Moda bloğu yazanlara bayılıyorum. Giydiklerini anlatarak para kazanıyorlar ama çıkarttıklarını yazarak para kazanan yok. Mesela bu gün şu kazağı ve pantolonu çıkarttım, altından da bakın bu çamaşırlar çıktı. Onları da çıkarttım, biraz soluk, fazlaca beyaz, kemiklerimi ve kaslarımı sarmayı başarmış ama ruhumu zapt edememiş derim var.
Madem ben de blog yazıyorum, hayat ve ilişkiler üzerine değil de moda üzerine yazayım artık. Beğendiğim parçaları üzerime geçirip fotoğraf da çekerim, sponsor da bulurum oh mis. İlişkileriniz de bu saçma hayattaki çıkmazlarınız da size kalsın, kendiniz çözün. Marin aynı bensin demez ay ne güzel giyimişsin ama için boş dersiniz.
Gittiğim yerleri, yediklerimi, kaldığım otelleri de tanıtabilirm. Otel deyince yanlış anlaşılmasın, çok seyahat ederim haliyle de otellerde kalıyorum. Seviyorum otelde kalmayı çünkü. Oda bana ait, başımda bıt bıt eden yok. Canım isteyince girip çıkıyorum. Akrabaya yük olursam derdi de yok. Özgür kadınım ben, kimseyi istemem kafama göre takılmayı severim. Bu arada kaldığınız tek kişilik odaya nasıl birini atıp da yine tek kişi parası ödeyeceğinizin tüyosunu da ancak ben verebilirm.
Önden otele girin ve odanıza çıkın, partneriniz lobidekilerle göz göze gelmeden doğruca asansöre yönelsin işte bu kadar. Burada işin sırrı sabaha kadar kalmamasında ki zaten ben yalnız uyumayı severim. Küçük bir otelse, lobi asansörün dibindeyse ve lobideki görevli nereye gittiğini soracak olursa bir zahmet oda tutacak misafiriniz. Sonra sizin odanıza gelecek, geceyi de yine kendi odasında noktalayacak. En mantıklı yol budur. Bakın yine ilişkiler üzerine yazmaya başladım ben moda ya da gezi bloğu yazacaktım yahu. Yemek bloğu yazsam desem yemek yapmıyorum o iş yaş. Yediklerimi içtiklerimi anlatırım ama bu iyi bu ekşi diye. İlle de moda olacaksa iç çamaşırlarından, uzun topuklu botlara kadar vardır bir fikrim. Övünmek gibi olmasın iyi giyinirim, çantaları da severim. Olur da göndermek isterseniz hani tanıtırız evelallah.
Ben bunları yaparım da bence benim bloğum kendi çapında tek. Ben ne yapıyorum? Kendimi anlatırken, sizi anlatıyorum. Yaşadıklarınızı yakalıyorum, hayatı unutturuyorum, acıyı dindiriyorum, keyif veriyorum, fikir veriyorum, biraz da akıl veriyorum. Boş vermiyorum ama en önemlisi o.
İlişkiler, hayat, kadın erkek, cinsellik, komik, cesur... Sizi size yazarak anlatıyorum, hepinizim, hepiniz bensiniz.
Soru ve yorumlar için madammarin@gmail.com
4 Kasım 2017 Cumartesi
18 Ekim 2017 Çarşamba
Evli Kadın Kocasını Aldatır Mı?
Evli kadın kocasını aldatır mı? aaa yok artık olacak şey mi tabii aldatmaz. O zaman bu evli adamların karılarını aldattığı bayanlar kim? Hep bekarlar mı? Hadi canım inanmam. Erkek aldatıyor da kadın evli olunca ne oluyor, rahibe mi? Onun duyguları, istekleri, tutkuları yok mu? Hele hele çocuğu da olduysa o artık bir ceset mi? Yapmayın, kadınları her çağda farklı bir canlı gibi algılamayın artık. Erkeklerin hormonlarıymış da yok nefisleriymiş de... yahu bunlar kadında yok mu? Tamam ben demiyorum ki evli kadınlar gitsinler eşlerini aldatsınlar ama bırakın şu ikili yaşamayı artık. Erkek ne yapıyorsa kadın da yapar hatta fazlasını yapar. Erkeğin seks ihtiyacı varsa, kadının ilgi ihtiyacı, heyecan ihtiyacı, aşk ihtiyacı artı seks ihtiyacı var; yani yapması için daha çok sebebi var. Evli erkekler de çapkınlık yapmak için evli kadınları tercih ederler çünkü bekar kadın, boşan benimle evlen diye tutturur. Evli kadın böyle bir şey yapmaz, yapsa da çok nadiren yapar. Şartlar eşittir, taraflar birbirlerini anlarlar. Bana ilgi göstermiyorsun diye mızmızlanmazlar; hele ki çocuk varsa iki taraf da çok daha anlayışlı olur, yaşayabilecekleri her şeyin bir süresi ve sınırı olduğunu bilirler. Kimse kimseden fazlasını istemez. Hadi bunu evli biri bekar sevgiliyle yaşasın da göreyim. Birkaç ay sonra sorunlar çıkmaya başlar, tabii o kadar sürerse ilişkileri.
