Benim başka bir semtte bir evim daha var, epeyce büyük bu yüzden de içinin tadilatını bir türlü bitiremedim. Bazen hafta sonları Nuri'yi alıp oraya kaçarız. Geçen hafta da yine oradayız, çıktık alış veriş yaptık dönüyoruz, sitenin çardağında kalabalık toplanmış sohbet ediyorlar. Biz sessizce geçerken, yönetici olan adam bana seslendi Marin Hanım, bir bakar mısınız? Ben de yaklaştım ne yapayım, ortada bir adam var takım elbiseli tipi de fena değil. Belediye başkanı adıyıymış CHP den, onu dinliyorlarmış. Beni tanıttı yöneticimiz, Marin Hanım da buranın sakinlerinden diye. Başkan adayı da beni sonra da Nuri'yi bir süzdü. Nuri de parlak tayt, gözlerde sürme, ben dıştan gayet normalim de belki biraz değişiyim bilemiyorum adam baya bir süzdü bizi. Neyse konuşmasına devam etti, hayvanlarla ilgili güzel planları var o hoşuma gitti, hayvanlar deyince akan sular durur malum. Sonra yanımıza geldi bir ara, biz ikram edilen tatlıdan yiyorduk.
"Memleket neresi Marin Hanım?" dedi. Hafif aksan var ve ben bu aksanı iyi bilirim benzeri bende de var çünkü.
"Kavala, Yunanistan." dedim.
"O öyle mi ne güzel, kaç yıldır buradasınız?"
"Doğduğumdan beri."
"Türk olmuşsunuz o zaman artık."
"Babam Türk zaten, siz nerelisiniz?"
"Trabzon."
"Hemşehri sayılırız demek ki."
"Nasıl sayılıyoruz?"
"Rum Pontus'dan."
Güldü, ben de güldüm. Trabzonluların çoğu Rum Pontus kökenli yani Rum kökenlidir. Müslüman olanlar yobazlaşmış, olmayanlar da aydın takılmıştır ve bunu çok az insan bilir. Bu adamcağız da çıkıp ben Rum kökenliyim demez, diyemez oy kaybeder, gerçi belki de değildir ben tahminimi söylüyorum.
"Sizi çalışmalarımızda görmeyi çok isterim."
"Neden olmasın, arkadaşımı da getireyim mi?"
"Merhaba bay başkan, ay şuraya yüzme havuzu koydurtsanıza süper olur güneşleniriz bak yaz geliyor." Diye atladı Nuri, adam öylece kalakaldı.
"Nuri, ona yönetici bakıyor."
"Yahu belediye başkanı da hepsini kapsar işte, ne var canım."
"Tamam ben halledicem Nuri Bey, merak etmeyin.
"Ay başkan sana verdim gitti o zaman. Oyumu oyumu merak etme."
Herkes bize bakıyor, başkan adayı kızardı, bozardı. Yanımızdan ayrıldı ama ayrılmadan da bana numarasını vermeyi unutmadı.
Ne dersiniz arayıp aklını alayım mı, yoksa seçimlerin bitmesini mi bekleyeyim.
İlişkiler, hayat, kadın erkek, cinsellik, komik, cesur... Sizi size yazarak anlatıyorum, hepinizim, hepiniz bensiniz.
Soru ve yorumlar için madammarin@gmail.com
28 Mart 2019 Perşembe
23 Mart 2019 Cumartesi
Amca Çükünü Masadan Kaldır!
