Soru ve yorumlar için madammarin@gmail.com

22 Mayıs 2017 Pazartesi

Stavros'u Çavuşu Tokatlarken Yakaladım

 Geçen gün kuzenim Stavros'u mastürbasyon yaparken yakaladım. Hiç böyle bir duruma denk gelmemiştim, ne yapacağımı şaşırdım. Bu çıkartmış küçük Stavros'u okşuyor, karşısında laptopu bir kadın bir erkek halvet olmakta; ben de bir ekrana bir de bununkine baktım ve şaşkınlıktan "ne yapıyorsun?" dedim. Çavuşu tokatlıyorum diyecek hali yok ya, hemen kapattı laptopun kapağını, ufaklığı yerine soktu; ben hala şaşkınca bakıyorum dön git işte değil mi ama şaşırdım.

Bu da hemen toparlandı, pardon dedi, aldı laptopunu odasına gitti. Evde yalnız ya iyice rahatlamış garibim benim erken geleceğimi tahmin edemedi. Ben neyse de ya bunu bu halde Minel görseydi. Abartısız gider üzerine otururdu. Zaten kızın başına vurmuş durumda. Ben de kuzenime yan gözle bakacak değilim de baya bir iyi görünüyordu yalan söyleyemeyeceğim. Bir de anlamadığım Stavros'un hatun bulma sıkıntısı yok, biliyorum bizim apartmandakileri bile götürdü ne diye mastürbasyonla zaman harcıyor ki? Hem de çok sıkıcı bir sahneyle tahrik olmuş; kadın adama girerken aman ne ilginç. Bence porno yapmadığını, sana uzak olanı, biraz da uç şeyleri izlemektir. Yoksa rutin yaptığın bir olayı izleyerek neden tahrik olasın, ben şahsen olmam. Grup falan olsa neyse bir kadın bir adam... Böyle düşünüyoruz çünkü artık normal şeyler ilgimizi çekemez oldu. İnternetin aklımıza gelmeyeni karşımıza getirmesiyle cinsellik anlayışımız da değişti, tabular kalktı. Uçlarda yaşamayı normal algılamaya başladık. Stavros haklı aslında klasik porno eskiden buydu. Şimdi asıl mesele Stavros'la göz göze gelmemeye çalışmak ikimiz de utanç içinde kaldık. Minel hala evlenemedi. Kızlık zarı hala yırtık ama bana iyi kız olduğunu ve bu kez paramın boşa gitmeyeceğini ıspatlamak uğruna kimseyle görüşmüyor, bu yüzden de duvarlara tırmanıyor.
Stavros da gidecek ve kalacak bir yer bulamadı. Kısaca ben daha çok basarım bunları kendilerini tatmin ederlerken.

13 Mayıs 2017 Cumartesi

Sevgilin Var Anladık

 Sevgilin var anladık. İnstagrama yüklemiş altına da my love yazmışsın. İngilizceye bu kadar meraklsın madem oturup öğrenseydin de biz iletişim kursaydık. Ya da yaşadığın ülkede iki kelam etmeyi öğrenseydin o da yok Marin'le flörtleşmeye kalkıyor sonra da nece konuşacağız biz. Hayır mimikler, ifadeler, vücut dili de bir yere kadar gerisi gelmiyor ki. Bir de aynı iş yerinde olmanın verdiği bir baskı, yanımızdan ayrılmayan bir çevirmen derken bu işten umudunu kesen ben, başka limanlara yelken açtı bu da gitmiş aynı uyruktan olduğu bir kız bulmuş, aman ne yaratıcı. Zaten onlardan çok tatmış ve yaşamışsındır, sen hiç Türk kadını çarpması yaşadın mı? yaşamadın. Hele benim gibi melez bir ırkla aşk yaşadın mı? Hayır. Yaşasaydın, tutku nedir, neleri göze aldırır bilirdin. Gidip güvende olacağın memleketlinle ilişkiye başlamazdın. Tamam ben de çok uğraşmadım da ben mi koşayım peşinden, sen uğraşacaksın. Ben bile o saçma dilinde selamlaşmaları ve basit cümleleri öğrendim sende anca merhaba, nasılsın? dahası yok. Whatsupda da translate İngilizcesi ile dert anlatma çabası olunca, bizim iş de olmadı tabii.
Gerçi bazı durumlarda dil de o kadar önemli değildir, sen beni atsaydın bir şekilde evine konuşmamıza da çok gerek kalmayacaktı ama o cesaret de yok. Neyse olmadı, sen kendi türüne gittin ben kendi türüme değil, ben tür ve ırk kısıtlaması yapmam, beni dil, din, ırk farkı durdurmaz.
Ayrıca bence hiç yakışmamışsınız. Kıskanmak mı? Ben mi? Yok canım...

