Soru ve yorumlar için madammarin@gmail.com

14 Aralık 2015 Pazartesi

Filmimi Çek +18 Olsun

Hani ben sadık kalıcam demiştim ya. Hani en iyisi tek eşlilik, hani yorgunum zaten, hani kafamı dinleyeyim, hani iyi böyle demiştim ya. Evren beni yokladı, geçen hafta biriyle tanıştım, yazdığım bir şeyi çekmek isteyen genç bir yönetmencik. O benim filmimi çekmek istedi ben de onun. Onunla ciddi ciddi film çevirmek istedim ama +18 film. Mesajlarda oynaştım, arayınca heyecanlandım. Demek ki dedim biri gelip isteyince kanımı ateşleyebilecek mühim olan gelenin nasıl biri olduğu

Hayır, bir şey yaptığım yok hala tek eşli bir ikinci kadınım ama  şeytana uyasım var son zamanlarda uyarsam günah benden gidesi...

19 Kasım 2015 Perşembe

Beni Kırbaçlar Mısın?

Uzun süredir görüşmediğim oldukça da hoş bir bey tarafından arandım geçen gece. Yalnızım, malum bir süredir ikinci kadınım. Gündüzleri aşkın dorğuğundayken geceleri kukumav modundayım ( yani tek başıma oturuyorum kuku ile alakası yok.) Durum böyle olunca, arkadaşlarımdan ses çıkmayınca, sıkıntıdan patlamak üzereyken ''hadi çık gel laflarız'' dedim der demez de pişman oldum çünkü Cihangirli Cihan'ı aldatmak istemiyorum. O her gece karısının kollarında uyusa da ben nedense pek bir sadık hal ve hareketler sinsilesiyim.

Neyse çıktı geldi, vücut desen yerinde, karizma o biçim, tip gayet hoş eski Madam Marin olsa bu adamı daha kapı eşiğinde yemeye başlar ama malum yeminim var yemem; oturduk, çay, kahve, sohbe, muhabbet... Sevgilisi varmış ama onu anlamıyor ve en çok istediği şeyi bir türlü yapmıyormuş. Nedense aklıma anal seks geldi ama yanılmuışım. Kızımız bu yakışıklıyı kırbaçlamıyormuş, ama o kırbaçlanmak istiyormuş. Buyur buradan yak.

"Beni bir tek sen anlarsın dedim ve sana geldim. Beni kırbaçlar mısın?"
"Neden ben sadist gibi mi görünüyorum sana?"
"Hayır sen kuralsızsın, rahatsın, takmazsın, tabuların yok hem aramızda duygusal bir şey de yok dolayısıyla zarar görecek bir ilişki de yok."
"İlişkim zarar göreceğine ben zarar göreyim diyorsun, anladım."

Çantasından getirdiği kırbacını çıkartıp elime tutuşturdu bu sırada da gömleğinin düğmelerini açtı. Ah o kaslar, o seksi sırıtışı, dudakları da pek bir hoş hani ama benimle duygusal düşünmediği için kırbaç verdi ya elime, hem ben Cihan'ımla mutluyum tamam geceleri gidiyor ama en azından kırbaçla beni demiyor, bu ne yahu. Arkasını döndü kollarını çarmıha gerilmiş gibi açtı.
"Hadi aşkım kırbaçla beni."
Bir tane indirdim "daha sert" dedi. Bir daha vurdum "hiç gücün yok senin" dedi. Daha sertçe vurdum "of çok ruhsuzsun" dedi. " peki sana iyi gelecek birini tanıyorum." dedim. Nuri'yi aradım şansıma evde ve yalnızmış, bizim yakışıklıyı onun dairesine götürdüm. Nuri, adamı görünce ağzının suyu aktı ben de kulağına "sert ol, sert seviyor." Dedim, kırbacı da Nuri'ye verdim. Kadın kılığında, 1.90lık Nuri, bütün gece adamı hem kırbaçladı hem de evire çevire yedi çığlığını dairemden bile duydum. Beni ruhsuzlukla suçladı Nuri ruhunu kıçından çekti aldı, bir süre sert sevmeyecek sanki bizim yakışıklı. 


10 Kasım 2015 Salı

Anlattıklarım Aramızda Kalırsa

 Her fuar dönemi birileri beni arar ''kitap yaz madam'' der. iyi de ne yazacağım ben kitapta yaşadıklarımın büyük kısmını burada yazıyorum zaten. Çalıştığım dergilerde yazıyorum, arada senaryo istiyorlar onu yazıyorum. Kitaba ne kaldı? Daha ne kadar özele dalar bu Madam?