Geçen haftalarda bir tanıdığın vasıtasıyla, yaşlı bir yazar amcayla görüşmeye gittim. Amaç bana biyografi yazdıracak, ben de yazacağım. Aslında yazılacak kişi eski bir mafya bu yüzden merak ettim, bu amca da mit miymiş, polis miymiş eskiden tanıyor bu adamı bir de kendisi de kitaplar yazmış bir sürü kitabı var. Neyse bir kafede buluştuk merhaba dan sonra ben masaya oturur oturmaz amcanın kurduğu cümle şu "ben yürümem de yine de bir kadınla yanımda başka kadın olmadan buluşmuyorum." Otomatik beden refleksi hemen kollarımı kavuşturdum. Yahu tipine işediğimin tipsiz moruğu, sen gençken yürüsen ne olacaktı da kıçının kılları ağırmış halinde yürüsen ne olur? Anlamazlıktan geldim, çok ciddi şekilde konu hakkında bilgi alabilir miyim fazla vaktim yok dedim. Yazdıracak yazar arıyor kısaca, ben de şu kadar isterim şu zamana biter dedim. Çalışma sistemim tam Alman mantığıdır sadece disiplin ve zamanlama. Çok değil mi dedi para için. Salağın parası da yok. Ben bunu alıyorum, eğer paranız yoksa ben kalkayım gerçekten çok yoğunum dedim yine çünkü amca bir konuyu toparlamaya uğraşırken anasınınkine kadar gidip tekrar geliyor. Alakasız olaylar, insanlar, sürekli kadınlar, kadınlar, kadınlar... Birisinin çocuğu olmuyormuş da buna sen kal beni becer demiş, öbürü buna bir kadın arkadaşını getirmiş aslında derdi ona yapmakmış, masalardaki kadınların hep buna atlayası varmış. Elbette hikaye amca kafayı kadınlarınkiyle bozmuş, kafa oraya takılmış, belli ki artık kuş da ötmüyor, ötse nolur yetmiş küsür yaşında herifin. Tutturdu ben seni çok sevdim ille çalışalım diye, yalnız yaşadığımı öğrenince iyice heyecanlandı, kitabını imzaladı, bana verdi falan. Kitabın adı aşkla başlıyor, kapakta da bir sürü kadın fotoğrafı ortalarında bu tipsiz amca. Bir de güya holdingi var ama sözleşme ya da randevu ayarlayacak bir sekreteri bile yok holdingi arayınca kendi bakıyor telefona, hayatı yalan bir amca kısaca.
Bu yine saçma sapan konuşuyor artık bir yerde bana gelen geldi malum ben Madam Marin'im. Bu yine o kadın bana atladı, bu kadın bana baktı derken amca şu çükünü masadan kaldır da konuşacaksak öyle konuşalım yeter dedim. Bu zınk diye kaldı çüküm masada değil dedi sessizce. Kadın .mıyla kafayı bozmuşsun ne diyeceksen adam gibi söyle bak baştan sana vaktim yok dedim. Ne senin derdin biyografi mi yazdıracaksın? Kiminki, o kişi ile ben ne zaman görüşürüm, en önemlisi sen onu tanıyor musun yoksa bu da kurduğun hayallerden mi? "Olur mu ben falanca zamanı mitte görev alırken falanca kitaplarım çok sattı dizi oldu, oradaki kadınlara sor." Yav tamam hadi amca benim işim var, sana iyi günler.
Kalktım, bu donmuş halde arkamdan bakakaldı. Bana verdiği kitaba baktım evde, de ler da lar birbirine tecavüz ediyor, bütün ki ler yanlış. Cümleye geçmiş zamanla başlamış, geniş zamanla bitirmiş, bu ülkede bu adamlar nefes alıyor ya buna çok üzülüyorum ve ayrıca iyi ki Taksim de biraz da Tarlabaşı yakınında büyümüşüm bazen çok işe yarıyor.
Bu yine saçma sapan konuşuyor artık bir yerde bana gelen geldi malum ben Madam Marin'im. Bu yine o kadın bana atladı, bu kadın bana baktı derken amca şu çükünü masadan kaldır da konuşacaksak öyle konuşalım yeter dedim. Bu zınk diye kaldı çüküm masada değil dedi sessizce. Kadın .mıyla kafayı bozmuşsun ne diyeceksen adam gibi söyle bak baştan sana vaktim yok dedim. Ne senin derdin biyografi mi yazdıracaksın? Kiminki, o kişi ile ben ne zaman görüşürüm, en önemlisi sen onu tanıyor musun yoksa bu da kurduğun hayallerden mi? "Olur mu ben falanca zamanı mitte görev alırken falanca kitaplarım çok sattı dizi oldu, oradaki kadınlara sor." Yav tamam hadi amca benim işim var, sana iyi günler.