12 Mayıs 2017 Cuma

Hamile Kalamayanlara Hiçbir Yerde Duyamayacakları Kesin Çözüm

 Çocuğu olmayan bir arkadaşım vardı. Her yolu denediler, önce aşılama sonra tüp bebek... Bir kez de değil defalarca. Hem psikolojik olarak hem de maddi olarak sarsıldılar. Bakıldığında iksinde de bir sorun yoktu; arkadaşımın yumurtaları iyi sağlam, eşinin de spermleri yeterli ve hızlıydı ama bir türlü çocukları olmuyordu. Danışmadıkları doktor, danışman, psikolog hatta enerji uzmanı kalmadı ama çocukları olmadı...

Bir gün geldi Cihangire, gittik meşhur çay bahçesine sohbet ediyoruz. "Marin biz boşanacağız galiba, bu çocuk meselesi çok büyük sorun açtı ilişkimizde, sevişmelerimiz de hep görev icra eder gibi."
Diye dert yandı. Başkası olsa ah vah üzülme kısmet der yollarım ama kız orta okuldan beri arkadaşım. Birlikte okulu az kırıp oğlanlarla buluşmaya İstiklal'e kaçmadık.
"Görev gibi yapılan seksten ne zevk alacaksın ki bir de hamile kalasın." Dedim
"Artık hep böyle yapıyoruz."
"Olmaz isteksiz seksten çocuk da olmaz orgazm da. Zaten heyecan yoksa hormonların çalışmaz, hormonsuz da ne çocuk olur ne keyif. Ben doktor değilim bilmem ama suni yöntemlere zaten karşıyım. Orada iyice geriliyorsundur tutacağı varsa da tutmuyordur."
"Öyle geriliyorum da ne yapayım?"
"Başkalarıyla seviş."
Bunu duyunca şaşırdı ama güldü de.
"Delisin Marin."
"Evet deliyim ama ciddiyim de. Git seviş birileriyle şu ölen hormonların canlansın, biraz heyecan yaşa sonra git kocanla seviş, bence işe yarar. Yalnız kaçamak yapacağın kişiyle olurken mutlaka korun."
O gün bana güldü, keyfi yerine geldi ama aklına da yatmış olacak ki aradan abartmıyorum iki ay geçmeden beni arayıp iyi haberi verdi; hamileydi... Telefonda heyecanlı heyecanlı anlattı.
"Senin sayende hamile kaldım, seni dinlemesem hala kalamazdım. Aynı gün öğlen biriyle akşam başkasıyla seviştim. Ertesi gün de eşimle korunmadan birlikte olduk ve o birliktelikten hamile kaldım."
"Ben sana demedim mi, heyecan ve canlanan hormonlar spermleri yumurtana kilitledi."
"Senden profesör olması lazım harikasın."
"Yok canım ben sadece mantık yürüttüm, hadi hayırlı olsun canım."
Kocası da çok mutluymuş karısı hamile kaldı diye. Evet yöntem biraz tek eşlilik karşıtı olabilir ama sevişme istekli ve şehvetliyse sonuç alınır. Her işte de bu böyle değil mi zaten? istemeden, öylesine yapılan hangi işten verim alınmış ki seksten alınsın.

