikinci gidişinin kendi isteğinle olduğunu söylemedin? Bana sadece bir kez oldu demiştin, sonra onu görmeye tekrar gitmişsin.
-Evet gittim de sadece benim isteğimle değildi, o da çok ısrar etmişti ve o zaman ben de istiyordum onu.
-Bana senin çok ısrar ettiğini hatta ağladığını söyedi.
-Yalan söylemiş.
-Israr etmedin yani.
-Etmiş olabilirim çünkü hırs yapmıştım ama ağlamadım, ben ağlamam.
-İkinizden biri fena halde yalan söylüyor bana.
-Aramızda sizden en çok çıkarı olan kim onu düşünün, yalan söyleyeni de bulursunuz.
-Seni şu dakka kovabilirim biliyorsun değil mi?
-Ben de aynı dakka içinde x beyi arar kendimi o diziye aldırır, hafta sonu gelmeden Kıvırcığın yanına gitmiş olurum.
-Çık dişarı!
Çıkarken yüzümde koca bir gülümseme vardı, ilk raundu kazanmıştım.

Öğlen arasında malum yemek yeme odasında, diğer böcekleri etrafına topladı ve neşeli neşeli Kıvırcıkla gittikleri yerleri anlattı. Ay beni şöyle özlemiş, görünce böyle sevindi, yok efendim bana ne hediyeler aldı. Yalan, bu kıvırcığa almıştır, kıvırcıkda hediye alacak göz mü var. Onunlayken allem etti kallem etti, otel parasının bir gecesini bana ödetti, adam alışmış kadın parası yemeye, duramaz.

Dişi sevişgen böcek, yanıma geldi; tamamen bana yalakalıktan benimle ilgilendi, onun erkek olanı da geldi. Bunlar benimle konuşunca diğerleri de demek ki Marin zararlı değilmiş diye etrafıma doluştular. Baya sossyalleşmeye ve arkadaş edinmeye başladım. Mature Teyze de bizi kesiyor, anlamıyor tabii bu durumu bir haftada ben bunları nasıl kazanmayı başardım düşünüyor.
Bir ara yanıma yaklaştı.

-Ekiple kaynaşmışsın nasıl oldu bu?
-Seks sayesinde.
-Ne onlarla da mı yattın?
-Hayır, o kadar zevksiz değilim ama gerçekten olayın içinde seks var.
Güldüm, o da sinirlendi.
-İşin gücün fitnelik, tam şeytansın sen.
-Kıvırcık bana ne demişti biliyor musun? sana güvensem bugün ayrılırım Mature'den, hatta benden önce de ayrılırsanız gideceği iki kişiyi kafasında belirlemiş.
-Kimmiş onlar?
-Sordum ama söylemedi. İşten mi dedim değil dedi. Kesin onlar da parası yenilecek emekli çağında hatunlardır.
-Sana niyetlendiğine göre sen de bu gruptansın.
-Komik olmuyor musunuz? Benim genç olduğum ortada, ayrıca ben hangi yaşta olursam olayım erkeklere para yedirmem.
-Kıvırcık paramı yemiyor! Neden inanmıyorsun?
-Yahu bana bile para ödettirdi pislik, neymiş yanında nakit yokmuş, otel parasını ben ödedim hatta gezerken bir sweatshirt beğendi de olta attı bana alayım diye almadım. Karaktersizin teki o, ne zaman anlayacaksın acaba düşmanın karşında değil yatağında!

Bunu duyunca geri çekildi, zaten sessizce ve ona iyice yaklaşarak söylemiştim kimse duymadı. Gözleri hafifçe doldu, doğru söylediğimi biliyordu. İşin ilginci onun için üzülmeye başlamıştım.
Telefonum çaldı, bir adam sesi: "Marin Hanım, sizine acil konuşmalıyız." dedi
"Kimsiniz?"
"Taha'nın bir yakınıyım, nişandan hatırlarsınız Rahmet."
"Hatırlamıyorum konu nedir?"
"Çok mühim ama yüz yüze konuşalım."
"Tamam 17.30 da... kafe ye gelin konuşalım"
"Tamam, teşekkürler."
Kesin Minel meselesi yüzünden biriyle daha dalaşıcam, olsun ben alışkınım dalaşmalara.
 