Kalktım, bu donmuş halde arkamdan bakakaldı. Bana verdiği kitaba baktım evde, de ler da lar birbirine tecavüz ediyor, bütün ki ler yanlış. Cümleye geçmiş zamanla başlamış, geniş zamanla bitirmiş, bu ülkede bu adamlar nefes alıyor ya buna çok üzülüyorum ve ayrıca iyi ki Taksim de biraz da Tarlabaşı yakınında büyümüşüm bazen çok işe yarıyor.
22 Şubat 2019 Cuma
Seviştiğiniz Odanın Sıcaklığı Nasıl Olmalı?
Hafta sonu beni okumayı seviyorsunuz, biliyorum. hadi bizi ilgilendiren bir konuya değin madam diyorsunuz onu da biliyorum bu yazımda ortamın sıcaklığının sekse etkisini yazıyorum. Aslında seske değil direk size etkisini. Eveeeeet seo aramaları için taze taze ilk paragrafta seviştiğiniz odanın sıcaklığı nasıl olmalı? Elbette ne çok sıcak ne de çok soğuk olmamalı, orta karar bir ayarda, rahat hareket edecek bir ısıda olmalı.
Geçenlerde biriyle beraber oldum kimmiş, neymiş, nasılmış, hangi pozisyonlarmış önemli değil. Anlatmaya değer bulmuyorum en azından. Uyandım sabaha karşı; olayın etkisiyle hemen anlamamışım demek, ev bir soğuk ben zaten iççamaşırlıyım, bildiğiniz titriyorum. Yanımda yatana da sarılacak kadar derin hisler beslemiyorum ama mecburen sarıldım; tamamen ısınmak amaçlı. Bu da bir havaya girdi ben sarılınca, artık erkeklik mi sahiplenme mi nesi kabardıysa, canım cicim, aşkım demeye başladı, o gazla bir posta daha attık ki hiç canım istemiyordu; inanın o da ısınmak için ama ev o kadar soğuk ki, ne sarılmak, ne ekstra posta, ne üzerimizdeki çift battaniye bir işe yaramadı. Kalktım, sabah daha aydınlanmamış hava, el yordamı giysilerimi buldum, kazağımı giydim altımda sadece don, geri yattım, bir nebze ısınır gibi oldum. Bir de işin ilginci ben bir buz kalıbına dönüşmüşken, bu adam sıcacık! Yapıştım adama, ayaklarımı da kasıklarına kadar dayadım, o buz gibi ayaklar ısınana kadar epey zaman geçti. Ertesi gün ciddi kasık ağrısı çekmiştir. Hava aydınlandı, ben uyandım, yatakta ısındım sayılır ama ev soğuk. Kalktım, pantolonumu giydim; tuvalete gittim, yüzümü yıkadım ama orası daha da buz. Hay ben senin evinin... Bu kalktı sakin sakin, kahvaltı hazırlıyorum hayatım dedi. Yok benim çok acelem var dedim kaçtım. Emin olun eve gidip de sıcak havalandırmamı açıp karşısına oturana kadar ısınamadım ki evim gayet sıcaktır. Sonra acaba söylese miydim diye kendimi yedim. Arkadaş fakir misin değilsin evin gayet iyi bir semtte, mesleğin de iyi o zaman neden kutup ayısı gibi buz gibi evde yaşıyorsun, hayır şişko da değil ki yağlarından üşümüyor desem. Sen üşümüyorsan da kadını düşünsene, bu ne öküzlük? Dondum bildiğin dondum geri zekalı. Nasıl sinirlendim durdukça, bir yandan da burnum akıyor, hasta oluyorum. Ben senin dedim, ilk mesajda ya da aramada belasına kayıcam. Yazdı iki saat sonra ne yapıyorsun bebeğim? bebeğin ağır grip oldu yazdım. Aaa üzüldüm gel sana çorba yapayım. yazmış şaka gibi, ben senin evinde hasta oldum zaten çorbaya gelip zatürre olamam yazdım. Söyleseydin üşüdüğünü kombiyi açardım yazmış kazma, cevap vermedim. Ben de arızalı mı , parası yok da faturayı mı ödeyemedi utandırmamak için bir şey söylemedim, dondum sabaha kadar. Elbette bu düşüne yoksunu buz devri insanıyla bir daha görüşmeyi düşünmüyorum. Çok mu kolay adam harcıyorum? Evet belki, harcayacak çok var ondandır.