Evli kadın da evli erkekle aşk yaşar bu yüzden. Elbette duygulara söz geçmez, hoşlanacağın kişinin medeni durumunu hesaplanarak duygu beslenmez ama çoğunlukla ilişkilerde, daha doğrusu yasak aşklarda evliler, evlilerle beraber olur. Bunda tuhaf karşılayacak bir durum yoktur. Tuhaf olan aldatmanın kendisidir. Kimin evli kimin bekar olduğu değil. Kadın da erkek kadar insandır ve eşit oranda, hatta daha fazla ihtiyacı vardır. Flörtün heyecan verici ilk günlerini, ayaklarının yerden kesilmesinin keyfini arar kadın. Bu zamanlar uzaklaştıysa ve bir adam bunu ona yaşatıyorsa çok da sorgulamaz çünkü duygularıyla yaşar, sadece bacak arasını düşünmez. Evet kadın ve erkeğin ihtiyacı farklıdır. Kadınlar önce duygular için ilişki yaşarlar, erkekler de seks için; sonra da roller değişir. Erkek duygularının eseri olurken, kadın için alıştığı ve sevdiği seks önemli olur ve bu yüzden ilişkisini bitirmek istemez. Ve unutmayın ki her iki taraf da eşlerinden ayrılmaz, aksi örnekler vardır, çok nadirdir sonunda da asla mutlu olamazlar. Yasak aşk yasak ve gizli kalmalıdır.
Elbette en güzeli kimseyi aldatmadan, acıtmadan aşk yaşamaktır ama kendimize yalan söylemeyi de bırakalım mı? Evlenince geçilen levelda tutku da şehvet de heyecan da yok. Huzur var. Huzurun olduğu yerde kır kıçını otur kaşınma ya da aradığın heyecanı yaşa ama yakalanma.
Evli kadın da evli erkekle aşk yaşar bu yüzden. Elbette duygulara söz geçmez, hoşlanacağın kişinin medeni durumunu hesaplanarak duygu beslenmez ama çoğunlukla ilişkilerde, daha doğrusu yasak aşklarda evliler, evlilerle beraber olur. Bunda tuhaf karşılayacak bir durum yoktur. Tuhaf olan aldatmanın kendisidir. Kimin evli kimin bekar olduğu değil. Kadın da erkek kadar insandır ve eşit oranda, hatta daha fazla ihtiyacı vardır. Flörtün heyecan verici ilk günlerini, ayaklarının yerden kesilmesinin keyfini arar kadın. Bu zamanlar uzaklaştıysa ve bir adam bunu ona yaşatıyorsa çok da sorgulamaz çünkü duygularıyla yaşar, sadece bacak arasını düşünmez. Evet kadın ve erkeğin ihtiyacı farklıdır. Kadınlar önce duygular için ilişki yaşarlar, erkekler de seks için; sonra da roller değişir. Erkek duygularının eseri olurken, kadın için alıştığı ve sevdiği seks önemli olur ve bu yüzden ilişkisini bitirmek istemez. Ve unutmayın ki her iki taraf da eşlerinden ayrılmaz, aksi örnekler vardır, çok nadirdir sonunda da asla mutlu olamazlar. Yasak aşk yasak ve gizli kalmalıdır.
Elbette en güzeli kimseyi aldatmadan, acıtmadan aşk yaşamaktır ama kendimize yalan söylemeyi de bırakalım mı? Evlenince geçilen levelda tutku da şehvet de heyecan da yok. Huzur var. Huzurun olduğu yerde kır kıçını otur kaşınma ya da aradığın heyecanı yaşa ama yakalanma.
9 Ekim 2017 Pazartesi
Sana Ne Benim Selülitimden!
Bir akraba şeysi için Yunanistan'a gittim ne olduğu önemli değil o yüzden şeysi dedim geçtim. Uçaktan indim zaten yorgunum, o uzun borudan geçtim, hava alanı servisine bindim. Elimde valizim, ayakta, bitap haldeyim. Hava alanına yanaştı servis, herkes inmeye başladı. Benim artık adım atacak halim kalmamış. Bir de şu ameliyat yerim hala acıyor oturunca kalkamıyorum bildiğin yaşlı kadınlar gibi iki büklüm oluyorum o yüzden dışarıda mümkün olduğunca oturmuyorum. Adamın biri bana bakıp duruyor. Servise binerken de fark ettim de çok ilglenmedim. İnsanlar iniyorlar, ben bekliyorum ki herkes insin de rahat ineyim diye bu da benim karşımda, dikmiş gözlerini bana bakıyor, inmiyor. İster istemez baktım neden bakıyor bu herif bana diye, tanıdık da geldi ama yok çıkarmam mümkün değil. Bu herif kesin onun için inmiyorum, bekliyorum sandı. Ben de ne yapalım ineyim dedim ama bu sefer de bacağım ağrıdı, olduğum yere mıhlandım. Bu iyice emin onun için inmediğimden sırıtıyor. Hayır tip olsa neyse, bu çirkinlerdeki şans tamam da öz güveni cidden anlıyamıyorum.
Sevis aracı boşaldı, ben de aldım valizimi bunun suratına bakmadan aşağıya indim. Hızlı hızlı da yürüdüm ki bana salça olmasın diye. Taksi beklerken yakaladı beni. "Nereye?" dedi.
