Soru ve yorumlar için madammarin@gmail.com

13 Kasım 2019 Çarşamba

Islanan Penise Güven Olmaz

 Nereden başlasam, nasıl anlatsam? O kadar çok şey oldu ki. Ben bu Tony Leung'la baya baya görüşmeye başladım. Bir Cumartesi evdeki diğer ev halkı uyurken, yani bende kalan üç kuzenim, bunu eve attım. Kendi odamda da Cuma gecesinden bizde sızan bir kız arkadaşım yattığından salonda yakınlaşınca tam Tony'ciğim bacak aramda dil maharetlerini sergilerken salona esneye esneye Minel geldi. Ben koltuktayım, koltuk da bunun durduğu tarafın tersine bakıyor, yani Tony'yi görmedi.
"Aaa ne kadar erken kalkmışsın Marin." dedi.
"Evet, erken daha hadi sen git yat." dedim. Bir yandan da panik olmuş haldeki Tony'nin başına bastırıyorum devam etsin diye abazanlık başa bela cidden.
"Yok ya uykum kaçtı, çay koyayım."deyip mutfağa gidince Tony hemen toparlandı.
"Ben gideyim sonra görüşürüz." dedi alelacele çıktı. Çıkmasıyla kapıyı tıklatması bir oldu. Kapıyı açtım, ne oldu dedim gözlüklerini unutmuş. Malum bacak aramda çalışmadayken gözlük takmasına gerek yok, zaten rahat da edemez. Hemen koltuğun kenarındaki gözlüğünü verdim, kapıyı kapattım. Minel'e de gelenin apartman görevlisi olduğunu söyledim, yedi. Yemeyip ne yapacak zaten.

Aradan bir hafta geçti, Tony'yle mesajlaşırken bu oradan ayrılınca çok ıslandım, pantolona geçti, zor girdim eve yazdı. Ben de hiç sevmem ıslanan penis. Hadi size burada bir bilgilendirme sunayım bazı penislerin kafası küçük ve hafif yassı olur yanı tok kafa olmaz, onlarda ne yazık ki heyecanlanınca vıcık vıcık akarlar. Biz kadınların en sevmediği penis türüdür çünkü hem oral sekste tüm iştahımızı kaçırırlar. Hem de bu tür adamlarla korunmadan seks demek her zaman ya hamile kaldıysam korkusu yaşamaktır, malum adamlar vıcık vıcık durumdalar ve o vıcıklık içinde sperm hücreleri de, bu şekilde hamile kalmış binlerce kadın da var. Çok duymuşsunuzdur içime boşalmadı ama nasıl hamile kaldım anlamadım diyen hatunları. İşte ne yazık ki Tony'nin penisi de bu model penis. Ucu ince akıtan türden. Bir o penise benden oral seks bekliyor hevesle ıyyy düşünürken bile içim kalktı. Dayanamadım "ıslanan pip mi olur ya salak bir duruma düşmeyelim" yazdım. pipi!!! Salak!!! yazdı sonra sustu. Küstü haspam. Hayır neye küstüğünü de anlamadım ben pipi dememe sandım hani küçük mü diyorsun sen benimkine diye, vardır malum erkeklerde bu takıntı. Bir hafta bana cevap vermedi, aradım engelledi, yazdım cevap yok. Ben de kızdım ulan 18 yıldır peşimdesin adam yokluğundan fırsat verdik hemen dibin kalktı diye ben de sustum, o aradı tabii nolcekti?

Salak dememe kızmış, kimse ona salak dememiş diyemezmiş. Bizim Tony Leung, pek kibar, sakin ama evde maço belli. Neyse geçen cumartesi de karısını ve dört çocuğunu alıp misafirliğe bıraktı ve beni eve attı. Uzun süredir kimse beni eve atmamıştı hep ben atıyordum. Evimin önünden aldı, ilk cümlesi "eyvah kokuyorsun" dedi.
"Neeeee?"
"Türüm türüm hem de"
"senin hediyen bu hypnotic poison"
"Tamam da eve sinecek, yatağa nasıl yatıracağım seni?"
"Yahu havalandır, üzerine parfüm sık, çarşafları mı kokluyor bu kadın?"
"Yapacağız artık bir şeyler."