Bu arada durum bunun tam tersi olduğunda da çok dellenirim. Yaz geliyor kliması olmayan ev kalmasın, ya da sevişmeyin o kadar!
Geçenlerde biriyle beraber oldum kimmiş, neymiş, nasılmış, hangi pozisyonlarmış önemli değil. Anlatmaya değer bulmuyorum en azından. Uyandım sabaha karşı; olayın etkisiyle hemen anlamamışım demek, ev bir soğuk ben zaten iççamaşırlıyım, bildiğiniz titriyorum. Yanımda yatana da sarılacak kadar derin hisler beslemiyorum ama mecburen sarıldım; tamamen ısınmak amaçlı. Bu da bir havaya girdi ben sarılınca, artık erkeklik mi sahiplenme mi nesi kabardıysa, canım cicim, aşkım demeye başladı, o gazla bir posta daha attık ki hiç canım istemiyordu; inanın o da ısınmak için ama ev o kadar soğuk ki, ne sarılmak, ne ekstra posta, ne üzerimizdeki çift battaniye bir işe yaramadı. Kalktım, sabah daha aydınlanmamış hava, el yordamı giysilerimi buldum, kazağımı giydim altımda sadece don, geri yattım, bir nebze ısınır gibi oldum. Bir de işin ilginci ben bir buz kalıbına dönüşmüşken, bu adam sıcacık! Yapıştım adama, ayaklarımı da kasıklarına kadar dayadım, o buz gibi ayaklar ısınana kadar epey zaman geçti. Ertesi gün ciddi kasık ağrısı çekmiştir. Hava aydınlandı, ben uyandım, yatakta ısındım sayılır ama ev soğuk. Kalktım, pantolonumu giydim; tuvalete gittim, yüzümü yıkadım ama orası daha da buz. Hay ben senin evinin... Bu kalktı sakin sakin, kahvaltı hazırlıyorum hayatım dedi. Yok benim çok acelem var dedim kaçtım. Emin olun eve gidip de sıcak havalandırmamı açıp karşısına oturana kadar ısınamadım ki evim gayet sıcaktır. Sonra acaba söylese miydim diye kendimi yedim. Arkadaş fakir misin değilsin evin gayet iyi bir semtte, mesleğin de iyi o zaman neden kutup ayısı gibi buz gibi evde yaşıyorsun, hayır şişko da değil ki yağlarından üşümüyor desem. Sen üşümüyorsan da kadını düşünsene, bu ne öküzlük? Dondum bildiğin dondum geri zekalı. Nasıl sinirlendim durdukça, bir yandan da burnum akıyor, hasta oluyorum. Ben senin dedim, ilk mesajda ya da aramada belasına kayıcam. Yazdı iki saat sonra ne yapıyorsun bebeğim? bebeğin ağır grip oldu yazdım. Aaa üzüldüm gel sana çorba yapayım. yazmış şaka gibi, ben senin evinde hasta oldum zaten çorbaya gelip zatürre olamam yazdım. Söyleseydin üşüdüğünü kombiyi açardım yazmış kazma, cevap vermedim. Ben de arızalı mı , parası yok da faturayı mı ödeyemedi utandırmamak için bir şey söylemedim, dondum sabaha kadar. Elbette bu düşüne yoksunu buz devri insanıyla bir daha görüşmeyi düşünmüyorum. Çok mu kolay adam harcıyorum? Evet belki, harcayacak çok var ondandır.
Bu arada durum bunun tam tersi olduğunda da çok dellenirim. Yaz geliyor kliması olmayan ev kalmasın, ya da sevişmeyin o kadar!
14 Şubat 2019 Perşembe
Bana Çiçek Alma G Noktamı Bul
Bugün herkes pek bir sevgi pıtırcığıydı malum 14 Şubat Sevgililer Günü. Elinde gülü, çiçek demeti, Migrostan alınma orkideleriyle sokaktaki insanlar sevmek için yaratılmış edasında salınıyorlardı. kapitalist düzen bu kardeşim diye kızanlar daha çok düzebilecekleri biri olmadığından öfkelilerdi bu güne.14 Şubat'ın tarihi hikayesini herkesin bildiğini sanmıyorum ama şimdi rahmetli aziz Valentine nin hayatını anlatamayacağım açın Googledan bakın.