Ben de yorgunluğun da etkisiyle boş bulundum. Sana ne diyeceğime "Beylikdüzü" dedim. Oradaki evim çok büyük ve sakin, biraz kafa dinlemek istediğim için dönüşte direk oraya gittim. Sırası gelmişken de söyleyeyim; bazı dizilerde Beylikdüzü ile dalga geçiliyor ya o dizilerin çalışanlarının hepsi toplansa evimin kapısını satın alamazlar. Üç kuruşa saatlerce çalışmanıza yanın siz Beylikdüzü'yle dalga geçeceğinize, kendi kümes evlerinizle dalga geçin! Ne zamandır sinir oluyordum bunu da buraya koyayım. Neyse bu herif herhalde o aptal dizilerin yazarları gibi düşündü ki "uzakmış" dedi. Allah'ın geri zekalısı yakın olsa benimle mi geleceğini sanıyordun? "Ne alaka pardon da" dedim atarlanmak için kendime gelmiştim. "Hatırlamadın mı beni?" dedi "yoooo" dedim o sırada taksi sırası bana geldi bindim. Bu herif de sırada kaldı arkamdan baktı anca arkamdan bakar zaten.
Yolda kim olduğunu hatırladım. Ben yazarlık hevesiyle iş ararken yıllar önce, biri bana bu geri zekalının numarasını verdi ve iyi adamdır, öyle kızlara asılan bir tip de değildir ara sana yardım eder dedi. Bu herif savaş fotoğrafçısıymış. Neyse ben mesaj attım, kendimi ve numarayı kimden aldığımı açıkladım. Bu hemen buluşalım dedi, akşam bir yerde buluştuk. Ben yine hevesle nerede okuduğumu, neler yapmak istediğimi vs anlattım, bu ne dese beğenirsiniz "geçen bir mankenin fotoğraf çekimini yaptım, çok selülit vardı inanamadım sende de var mı?" "Var" dedim kesin bir dille, gözlerindeki hayal kırıklığı tarifsizdi. Sırf o yüzden var dedim zaten yoksa öyle belli bir selülitim de yoktu ki olsa sana ne mal herif sana mı göstericem, hani bu kızlara asılan bir adam değildi? O an anladım bu adamdan bir cacık çıkmayacağını hemen kalktım, gittim. Bu mesajlara aramalara devam etti tabii. Bana sürekli mailler gönderiyor, çektiği fotoğrafları atıyor. Adam güya savaş fotoğrafçısıydı, sürekli çıplak kadın fotoğrafları atıyor bak ben çektim diye ki, bu adam çekmiş olsa o fotoğraf makinasının üzerine boşalırdı çekerken o derece abazan çünkü. Ben buna soğuk cevaplar veriyorum hatta hiç cevap vermiyorum. Bana bu adamı öneren tanıdığıma da iyi bir fırça çektim o da çok şaşırdı adamın iflah olmaz bir abazan oluşuna. Neyse sustu yazmamaya başladı anladı nihayet. Nasıl olduysa bir o. çocuğu benim mailimi hackledi. Ertesi gün gece yarısı bu savaş fotoğrafçısı amca ısrarla arıyor. Yanımda da sevgilim var, evden binbir bahane izin almışım onda kalıcam. Meşgule atıyorum yine arıyor, sonunda açtım.
"Neredesin ben geldim."
"Nereye?"
"Çağırdın ya evine masaj yap bana dedin."
"Ne? Ben mi dedim mümkün değil."
"Öyle yazdın ama bu kadar yol geldim nazlanma şimdi."
"Ne diyorsun sen ya! haa benim mail hacklendi hackleyen seninle dalga geçmiş."
"Ya öyledir kesin, aç kapıyı da geleyim lütfen."
"Madem inanmıyorsun hangi adresi verdiyse oradakilere masaj yap ben yazmadım sana hem neden sana masaj yaptırayım ya iğrençsin!" dedim kapattım telefonu. O zamanlar yirmilerin başındayım konuşma şeklim böyle. Şimdi olsa daha nezih şekilde laf sokarım. işte o adamdı hava alanında karşılaştığım ve anladım ki abazanlık bakii kalır adamda akıl yoksa.
Not: Sizi ihmal ettim biliyorum. Sağlık ve yoğunluk yüzündendi ama artık sizleyim, beni okumaya devam edin...xxx
Sevis aracı boşaldı, ben de aldım valizimi bunun suratına bakmadan aşağıya indim. Hızlı hızlı da yürüdüm ki bana salça olmasın diye. Taksi beklerken yakaladı beni. "Nereye?" dedi.
Ben de yorgunluğun da etkisiyle boş bulundum. Sana ne diyeceğime "Beylikdüzü" dedim. Oradaki evim çok büyük ve sakin, biraz kafa dinlemek istediğim için dönüşte direk oraya gittim. Sırası gelmişken de söyleyeyim; bazı dizilerde Beylikdüzü ile dalga geçiliyor ya o dizilerin çalışanlarının hepsi toplansa evimin kapısını satın alamazlar. Üç kuruşa saatlerce çalışmanıza yanın siz Beylikdüzü'yle dalga geçeceğinize, kendi kümes evlerinizle dalga geçin! Ne zamandır sinir oluyordum bunu da buraya koyayım. Neyse bu herif herhalde o aptal dizilerin yazarları gibi düşündü ki "uzakmış" dedi. Allah'ın geri zekalısı yakın olsa benimle mi geleceğini sanıyordun? "Ne alaka pardon da" dedim atarlanmak için kendime gelmiştim. "Hatırlamadın mı beni?" dedi "yoooo" dedim o sırada taksi sırası bana geldi bindim. Bu herif de sırada kaldı arkamdan baktı anca arkamdan bakar zaten.