4 Şubat 2018 Pazar

Aaa Bunlar Da Sevişiyormuş

 Mature'nin olmadığı hafta dediğim gibi çok rahattım. Ofisteki bölmemde işimi yaptım, zaten dörtte kaçıyorum. Bir kişi sen neden erken gidiyorsun diye bıtbıtladı ben de Mature Hanımla öyle anlaştım dedim son derece soğuk sesimle. Bu çalışanlar çiçek böcek, müsiki cemiyeti havasında tipler yani bana yaklaşsalar, hepsini parçalar üst üste koyarım kolayca. Arkadaş olmaya çalışmıyorlar benimle ama düşman olmanın da akıllıca olmadığını fark ettiler. Kıvırcık beni instagramda takip ediyor. Bunu Mature de kesin biliyordur; ben de Kıvırcığı takipteyim ama inanın tamamen ayıp olmasın diye, bir de aynı sektördeyiz tavır almanın anlamı yok, kimin kime ne zaman ihtiyacı olacak belli olmuyor çünkü. Mature beni takip etmiyor ben de onu ama sayfası gizli değil yani fotoğrafları görünüyor. Kıvrcık pek fotoğraf paylaşan bir tip değil, Mature de sevgi yumağı aptal fotoğraflar paylaşmış arkadaşlarıyla. Girdim baktım, merak ettim ne yapıyorlar; elbette Mature Kıvırcıkla sarmaş dolaş pozlar verip sayfasına koymuş bir de bana takip isteği yollamış ki onu fark edeyim ve fotoğraflarına bakayım.  İlk üç gün kabul etmedim sonra geldiğinde bana bir de bunun için sarmasın diye kabul edip ben de onu takibe aldım, tek bir fotoğrafını beğenmedim bile. Sevgilinin yanına gitmişsin tadını çıkart işte, benimle bozdu kadın kafayı yeminle.

Perşembe günü herkes inanın abartmıyorum herkes dışarıda yemeğe gitti, beni kimse davet etmedi. Benim de canım bir şey istemiyordu, çıktım birkaç telefon görüşmesi yaptım, lavaboya uğradım ve ofise geri döndüm. Kendime nescafe yapayım bari dedim ve mutfak olduğu öne sürülen odaya doğru yürüdüm. O da ne! Kesik kesik bir soluk alıp verme sesi, birine bir şey oldu sandım, hemen sesin geldiği yere daldım ki ne göreyim. Bu sevgi böceklerinden erkek olanı, dişi olanını masaya dayamış, arkasına geçmiş bildiğin penetrasyon turnuvası yapıyor. Ben dondum kaldım, elimde bardak, şaşırdığım seks değil de bunların seks yapıyor oluşu oldu. Derneklere giden, yürüyüşlere, şiir dinletilerine katılan bu huşu dolu tiplerden beklemediğim bir hareketti. İşin kötüsü onlar da beni fark etti, o pozisyonda ikisinin de kafası bana döndü ve ben de ne desem beğenirsiniz.
"Nescafe yaptım da siz de ister misiniz?"
Söyleyecek başla şey yokmuş gibi, pardon de ya da ben bir şey görmedim siz takılmaya devam edin de yürü git işte. Durup cevap bekledim üzerine de, erkek olanı başını hayır anlamında sallayınca dönüp gittim anca. Sanki masada sevişmiyorlar da çalışıyorlardı, ben de gidip nescafe önerdim bunlara.

Ofisteki bölmeme döndüm, rezil oldum diye düşündüm. Bir de bu böccekler evliler ama başka insanlarla tahmin edeceğiniz üzere. Yanıma gelip bir açıklama yapmalarını bekledim bir süre nedense, elbette gelmediler, hatta o gün göz göze bile gelmedik. Ertesi gün bu ikisi bana bir iyi davranmalar, masama poğaçalar, çaylar getirmeler, gözlerin ne güzel diye iltifat etmeler görmeyin. İkisi de Mature nin en yakınlarından üstelik, adam bana sen neden erken gidip geç geliyorsun diye çemkireni, kadın da bu güne kadar hiç konuşmadı, hep kötü kötü süzdü uzaktan, şimdi bir ilgi bir alaka. Bakalım Pazartesi Mature döndüğünde de böyle devam edecek mi? İyi oldu aslında kendime ittifak kazanmam bir yerde.

3 Şubat 2018 Cumartesi

Ne Aşkı Be!