Bu yöntemi hiçbir tv programında duyamaz, asla bir doktordan tavsiye olarak alamazsınız ama işte Madam Marin sizler için yazıyor. Çocuk olamama sorunu yaşıyorsanız, cinsel hayatınızı renklendirin, heyecan katın, ille başkalarıyla kaçamak yapmak zorunda değilsiniz ama başka çare yoksa bunu da deneyin göreceksiniz çocuk gelecek, en azından eğlenmiş olacaksınız bu da bir şey.

11 Mayıs 2017 Perşembe

Rus Musun Marin?

 Rus kadınların belirli bir görüntüsü var mı bilmiyorum, hiç ilgimi çekmedi ama ben kendimi bildim bileli birileri tarafından Rus'lara benzetildim. Saçlarımı koyu yaparım ki doğal rengi bu zaten Rus gibi olmuşsun derler, arkaya tararım aynı Rus, kahkül bırakırım Ruslara benzemişsin, kızıl yaptım tam Rus olmuşsun dediler. Bu yorumlara alıştım aldırmıyorum. Bana göre Rus kadınları hep çok uzun boylu ve kusursuz vücutluydu ben şahsen öyle değilim. Kısa boyluyum, göğüslerim ve kalçalarım da büyük yani aslında tipik Yunan- Akdeniz kadın özelliği taşıyorum ve elbette yoğun olarak da Türk. Gelin görün ki, bu yorumlar hiç bitmedi. Ben de zamanla benim ölçülerimde Rus kadınları görmeye başladım. Özellikle Tatu grubundaki siyah saçlı kız benzer gibiydi, tabii ben daha beyaz ve daha kıvrımlıydım. Açıkçası hangi ırka benzediğimin üzerinde de durmadım. Bir yere gidip oturduğumda etraftaki Rus kadınları gelip bana grujda burujda demeseler çok da üzerinde durmazdım ama bunlar baya baya beni kendilerinden sanıp iletişim kurmaya çalışıyorlardı. Parkta, gittiğim tatil beldelerinde, oturduğum kafelerde, havaalanı free shopta. Özellikle alış veriş yerlerinde satıcılar gelip Rusça konuştular ben de Ben Türküm! dedim. Rus hatunlara da i m not Russian Turkish Turkish deyip durdum. Burda değinmek istediğim esas konu, birbirlerine olan bağları. Ülkemizde bir Rus kadın başka bir Rus kadını görünce hemen gelip konuşuyor, belki yardımlaşıyor. Biz yurtdışında birinin yanına gidip sen Türk müsün aaa ne güzel dedik mi? Demişizdir ama sadece görüntüye bakıp bu kanıya varıp değil, konuşmasını duyup emin olduktan sonra. Bunlar görüntüden bile bu sonuca ulaşıp hemen bir araya geliyorlar. Yabancı bir ülkede birbirlerine sahip çıkıyorlar. Ben bu özellikleri yüzünden Rus kadınlarını taktir ediyorum açıkçası. Her ne kadar gruj muruj ne diyorlar anlamasam da artık benzetildiğim bu ırktan kısaca Rus'lara benzetilme klişemden rahatsız olmuyorum. Hangi kadın başka bir ülkede başka bir kadının yanına gelip bizden misin diye iletişim kurmaya çalışıyor ki.

8 Mayıs 2017 Pazartesi

Kedime Laf Söyleyen Erkeklere Son Uyarım!