Yolda kim olduğunu hatırladım. Ben yazarlık hevesiyle iş ararken yıllar önce, biri bana bu geri zekalının numarasını verdi ve iyi adamdır, öyle kızlara asılan bir tip de değildir ara sana yardım eder dedi. Bu herif savaş fotoğrafçısıymış. Neyse ben mesaj attım, kendimi ve numarayı kimden aldığımı açıkladım. Bu hemen buluşalım dedi, akşam bir yerde buluştuk. Ben yine hevesle nerede okuduğumu, neler yapmak istediğimi vs anlattım, bu ne dese beğenirsiniz "geçen bir mankenin fotoğraf çekimini yaptım, çok selülit vardı inanamadım sende de var mı?" "Var" dedim kesin bir dille, gözlerindeki hayal kırıklığı tarifsizdi. Sırf o yüzden var dedim zaten yoksa öyle belli bir selülitim de yoktu ki olsa sana ne mal herif sana mı göstericem, hani bu kızlara asılan bir adam değildi? O an anladım bu adamdan bir cacık çıkmayacağını hemen kalktım, gittim. Bu mesajlara aramalara devam etti tabii. Bana sürekli mailler gönderiyor, çektiği fotoğrafları atıyor. Adam güya savaş fotoğrafçısıydı, sürekli çıplak kadın fotoğrafları atıyor bak ben çektim diye ki, bu adam çekmiş olsa o fotoğraf makinasının üzerine boşalırdı çekerken o derece abazan çünkü. Ben buna soğuk cevaplar veriyorum hatta hiç cevap vermiyorum. Bana bu adamı öneren tanıdığıma da iyi bir fırça çektim o da çok şaşırdı adamın iflah olmaz bir abazan oluşuna. Neyse sustu yazmamaya başladı anladı nihayet. Nasıl olduysa bir o. çocuğu benim mailimi hackledi. Ertesi gün gece yarısı bu savaş fotoğrafçısı amca ısrarla arıyor. Yanımda da sevgilim var, evden binbir bahane izin almışım onda kalıcam. Meşgule atıyorum yine arıyor, sonunda açtım.
"Neredesin ben geldim."
"Nereye?"
"Çağırdın ya evine masaj yap bana dedin."
"Ne? Ben mi dedim mümkün değil."
"Öyle yazdın ama bu kadar yol geldim nazlanma şimdi."
"Ne diyorsun sen ya! haa benim mail hacklendi hackleyen seninle dalga geçmiş."
"Ya öyledir kesin, aç kapıyı da geleyim lütfen."
"Madem inanmıyorsun hangi adresi verdiyse oradakilere masaj yap ben yazmadım sana hem neden sana masaj yaptırayım ya iğrençsin!" dedim kapattım telefonu. O zamanlar yirmilerin başındayım konuşma şeklim böyle. Şimdi olsa daha nezih şekilde laf sokarım. işte o adamdı hava alanında karşılaştığım ve anladım ki abazanlık bakii kalır adamda akıl yoksa.
Not: Sizi ihmal ettim biliyorum. Sağlık ve yoğunluk yüzündendi ama artık sizleyim, beni okumaya devam edin...xxx
28 Eylül 2017 Perşembe
Bu da Gülben'e...
Önceki yazımı yazma nedenim Gülben Ergen'le ilgili haberlerin çoğalması ve benim bu anımı hatırlamam. Ben de birileriyle sevgili olup, tepelere çıkabilirdim. O kadar kolay ki bu. Bir anımı daha anlatacağım hadi filmin adını vermeyeyim nasıl olduysa dek gelmiş bir filmin denemesine gitmiştim, beğenildim tam oynayacağım kesinleşecek, oradaki bir yetkili kafayı bana taktı. Diğer kızlar buna yılışıyor kesin yatıyor da, ben yüz vermedim diye adam beni hırs yaptı ille benimle yatacak. Sonunda kusura bakma da ben o kadar midesiz değilim, seni midem kaldırmaz dedim. Evet adam çok çirkin hatta iğrençti ama çok yakışıklı olsaydı da fark etmezdi, ruhu iğrençti çünkü. Adam da beni kadrodan çıkarttı. Ben de sanki hayatımı bu işle mi kazanıyordum çok da tın dedim. Film bi boka benzemedi, benim yerime koydukları kız hiç olmadı, kısaca başarısız bir örnek olarak kaldı sinema sayfalarında. O adamın teklifini kabul edip, kullanılıp, unutulan kızlar ne oldu? Bu olayı unuttular yoksa yaşayamazlardı. Daha büyüklere ulaşıp da bir yerlere gelmeyi başaranlar ne oldu? Yollarına devam ettiler. Bir sorun var; bu şekilde bir yere gelince artık bu alışkanlık yapar çünkü kolay yoldur. Kolay para gibidir. Şununla da yatayım, biraz sevgili olayım ne olur ki hoooop istediğini almışsın. Peki sonra? Dedim ya karman kirlenir diye ben buna çok inanırım. Birinin karması kirlenirse dön dolaş, hangi konuma gelirse gelsin, çıktığı yerden tepe taklak aşağıya iner. Hep zengin adamların sevgilisi olanlar, evli mi bekar mı aldırmadan onlarla yaşayanlar, konumu yüzünden birine yapışıp ondan faydalananlar, kadın ya da erkek olsun fark etmez bu yolla kazandıklarının bedelini mutlaka geri öder. İşte ben bunu çok genç yaşımdan beridir biliyordum. Çok şükür maddi durumum da iyiydi kötü olsaydı ne yapardım bilmiyorum ama sanırım yine kabul etmezdim tahammül edemediğim bir adamla olmayı. Bana çok iş teklifi geldi ve çok ciddi birkaç yer hariç, çoğu bu şekilde bir teklifle son buldu. Benim için de o iş son buldu. Yani Gülben Hanım, siz keşfetmediniz bu yöntemi zaten vardı ama kimileri kabul etmeyi seçti, kimileri etmemeyi...