Eve geldik, apartmana ayrı ayrı girmeler, asansörde bekle hemen inmeler, ay sevişmek için nelere katlanıyorum. Bu Tony iyi oral yapmasa çekilmez, hele o pipiyle.

Girdik eve, zaman da kısıtlı malum yatak odasına geçtik, ben salonda Tony tarafından soyulmaya başlandım. Yatağa başka bir örtü serdi malum kokuyorum! Ön sevişme fasılları, göğüslerime çok yapıştığından bir yalan uydurdum süt geliyor doktor ilaç verdi ve uyarılmasın dedi yıkarken bile ovamıyorum diye. O da ama benimkileri emebilirsin dedi. Ben de biraz emdim ne gerek varsa. Göğüsler bence erojen yerler değildir, olmamalıdır!

Nihayet aşağıda, bu işte de iyi uzun uzun yapıyor ve parmaklarını sokmayı akıl edebilen bir gruptan ben de çığlık atarak eşlik ettim, olay bitince maalesef sıra benimdi.Şimdi daha da ıslanmış penisine hiçbir şey yapmak istemiyordum, hayır üzerine otursam bu sefer de prezervatif almadığından öbür sıkıntı var. Elimi uzattım baktım sönmüş balon olmuş, meğer beni yalarken boşalmış; bir ara çok inledi anlamalıydım.

Hemen kalktım ben gitmeliyim, bana da misafir gelecekti dedim, zaten onun da karısını ve çocuklarını alması gerekti. Tam da sıra bana gelmişti diyor hala, neymiş biraz oynasam kalkarmış, ıslanarak kalkar ama. Böyle penisli bir sevgilim vardı Bahadır. İlk onda görmüştüm bunu, ne ağzına alabilirsin, ucunu silersin yine gelir, beraber olursun ya hamile kaldıysam diye korkarsın terk ettim gitti. Sonra bir kadını kazara hamile bıraktı, yıllarca onunla uğraştı durdu. Ben dedim ıslanan penise güven olmaz. Dikkat edin bunlara hanımlar!


8 Ekim 2019 Salı

Tony Leung Bileğimi Okşadı

 
 Çok eski ve çok da iyi bir arkadaşım olan Rukiye'yle bir AVM de buluştuk geçen Cuma. Alış veriş yaparız, biraz lak laklarız falan dedim, kafam dağılır işte. Abazan bünyemin bitmeyen isteklerini unuturum, ne de olsa karşılayamıyorum. Rukiye'yle mağazaları gezdik; ben birkaç şey aldım bu alamadı, parası yok, sana da alayım mı dedikçe ben hakkımı Tonguç'a devredeyim ona şu lazım bu lazım diyor. Sanki ben  yemek kuponuyum da hiçbir işe yaramayan, yirmi yaşında hala lisede olan asalak oğluna veriyor beni yesin diye. Ben de Tonguç, çalışsın kendi alsın, sana da baksın bir zahmet diyorum, sinir oluyorum böyle asalak tiplere, ben hayatımdakileri gönderene kadar neler çektim ama bitmiyorlar bir türlü. Gratisteki anasının amına kadar uzanan kuyruğu görünce yuh dedim buraya girilmez, bu da diyor ki ay  indirim var bana bu lazım, benim şekerim düştü gel alt kattaki madoda bir şeyler yiyelim dedim, yemek teklifi daha cazip mi geldi yoksa ayaklı cüzdan olan ben, gidersem zaten o ucu görünmeyen kuyrukta boşuna bekleyeceğini mi anladı bilmiyorum, kabul etti madoya gittik.

Rukiye'den bahsetmiştim hatırlarsınız, eski bir şarkıcı sahne adı ve günlük kullandığı adı Ruki, anlamı yok ama onun için çok anlamlı. Bir de salak saçma bir hikaye uydurmuş o isme. Bunların köyünde Ruki diye bir çiçek varmış çok nadir açarmış, babası o ismi vermiş ama nüfus memuru yanlış anlayıp Rukiye yazmış, bu da değiştirmeye bir türlü vakit bulamamış, kimliği Rukiye ama gerçek adı Ruki'ymiş, yeeeeerrseeeeen.

