Soru ve yorumlar için madammarin@gmail.com
Serenay Sarıkaya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Serenay Sarıkaya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Mayıs 2024 Perşembe

Kimler Geldi Kimler Geçti

 


 Kimler Geldi Kimler Geçti… Benim hayatımdan değil oralara hiç girmeyelim.  Netflix’teki diziden bahsediyorum. Serenay Sarıkaya’nın Leyla karakteri ile tek derdi doğru ilişki bulmak olduğu diziden. Bu arada ciddi bir şef flörtü isteği doğuruyor dizi, benim de aklımda yok değil.

Ayşe Özyılmazel’i tanıyanlar bilir uzun süre büyük bir gazetenin köşe yazarıydı. O dönemde de kendisini Sex And The City’nin yerli Carrie’si sanıyordu. Öyle de yaşadı, bu ülkede! Ben de şahsen Samantha’yı kendime idol seçtim ve öyle yaşamaya çalıştım diyelim neyse.  Ayşe yaptığı evlilikle tepetaklak olunca Carrie olmadığını, burada olunamayacağını anlamış olmalı diye düşünüyordum ki dizinin writers room’un da yazarlık yaptığını görünce yanıldığımı anladım. Onun kafa hala doğru ilişki arayan, başka derdi olmayan kadın modunda kalmış. Bir yakını ölememiş, ölümcül hastalıkla sınanmamış, onu popüler yapan gazete köşesinden olmak en büyük darbesi olmuş, söylemek istedikleri içinde kalmış.

Öncelikle bir kadın olarak bizim burada aradığımız şey; en uyumlu olduğumuz ve âşık olunacak erkek değil. Bizi öldürmeyecek erkek. Ondan sonra diğerlerine de bakarız. Elbette sadık olsun, yakışıklı olsun, iyi bir kariyeri olsun, sekste bizi hayalara uçursun… Bunlar da gerekli. İstediğimiz dekolteyi giyip rahat rahat dolaşırken peşimize bir mülteci takılıp bize tecavüze yeltenmesin ve kesmesin derdindeyken sex and the city modunda yaşanmıyor maalesef. Hayaller öyle ona sözüm yok ama gerçekler buna engel. Yaşadığımız ülke özgür kadın ülkesi değil, keşke olsa da bizim de tek derdimiz ah ben aşkı bulamıyorum, güvenemiyorum, yanılıyorum, bir narsiste tutuldum yine olsa. Bizim endişemiz narsist değil ki narsisti ben çiğner, tükürürüm neler gördüm yaşadım düşün işte.

Anne babasının büyük aşkını kendisine örnek almış, onu arayan Leyla’nın aslında babasının kadından kadına atladığını öğrendiği an da Ayşe Özyılmazel’in babası Neco ile annesi Oya’nın durumuna gönderme. Kadının başka travması yok çünkü. İlişkiler neden yalan, ben neden doğru kişiyle karşılaşamıyorum? Doğru kişi yok ki! Sadece karşı cinste değil, arkadaşlarda da yok. Leyla karakteri de bunu deneyimliyor, finalde güya bulduğu doğru adam iki kadının bu narsistir diye ciyak ciyak bağırdığı kişi. Zengin ve belli ki yatakta iyi, o yeter. Leyla köpeği ile kendi yoluna giderken en sevdiğim sahne oldu diyebilirim, kendi başına güçlü kadın olmak çok daha anlamlıydı.

Bu dizide Leyla’nın dayısı Can’ı da gay ama belli etmiyor olarak da olsa bu şekilde yazmak ve çekmek de cesaret işiydi, tebrikler. Eşcinsel ilişkiyi ima edene bile büyük tepkiler doğarken böyle çaktırmadan vermek iyiydi, o kadar çakmadılar ki bahsi bile geçmedi, gerçi yan karakterlerdi ama olsun yine de anlasalar atlarlardı.