Bir de Gülben Ergen in imaj danışmanını acele değiştirmesi lazım, insanlar aptal mı? Sen onu Arakana gönderip, iki göz yaşı döktürünce, metres olduğunu unutacak mı? İşte her kaybeden Türk halkını aptal sandığı için kaybetti bu ülkede. Yapma şunu, beyaz gömlek giydirip, Allah kolyesi taktırtma kadına. Eyyy danışman! koskoca Cumhurbaşkanımız bile kandırıldım diyebiliyorsa, doksanlardan zorla ünlü yapılmış bir şarkıcı da kandırıldım, yanıldım, hata ettim diyebilir. Çıksın ben bir hata yaptım, üzgünüm ama ben de insanım sevdim hatta canım çekti yaptım desin; o saçma iyilik sever hallerinden çok daha sempatik gelir insanlara. Ben Gülben Hanımın danışmanı olsam, bir basın toplantısı yaptırır bende isterik bir durum var, bazı psikolojik sorunlarımdan ve küçükken babasız kalmamdan dolayı evli erkeklerle oluyorum istemesemde kendimi durduramıyorum, tedavi olacağım dedirtirim, olaya bak! Hem istediği gibi yine popüler olur hem de dürüstlüğü alkışlanır yeter ki şu sahte iyilik meleği pozlarını bıraksın. Buraya gelmek kolay mı ben bunun için kimlerle.... zorunda kaldım diye bir açıklama yapsa bile bu halk onu yine bağrına basar ama bu şekilde giderse fena halde dışlanacak. Bir de lütfen ikide bir ben anneyim deyip durmasın, tamam annesin de Ebru Şallı da anne bak onu da engellemiyor, evli iş adamlarını ayartmak. Ayrıca o adamların karıları da anne. Dürüstlük kazandırır ama insan önce kendine dürüst olsun, kendiyle yüzleşebilsin...
Bir de Gülben Ergen in imaj danışmanını acele değiştirmesi lazım, insanlar aptal mı? Sen onu Arakana gönderip, iki göz yaşı döktürünce, metres olduğunu unutacak mı? İşte her kaybeden Türk halkını aptal sandığı için kaybetti bu ülkede. Yapma şunu, beyaz gömlek giydirip, Allah kolyesi taktırtma kadına. Eyyy danışman! koskoca Cumhurbaşkanımız bile kandırıldım diyebiliyorsa, doksanlardan zorla ünlü yapılmış bir şarkıcı da kandırıldım, yanıldım, hata ettim diyebilir. Çıksın ben bir hata yaptım, üzgünüm ama ben de insanım sevdim hatta canım çekti yaptım desin; o saçma iyilik sever hallerinden çok daha sempatik gelir insanlara. Ben Gülben Hanımın danışmanı olsam, bir basın toplantısı yaptırır bende isterik bir durum var, bazı psikolojik sorunlarımdan ve küçükken babasız kalmamdan dolayı evli erkeklerle oluyorum istemesemde kendimi durduramıyorum, tedavi olacağım dedirtirim, olaya bak! Hem istediği gibi yine popüler olur hem de dürüstlüğü alkışlanır yeter ki şu sahte iyilik meleği pozlarını bıraksın. Buraya gelmek kolay mı ben bunun için kimlerle.... zorunda kaldım diye bir açıklama yapsa bile bu halk onu yine bağrına basar ama bu şekilde giderse fena halde dışlanacak. Bir de lütfen ikide bir ben anneyim deyip durmasın, tamam annesin de Ebru Şallı da anne bak onu da engellemiyor, evli iş adamlarını ayartmak. Ayrıca o adamların karıları da anne. Dürüstlük kazandırır ama insan önce kendine dürüst olsun, kendiyle yüzleşebilsin...