 Cihan'a teşekkür mesajı gönderdim, cevap gelmedi, ben de pişman oldum ya karısı okuduysa diye. Yanlış anlayıp adamın başına ekşimesin, gerçekten de yanımda biri olunca aptal panik atak daha kolay geçiyor. Pazar günü herkes eve döndü ve ben ilk kez bundan şikayet etmedim. Minel'e gelen kadınladan bahsettim, o da onların aldığı hediyeleri ve taktıkları takıları hazırladı, gelin alın diye aradı. Duruşu çok güçlü ve kararlıydı, onunla gurur duydum. Ailesiyle konuşmuş, onlar da benim yanımda kalması koşuluyla İstanbul'da kalmasına izin vermişler. Dünkü atak durumum olmasa kızardım da şimdi bu içimi rahatlattı. Nihayet bir mesaj geldi, hemen baktım Cihan'dan mı diye; hayır Mature teyzeden. Önümüzdeki hafta yokmuş, Kıvırcık onu çok özlemiş, bir hafta yanına gidecekmiş, ben ofise söylermiy mişim, bir de işle ilgili birkaç not yazmış ayıp olmasın diye. Asıl amaç belli, kıvırcık beni özledi, naaaber bak gidiyorum demek. Bildiğin ergen takılan bir yaşlı teyze ile uğraşıyorum. Al Kıvırcığını başına çal yazacağım da neyse sanki çok umrumda. Hoşlandığım dönem olsa uyuz olurdum ama şimdi hiçbir şey hissetmiyorum ki adama. Ayrıca paranı yiyor işte, jigolo ya da değil para yiyor mu ona bak sen. Kısaca geçen bir hafta Mature teyze olmadığından rahattım, ofise gidip geldim, kimse bana bulaşmadı, ben kimseyle dalaşmadım; huzurluydum.

Cihan, durdu durdu ben Sarper'in yanındayken mesaj yazdı: "iyi gelmeme sevindim" diye. Bu mesaj her yere çekilir. İyi geliyorum, geç geldim, sana daha çok zevk verdim diye de algılarsın, sensizken kötüydüm sen geldin iyi oldu gibi de. Her şekilde cinsel mesaj veriyor sanki. Bu yüzden de sakıncalı bir mesaj; Sarper'in telefonuma bakma huyu yoktur gerçi olsa ne olur baktırmam ki, siz de sakın kimseye telefonunuza baktırmayın. Baştan koyun çizginizi, sizden izinsiz kimse dokunamasın, o sizin özeliniz. Bu çizgi aşıldı mı bütün çizgiler aşılır hem size saygısı kalmaz, hem de o ilişkiden bir halt olmaz.

Mature varsın Kıvırcığa bana da oral yap diye baskı yapa dursun, ben İstanbul ofisinde çok rahattım. Bir bayan arkadaşım geldi ziyaretime. Kızın yüzünden düşen bin parça, aldım yakınlardaki bir kafeye götürdüm, anlattı. İnternette tanışmışlar, adam buna sırılsıklam aşıkmış, birkaç kez beraber olmuşlar, evleneceklermiş ama adam kaybolmuş. Şaşırdık mı sayın okurlarım? Hayır.
Sakince durumu ona izah etmeye başladım, özellikle bayan okurlarım için çok önemli burası dikkatli okuyun.

-Bu tür adamlara hepimiz hayatımız boyunca bir kez denk geliriz. Genelde internette dadanır bunlar bize ve büyük romantik jestlerle, asla tutamayacakları ama vermekten çekinmedikleri sözlerle aklımızı başımızdan alırlar. Aşık oldum demek bunlar için günaydın demek kadar basittir. Hemen aşık oluverirler, işin ilginci buna kendileri de inanırlar. Seni daha reelde görmeden hayatının odağı haline getirir, seni de buna inandırırlar. Emin ol kendileri de inanırlar. Buluştun mu, genelde çok iyi geçer, seks de öyle... Ama zamanla o büyük aşk balonu sönmeye başlar, çünkü yalandır, hevesdir, uydurmadır. Verdiği sözler büyük gelir, hayatını senin için değiştirmek artık cazip değildir. Uzaklaşmaya, soğumaya, hatta hiç aramamaya başlar. Çok geçmeden de başka kadına aynı şekilde aşık olup, sana söylediklerinin aynını harfiyen ona da söylemeye başlar çünkü kıttır bu adamlar, sana sultanım diyorsa ona kraliçem diyemez, yaratıcılık sıfır. Aynı sözler, aynı aşk hareketeleri, aynı heyecan ve aynı son, hiç değişmez. Bu adamlar aşık sadistleridir.