Bugün kimseyle konuşmak, görüşmek istemediğim için günün büyük bir kısmını telefonum kapalı geçirdim. Alacaklarım vardı, dışarı çıktım. Birkaç arkadaşımla kahve, muhabbet yaptım, annemle aram son günlerde kötüydü yine kıyamadım ona çiçek aldım ve çiçek aldığım dükkanda bir adama rastladım. Almış eline iki demet çiçek bana hangisi daha güzel diye sordu. Ben de hangi rengi daha çok sever? Diye sordum hayatındaki hatunu kast ederek. Morla pembe galiba dedi. Elindeki demetlerden birinde pembe ağırlıkta, birinde mor yani ikisinden birini seçmek zorunda. Seçimi siz yapın ikisi de olur dedim. Ama onu mutlu etmek istiyorum dedi. Ben ne desem beğenirsiniz, ağzımdan fırt diye fırladı bunun için önce g noktasını bulun dedim. Adam, başladı mı gülmeye, neyse ki kendini müthiş sanan kekolardan değildi, o gülünce ben de güldüm ama utanmıştım da. Ben en iyisi bunu alayım, g noktası için şansım düşük dedi ve mor ağırlıklı olan buketi seçti. Ben sadece gülümsedim, anneme aldığım çiçeği ödedim ve dükkandan kaçtım. Yol boyunca içimdeki kaltak beynimi yedi. Başına vurdu tabii tanımadığın adamlara söylediğine bak. Madem o kadar yalnızsın kaçırma hayatındakileri, senin yüzünden ben de yalnızım. Hadi ara birini de akşam gelsin. Susmadı arkadaş, susmadı. Ben de aradım benim lick buddy i bari o gelsin diye hem evlen benimle bak hemen boşarım karımı, zaten boşanıcaz deyip duruyor ya hani. Aradım açtı, Emre'cim nasılsın dedim, arkadan karının sesi kim o, kimmiş, kadın mı o? Neden aramış? Hasssstir. Emre de idare etmeye çalışıyor evet Marincim toplantı var, ben sana haber vericem diye. Karı tutturdu telefonu bana ver diye, korktum kapattım acayip çirkef belli. E hani boşuyordun bu ne korku Emre Efendi? Oldu mu bak aradım ne oldu diye kızdım içimdeki cadıya. Başkasını ara dedi, bu saat oldu daha aramadım, gece daha bitmedi bakalım o mu galip gelecek ben mi?
Bugün kimseyle konuşmak, görüşmek istemediğim için günün büyük bir kısmını telefonum kapalı geçirdim. Alacaklarım vardı, dışarı çıktım. Birkaç arkadaşımla kahve, muhabbet yaptım, annemle aram son günlerde kötüydü yine kıyamadım ona çiçek aldım ve çiçek aldığım dükkanda bir adama rastladım. Almış eline iki demet çiçek bana hangisi daha güzel diye sordu. Ben de hangi rengi daha çok sever? Diye sordum hayatındaki hatunu kast ederek. Morla pembe galiba dedi. Elindeki demetlerden birinde pembe ağırlıkta, birinde mor yani ikisinden birini seçmek zorunda. Seçimi siz yapın ikisi de olur dedim. Ama onu mutlu etmek istiyorum dedi. Ben ne desem beğenirsiniz, ağzımdan fırt diye fırladı bunun için önce g noktasını bulun dedim. Adam, başladı mı gülmeye, neyse ki kendini müthiş sanan kekolardan değildi, o gülünce ben de güldüm ama utanmıştım da. Ben en iyisi bunu alayım, g noktası için şansım düşük dedi ve mor ağırlıklı olan buketi seçti. Ben sadece gülümsedim, anneme aldığım çiçeği ödedim ve dükkandan kaçtım. Yol boyunca içimdeki kaltak beynimi yedi. Başına vurdu tabii tanımadığın adamlara söylediğine bak. Madem o kadar yalnızsın kaçırma hayatındakileri, senin yüzünden ben de yalnızım. Hadi ara birini de akşam gelsin. Susmadı arkadaş, susmadı. Ben de aradım benim lick buddy i bari o gelsin diye hem evlen benimle bak hemen boşarım karımı, zaten boşanıcaz deyip duruyor ya hani. Aradım açtı, Emre'cim nasılsın dedim, arkadan karının sesi kim o, kimmiş, kadın mı o? Neden aramış? Hasssstir. Emre de idare etmeye çalışıyor evet Marincim toplantı var, ben sana haber vericem diye. Karı tutturdu telefonu bana ver diye, korktum kapattım acayip çirkef belli. E hani boşuyordun bu ne korku Emre Efendi? Oldu mu bak aradım ne oldu diye kızdım içimdeki cadıya. Başkasını ara dedi, bu saat oldu daha aramadım, gece daha bitmedi bakalım o mu galip gelecek ben mi?