24 Eylül 2017 Pazar
Medyanın Sapkın Yüzü
İkibinlerin ortalarında minicik bir genç kızım, aklıma o zaman yazar olmayı koymuşum ama ne donanımım var ne deneyimim; ille de köşe yazarı olmak istiyorum. Ünlü gazetelerin künye kısımlarındaki isimlere mailler göndeiyorum, işte nette, orda burda tanıştığım medyadan olan kişilere bu konuda bana yardım etmelerini söylüyorum; kimi ilgileniyor, kimi cevap bile vermiyor. Sonunda büyük bir medya patronuna ulaştım. Nasıl olduysa o benim bu hunharca uğraşımla ilgilendi. O zaman öyle iki kaleme aldığım yazım vardı, aldım onları götürdüm, okudu mu okumadı mı bilmiyorum. Biraz kendimden bahsettim. Tamam dedi, beni gönderdi. Bekliyorum acaba hangi gazete ya da dergide yazmaya başlarım, basın kartım da olur mu? Marin adımla mı yoksa E ile başlayan Türkçe adımla mı yazsam-tanınsam? Ben bunların derdindeyim ama beni bu medya kuruluşundan kimse aramadı. O zaman saatleri rahat diye bir sağlık firmasında çalışıyorum, herkese de söyledim ben yakında çıkacağım, başka işe başlıyorum falan diye tam rezalet. Dayanamadım ben aradım, adam direk cep telefonunu vermişti. Şehir dışındayım buraya gel dedi. Sapancada bir yere çağırdı gelemem dedim. Tamam ben gelince seni arayacağım dedi. Aradan on gün geçti, ben artık bu köşe yazarı ve ünlü olma sevdamdan vazgeçmeye başladım, nasıl da üzülüyorum anlatamam çok heveslenmiştim. En büyük başa ulaşmış, dikkatini çekmiştim ama olmadı diye. Bu adını veremeyeceğim, evli, çocuklu medya patronu beni aradı, hatta iş yerimin çıkışına gelip, son model arabasıyla beni aldı. Sahilde bir restorana götürdü. Ben siz aramayınca benden vazgeçtiniz diye düşündüm dedim. Hiç unutmuyorum verdiği cevabı "sen vazgeçilecek kız mısın?" Dedi ve güldü. O zaman anladım benim kalemimle değil başka yerimle ilgilendiğini. Yazılarımı okudunuz mu? Dedim. "Şöyle bir baktım, gelecek var ama daha geliştirmelisin, ben seninle daha fazlasını düşünüyorum Marin, sevgilim olur musun?" Dondum kaldım. Karşımda elli yaşlarında, hiçbir şekilde ilgimi çekmeyecek, sırf medya patronu diye kendini bir şey sanan ve beni metresi yapmak isteyen bir adam duruyordu. "Ne olacak sevgilin olunca?" Dedim. "Sana istediğin her şeyi vericem. Tabii öyle pat diye köşen olmaz da bizimkilere söyleriz uygun bir yere yerleştirir seni. Ev de tutarım sana, orada kalırsın ben oraya gelirim" Bilenler bilir ben çok şekilciyimdir, bu yüzden eleştirilirim de ama büyük teyzemin bir sözü vardır "Yediğim soğan, sardığım civan olsun" yani ben beğenmediğim, hoşlanmadığım, sevmediğim bir adamla beraber olamam. Genç kızları bu anlamda kandırmak daha kolaydır, yaparım sonra unuturum dersin gençken ama öyle olmaz yaptıkların arkandan gelir. Bir kere karman kirlenir ve ileride ne kadar başarı kazanırsan kazan, ne kadar ünlü olursan ol ışık hızıyla dibi boylarsın. Hala ünlü olmamamdan anlayacağınız üzere adamın teklifini kabul etmedim. Hatta amca bana o kadar kzıdı ki medyada hiçbir yerde iş bulamayacaksın ben bizzat engelleyeceğim dedi. Ben de zaten başvuru yapmayı bıraktım. Daha fazla okudum, daha çok yazdım ve sadece istediğimi yaşadım. Kendime blog açtım, sesimi buradan duyurdum. Birinin altına yatmadım ( istemediğim, sırf çıkarım için ) Oyuncu da olsam, şarkıcı da olsam, yazar da olsam, yine çıkarım için görmeye bile tahammül etmediğim bir adamla olmam. Başarı mı? İyiysen zaten gelir seni bulur. Olmadık zamanda beklenmedik bir teklif gelir çalar kapını. Kapım açık bu arada, hayır demeyeceğim kimseye. Geçenlerde bir işe hayır dedim şimdi ona üzülüyorum, böyle de iş koliğimdir.
21 Eylül 2017 Perşembe
Niye Ateşliyorsun Kanımı Şimdi?
Gök gürlüyor, evde yalnızım, bir korku işi aldım onu yazıyorum yani kendi kendimi korkutuyorum. Gölgeler dolanıyor evde, sürekli arkamı kontrol ediyorum. Herkes bir yerlere gitti lazım olduklarında olmazlar, aman gitsin dediklerinde dibinden ayrılmazlar zaten. Yenisi de şehir dışında eskilerden kimseyi başıma dert etmek istemiyorum ama korkuyorum arkadaş. Bildiğin biri olsun da yanımda sonrasını sonra düşünürüm durumundayım. Bu saatte de kimi bulayım, kim gelir? Nuri 'nin de gezeceği tuttu Bodruma bilmem ne etkinliğine gitti haspam. Bildiğin yalnızım ve korkuyorum yahu. Oysa ben güçlü kadınımdır, kaç yıldır da yalnız yaşarım ne olduysa bana. Cihan'ı bile aramayı düşündüm ama karısı falan yanındadır diye vaz geçtim, zaten taşındı o taaa karşıya Anadolu yakasına. Oraya taşınanlar benim için öldü gibi bir şey oluyorlar. Ne ben onlara giderim ne onlar bana gelir. Onlar gelir de gerçi ben gitmem, karşıdan biriyle de görüşmem. Aramızda koskoca deniz var. Ne yapayım derken Sarper'in bana dikişlerin sağlam mı? diye mesaj atan kardeşi geldi aklıma. Nasılsın, dese ne var ne yok yazsa hatta sinir olsam da nasıl gidiyor diye sorsa tamamdı da böyle beni dürten, libidomu zıplatan bir mesaj atınca aklıma takılmadı değil. Hayır, bir şeyler yaşayacak değilim yirmi yaşında olsam yaşardım o ayrı. O zamanlar kalktaklıkta zirvedeydim, nerede bir fırlama varsa ona aşık olur, en düzgün adamları olmadık kişilerle aldatırdım, bundan da acayip heyecan duyardım da geçti, yoruldum. Sarper'i kardeşiyle aldatmayacağım ama bu mesajlaşmayacağım anlamına da gelmiyor. Ne yapayım gök gürlüyor. Hem ülkenin yeni hali bu değil mi? Bizim seks hayatımız hava durumunu belirlemiyor mu? Hatta doluyu, kasırgayı, depremi falan.