-Tam da anlattığın gibi oldu, hatta sahte bir nickle ona yazdım ve başka bir kadınla yazışmasını gördüm. Şok oldum bana söylediğinin aynısını söylemiş, ben onun ballı böreğiydim.
-Ballı börek mi ıyyy bir de kurabiye var geçenlerde duydum iğrenç yakıştırmalar.
-Konumuz bu değil Marin.
-Bence sen beni anladın tatlım, bir yalana inanıp kendini kaptırdın ve uyandın. Kötü tarafı çok heveslendirdikleri ve ayaklarımızı yerden kestikleri için biraz acıtacak olması, iyi tarafı bir daha bu tür bir adama asla inanmayacak olman.
-Bir daha onunla asla olmam zaten.
-Sana döneceğini mi sandın? Bu adamların diğer özelliği de cinayet mahalline dönüp bakmazlar bile, sen artık onun için ölüsün, o yeni bir kurban peşinde.
-Çok doğru söyledin nereden biliyorsun bu kadar iyi?
-Bende yaşadım tatlım,Facbook da ortak arkadaşımızdan görmüş beni, ekledi, yakışıklıydı da arada tanıdık da olunca terslemedim. Kibar kibar yazmaya başladı, beni görmüş çok etkilenmiş, bilmem ne, ben de flört etmeyi severim malum, cevap verdim. Tutturdu sevgilim ol diye, oyundan tamam dedim çünkü evliydi karısının çocuklarının fotoğrafı vardı, karısı da güzeldi. Her gün devamlı yazdı, aşk sözleri, şiirler, şarkılar gönderdi. Tekrar yaşamaya başlamış hatta, ne güzel yine uçuyor olmak derdi, inandım ama buluşmaya bir türlü yanaşmadım. Hep beni hayal ediyordu, hayatını benimle geçirmek istiyordu, deli gibi aşıktı, zaten karısıyla anlaşamıyorlardı, yakında boşanacaktı ve benimle olacaktı. Israrlarına dayanamadım ve buluştuk. Güzel geçti, hatta oturduğumuz yerde birbirimizin üstüne çıktık ve yakınlardaki iş yerine gidip beraber olduk. O da çok iyiydi, dili konusunda çok maharetliydi özellikle. Eve döndüğümde de aşk mesajlarına boğdu beni, adam bana deli gibi aşıktı daha ne olacak dedim içimden. Dedim ya hemize denk gelir bunlar mutlaka. İnandım bana aşık olduğuna, seks de harikaydı, ilk birkaçı aslında. Benimle yaşamak ve yaşlanmak istiyordu, beni düşünmekten çalışamıyordu falan. Sonra o adam uzaklaştı da uzaklaştı hem de çok kısa bir zamanda. Bana da bir arkadaşıma anlattığımda "Ne aşkı be!" demişti öyle getirmişti beni kendime.
-Haklısın. Peki ne yapmalıyım aramayayım onu değil mi?
-Ararsan seni daha çok yaralar, sen de onu öldür içinde, unut gitsin.
İkna olmuş şekilde ayrıldı yanımdan, siz de unutmayın bayan okurlarım bu adamalardan birine mutlaka denk geleceksiniz, aşık mı, ölüyor mu sizin için? Ben de size tekrarlayayım da oturup düşünün: NE AŞKI BE!

Kara Çarşaf Atak

 Geçen hafta sonu dinlenme ümidiyle evimdeyken Minel'in nişan atma sorunlarıyla uğraştım. İlk sorun: Taha'ya nasıl söyleyeceğiydi. Yüzüne söyleyemezmiş, ben de çok karşı olmama rağmen mesajla terk et dedim.
Benim bile mesajla terk edilmişliğim var. Elbette intikamım acı oldu, anlatırım sonra.
Mesajı da kendi yazamadı, hitabet uzmanı ben deniz, uygun bir mesaj döşedim ve gönderdik. Gün boyu adam bunu aradı, telefonu açmadı ve cumartesiyi başka bir arkadaşında geçirmeye karar verdi. Nuri bu olaya epeyce gülüp eğlendikten sonra, kursta bulduğu sevgilisinin evinde hafta sonunu geçirmek üzere gitti. Sarper, iş için şehir dışındaydı, Stavros da yeni sevgilisi her kimse onunla kalmaya gitti. Veeeeeeeeeeeeeeeeeee evde yalnızım!!!