13 Şubat 2019 Çarşamba
Kadın Telefonu Listelerini Nerelerinde Saklıyor Bu Adamlar?
Arkadaş, neden tüm mallar, malafat kafalılar bana denk gelmiş ve gelmeye devam ediyor? Geçen gün whatsupdan bir mesaj "hayatta mısın sen?" Bakıyorum isim Naci, tip desen modern görünmeye çalışmış, bildiğin ahı gitmiş vahı kalmış bir herif. Giriş cümlesine baksan sanki çok samimiyiz de son iki- üç aydır görüşmedik gibi bir ifade. Böyle yazana ben de direk "kimsin?" yazdım. "Ben Naci" Adın zaten yazıyor tipine kaydığım, insan kendini böyle mi tanıtır? "Tanıyamadım." Yazdım açıklama ya gel "Bursa'dan." haa Bursa'dan olunca hemen hatırladım, ben Bursa'nın nüfus müdürüyüm çünkü. Sonra biri geldi aklıma, fotoğrafçıydı daha doğrusu fotoğraf çekiyorum diye kadınlara yazan, soyabildiği kadar soyan, aynı tipsizlik ve meymeletsizlikte biri o sandım. "Fotoğrafçı?" "Hayır değil, hani konuşmuştuk birkaç kez, İstanbul'a gelmiştim." Açıklamana da senin beynine de sokayım ama hatırladım. Size de açıklayayım bu amcayla daha cep telefonları yeni kameralanmaya başlamışken, ben genç kızlığa yeni girmişken, kapaklı motorolamla konuşmuştum.
Amca beni düşürmeye çalıştı kısaca, bunu bir kez gördüm, elbette beğenmedim, o zaman engelleme de yok neylersin, aradı açmadım, yazdı cevap yazmadım, öyle kalmıştı. Yıl 2000 lerin başı varın hesaplayın kaç sene geçmiş. "Milattan önce" yazdım ben de o da cevaben "Daha da eski olabilir." Geri zekalı, o zamandan beri numaramı saklamışsın, artık kağıda yazıp onu kıçında mı sakladın da kaybetmedin neyse, benim cep telefonumdaki numaralar defalarca silindi, bu adamlar yirmi yıllık numaraları nerelerinde saklıyorlar cidden merak ediyorum. Kadın telefonları diye bir listeleri var orası kesin, bilgisayarlarına kayıt etseler bilgisayar çöker, maillerine atıyorlar her halde, ya da banka kasası falan mı kiralıyorlar bunun için, beklenir çünkü. Neyse, hadi bütün listeye yazmışsın sıra gele gele bana gelmiş, aradan o kadar zaman geçmiş, tek kelime konuşmamışız sen bana ne cür'etle hayatta mısın sen yazarsın? Ananın şamındayım, sana ne sen kimsin? Marin Hanım diyeceksin, siz diye hitap edeceksin, kendini doğru düzgün tanıtacaksın, neden yazdığını adam gibi açıklayacaksın ha sonuç değişecek mi hayır, yine yiyeceksin engeli, elin kıçında oturacaksın. Kapaklı telefon devri çoktan kapandı, artık teknoloji sayesinde engelleyen telefonlarımız var. Al o listeni de sok kıçına ancak öyle haz alırsın, orada yazan numaralardan ve sahibi kadınlardan.