-Dikişlerim sağlam ama yine de zorlama dedi doktor.
Aradan bir dakika geçmeden cevap geliyor.
-Aman dikkat et o zaman.
Bu salak cevapla bu gereksize cevap yazdığıma kızıyorum. Malın teki işte, ben de flörtleşmekten anlayan biri sanmıştım. Yasak elmaya uzanan bir Adem ama nerde, bildiğin bir öküz. Belki de o mesajı öylesine yazdı, flört jargonundan bi haber.
-Yalnız mısın?
Bakın bu sorunun da hastasıyım. İkincisi de uyudun mu? Ama yalnızı doğru yazdığı için gözümde kaybettiği puanına ekleme yaptım.
-Evet.
-Geleyim mi?
Yuh ne alaka ya!
-Ne sebeple?
-Korkuyorsundur gök gürlüyor ve yalnızsın. Seni bilmem ama ben korkuyorum ve yalnızım.
İşte size doğru hamle. Bir an etrafıma bile bakındım bu herif beni görüyor mu diye. Ben biraz hafif flört sularında mesajlaşır, yatar uyurum diyordum. Gelmeler falan bir de böyle medyumsu haller beni ürküttü ama hoşuma da gitti.
-Gelme.
Tek kelime çok şey ihtiva etmekte, anladı.
-İkimiz de aynıyız ama ayrı durmak zorundayız, peki gelmem.
Aynıyız derken; çapkınız, bizden adam olmaz, nerede yanlış varsa oraya çörekleniriz, fena halde güvenilmez insanlarız... bu liste uzar gider, hangisini kast etti anlamadım ve soramadım da. Ben senin kardeşinin sevgilisiyim ama!! klişesine de girmek istemedim belki de adamın derdi sadece sohbet ve arkadaşlık ben her şeyde bir oynaşma durumu arıyorum kim bilir.
-Ben o kadar da korkmuyorum artık.
Yazdım baktım cevap yok, yatmaya hazırlanırken bir çınlama.
-Benim seni gördüğüm günden beri ödüm kopuyor ama.
Gel buyur bu cevap bana verilir mi? Niye ateşliyorsun kanımı şimdi?
-Dikişlerim sağlam ama yine de zorlama dedi doktor.
Aradan bir dakika geçmeden cevap geliyor.
-Aman dikkat et o zaman.
Bu salak cevapla bu gereksize cevap yazdığıma kızıyorum. Malın teki işte, ben de flörtleşmekten anlayan biri sanmıştım. Yasak elmaya uzanan bir Adem ama nerde, bildiğin bir öküz. Belki de o mesajı öylesine yazdı, flört jargonundan bi haber.
-Yalnız mısın?
Bakın bu sorunun da hastasıyım. İkincisi de uyudun mu? Ama yalnızı doğru yazdığı için gözümde kaybettiği puanına ekleme yaptım.
-Evet.
-Geleyim mi?
Yuh ne alaka ya!
-Ne sebeple?
-Korkuyorsundur gök gürlüyor ve yalnızsın. Seni bilmem ama ben korkuyorum ve yalnızım.
İşte size doğru hamle. Bir an etrafıma bile bakındım bu herif beni görüyor mu diye. Ben biraz hafif flört sularında mesajlaşır, yatar uyurum diyordum. Gelmeler falan bir de böyle medyumsu haller beni ürküttü ama hoşuma da gitti.
-Gelme.
Tek kelime çok şey ihtiva etmekte, anladı.
-İkimiz de aynıyız ama ayrı durmak zorundayız, peki gelmem.
Aynıyız derken; çapkınız, bizden adam olmaz, nerede yanlış varsa oraya çörekleniriz, fena halde güvenilmez insanlarız... bu liste uzar gider, hangisini kast etti anlamadım ve soramadım da. Ben senin kardeşinin sevgilisiyim ama!! klişesine de girmek istemedim belki de adamın derdi sadece sohbet ve arkadaşlık ben her şeyde bir oynaşma durumu arıyorum kim bilir.
-Ben o kadar da korkmuyorum artık.
Yazdım baktım cevap yok, yatmaya hazırlanırken bir çınlama.
-Benim seni gördüğüm günden beri ödüm kopuyor ama.
Gel buyur bu cevap bana verilir mi? Niye ateşliyorsun kanımı şimdi?
10 Eylül 2017 Pazar
Dikişlerin Sağlam Mı?
-Testis kanseriymiş.
-Kim kız?
Nuri, elindeki kumaşı ve iğnesini bırakıyor. Gözlüklerini burnuna indirip merakla bakıyor. Bey efendi modacı olmaya karar verdi bütün gaylerde dikiş yeteneği olması da ayrı bir tez konusu. Ben ameliyat olup, yataklara düşünce benimle değil yalnız kursa gitmeye başladı. Zaten daha kurs dönemimiz açılmamıştı, biz Ekimde kurslara başlar sonra amaan çok s.kimde der sıkılır bırakırız. Ben ona eşlik edemeyince, o kursa gitmeye ve moda tasarımcısı olmaya karar verdi.