 Evime gelip, benimle sevişme ayrıcalığına nail olmuşsun daha ne istiyorsun? Belanı mı? İlle benim içimdeki şeytanı dışarı çıkartacak, sonra da Marin amma tersmişsin diyecek. Tersim tabii, tersim de pistir üstelik görmek istemezsin. Edebinle otur, saygılı ol geldiğin eve ve ev ahalisne. O tüy döküyor, giysilerime tüyleri yapışıyor dediğin kedi senden bin kat değerli. Sen gidersin ama o kalır hayatımda. Uzaylılar istila etse o an ve sorsalar bu herifi mi alalım kedini mi diye; alın herifi ne yaparsanız yapın bana ne derim. Sen kalkmış utanmadan "kapıyı kapat da yatak odasına gelmesin, giysilerime çıkmasın, tüy alıcı rulodan var mı? Yine üstüm başım tüy oldu..." Diyemezsin. Haa diyorsan Marin benimle neden artık görüşmüyorsun? demeyecek, kös kös hayatımdan sekter olup gideceksin.

Ayrıca ben sana diyor muyum? "Pipinin etrafında kıllar var, yatağıma döküldü, ıy iğrenç ki evet tabii ki iğrenç. Vücut kılların ayrı iğrenç. Kılsızlara lafım yok da madem kıllısın alacaksın, ben de senin kıllarından rahatsız oluyorum. Kedilerin ve köpeklerin böyle bir şansları yok. Zaten doğaları tüylü ama sen madem hayvan olmadığını iddia ediyorsun, kıllarını alacak, kendine bakacaksın, yoksa benim evimdeki senden on kat daha temiz hayvana laf etmeyeceksin.

Kirli donuyla gelip de kedime laf eden kendini bilmezler, kolunuzdan tutup kapı dışarı edilince, bir daha görüşmeyince "acaba çok mu kötüydüm, beni mi beğenmedi?" diye düşüneceğinize önce geldiğiniz evin kurallarına ve içindeki canlılarına saygı duymayı öğrenin. Kız arkadaşınızın kedisine köpeğine laf söylemeyin, yoksa elinizde kalır düşünürsünüz ne oldu diye. Bir de o mu ben mi? diye bir soru sormayı aklınızdan bile geçirmeyin tabii ki o, sen de kimsin benim kedim yanında değersiz kıl yumağı defol şimdi evimden!

7 Mayıs 2017 Pazar

Ölümsüz Bir Ölümlü

  Geçen hafta tanıdığım biri öldürüldü... İlk kez tanıdığım biri öldürüldü. Hep başkalarının başına gelir ya da filmlerde olur gibi gelirdi böyle şeyler ama baya baya yakınımdaki birine oldu işte. Beraber iş yaptığım, sevdiğim ve saygı duyduğum biriydi. Çok detaya giremiyorum ama inanılmaz etkilendim. Günlerce kimseyle konuşmadım, iştahım kesildi, sessiz ve içine kapanık bir hale geldim. Ben ki zaten ölümü algılamakta zorlanıyorum bir de bu ölüm, bu şekilde olunca,  biri gelip başka birinn hayatını sonlandırınca daha da anlaşılmaz ve inanılmaz geldi.

Kimin kimi öldürmeye hakkı vardı ki? Kimsenin...

Hayalleri yarım kalmış bir adam. Sevenlerinden koparılmış bir yürek...

Ben sadece üzülmekle, kabuğuma çekilmekle yetindim ama korkmadım, yılmadım. Cesur biriydi inandığının ardından gitti. Ben de yazarken ve yaşarken korkmuyorum. Biri beni böyle kalleşçe öldürmeye kalkarsa belki kendimi koruyamam ama yaptıklarım ve yazdıklarım arkamda kalır.

Ölümsüz olmak bedenen değil düşüncelerle, yaptıklarınla, kaç kişide iz bıraktıınla ilgilidir.

O ölümsüzdü benim için, umarım ben de sizin için ölümsüz olmayı başarabilirim.

Aziz Nesin'in Manevi Kızını Nasıl Bozdum?