Nuri, bana spermlerini bir tüpçü doktora gidip, içime zerk ettirmekten vazgeçtim diye küstüğünden, Rukiye'yle pardon Ruki'yle takılıyorum bir süredir. Ruki iyi kadın da işte, hani tek piranhadan çok zarar gelmez de bunlar çoğalınca seni bir çırpıda yer bitirir ya, oğlu yanına gelince öyle bir hale geliyor bunlar, bildiğin benden ne kadar et koparacakları yarışına giriyorlar. O yüzden oğlunu gördüğüm anda kaçıyorum, yaz tatili boyunca hiç görüşmedim, okullar açıldı rahatladım ama okuldan altıda geliyor buraya gelmeye kalkarsa fena yakalanırım koca bir AVM deyiz bildiğin yarrağı tutarım ve zevk de almam. Ruki'yle yemek yiyoruz, bu ben on iki yıldır seks yapmadım ne olacak bu halim diye dert yanıyor, sanki ben farklıyım. Uzun süredir yapamadığım gibi, kimseden etkilenmiyorum da yoksa yapacak adam çok. Eskilere bulaşmak istemiyorum, lickbuddym bir türlü işlerinden ve sadece hafta sonları bir araya geldiği, çocuk yapmak için evlendiği onu da yapamadığı karısından vakit bulup gelemiyor. Yeni biri, yeni bir heyecan, tutku, hatta aşk istiyorum da nerdeeeeeee? Beni son günlerde tahrik eden tek şey nette tanıştığım ve kısa sürede rezil bir hale gelen, birbirimize küfürler bile ettiğimiz bir çocuğun başkasıyla yattım demesiydi. Çocuk da tam benim kalemim, dengesiz, değişik, köpek çekip ilgi gösterenlerden artık bunlar bile bende işe yaramıyor, bir hoşuma gider gibi oluyor sonra hevesim geçiyor. Astrolojiden anlamam pek bildiğim kadarıyla kendisi, alçalanı, yükseleni, ineni, kalkanı hepsi akrep olan bir kadınım, annem nasıl denk getirdiyse. Bu ne demek çok kıskancım, gerçekten öyleyim, bildiğim kadarıyla öyleydim, bir de şu eşini paylaşan kadınları çok kınardım ama bu beni tahrik etti işte.

Birden Ruki'nin telefonu çaldı, arayanın sesi zaten hoporlörde eyvah Tonguç! "Nerdesiniz? Marin orda mı haaaa taaaamaaaammmm geliyorum o zaman." lan bana sordunuz bu ben bu herifi görmek ve beslemek istiyor muyum bakalım? Eeee şimdi ne yapacağım? Bunlar bir araya gelirse her şeyi hatta tüm AVM yi yerler hesap da bana girer. Yan masalara yardım ister gibi bakmaya başladım, telefonumu karıştırıyorum "aaa bana kuenim uğrayacakmış benim kalkmam lazım."Kız dur, Tonguç gelecek seni çok özlemiş biraz beklesin." Kararlılar beni analı oğullu sikecekler burada. "Demin giremediğimiz Gratise de girelim, bir de Tonguç a bir mont beğendim bakalım geldiğinde tamam mı Marinciğim?" Açılımı bunları bize sen alacaksın tamam mı Marinciğim? Hassssssstiirrr ne yapacağım şimdi, param yok desem yemez olduğunu biliyor, aa kartım yok diyeyim en iyisi, düşürmüşüm, yanımda nakit de yok falan derim. O zaman da bu beni bırakmaz hemen, bankayı ara, yok polisi ara, yok güvenlik kameralarına baksınlar... yine yırtamam. Ne yapacağım heyhat!

Birden aklıma geldi! Bana sürekli mesaj göderen Fransa'dan yeni dönen eski bir arkadaşım var. Yazmıştım eski yazılarımda annemlerle yaşarken yan komşumuzdu bu taaa on altı yıl önce falan o zamandan beri aşık bana, hiç geçmedi, hiç bitmedi. Ben bir iki takıldım bununla, muamelesi de ilgisi de iyi de işte belki fazla iyi diye hiç ciddiye almadım. Bir de insan yanındakini göremez de hep olmadık, kendini yoran, uğraştıranlara ilgi duyar ya, ben de öyle biriyim işte. Hemen yazdım buna "Modadayım gel." "Yarım saate oradayım, bir yere kaybolma" yazdı. Ohh dedim hesabı buna kilitlerim, kibar adamdır o öder, o varken de bu iki kan emici ana oğul, bize şunu al bunu al diye bana yapışamazlar.

