Soru ve yorumlar için madammarin@gmail.com

6 Aralık 2014 Cumartesi

Shameless İan Çıtır Haz

 Shameless dizisi belki de şu dönemde severek izlediğim tek dizi. Yeni sezon yaklaştı, nihayet. Hem hayatın içinden hem de eğlenceli hem de bütün duygular tavanda dozda anlatılıyor. Shameless in İan'ı Cameron Monaghan ise ayrı bir izleme nedenim. Tamam dizide gay ama bu benim ondan hoşlanmamı engellemiyor aksine daha da perçinliyor. Gerçek hayatta karşıma çıksa kaçırmam yerim o ayrı.
Ama İan'ın Mickey'e öyle bir bakışı öyle bir aşık oluşu var ki. Bunu bir kızla yaşasa aynı etkiyi yapmaz, kalpleri en azından benim kalbimi böyle fethetmezdi bence. İan, gelsin bana da öyle baksın, tutkuyla öpsün, yüzünden gözünden aşk acısı aka aka konuşsun istiyorum. Çok şey mi istiyorum? Ona benzeyen bir çıtır da olur, neyse az kaldı yeni sezona bekle İan geliyorum...

4 Aralık 2014 Perşembe

Sınırsız Seks Yap ve Öl

 Doksanlar da filmler olurdu hani, gençlik filmleri. Başta herkes birbirine atlar sonra da cinayetler başlardı. Her şekilde rahatlamayı sağlar, kafa dağıtırdı bu aslında hiçbir şey anlatmayan ve vermeyen filmler.
Hayat öyle olacak sanırdın bu filmleri izleyince. Sınırsız seks yapacaksın ve biri gelip seni öldürecek. Ya da sen birini öldüreceksin. Öyle de olmadı mı? Sınırsız seks yaptık biri ya da bir kaçı bizi defalarca öldürdü. Öldük öldük dirildik. Yerlere yattık can çekiştik, sonra yine sınırsız sevişmelere daldık.
Doksanlar güzeldi, filmleri de güzeldi şimdikiler bir halta benzemiyor kısaca...

18 Kasım 2014 Salı

Doğum Günümü Unutan Sevgili Eski Sevgilidir Ancak

 Doğum günüm... Hayatımda olan, sosyal medyadan, reel hayattan tanıyan çoğu kişi yazdı, aradı, kutladı. Bir kişi hariç... Benim ex ötesi ex aşkım. Neden mi taktım bu kadar? Ben onun doğum gününü unutmadın, iki ay önce kutladım. O da benimkini biliyor üstelik, bilmiyormuş ya da çok da umurumda değilmiş gibi seninki de şu tarihti değil mi dedi. Sanki beni, bana ait olan her şeyi unutmuş gibi davranıyor ama en ufak hatıramızı bile hatırlıyor. Bu ne yaman çelişki usta, bu adam beni unuttu mu? Numara mı yapıyor? Tamam onu aldattım, tamam canını yaktım, tamam unutulmayı hak ettim. Ama ben onunkini unutmadım bunu da belli ettim. Nedir yani bir küçük tebrikten kaf dağındaki burnu mu düşecek. Ben de acı çektim, ben çok daha merttim bu ilişki de aman neyse ne, iyi ki doğdum be!

28 Ekim 2014 Salı

Romanım Çıkarsa Yayıncım Zengin Olur

 Ben de yazar olur kıçımın üstüne otururum. Şimdi de aynı yere oturduğuma göre ne değişecek?

18 Ekim 2014 Cumartesi

Bir Ölüyle Sevişmek

  Mehmet Pişkin... Sosyal medyada intihar notu bırakarak tartışma yaratan etkileyici adam. Haberim yoktu, nasıl kaçırdıysam görmemişim. Bir arkadaşım yazdı, Mehmet Pişkin'in videosunu izledin mi? diye. Hayır, o kim ki? İntihar etmiş, not bırakmış, izle çok etkilendim ben. Merak ettim, izledim elbette. Üzüldüm ama aldığı karara da saygı duydum. Ben intiharın anlamsız bulduğun bir sınavdan çıkıp, bir nevi boş kağıt vermek olduğunu düşünmüşümdür hep. Kız arkadaşım yazıyor, - Bu adamı tanımak isterdim. Tam aşık olunacak adam, etkiliyor, kapılmamak mümkün değil.