Amca beni düşürmeye çalıştı kısaca, bunu bir kez gördüm, elbette beğenmedim, o zaman engelleme de yok neylersin, aradı açmadım, yazdı cevap yazmadım, öyle kalmıştı. Yıl 2000 lerin başı varın hesaplayın kaç sene geçmiş. "Milattan önce" yazdım ben de o da cevaben "Daha da eski olabilir." Geri zekalı, o zamandan beri numaramı saklamışsın, artık kağıda yazıp onu kıçında mı sakladın da kaybetmedin neyse, benim cep telefonumdaki numaralar defalarca silindi, bu adamlar yirmi yıllık numaraları nerelerinde saklıyorlar cidden merak ediyorum. Kadın telefonları diye bir listeleri var orası kesin, bilgisayarlarına kayıt etseler bilgisayar çöker, maillerine atıyorlar her halde, ya da banka kasası falan mı kiralıyorlar bunun için, beklenir çünkü. Neyse, hadi bütün listeye yazmışsın sıra gele gele bana gelmiş, aradan o kadar zaman geçmiş, tek kelime konuşmamışız sen bana ne cür'etle hayatta mısın sen yazarsın? Ananın şamındayım, sana ne sen kimsin? Marin Hanım diyeceksin, siz diye hitap edeceksin, kendini doğru düzgün tanıtacaksın, neden yazdığını adam gibi açıklayacaksın ha sonuç değişecek mi hayır, yine yiyeceksin engeli, elin kıçında oturacaksın. Kapaklı telefon devri çoktan kapandı, artık teknoloji sayesinde engelleyen telefonlarımız var. Al o listeni de sok kıçına ancak öyle haz alırsın, orada yazan numaralardan ve sahibi kadınlardan.
23 Ocak 2019 Çarşamba
Kıvırcık'tan Mesaj Var!

Dün Kıvırcık bana mesaj attı. “Son günlerde sık sık aklıma
düşüyorsun.” Ben de “Hayırdır?” dedim. “Belli bir sebebi yok, öyle işte.” Yazdı
ve gülücük yolladı. Mesajı attığı saatte Mature, iş yerinde yani rahat ki zaten
o da bir yerde ders vermeye başlamış. Normalde boş gezer, Maturenin parasını
yerdi iş bulmasına şaşırdım. Mesajlar devam etti “neredesin, ne yapıyorsun?” “Evi
biliyorsun gel yakınlarda kahve içer konuşuruz. Dedim. “Tamam, en kısa zamanda”
dedi. Nuri’ye konuşmanın fotoğrafını çekip, attım. Ne demek istemiş sence diye
sordum, kibarca seninle sevişmek istediğini söylemiş dedi. Unutamamıştır seni,
hele o yaşlı kadından sonra sen ve kalçaların adamın aklını almışsındır. Evet,
Nuri yine haklıydı ama ben duygusal bir neden bekliyordum. Bunu ben de tahmin
etmiş yani anlamıştım. Ah Marin’le ne güzel sevişiyorduk yine olsa da yesem
dediğini ama ben karşısına geçip “beni beni Marin’ini” dediğim, duygu sellerinde
dolaştığım, ben de özledim, unutamadım, aşkımlar duymak istiyordum. Bihter ve
Behlül gibi, tüm yasaklara ve birbirimize yaptığımız haksızlıklara rağmen,
tutkuyla ve aşkla bakmak, sarılmak istiyordum. Kıvırcığın cümlelerinin açılımı
ise tam manasıyla “gel sevişelim”di. Eskiden olsa buna da razı olurdum ciddi
zaafım vardı, evet şimdi de o zaafın kırıntıları var kabul ediyorum. Denk gelir
görüşürsek, sevişiriz onu da biliyorum bu yüzden en iyisi hiç görüşmemek ya da
amaaan ne olacaksa olsun neyi kasıyorsam…
14 Ocak 2019 Pazartesi
Bir Adamdan Hoşlandığınızı Ona Nasıl Belli Edersiniz?