Tam söylediği saatte geldi, yanıma oturdu. Ruki'yle tanıştırdım. Onu görünce biraz şaşırdı ama adamı beğendiğinden ve on iki yıllık abazanlığının başına vurmuşluğundan Ruki, buna asılmaya başladı. Bu arada bu adam Eskişehirli bildiğin Çinli ünlü bir aktör var ya Tony Leung ona inanılmaz benziyor, yan yana koy Tony en fazla biraz daha çekik gözlüdür o derece. Ruki, başladı anlatmaya on iki yıldır seks yapmıyorum, sevgilim yok, kimseyi beğenemiyorum sen düzgün çocuksun bana birini bul diye. Ruki, asılmaya başladı diye mi, benim şahsi abazanlığımdan mı, artık kıskanacağım durumlar beni tahrik etmeye başladığından mı? Bilmiyorum bu yerli Tony Leung gözüme çok güzel görünmeye başladı. Bir ara lavaboya gitti. Ruki başladı " kız bu çok hoş adam bununla sevgili olsana, sana ne güzel bakıyor, keşke biri de bana böyle baksa..." Doğru dedim içimden kimlerle boşuna uğraştım durdum, Tony hep burnumun dibindeydi tabii karısı ve dört çocuğuyla birlikte...

Veeeee Tonguç geldi. Kan kokusu almış ama dişlerini geçirince yapay maket olduğunu anlayan köpek balığı misali etrafımızda dolanmaya başladı. "Burada mı oturacağız, ben açım ama yukarıda bir şey gördüm ona bakıcam.""Otur da bir şeyler ye" dedi Ruki, Tonguç da oturdu. Yemek yemeye başladı. Ruki, hala TonyLeung u darlıyor. Bana birini bul, bizi gezdir, bize de gel... O da kibarca cevaplar veriyor ne yapsın adam. Benden bahsederken ona nasıl davrandığımı anladım yıllarca. "Siz nasıl arkadaş oldunuz? Marin soğuktur, kızar, küser, yıllarca konuşmaz..." dedi. Ona böyle davrandım cidden ama belki de böyle davrandığım için hep kıymetli oldum vazgeçmedi benden kim bilir.... Bu arda ben hem sıkıldım hem de libidom zaten duvardan tavan seviyesine yükseldiği için bacağımı TonyLeung a uzattım ve hafifçe dürttüm. O da beni iyi tanıdığından mesajı aldı, ceketini nazikçe kucağına koydu ve ayak bileğimi tutup kalkana kadar okşadı. Orada seks yapsak bu kadar memnun kalmazdım, bu hareket beni daha çok mutlu etti.

"Kuzenim gelmiş artık, kapıda kaldı kız" dedim ve kalktım, TonyLeung seni bırakayım dedi, hesabı  ödemeye gitti. Tonguç öfkelendi annesine döndü "beni niye çağırdın buraya o zaman hiç gezemedik, bir şeyler bakacaktım ben!" "sen git bak, tutan mı var?" dedim " "Param yok ki" dedi artık bunda yüz  de astar da kalmamış, cüzdanımı versem alıp uçarak gidecek oradan, zıkkımlandın işte ona dua et asalak.

"Bizi de bıraksın madem." dedi Rukiye, "Olur" dedim. Yol boyunca da adamı darladı durdu bana birini bul diye, eve geldik aradan kaç gün geçti her gün beni arayıp bana birini bulmuş mu diye soruyor. Ruki'ye fena yakalandı adamcağız ama ben iyi kurtardım.


1 Ekim 2019 Salı

Depremde Seks Başkadır

 Geçen perşembe İstanbul bizi sarstı, kendimize getirdi malum. Günün ortasında hepimiz bir yerlerdeydik, çoğunlukla iş yerlerinde. Ben ise eski sevgilimin evinde...