Evet, etkileyici. Kültürlü, entelektüel, yakışıklı da. Ben de tanımak, sohbet etmek isterdim ama artık mümkün değil. Belki ruh çağırarak sohbet edilebilinir ki ben ona da inanmam.

- Onunla sevişmek isterdim. Diyor arkadaşım. 
- Ama ölmüş, yani imkansız artık.
- Ne yazık ki öyle. Gördüğümden beri onu düşünüyorum.

Bizimki fena çarpılmış, asla tanışamayacağı adamla aşk yaşamak ve sevişmek istiyor. Neden istiyor çünkü bu gizemli adam imkansız oldu. Başka bir boyutta artık. Ben eminim ki gittiği yer, buradan çok daha iyi, kararına saygı duymaktan başka söyleyecek bir şey de yok. Hayatta olsaydı ve kız arkadaşım onunla tanışmış olsaydı belki hiç etkilenmeyecekti belki de dediği kadar etkilenecekti bilemiyorum. Ben yine de bu intihar videosundaki halinin, sesinin ve söylediklerinin büyük etkisi olduğunu düşünüyorum. İtiraf edeyim ben de etkilendim, yaşadığı aşklardan ve hayatına giren kadınlardan bahsederken ama benimle tanışmadı, aşk yaşamadı, sevişmedi dedim. Çoğu kadın da bunu düşünmüştür eminim. Beni sevseydi, tanısaydı aynı seçimi yapar mıydı diye. Ya da onunla sevgili olmak nasıldı acaba diye merak etmiştir, ben de ettim. Ne kız arkadaşım ne ben bunun cevabını asla öğrenemeyeceğiz orası kesin.
Evet, hiç karşılaşamayacağız onunla, sevişmek ise en azından bu boyutta imkansız, kısmet aynı yere denk gelirsek bir gün bir zaman bir yerlerde belki...

16 Ekim 2014 Perşembe

Sevgilin Geçmişini mi Sordu Geçmiş Olsun

 Neva diye bir filme denk geldim. Ben pek yeni yapım Türk filmi izlemem ama bunun bir yerine fena takıldım. Oğlan sevgilisine soruyor, o adamla yattın mı? kız da diyor ki hayır sadece uyuduk. Neden onunla oldun? Sevilmek ve sevmek istediğimden ama bir şey olmadı.

Bu sahne beni geçmişime götürdü. Kızın ne hissettiğini kelimesi kelimesine tarif edebilirim. Birincisi bu çok çaresiz bir yalan ki doğru olsa bile adam ona inanmayacak. İkincisi kız adamı öyle seviyor ki eh sana ne geçmişimden? Senden önce ne yaşadığım seni ilgilendirmez diyemiyor. Ben de diyememiştim. Onun yaptığı gibi saçma sapan cevaplar verdim. Bir sevgilimi öğrenmişti, bu filmde de oğlan kızın eski sevgilisini öğrenip ona takıyor kafayı. Benimki de benim eskiye takmıştı. yattınız mı da yattınız mı? Hayır tavla oynadık, tabii ki yattık. İki sevgili sevişmez mi? Bu ne saçma bir mantık ve soru. O zaman biz neden sevişiyoruz. Senden sonra hayatıma girme ihtimali olan kişi de bunu mu soracak bana?