Ergenlik dönemimden beri evde yalnız kaldığım için bu kadar sevinmemiştim. Bildiğin ne yapacağımı şaşırdım. Cumartesi evden çıkmadım, tamamen kendimle ilgilendim. Evi toparladım, kedilerimle oynadım, küvette keyif yaptım, banyonun kapısı açık olarak! Altıma bir şey giymeden sadece üstümde ince biraz uzun bir kazakla zaman geçirdim evde. Oh be, özgürlük, kendi evinde özgür olmak, ne çok özlemişim bunu. Gece oldu... Bir film koyayım da film keyfi yapayım dedim, uykum gelene kadar ard arda film izlemekti niyetim. jeepers creepers 3 ü izlemeye kalkmak gibi büyük bir hata yaptım. İlk ikisini beğenmiştim bu da güzeldir dedim ama bildiğin iğrençti, daha yarısı olmadan nefesim daralmaya başladı, filmden sandım.

Odama geçtim, biraz internette takıldım, Orange is the new black izledim ama nedense göğsümde bir ağırık bir sıkkınlık hissettim. Yorgunluktandır dedim, uyumaya karar verdim. Tuhaf bir korku kapladı içimi ve kalbim hızla atmaya başladı. Bu korkunun ne olduğunu biliyordum, köpek atak! ben ona öyle diyorum, kısaca panik atak. Nadiren olur bana, ilk panik atağımı ilk grubumdan sonra geçirmiştim, nedense herkes biliyor gibi geldi ve yine izlemekten bunaldığım bir filmin de etkisiyle panik atak geçirdim, ne olduğunu da bilmediğimden hastaneye gidip, bir güzel sakinleştirici serum yedim kendime geldim. Şimdi olanın nedenini anlayamadım, uzun süredir grup da yapmamıştım oysa. Yorgunluk mu, yalnızlık mı, zaten bunun adı sebepsiz korku değil mi? Nasıl kovacağımı biliyordum bu köpeği, ona o yokmuş gibi davranmak gerekiyordu. Sürekli ben iyiyim diye tekrarladım durdum. Yataktan kalktım dolaştım, balkona çıktım. Geçer gibi oldu tekrar başladı. Bu sırada kimi çağırsam diye dşünüyordum ama herkes uzaktaydı. Civarda kim var, kim gelebilir derken telefonuma mesaj geldi Cihan'dan. "Nasılsın?"

Hemen aradım. " Nerdesin?" "İstanbul dayım aslında sana çok yakınım." "Hemen buraya gelebilir misin?" "Bir şey mi oldu Marin?" "Sorma sadece gel çabuk"

On dakika kadar sonra geldi ben bu sırada daha iyi oldum. Kapıyı açtığımda merakla bakıyordu yüzüme.
-Ne oldu?
-Panik atak oldum.
-Ne?
-Soru sorma gel yanımda dur, birazdan geçer.
-Bir şeye mi canın sıkıldı?
-Evet,  jeepers creepers'a.
-O ne?
-Boşver Cihan, sadece yanımda dur.
-Tamam.
Sarıldık, bu biraz iyi geldi, zaten en şiddetli dönemi de geçmişti. Konuşmadık bile, ben yattım o elimi tuttu, uyumuşum... Uyandığımda yoktu, herhalde uyuyunca gitti dedim, kapı çaldı. Cihan geldi, kahvaltı ederiz diye hevesle kapıyı açtım, bu kez de karşımda beş tane kara  çarşaflı kadın vardı.
Ben Cihan'ı beklerken gördüğümle şok oldum, hemen aklımı da toplayamadım, bildiğin dondum kaldım. Meğer bunlar Taha'nın ailesiymiş ve nişan bohçası almaya gelmişler.

"Minel yok, o buradayken gelin." dedim.
"Olmaz şimdi ver." Dediler bir de ileri geri laf ettiler, neymiş nasıl bırakırmış Taha'yı da bilmem ne.
"Taha ya harem kurma ekibi olarak siz de haklısınız, kendinize saygınız olsa şu öcü halinizle dolaşmazsınız. Haklarınız var sizin, erkeklerden daha üstünsünüz hatta, unutmayın bunu."
Bön bön baktılar yüzüme, kapıyı öfkeyle kapattım yarısı görünen yüzlerine. Panik atağın üztüne kara çarşaf atak tam oturdu, Cihan'dan da haber yoktu.


Ötekiyiz Hepimiz

   Bu ülkede kadın olmanın zorluğu ortada; ayrılmak istiyorsun öldürülüyorsun, istediğini giyiyorsun diye şiddet görüyorsun. Erkek egemen bi...