Sabahtan başlayayım anlatmaya. Bir okulda iş görüşmem vardı. Okul, özel bir kolej ve bana hikaye kitaplarının editörlüğünü yaptırmak istiyorlar, biraz da fikir almak çünkü fazlasıyla sağ eğilimli bir okul. Koridıorda yürürken kenarda simsiyah kapalı öğretmenler gördüm, dikkatli bakmadım rahatsız olmasınlar diye böyle de düşünceliyim ama onlar sayımız çok bu bizden olmayan farklı kadını psikolojik olarak ezelim diyerek arkamdan güldüler. Aynaya baksalar gülecek çok daha fazla şeyleri var ucubelerin farkında değiller. Aslında farkındalar da, bunların büyük yüzdesi bizim gibi özgür olmaya özenir ve bu yüzden bizden nefret ederler. Ben kimsenin kılığına kıyafetine karışmam, yorum yapmam, ezmem ama kendimi de ezdirmem. Okulda neredeyse sütçü Remzi nin bile resmi var ama duvarda tek bir Atatürk fotoğrafı yok. Onun sayesinde o okul var, bunu düşünecek beyin elbette yok. Biraz da burası bir çeşit ticarethane sonuçta sağ kesim veletlerini bunlara versin, yani para versin diye bu haldeler ama görüştüğüm iki adam da sağ görünümlü, eğilimli olup aslında aydın görüşlü insanlardı. Ne habeeeer tek takiye sizde yok demek ki.

Neyse prensipte anlaştık adamlarla. Benim eski sevgilim de bu okula neredeyse beş dakika uzakta oturuyor. Gelince haber veririm bir kahve içeriz demiştim, aradım. Evdeyim gece nöbetim var, gelsene dedi. Ben de evine gittim. İşin kötüsü nasılsa seks yapmayacağız diye hiçbir tüysel oluşumuma el atmamıştım. Adam diyecek benden sonra bu kadında işler kesat demek ki oysa bilse ohoooo.

Evi dördüncü katta, asansör de yok, ıkına ıkına topuklu ayakkabılarımla çıktım. En nefret ettiğim şey de eve girince ayakkabı çıkartmak ama mecburuz ne yapalım. Aklımdan kalandan iyi görünüyordu, sakal bırakmış. Beni görünce kocaman bir gülümseme ve kucaklama ile karşıladı beni, çok özlemiş belli. Evliliği çok boktanmış, karısı tam bir arıza çıkmış; zaten evlilik fotoğraflarında bile gülmeyen, suratsız, negatif enerjili bir kadın. Bununla neden evlendiğini de biliyorum, benden sonra aldatılma korkusu o kadar sardı ki gitti bu kadını aldı. Bu kadın istese de aldatamaz, arz talep meselesi; gerçi bu kadına bile niyetlenen olur da bizim ülkede o kadarını yapmaz diye düşündü bununla evlendi. Ben kendisini en iyi arkadaşıyla aldatmıştım, bir türlü aşamadı o acıyı. Hemen beni suçlamayın, hak etmiş, beni zamanında çok üzmüştü  ee ben de intikam aldım ne yapsaydım?

Kahve, sohbet derken, yakınlaşma kaçınılmaz. Perdeleri çeksek de ortam loşlaşsa da benim tüyler görünmese mi derdindeyim ben. Günün ortasında seks yapmaya kalkarsan gün ışığına da katlanacaksın. Öpüşmeye başladık, kanepede uzandık, o üzerimde, özlemişim de.  Bir hareketlenme bir titreme, sandık ki bu titriyor, meğerse deprem oluyormuş. Ben anlamadım önce buna kızıyorum niye sallanıyorsun diye. Panikledi, o panikleyince ben de panikledim. 99 dan zaten deneyimliyim hemen ismini söyledim" deprem oluyor" bilmediğim bir ev, yıkılsa yıkıntılar altında eski sevgilimle kala kalacaktım. zaten çoktan yıkılmış bu ilişkinin enkazını kaldırmam çok zamanımı almıştı, yeniden ve bu kez somutunu yaşayamazdım. Ayağa fırladım, bu kanepenin önünde yerde.
"Durdu, tamam durdu." dedim. hala sallanıyorduk ama bina sallanıyordu, ben hemen kapıya koştum.
"Dur merdivenlerden inme." diye seslendi.
sanki apartmanında asansör var da.
Artık yıkılmasını göze alarak, attım kendimi dışarıya. Bu ilişkide de öyle yapmıştım, baktım temelden sarsıldık, kaçtım gittim; geçen perşembe yaptığım gibi.