-Cem, Sarper'in kardeşi testis kanseriymiş.
-Ha iyi öldürmez o ama süründürür muhtemelen de çocuğu olmaz.
-Hemen de engin tıp bilginle olayı özetledin Nuricim.
-Demek ki baya kullanmış pipisini, iyi sevişiyordur o.
-O nereden çıktı?
-Çok kullanılmaktan olur o hastalık.
-Seni tıp ilmine alim seçmeliler harcanıyorsun burada.
-Tabii kızım çok kullanılınca ve o pipi her yere sokulunca, çeşit çeşit mikrop dolar sonunda da testis kanseri olurlar.
-Ölümcül değil diyorsun yani.
-Yok ya bir kaç doz kemo yer geçer. Benim arkadaş vardı ya Gökhan o da olmuştu iyileşti.
-Yakışıklı çocuk.
-Gökhan mı?
-Hayır Cem.
-Hayırdır?
-Ne hayırdır?
-Bakışını beğenmedim Shameless deki Fiona gibi sevgilinin kadeşine atlayacak hali var sende.
-Yuh Nuri verdiğin örneğe bak ya.
-Yalan mı? Aklın takılmış senin ona.
-Ne alaka yakışıklı dedim sadece. Bulaşmaz di mi?
-Bulaşan kanser mi var Marin?
-İyi.
-Acıdın veresin geldi di mi?
-Belki.
-Kalk ölçü alıcam. Kız kalksana!
-Tamam dur hemen kalkamıyorum dikiş yerim ağrıyor.
-Dikiş şakaya gelmez doğru almam lazım ölçünü. Bu iş de şakaya gelmez adamın kardeşi saçmalama da otur oturduğun yerde.
-Yok ya şaka yapıyorum zaten.
Tam bu cümlenin sonunda telefonuma Cem den mesaj geliyor: "Dikişlerin sağlam mı?"
-Kim kız?
Nuri, elindeki kumaşı ve iğnesini bırakıyor. Gözlüklerini burnuna indirip merakla bakıyor. Bey efendi modacı olmaya karar verdi bütün gaylerde dikiş yeteneği olması da ayrı bir tez konusu. Ben ameliyat olup, yataklara düşünce benimle değil yalnız kursa gitmeye başladı. Zaten daha kurs dönemimiz açılmamıştı, biz Ekimde kurslara başlar sonra amaan çok s.kimde der sıkılır bırakırız. Ben ona eşlik edemeyince, o kursa gitmeye ve moda tasarımcısı olmaya karar verdi.
-Cem, Sarper'in kardeşi testis kanseriymiş.
-Ha iyi öldürmez o ama süründürür muhtemelen de çocuğu olmaz.
-Hemen de engin tıp bilginle olayı özetledin Nuricim.
-Demek ki baya kullanmış pipisini, iyi sevişiyordur o.
-O nereden çıktı?
-Çok kullanılmaktan olur o hastalık.
-Seni tıp ilmine alim seçmeliler harcanıyorsun burada.
-Tabii kızım çok kullanılınca ve o pipi her yere sokulunca, çeşit çeşit mikrop dolar sonunda da testis kanseri olurlar.
-Ölümcül değil diyorsun yani.
-Yok ya bir kaç doz kemo yer geçer. Benim arkadaş vardı ya Gökhan o da olmuştu iyileşti.
-Yakışıklı çocuk.
-Gökhan mı?
-Hayır Cem.
-Hayırdır?
-Ne hayırdır?
-Bakışını beğenmedim Shameless deki Fiona gibi sevgilinin kadeşine atlayacak hali var sende.
-Yuh Nuri verdiğin örneğe bak ya.
-Yalan mı? Aklın takılmış senin ona.
-Ne alaka yakışıklı dedim sadece. Bulaşmaz di mi?
-Bulaşan kanser mi var Marin?
-İyi.
-Acıdın veresin geldi di mi?
-Belki.
-Kalk ölçü alıcam. Kız kalksana!
-Tamam dur hemen kalkamıyorum dikiş yerim ağrıyor.
-Dikiş şakaya gelmez doğru almam lazım ölçünü. Bu iş de şakaya gelmez adamın kardeşi saçmalama da otur oturduğun yerde.
-Yok ya şaka yapıyorum zaten.
Tam bu cümlenin sonunda telefonuma Cem den mesaj geliyor: "Dikişlerin sağlam mı?"
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Ötekiyiz Hepimiz
Bu ülkede kadın olmanın zorluğu ortada; ayrılmak istiyorsun öldürülüyorsun, istediğini giyiyorsun diye şiddet görüyorsun. Erkek egemen bi...
-
Engin diye bir arkadaşım var, ne zamandır yaşadıkları swinger deneyimini yazmam için ısrar eder durur. Ben de hazır zaman bulmuşken ya...
-
Pazartesi büyük randevu geldi çattı. Sabahın köründe yola çıktık Nuriyle neymiş sabah ezanından sonra görecekmiş hoca bizi sabahın körü ...
-
Dünden beri bir haber dolanıyor sosyal medyada; 46 yaşındaki kadın öğretmenle 17 yaşındaki sevgilisi ile ilgili. Kadının kocası şüphelen...