Benim de derdim bir zamanlar Carrie gibi olmaktı, sonra çarenin Samantha olduğunu çözdüm şimdi kafam rahat. Doğru kişiden çok önce can güvenliği dediğimiz bir ülkede yaşarken sahilde öpüşe öpüşe eş değiştirmeli bir hayat gerçekten güzel olurdu da işte hep tetikteyiz. Bizi bu hale getirenler utansın.

19 Haziran 2017 Pazartesi

Madam Marin'den Fi Yorumu

 Çok popüler durumda ya malum Fi dizisi, ben de iki kelam edeyim madem hakkında ne de olsa ben de izliyorum. Sevdiğim kısımları; çekimler, renkler, görüntüler ve oyuncular çok iyi. Konu ehh çok da matah değil aslında ama izleniyor mu izleniyor. Puhutv de yayınlandığı ve süresi kısa olduğu için gereksiz uzatma sahnelerle zaman doldurmuyorlar, o yüzden de ne anlatılmak isteniliyorsa direk anlatılıyor. Sansürsüz olduğundan öpüşme, sevişme, yakınlaşma sahneleri ve öfke nöbetleriyle, kavga sahneleri çok daha gerçekçi. Sezon finalindeki Serenay Sarıkaya ile Ozan Güven'in sevişme sahnesi, özellike Ozan Güven'in  o kadar peşinden koşmuş, kafayı tamış, sonunda ulaşmış adam olarak oynadığı her an çok iyiydi. İtiraf ediyorum biri bana o şekilde kafayı taksa sırf çok iyi sevişir kesin diye bile birlikte olurum. Bir de dizide mafyavari bir amca var Sadık Murat Kolhan, kısaca SMk ona bayıldım. Ne Ozan Güven ne de tüm taşlığıyla Mehmet Günsür değil, ben dahil bütün kadın izleyicilerin hayallerini o süslüyor emin olun.

Gelelim sevmediğim kısımlara; cep telefonumdan izlediğim için Nuri'ciğimle oturup izleyemiyor ve yorum yapamıyoruz. Puhutv ye cv gönderdim, biri cevap verdi ama ayıp olmasın mesajı. Oturun hayatımı dizi yapın, Fi den çok izlenmezse ne olayım. Sansür sıkıntınız da yok nasıl olsa. Hem bende ne hikayeler var, ayrıca hazır bir okur kitlem de var onlar izler ama yok dönen yok peh.
Ayrıca yazarı sırf Yahudi diye bu kadar tuttu bu kitap, Akilah'ın anlamını araştırın da görün, sanki yazılmamış bir konu yazdı da ünlü oldu. Hangi dünyada yaşıyoruz, görün. Biz Türk-Yunan kırmalarının hiç mi şansı yok? Hem ben daha güzelim, konuyla ilgisi yok ama söylemek istedim. Dediğim gibi dizinin konusu çok matah değil ve buram buram Black Swan kokuyor ama oyuncular iyi, yapım şirketi Ay yapım, çekim çok iyi, kısa sürmesi az reklam olması iyi. Berrak Tüzünataç'ı popüler ünlülerle beraber olan bir kızcağız zannedeken gördüm ki o da rol yapıyormuş ve maskülen hava çok da yakışıyormuş, bu dizide iyi olmuş. Finaldeki insan insan şarkısı ve ona ses veren tiz ses de çok iyyidi bunun  için Fazıl Say'ı tebrik ediyorum. Bazı arkadaşlarım sesin benim olduğunu sanıp beni aradılar, sen mi söylüyorsun diye benim sesim de öyle tizdir ama hiç şarkı söylemedim, evim hariç. Neyse Puhutv uyuma Madam Marin'i bul! Yoksa çok da FiFi

Ötekiyiz Hepimiz

   Bu ülkede kadın olmanın zorluğu ortada; ayrılmak istiyorsun öldürülüyorsun, istediğini giyiyorsun diye şiddet görüyorsun. Erkek egemen bi...