25 Eylül 2019 Çarşamba

Savaşmaktan Sevişemeyenler Klübü

 Ne çok şeye kafa yoruyoruz değil mi? Değmeyecek adamlara- kadınlara parçalanıyoruz. Her parçamız bir yerlerde, birilerinde kalıyor. O yarım yamalak halimizle kalkıp yenileriyle yeni maceralara başlıyoruz. İyi de eksik parçaların nerede be kadın? Kimde bıraktın demezler mi? Diyorlar. Mesela bana sen neden hissetmiyorsun? diyorlar. Hissettiğim zamanlar da oldu... Hissediyorum da aslında ama o kadar yara aldım ki, kabuğum öyle kalın ki, başımı dik tutma uğraşım öyle yoğun ki gösteremiyorum. Affetmediğim kişilerin suçunu yenilere ödetiyorum, kimseye en çok da kendime güvenmiyorum. Ve acımasın diye hissetmeden sevişmekten artık haz almıyorum.

Hepimiz böyleyiz değil mi? Bir de bizi istemeyeni isteriz. Bir fetih kazanma hırsıdır aslında içimizdeki, belki de atalarımızdan yadigar. Fetih eder de kalenin kapıları bize açılırsa, içeriyi yıkıp, yakıp, talan ediyoruz. Olur da kalenin dışına atılırsak, eyvah ne güzel ülkeydi kayıp ettim diye surların kapısında sabahlıyoruz. O kapılar yine açılsa da ülke eskisi gibi değil, yıkıldı, yakıldı; zaten seni içeride de istemiyor aslında. İçeri girsek de rahat edemiyoruz, fazla kalamıyoruz istenmediğimiz yerde. Hasar verdiğimiz yerleri düzeltmeye çalıştıkça daha da yıkıyoruz. Tam tersi durumda da senaryo hep aynı. Kalemizin kapısını açtıklarımız yıkıp yakınca dışarı atıyoruz, geri alınca da içeri gir ama fazla diplere gitme, orada dur bir şeye sakın zarar verme diyoruz. Ne o bizim ülkemizde mutlu oluyor, ne biz o bizim içimizdeyken.

Alın size çağımızın aşk ilişkilerinin  özeti. Sıkıca kapatın kalenizin kapılarını, askerlerinizi arttırın, zırhlanın, miğferleri, mızrakları unutmayın; biz savaşmaktan sevişemeyenler kulübündeyiz, kabul edelim artık.

Benim lanetimdir mesela; birine ilgi duyduğum dönemde o beni istemez, sonra hooop benim hevesim geçer ee bu çağda onu mu bekleyeceğim. Bir bakarım gelir, yanar, ölür, biter bana. Oldu güzel oldu da zamanında neredeydin? başka yerde, başkasında. Tıpkı şimdi benim olduğum gibi. Hayatımda biri olmasa da geçtiyse o yoğun dönemim yeniden yoğunlaşamam. Geçti işte adı üzerinde geçti, zamanında kıymetimi bilsene! Bilmezler, bilmeyecekler... Bu savaş hali hep sürecek. Kelebekler uçarken kelebekleri öldürecekler. Kıvılcımlar yanarken buz kestirecekler.Sonra hadi uç, hadi yan diyecekler; hiçbiri olmayacak.

Ve sen, ben, başkaları bunları dert ederken gencecik bir kız aşkı bile tatmadan melek olup uçacak....


18 Eylül 2019 Çarşamba

Nuri'den Bebek Yapayım Mı?