Sevgiliniz, eski defterleri karıştırmaya başladı mı ne cevap verirseniz verin, durumu toparlayamazsınız. Yalan söylesen bir dert dürüst olsan daha büyük dert. Hadi birini bıraktı, kabullendi artık sormayı kesti, hoop olmadık birinden ya da bir yerden başka birini öğrenir. Hele grup falan takılmış, hadi bir çılgınlık yapayım dünyaya kaç kere geliyorum ki dediyseniz ve bunu öğrendiyse zaten ne deseniz nafile. En iyisi kolama ilaç koymuşlar, hatırlamıyorum demek. Bu durumda ben buyum, bu da geçmişim. Deşme ben de seni deşerim ama insan aşıkken kaybetmemek için ne diyeceğini ne yapacağını bilemiyor. Rahibe olsaydım da el sürdürmeseydim diyor ki bu daha da saçma. Ona ne hakikaten geçmişimden, o zaman o yoktu ki. Gel de anlat. Kısaca sevgilin geçmişini mi sordu? Geçmiş olsun arkadaşım.

15 Ekim 2014 Çarşamba

Bu Tarz da Benim İşine Gelirse

 Kuaföre gittim, saçlarım yıkanacak, fön çekilecek. Kuaförüm Barış, yanıma geldi, pantolonunla saatin ve rujunun rengi uyumlu olmuş Madam Marin ( tabii o gerçek adımı söyledi.) dedi.

- Botlarım da aynı renk bak. Deyip ayaklarımı uzattım. Bu arada hepsi mordu, dudaklarım mor değil vişne çürüğü idi ki bana bu renk çok yakışır. Barış, baş parmağını kaldırıp, tarzsın dedi. Önce anlamadım meğer öyle bir yarışma varmış. Jürülerinden biri nette şekilden şekile sokulmuş, çok da şirin olmuş. Merak ettim açtım izledim. Aman o ne, bir grup kız, bir tanesinin üzerine saldırmış, kameralar olmasa parçalayacaklar.Neden mi? Nedeni yüzyıllardır değişmeyen ama hep başka kılıfların uydurulduğu bir neden çünkü o kız diğerlerinden daha güzel.

Bahsettiğim kızın adı Nur, ona saldıranların başında gördüğüm kadarıyla Ayşegül ve Tuğçe adında iki kız bir de sarışın ne olduğunu anlayamadım adı sanırım Ayşenur olan (ki o görüntüyle bu isim ne alaka o da ayrı konu) bir kız var. Tarzsın tarz değilsin, oraya giderken bu giyilmez, içeride bize böyle davranıyor da burada rol yapıyor. Herkes onu masum sanıyor seviyor ama asıl iyi ve ezilen taraf biziz diye serzenişte bu kızlar.

Çemkirmenin de laf sokmanında, tarz olmanın da bir tarzı vardır. Mahalle karısı olmakla, zekice laf sokmak arasında da ince bir çizgi. Ne yazık ki çoğu yarışmacı hatta bazen sunucu kadın da bu çizgiyi fazlaca geçiyor. Sunucu neredeyse yarışmacıları dövecek tabii kendi tuttukları hariç. O çirkef olanlar da nedense sunucu ve bir jüri üyesi tarafından fazlaca tutuluyor, en azından ben öyle gördüm.

Meselenin özü; Nur isimli kızımız oturmasını kalkmasını, konuşmasını biliyor, mahalle karısı moduna geçmiyor kulisi bilemem. Diğerleri hem son derece basit konuşuyor ve davranıyor hem de izleyeni rahatsız ediyor. Tekrar ediyorum asıl saldırı nedeni güzel ile güzel olmayanın savaşı. Ben güzelliğin göreceli olduğuna inanırım ama burada açık ara bir fark var. Sadece görüntü değil güzellikten kastım, davranış, konuşma, duruş, bir bayanı tarz yapan öncelikle kalitesidir.

Tarz olmak sadece uyumlu ve şık giyinmek değil, duruşuyla, hanım efendiliğiyle, konuşmasıyla bunu göstermektir. Yoksa parası olan, style yardımı alan herkes tarz olabilir. Ben de bazen çok sert ve ters konuşurum ama tarzım bellidir öyle de olmalıdır kimse kusura bakmasın sonra ekranda ağlamasın. Bu ne biçim yarışa yahu.

Ötekiyiz Hepimiz

   Bu ülkede kadın olmanın zorluğu ortada; ayrılmak istiyorsun öldürülüyorsun, istediğini giyiyorsun diye şiddet görüyorsun. Erkek egemen bi...