Nesini anlatsın size? Neyi merak ediyorsunuz? İkinci kadın olmanın ağırlığını mı? Unutamadığınız eski sevgilinize benzeyen suretlerin yanımdan geçtiğinde hissettiğim tedirginliği mi? Hangi posizyonları sevdiğimi mi? Kadın erkek ilişkilerinde olur olmaz durumları mı? Bana gelen cinsi sapık soruları nasıl cevaplayıp insanımıza yol gösterdiğimi mi? Gittiğim her yerde nasıl bir auraysa bu mutlaka birilerinin ilgisinden kaçar duruma düştüğümü mü? Anlatacak, yazacak çok şey var da yazmaya halim mi yok acaba? Yoo buraya gayet de istekli yazıyorum sanki. Kim bilir belki bir yazmaya başlarsam durmam, ortaya dökülmedik çamaşır kalmaz o çamaşır kokusunda boğulurum diye korkuyorumdur. Kararı okurlarım verecek bu blog o yüzden var yaz derlerse yazarım eyvallah...

Ama söz verin size anlattıklarım aramızda kalacak kimseye söylemek yok yoksa yakarım o dilleri. Ben kendime bile itiraf edemiyorken yaşadıklarımı, yaptıklarımı, en mahrem anlarımı, anılarımı bir tek size anlatıyorum. Zaten kendime anlatmaya kalksam içim beni kabul etmez bazen ondan korkuyorum.

29 Ekim 2015 Perşembe

O Kutu Yalanacak!


Bir arkadaşımın sorunu var; oral seks yaptıramıyor. Yok ya kokuyorsa? Yok ıslanınca iğrenç mi? Yok utanırım bilmem ne... Bana sordu sen yaptırır mısın diye bana!

Yaptırmayacaksam sevişmenin ne anlamı kaldı? Sadece gir çık mı? Havaya giremem bi kere. Evet, iyi yapmayanlar, yapamayanlar, klitorisi bir Yunan filozof sanan erkekler var, doğrudur ama iyi yapan, hakkını veren, moda sokmayı çok iyi becerenler de var. Bir de erken boşalanlarla, küçük pipiliker iyi yalar, eksiklerini kapatmak için herhalde neyse.

Ben, yalamayan ve iyi yalayamayanla bir daha görüşmem. "beni yalamadın, seninle işim olmaz" da demem, diyemem saçma sapan bahaneler bulur postalarım. Hatta ve hatta olay sırasında yalamamak için türlü şekillere girenleri de daha o anda postalamışlığım vardır. Oral sekssiz seviştiğimi anlamıyorum, havaya giremiyorum, iyi yapılmazsa da bu böyle tabii de en azından yapma gayretinde olana yol yordam gösteriyorum. Benimle olacaksa o kutu yalanacak arkadaş! Yoksa var işte yalatmayı sevmeyen istemeyen çekinen kadınlar onlara gitsinler bi zahmet.

27 Ekim 2015 Salı

Bana 90'ların Mickey Rourke'u Lazım

 İster nostaljik deyin ister geri kafalı, ister hayal perest, ister isterik... Ben 90'larda kendimi, bedenimi, dünyayı ksaca her şeyi keşfetmeye başladım. her şey yeni ve dıokunulmamıştı. Erkek arkadaş nedir yeni anlıyordum, hayallerim vardı hayal ötesi. Sonra bir gün televizyonda onu gördüm. "Vahşi Orkide"nin peşindeydi. O bakış, o çapkın gülümseme, o masum ama her günaha davet edebilecek güçteki yüzü...

Mickey Rourke... Bulduğum her fotoğrafını biriktirdim. Beni okul çıkışında gelip motorunun arkasına attığını hayal ettim. Uyurken beni izlediğini, uyandığımda onu odamda bana bakarken bulduğumu tıpkı vahşi orkide de olduğu gibi. Ya da onunla ben, delice bir dokuzbuçuk hafta geçireyim, üzerime ne isterse döksün istedim.

Beni şeytanın elinden çekip alsın, kendi şeytanına sunsun. Benim için ağlasın, o dövmeli güçlü kollarıyla beni sarsın, Carre Otis'le değil benimle evlensin. Benim için boks yapsın ama bu kez o güzel suratını dağıtmasın, kullandığı uyuşturucularla her gün biraz daha yakışıklılığını kaybetmesin, benimle benim hayalimdeki gibi kalsın istedim.

Çılgınca fantazilere alıştırsın, beni bağlasın, ellerimi, gözlerimi, sonra dudaklarıyla beni benden önce keşfetsin istedim. Doksanlarda en çok Mickey Rourke gibi birini istedim, ya da ben Amerika'ya zamanında gidip ona yetişebilmek, olmadı... ben büyüdüm, o yaşladı, yaşlandıkça eski halinden eser kalmadı. Ama biliyordum o yıkıntının içinde benim hayran olduğum, hayallerimde her duyguyu her hazzı sonuna kadar yaşadığım adam vardı. Bana şimdi de 90'ların Mickey Rourke'u lazım, insanı günaha sunan, acıktıran bakışı ve gülüşüyle ayaklarımı yerden nefesini göğsümden kesip alacak, hayatı, kendimi yeniden keşfetme isteği uyandıracak bir Mickey Rourke hatta mümkünse 90'lardaki halinin kendisi, hadi kapatıyorum gözlerimi uyandığımda odamın bir köşesinde bana bakarken bulayım onu olur mu?