Hoşlandığım biri var, komşu sayılırız, sık sık da bir araya geliyoruz ortak arkadaşlar falan. Ben buna baya yürüyorum, telefonda konuşuyoruz, gece 3 lere kadar whtsupda oynaşıyoruz ama bırakın sevgili falan olmayı ki derdim de hiç bu değil zaten, sevişmeye biraz bile yaklaşamadık. Adam nasıl dokunur, adam dokunabiliyor mu, parmak uçları var mı onu bile bilmiyorum. Bir adamdan hoşlandığınızı ona nasıl belli edersiniz? Bilemiyorum benim yaptıklarımı yapmayın kesin belli edersiniz. Bu kadar yakın ama uzak olmak da canımı sıkıyor. Geçen hafta sonu dışarı çıktık, gezdik, canlı müzik dinledik falan sonra da evlerimize gittik. Gel diyorum bana, yok diyor. Acaba kalkmıyor mu bununki diyorum ama sanmıyorum. Başka bir sıkıntı var. Yahu sevişmeyeceksek neden buluştuk? dedim güldü. Ben seni çok istiyorum ama korkuyorum sen çok şeysin. Dedi araya telefon vs girdi çok şeysin nedir soramadım.
Zaten benim tüm hikayelerim böyledir. Ben isterim onlar kaçar, onlar gelir ben kaçarım çünkü başkasını kovalıyorumdur. Çok şeysinin açılımını da biliyorum. Ortak arkadaşlar var ya, bir de kesin bu benim bloğu da okumuştur. Korkması bundan, hep yanlış reklam kurbanıyım ben. Bu kadın beni üzer, süründürür, aldatır, sekste de doyuramam ben bunu dedi belli ki. Durun buna bir isim takayım da sonra yazdığımda karışmasın hımmmmmm düşünüyorum İspanyollara benzediği için adını carlos koydum hayırlı olsun evet carlos beni istemiyor aslında istiyor da korkuyor. Ben de hadi yukarı gel de birbirimize yumulalım diyerek yanlış taktik uyguluyorum daha doğrusu hakkımdaki düşüncelerini doğru çıkarıyorum. Geri çekilme kararı aldım. Aramıyorum, sormuyorum bir halta yarayacağını da sanmıyorum da bakacağız; gelişmeleri yazarım.
Zaten benim tüm hikayelerim böyledir. Ben isterim onlar kaçar, onlar gelir ben kaçarım çünkü başkasını kovalıyorumdur. Çok şeysinin açılımını da biliyorum. Ortak arkadaşlar var ya, bir de kesin bu benim bloğu da okumuştur. Korkması bundan, hep yanlış reklam kurbanıyım ben. Bu kadın beni üzer, süründürür, aldatır, sekste de doyuramam ben bunu dedi belli ki. Durun buna bir isim takayım da sonra yazdığımda karışmasın hımmmmmm düşünüyorum İspanyollara benzediği için adını carlos koydum hayırlı olsun evet carlos beni istemiyor aslında istiyor da korkuyor. Ben de hadi yukarı gel de birbirimize yumulalım diyerek yanlış taktik uyguluyorum daha doğrusu hakkımdaki düşüncelerini doğru çıkarıyorum. Geri çekilme kararı aldım. Aramıyorum, sormuyorum bir halta yarayacağını da sanmıyorum da bakacağız; gelişmeleri yazarım.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Ötekiyiz Hepimiz
Bu ülkede kadın olmanın zorluğu ortada; ayrılmak istiyorsun öldürülüyorsun, istediğini giyiyorsun diye şiddet görüyorsun. Erkek egemen bi...
-
Engin diye bir arkadaşım var, ne zamandır yaşadıkları swinger deneyimini yazmam için ısrar eder durur. Ben de hazır zaman bulmuşken ya...
-
Pazartesi büyük randevu geldi çattı. Sabahın köründe yola çıktık Nuriyle neymiş sabah ezanından sonra görecekmiş hoca bizi sabahın körü ...
-
Dünden beri bir haber dolanıyor sosyal medyada; 46 yaşındaki kadın öğretmenle 17 yaşındaki sevgilisi ile ilgili. Kadının kocası şüphelen...