 Aklıma nereden takıldı ya da geldiyse bir anımı anlatayım size dedim. Bu saçma anım çok da önemli olmasa da siz sevgili, güzel, akıllı ama etrafındaki pislik kıskançlarla uğraşmak zorunda kalan bayan okurlarıma yakın gelecek, ben de buna benzer olaylar yaşadım diyecekler eminim.
Yıl ikibinlerin başı daha mini mini bir çıtırım, şimdiki kadar dikenli değilim, hatta sessizim. Evet, ben şaka gibi. Bir çocukla çıkıyorum karakter sıfır, kendine güven yerlerde ama tipi iyi. 

Cerrahpaşa’da nedense birini ziyarete mi gittik nedir orada yemekhanede yemek yiyoruz. Nedenini bilmiyorum, benim salakla nereden tanışıklar şimdi onu da hatırlamıyorum Aziz Nesin in evlatlık kızı olduğunu iddia eden bir kız oturdu yanımıza ve benim tipten başka bir şeyi olmayan eziğime asılmaya başladı. Asılıyor derken abartmıyorum neredeyse benimki ufaklığını çıkartsa ki pek de ufak değildi hakkını yemeyeyim şimdi, üzerine oturup zıplamaya başlayacak. Ben de bir ara konuşmaya dahil olmak istedim ama sizinle konuşmuyorum gibi bir şey söyledi ben de gülüm sustum. Kız o kadar çirkindi ki zaten bu tepkisine masadaki herkes güldü. Yani bariz beni çekememe ve kıskançlık akıyordu üzerinden. O kızı yıllık abazanlar bile becermezdi o yüzden zerre kıskanmadım. Benim ezik biraz konum meraklısıydı, konumu iyi olan kadınlara saygı duyardı, bununla da sözde manevi babası yüzünden konuşuyordu, hesapta kibarlık yapıyordu ama kız o derece çirkindi ki benimki bile dayanamadı. 

Hatırladığım kadarıyla, şişko, kısa boylu, siyah küt saçlı, kalın çerçeve gözlüklü ve inanılmaz negatif enerjili biriydi. Yanımda oturan ortak arkadaşımız olan genç çocuk bu çirkin çirkefin beni terslemesine bozuldu ve bir şey demeyecek misin dedi? Ben de duyulur şekilde “Aynaya baktıkça acı çekiyordur zaten.” Dedim ve gülüştük. Tabii ki duydu ve tabii ki onu kast ettiğimi anladı. Benimki onu becermedi, hatta sohbeti kesti çünkü dedim ya o da ayrı bir ezikti. Neden dalga geçildiğini anlayınca kızla muhabbeti kesti. Onu biri becerdi mi hayatı boyunca, parayla mı birini tuttu, gerçekten Aziz Nesin in manevi kızı mıydı, uydurdu mu? Eğer öyleyse adamdan hiç mi bir zekâ kıpırtısı kapamadı da bu kadar zavallı oldu bilemem bir daha görmedim.

Bu tip kadınlar karşınıza çok çıkar. Ya içlerindeki kıskançlık irinini çok fazla tutamaz böyle dökerler ya da biraz zeka kıpırtıları varsa politik davranıp laf sokmaya çalışırlar. Size naçizane tavsiyem nerede ve kiminle olursanız olun mutlaka cevabını verin. Direk yüzüne söylemenize gerek yok, öyle bir denk getirin ki oturduğu yere mıhlansın. Zaten sizi kıskandığı için o halde aslında bunları hiç sallamamak gülüp geçmek en iyi intikam emin olun kimse sallamıyor diye bu haldeler ama içinizde kalmasın yine de verin ağzının payını. Kimse benim okurumu kızdıramaz tabii beni de…

Ötekiyiz Hepimiz

   Bu ülkede kadın olmanın zorluğu ortada; ayrılmak istiyorsun öldürülüyorsun, istediğini giyiyorsun diye şiddet görüyorsun. Erkek egemen bi...