23 Eylül 2015 Çarşamba

Biz Kadınlar En Çok Kendimizi Erteleriz

-Yalnızsınız Madam. Dedi gözlerimin taaa içine bakarak.
-Benimki kalabalık bir yalnızlık ama. Dedim.
-Bu yine de sizi yalnız kılar. Uzun süredir sizi bekliyorum. Benimle gelin önce Almanya sonra İngiltere'ye gidelim. Size bir ay müddet blogunuzdan seçtiğiniz yazılardan bir kitap oluşturun ve yayınlayayım.

Hiçbir yere gidesim yoktu çünkü uzun süredir istediğim adamla nihayet adı konulmamış, arada sırada, kaçamak, gizli saklı da olsa yine de beraberdim ve biz kadınlar en çok kendimizi ertelerdik. Şu kitap işi biraz daha bekleseydi benim ilişkim ve keyfim daha ağır basıyordu. Biliyorum aptallık bu yaptığım ama ne yapayım, iki sokak uzağa bile gitmek istemiyorum CİHANgirden. Gözlüklü gözlerini gözlerime dikmiş, baştan aşağı siyah takım elbise giymiş, yayın evi sahibi kibar bey, benden cevap bekliyordu.

-Şu sıralar hiçbir yere ayrılamam, üzgünüm. Malum bir dergide ilişki danışmanlığı yapıyorum.
-Ama siz dünyaya açılmalısınız.
-Şimdilik açılmak istemiyorum. Daha sonra açılırım.
-Peki nasıl isterseniz Madam ama unutmayın siz yalnızsınız size yakışan da bu. Kimse için kendinize geç kalmayın.

Arkasından bakakaldım; haklıydı ama ne yapayım gitmek istemiyorum ''Cihan gir''diğinden beri hayatıma...

21 Eylül 2015 Pazartesi

Çok Kullanılmış Vajina Az Kullanılmış Beyine Karşı

 Bir arkadaşımın aracılığı ve ısrarıyla bir dergide ilişki sorunları olanlara yorum yazmaya başladım. Sıkıcı bir iş değil ve her gün gitmiyorum en azından, arada toplantılara gidip gelen maillere cevap veriyorum. İçlerinden ilginç olanlarını seçmemi istedi sürekli sırıtan sarışın erkek patronum, ben de öyle yaptım. Kelin ilacı olsa kendi başına sürer misali, ilişki yürütme özürlüsü, bağlanma sorunlusu, ihanet müptelası Madam Marin, ilişkilerini düzeltecek birilerinin hadi hayırlısı.

Gelen mailler hep ihanet, hep aldatma, hep ikilemde kalma... aman ne ilginç. İçlerinden biri ilgimi çekti. Mail şöyleydi:

"Sevgili Madam Marin, ben Ece yirmi yaşındayım sorum şu; benim vajinamın iç dudakları dışa çıkık. Erkek arkadaşım onları görünce bunu çok oynatmışsın, çok kullanılmış, yıpranmış ben seninle artık görüşmem dedi. Oysa ben daha önce kimseyle olmadım, inanın sadece mastürbasyon yaptım acaba mastürbasyondan mı hasar gördü vajinam? Sevgilimi nasıl geri kazanabilirim?

İşte bu da benim bu kızcağıza cevabım: Sevgili Ece, sen o sevgilin olacak moronu unut gitsin. Vajina kendine has bir organdır ve elletmekle ya da mastürbasyonla hasar görmez. Herkesinkinin şekli de dudakları de değişik ve kendine özeldir. Ayrıca sor bakalım ona o hiç elletmemiş mi? Biz erkeklerinkine bakıp ne kadar kullanıldığını sorgulayabiliyor muyuz? Bunu gösteren bir ip ucu var mı? Belki biz de az kullanılmış penis istiyoruz olamaz mı? Sen takma o salağı kafana, vajinanla da istediğin gibi oyna. Böyle adamlardan uzak durun bunlara mı kaldınız ya...

Ne deseydim ben Madam Marin'im dayanamadım. Sırıtık patronum bayıldı cevabıma, umarım kızcağız da dinler sözümü de dudaklarını içeri yapıştırmaya kalkmaz. Çok kullanılmışmış az kullanılmış beyinden çok kullanılmış vajina daha iyidir daima.

Ötekiyiz Hepimiz

   Bu ülkede kadın olmanın zorluğu ortada; ayrılmak istiyorsun öldürülüyorsun, istediğini giyiyorsun diye şiddet görüyorsun. Erkek egemen bi...