 Bir haftadır dayanılmaz kasık ağrıları çekiyordum. Herhalde üşüttüm dedim, doktoruma gittim. Şu bacak ayırmalı muayene koltuğunu hiç sevmiyorum, bir erkeğin karşısında bacaklarımı o derece açıp da sonunda zevk almamak, kesinlikle jinekolojik muayene demek. Ne bir orgazm, ne bir dille kontrol yok; bir de içinize bir şey giriyor, hem de öyle küçük falan da değil, küçücük parmaktan zevk aldığınız halde o sadece rahatsız ediyor. İçinize kadar gören bir adamın karşısında, her kadın gibi sorun var mı yok mu? Endişesi taşırken, rahat olmaya çalışıyorsunuz. Neyse hiçbir şeyim yokmuş, yumurtlama sancısıymış. Çocuk yap diye tutturdu doktorum, yumurtalarım çok iyiymiş, otuzu da geçtiğimden artık zamanıymış, otuzbeşten önce doğurmak şartmış. Nasıl korunuyorsun? dedi adama hangisiyle? Diye soramadım genelde geri çekiliyorlar, malum bizim erkekler prezervatif sevmez de diyemedim. Spiral önerdi, içime girip de zevk vermeyecek her şeye karşı olduğumdan istemedim. Adamda ayrı tezat, hem çocuk yap diyor hem spiral takalım diyor, ille ya takacak ya çıkarttıracak.

Nuri'ye durumu anlattım. Hadi benden yap dedi. Arkadaş millet ne meraklıymış beni doğurtmaya. Bir noktada da haklı. O da ben de evlenemeyeceğiz, yalnız ya da beraber öleceğiz. Gerçi çocuk için evlenmek şart değil, kestir gözüne birini, çaktırmadan aile ağacını didikle, ailede deli ve ölümcül hastalıklı var mı onu öğren. Kız çocuk ne yazık ki ağırlıkla babaya benzer, ağzı burnu düzgün bir adam olsun, tamam.

Gidelim bir tüpçüye de benden sana koysunlar dedi Nuri. Baya da gaza geldi, bizim kıvırtığın  içinde bildiğin baba yatıyormuş ya. O kadar istiyordu ki tamam deyiverdim. Ben anne olmak istiyor muyum? Bana bakmayın ben her şeyi isterim.

Yarın Nuri'nin deyimiyle tüpçüye gideceğiz, yani tüp bebek merkezine anlatırım olanları. Seks ve aşk hayatım berbat, ne seviyorum ne sevişiyorum, bari anne olayım. Hiç çemkirmeyin ben ona iyi bakarım inanmıyorsanız kedilerime sorun. Bu arada hamilelikte seks yasak mı sahi ya?

6 Eylül 2019 Cuma

Bacak Aramızdaki Sosyal Medya İlişkileri

 Sosyal medya sadece hayatımıza girmedi, bacak aramıza da girdi. Hadi kabul edelim son dönemde beraber olduğunuz kadın ve erkeklerin çoğu ile sosyal medyadan tanıştınız. Bu durumun iyi ve kötü tarafları var. Önce hepinizin kabul edeceği avantajlı taraflarından bahsedeceğim. Ne istediğini bilen iki insan olarak, derdiniz kafa dağıtacak ve seks yapacak bir partner bulmaksa, bunu kolayca bulup, durumunuzu da açıkça söylersiniz. Oyunlar oynamaya, eskiden olduğu gibi ciddi ilişki peşindeyim numaraları çekip, yatınca da kaybolmaya gerek yok. Bir de sen ne seversin, ben ne sevmem kısmını yatakta değil anında öğrenme şansınız var. Böylece kötü sürprizlere yer yok, hatta fotoğraflar gönderilerek işte bendeki malzeme bu hadi seninkileri görelim deme hakkınız ve şansınız var. Bu da yine kötü sürprizlerle karşılaşma olasılığınızı azaltmış oluyor. Benim, penisini görünce bu ne böyle diye kovaladığım bir kişi olmuştu mesela. kadın cinayetleriyle meşhur ülkemizde benimki de iyi cesaretmiş, gerçi ben onu haklardım da neyse.

Gelelim içimize kaçan sosyal medyanın dezavantajlarına; duygu yok duygu! heyecan da sadece cinsel çekimle sınırlı. Beklersin, ah geliyor dersin, karşında oturuken kokusunu duymaya çalışırsın, benzer parfüm kullanan geçince onu hatırlarsın, kalbin ağzına kadar çıkar iner. Ne güzeldi o hisler... İşte artık onlar yok çünkü sosyal medya her şeyi ama en çok da ilişkileri hızla emip yok ediyor. Seçenek bol olunca, karşındakine emek de harcamak yok, ee zaten duygu yok, oluşacak gibi olduğunda sanal ortamda çoktan seks yapmış olduğun bir adam ya da kadın var karşında. Bir yazımdan hatırlarsınız ilk buluşmada seks ilişkinin aşka dönüşmesini engeller demiştim. Bu durum, buluşma öncesindeki seks, öyle olunca da ne aşkı, ne hoşlanması, ne heyecanı... Karşınızda bir tuşla hayatınızdan çıkartacağınız biri var, bu kadar basit.

Tamam, tablo o kadar da karanlık değil, sosoyal medyada başlayıp süren ilişkiler de var. Biraz sabır ve karşılıklı özveri olduysa eğer ve elbette güven sorununu aşmanız lazım. Başkasıyla da mesajlaşıyor mu? Beğeni attı mı? Yorum yazdı mı? Bunlar da ilişkinin ilerlemesine ciddi engel. Ayrıca sadece seks diye başlayıp, çok iyi seks ve ten uyumu sayesinde devam eden ilişkiler de var. Bu daha çok tutku ve uyumun aşk sanılması ama olsun en azından bir bağlılık oluşuyor.

Yine de şunu unutmayın, her tür fanteziye kolayca erişebileceğiniz sosyal medya platformlarında, her tür manyağa da kolayca denk gelirsiniz, dikkatli olun, hemen kimseye güvenmeyin, fazla özelinizi paylaşmayın, özel fotoğraflarda yüzünüzü çekmeyin.

Öpüldünüz yavruslar...

20 Ağustos 2019 Salı

Bir Tür Oruç Dönemine Girdim Ama...

 Bir şeyi fark ettim; aklımda erkek varken işe konsantre olamıyorum ama kimseyi kafaya takmamışken tamamen bir işkolik oluyorum. Aslında ben işkolik ve sekskoliğim. Sekskoliklik tarafım sadece seks değil, ilişki, kan, ter, gözyaşı bağımlılığı. İlişki ne kadar çetrefilliyse benim karnım o kadar duyoyor ama kafayı da onunla bozduğum için işi ve sosyal hayatımı aksatıyorum. Tüm bunlardan uzak durduğım bir oruç döneminde ise işkolikliğim depreşiyor. Evet bu daha zararsız ama ben her şeyi uçlarda yaşayan bir akrep kadını olduğumdan bu sefer de işe çok dalıyor ve yine sosyal hayatımı askıya alıyorum. İkisini doğru şekilde idare edebileceğim bir hayat tarzı bulamadım henüz.

Sosyallik deyince taa ortaokuldan beri arkadaş olduğum, beraber okulu kırdığım, Taksim'in Gümüşsuyu'nun ve elbette İstiklal'in ara sokaklarında beraber büyüdüğüm arkadaşım Zeynep'in annesi öldü geçen hafta. Ölüm konusunda ne yapacağını bilemeyen ben yine eli, dili karışmış şekilde kızı teselli etmeye çalıştım. Annesini çok az hatırlıyorum; kadıncağız gece klüplerinde şarkıcıydı. Bir arkadaşımız kadının afişini görmüştü de okulda Zeynep'le dalga geçmişti annen pavyonda çalışıyor diye. Dalga geçenin anasını bilmem ama babası çoktan arazi olmuştu. İnsanlar daha çocukluktan başlıyor acımıasızlığa ve kendi ne kadar kötü durumdaysa daha kötüsünü bulayım da kendimi tatmin edeyim derdine. Kızı nasıl teselli edeyim? Bunun tesellisi mi olur? Sabır diledim, geldim. Keşke elimden daha fazlası gelebilseydi. Bir süre arkadaşlar, iş ve aile üçgeninde takılıp neler kaçırdığımı göreceğim, biraz da telafi edeceğim sağlam ihmal ettim. Seks ve ilişki orucuna giriyorum, zaten beceremiyorum da ama akşam yerim sabah başlarım ona göre...

Ötekiyiz Hepimiz

   Bu ülkede kadın olmanın zorluğu ortada; ayrılmak istiyorsun öldürülüyorsun, istediğini giyiyorsun diye şiddet görüyorsun. Erkek egemen bi...